Zayıf Hadisin Hükmü Hadis Usulü Online Oku

43371


Zayıf Hadis
in
Hükmü:

 

Hadis âlimleri, zayıf hadisle amel edilip
edilemeyeceği konusunda üç görüş ileri sürmüşlerdir.


1)

Hiçbir konuda zayıf hadisle amel edilmez. Yahya b. Maîn’den nakledilen bu
görüşü, Buhârî ve Müslim’in yanısıra İbn Hazm, Kadı Ebû Bekr İbnu’l-Arabî ve Ebu
Şammetu’l-Makdisi gibi İslam alimleri bu görüştedir. Buhari ve Müslim’insahihlik
şartları, sahihlerinde hiçbir zayıf hadis bulunmamasının bunu gösterdiği
söylenmiştir.


2)

Her konuda zayıf bir hadisle amel edilebilir. Ahmed b. Hanbel ve Ebû Dâvûd
“zayıf hadis re’y, yani kıyas yoluyla ictihadtan daha iyidir” diyerek bu görüşü
tercih etmişlerdir. Ancak bu alimler zayıf hadisle amel edilebilmesi için
konusunda başka herhangi bir rivayetin olmamasını şart koşmuşlardır.


3)

Bazı şartları taşıması hâlinde, akait ve ahkâma ait olmaksızın va’z, amellerin
fazileti, kıssa gibi konularda şartlı olarak zayıf hadisle amel edilebilir.

Hafız İbn Hacer el-Askalânî (v.852/1448) bu
şartları şöyle sıralar:


a)

Zayıf hadis, akait ve ahkâma ait olmayıp fedail gibi bir konuda olmalıdır. Bu
şart üzerinde bütün alimlerin ittifakı vardır.


b)

Zayıf hadis, yalancı, yalancılıkla itham edilmiş veya fuhş-u galat (çok hata
yapmak)la tanınan bir ravinin yalnız başına rivayet etmiş olması gibi aşırı
derecede zayıf olmamalıdır.


c)

Zayıf hadis, kitap veya sünnete dayalı olarak amel edilen bir asıl hüküm veya
kaidenin kapsamına girmeli; yeni bir hüküm koymamalıdır.


d)

Zayıf hadisle amel edilirken sâbit olduğuna kesin gözle bakmamalı, ihtiyaten
amel edildiği bilinmelidir.

[1]

Bazı alimlerin ileri sürdüğü, “gerek şer’î
hükümler ve gerekse fezâil konusunda, elimizde zayıf hadîse lüzum bırakmıyacak
kadar çok sahih ve hasen hadis vardır” görüşü, tercihe şâyân bir görüş olsa
gerektir.

[2]

Görüldüğü gibi üçüncü görüş ve ona bağlı bu
şartlar, dini konular arasında tahlile dayalı bir ayırım da beraberinde
getirmektedir. Böylesi bir ayırıma taraftar olmayanlar ve zayıf hadisle amel
edilemeyeceğini savunanlar dün olduğu gibi bugünde bulunmaktadır.[3]

Toptan redd taraftarı olmayanlar isedaha mutedil
ve daha ilmi bir yol tutmuş gibidirler. Bu görüştekilerin düşünceleri şöyle
özetlenebilir:

Iraki, terğib-terhib, kıssalar ve faziletler
gibi ahkam ve akaid konuları dışında kalan mevzularda uydurma olmayan
haberlerin, zayıflığına işaret edilmeden bile nakledilebileceği kanaatinde
olanlardan bahsetmekte, ancak ahkam-ı şer’iyye ve akaid gibi konularda kimsenin
böyle bir hoşgörüye sahip bulunmadığını belirtmektedir.

Nevevi (v.676/1277), hadis uleması, fakihler ve
daha başkalarının faziletler, tergib-terhib gibi konularda zayıf hadisle
–uydurma olmamak şartıyla- amel etmek müstehaptır; ancak, helal-haram,
alış-veriş, nikah-talak vb. ahkamda sadece Sahih ve Hasen hadisle amel olunur”
görüşünde olduklarını belirtmektedir.

İbnu’l-Humam (v.861/1457) “zayıf hadisle
müstehaplık sabit olur” görüşündedir. Sehavi (v.902/1496) de şartları dahilinde
faziletler hakkında zayıf hadisle amel edileceği konusunda cumhurun ittifakının
bulunduğu görüşündedir.

Ahmed b. Hanbel ve Ebu Davud es-Sicistani’ye
izafe edilen bir görüşe göre de “başka hadis bulunmadığı takdirde ahkama ait
meselelerde zayıf hadisle amel edilir.”[4]

Sonuç olarak, zayıf hadisle amel konusunda
ulemanın farklı görüşleri paylaştıkları görülmektedir. Zayıf hadisle amel etmeyi
mutlak olarak men edenlerin görüşü zayıf bir görüştür. Mutlak olarak caiz
görenlerin görüşü de işi iyiden iyiye gevşetmek (tevessü’) demektir. Belli
kısımlara ayırıp belli şartlara bağlı olarak amel edilebileceğini söyleyenlerin
görüşü ise orta ve doğru bir görüştür.[5]

Tirmizi’ye (v.279/892) gelinceye kadar hadisler
genelde Sahih ve Sakim (Zayıf) diye iki gruba ayrılırdı. Zayıf hadisler de
“terkedilmiş” (Metruk) “terkedilmemiş” (Ğayr-i metruk) olmak üzere iki kısımda
değerlendirilirdi. Tirmizi’den sonra Sahih ile Zayıf arasına bir de Hasen terimi
girdi. “Terkedilmeyen zayıf hadisler”, hasen terimiyle zayıflar arasından
ayrılmış oldu. O halde Tirmizi’den önce yaşamış bir hadisçinin dilindeki Zayıf
hadis teriminin Hasen hadisleri de içine aldığı dikkatten uzak tutulmamalıdır.[6]

 



 




[1]

Talat Koçyiğit, Mücteba Uğur, İ. Hakkı Ünal, İmam-Hatib Liseleri İçin Hadis
Usulü, 12. sınıf: 8-9.



[2]

İsmail lütfü Çakan, Akif Köten, Şamil İslam Ansiklopedisi: 2/289.



[3]

Suphi Salih’in konuya ait görüşleri için bk. Hadis İlimleri ve Istılahları (Terc.
M. Yaşar Kandemir) s. 178.



[4]

Bk. A. Naim, Tecrid Tercemesi (Mukaddime): 343.



[5]

Leknevi, el-Ecvibetü’l-fadıle: 58; İsmail Lütfi Çakan, Hadis Usulü, Marmara
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları: 146-147.



[6]

İsmail Lütfi Çakan, Hadis Usulü, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Yayınları: 146-147.