temyizi

  • Emsile Çekimi Emsilei Muhtelife 24 Siga

    EMSİLE – EMSİLE ÇEKİMİ EMSİLE-İ MÜHTELİFE 24 SİGA

    EMSİLE-İ MUHTELİFE çekimleriyle ilgili başlıklara tıklayarak derslere ulaşabilirsiniz.

    EMSİLE – EMSİLE ÇEKİMİ EMSİLE-İ MÜHTELİFE 24 SİGA


     

     

     

     

     

     

     

     

     

    Arapça gramerinin temelini oluşturan 24 sigaya emsile denir.  Arada başka konular işlemekle beraber bu 24 sigayı geçmiş derslerimizde öğrenmiş bulunuyoruz.

    Aşağıdaki çekimde okumak istedğiniz çekimin üzerine tıklayarak o derse geçiş yapabilirsiniz.

    KELİME SÎĞASI –  MANASI
    نَصَرَ Fi’l-i mâzî Yardım etti
    يَنْصُرُ Fi’l-i muzârî   Yardım eder/ediyor/ edecek
    نَصْراً Masdar-ı gayr-i mimî Yardım etmek

    ناَصِرٌ

    İsm-i fâil Yardım eden
    مَنْصُورٌ İsm-i mef’ûl Yardım edilen
    لَمْ يَنْصُرْ Fi’l-i muzârî cahd-i mutlak Yardım etmedi
    لَمَّا يَنْصُرْ Fi’l-i muzârî cahd-i müstağrak Henüz yardım etmedi
    ماَ يَنْصُرُ Fi’l-i muzârî nefy-i hâl Yardım etmiyor
    لاَ يَنْصُرُ Fi’l-i muzârî nefy-i istikbâl Yardım etmeyecek
    لَنْ يَنْصُرَ Fi’l-i muzârî te’kîd-i nefy-i istikbâl Asla yardım etmeyecek
    لِيَنْصُرْ Emr-i gâib Yardım etsin
    لاَ يَنْصُرْ Nehy-i gâib Yardım etmesin
    اُنْصُرْ Emr-i hâzır Yardım et
    لاَ تَنْصُرْ Nehy-i hâzır Yardım etme
    مَنْصَرٌ İsm-i zaman İsm-i mekânMasdar-ı mimî Yardım etme zamanıYardım etme mekânıYardım etmek
    مِنْصَرٌ İsm-i âlet Yardım etme aleti
    نَصْرَةً Masdar binâ-i merra Bir kere yardım etmek
    نِصْرَةً Masdar binâ-i nevi Bir nevi yardım etmek
    نُصَيْرٌ İsm-i tasğîr Küçük bir yardım
    نَصْرِيٌّ İsm-i mensûb Yardım etmeye mensup
    نَصَّارٌ Mübâlağa-i ism-i fâil Çok yardım eden
    أَنْصَرُ İsm-i tafdîl En çok yardım eden
    مَا أَنْصَرَهُ Fi’l-i taaccüb-i evvel Acaip yardım etti
    و أَنْصِرْ بِهِ Fi’l-i taaccüb-i sânî Ne acaip yardım etti

    Emsile çekimi tablo halind Pdf İndir

    Emsile çekimi Detaylı Anlatım Pdf İndir

     

     

  • Fetih Hadisi Arapça Metni, Türkçe Anlamı ve Kaynağı İstanbul’un Fethi Hadisi

    Konstantiniyye Hadisi

    İstanbul’un Fethi Hadisi
    ” لَتُـفْتَحَنَّ  الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ فَـلَنِعْمَ  الْأَمِيرُ  أَمِيرُهَا،  وَ لَنِعْمَ الْجَيْشُ  ذَلِكَ  الْجَيْشُ” 

    “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.”[1]

    İstanbul’un fethi ile ilgili hadis-i şerif:

    لَتُـفْتَحَنَّ  الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ .  فَـلَنِعْمَ  الْأَمِيرُ  أَمِيرُهَا،  وَ لَنِعْمَ الْجَيْشُ  ذَلِكَ  الْجَيْشُرَوَاهُ  الْإِمَامُ  أَحْمَد  بِنْ  حَنْبَل  فِي  مُسْنَدِهِ
    Le tuftehanne’l-kustantîniyyetu. Fe le niğme’l-emîru emîruhâ, vele niğme’l-ceyşu zalike’l-ceyş.
    (Ravâhu’l-imâm Ahmed b. Hanbel fî musnedihî)
    Kostantiniyye (İstanbul) muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan; onu fetheden ordu ne güzel ordudur.”İmam Ahmed bin Hanbel, Müsned adlı eserinde bu hadis-i şerifi rivayet etmiştir.
    Elbette fethedilecek Letuftehanne لَتُـفْتَحَنَّ
    İstanbul El-kustantîniyye الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ
    Ne kadar güzel, ne kadar hoş Niğme نِعْمَ
    Komutan El-emîr الْأَمِيرُ
    Onun komutanı Emîruhâ أَمِيرُهَا
    Ordu El-ceyş الْجَيْـشُ
    O, şu Zâlike ذَلِكَ

     

    Konstantiniyye hadisi Arapça
    Fetih hadisi Arapça Okunuşu
    hz muhammed’in istanbul’un fethi ile ilgili hadisi gerçek mi
    peygamber efendimizin istanbul’un fethi ile ilgili hadisi
    istanbul’un fethi hadisi yalan
    istanbul’un fethi hadisi diyanet
    letüftehannel kostantiniyyetü veleni’me’l emîrü emîrühâ veleni’me’l ceyşü zâlike’l ceyşü
    Konstantiniyye hadisi sahih mi

     

     

  • Arapça Esselamu Aleyke Ya Rasulallah Mahir Zain Rakkat Ayna– Arapça Sözleri

    Esselamu Aleyke Ya Rasulallah – Arapça Sözleri

     

    Devamını Oku »

  • İrab Alametleri

    İrab Alametleri – 10 Tane
    Damme Hareke
    Fetha
    Kesra
    Vav Harf
    Ya
    Elif
    Nun
    Hazf ül-Hareke Hazif
    Hazf ül-Ahiri
    Hazf un-Nun

     

    Mureb (İrab Yeri) – 9 Tane
    İsime Hastır Fiile Hastır
    Hareke-i Mahza Hareke-i Meâl Hazif
    Huruf-u Mahza Huruf-u Meâl Hazif
    Mureb 9 tanedir; Müfred Munsarif, Cemi Mükesser Münsarif, Gayr-ı Munsarif, Cemi Müennes Salim, Esma-i Sitte, Cemi Müzekker Salim, Ülü, Işrune ve Kardeşleri, Tesniye, İsnani, Zamire Muzaf olan Kila, Ahiri harf-i sahih olduğu halde ahirine zamir bitişmeyen Muzari fiil, Ahiri harf-i İllet olduğu halde ahirine zamir bitişmeyen Muzari Fiil, Ahirine Cemi Müennes Nun’unun gayrı zamir bitişen Muzari Fiil.

    اَلْبَابُ الثَّالِثُ فِي الْعِرَابِ. وَ هُوَ إِمَّا حَرَكَةٌ أَوْ حَرْفٌ أَوْ حَذْفٌ. وَ الْحَرَكَةُ ثَلاَثَةٌ؛ ضَمَّةٌ وَ فَتْحَةٌ وَ كَسْرَةٌ. وَ الْحَرْفُ أَرْبَعَةٌ؛ وَاوٌ وَ يَاءٌ وَ اَلِفٌ وَ نُونٌ. وَ الْحَذْفُ ثَلاَثَةٌ؛ مُخْتَصٌّ بِالْفِعْلِ حَذْفُ الْحَرَكَةِ وَ حَذْفُ الْآخِرِ وَ حَذْفُ النُّونِ. فَالْجُمْلَةُ عَشَرَةٌ. وَ أَنْوَاعُ الْمُعْرَبِ بِالْقِيَاسِ إِلَى مَا أُعْطِىَ لَهَا مِنْ هَذِهِ الْعَشَرَةِ تِسْعَةٌ، لِأَنَّ اِعْرَابَهَا إِمَّا بِالْحَرَكَةِ الْمَحْضَةِ أَوْ بِالْحُرُوفِ الْمَحْضَةِ وَ هُمَا مُخْتَصَّانِ بِالْاِسْمِ أَوْ بِالْحَرَكَةِ مَعَ الْحَذْفِ أَوْ بِالْحُرُوفِ مَعَ الْحَذْفِ وَ هُمَا مُخْتَصَّانِ بِالْفِعْلِ

    اَلْبَابُ الثَّالِثُ Amillerin üçüncü babı, فِي الْعِرَابِ irab hakkındadır. وَ هُوَ ve o irab, إِمَّا حَرَكَةٌ ya harekedir, أَوْ حَرْفٌ veya harftir, أَوْ حَذْفٌ veya haziftir, yani silinmektir. وَ الْحَرَكَةُ ثَلاَثَةٌ Harekeler 3 tanedir; ضَمَّةٌ damme, وَ فَتْحَةٌ ve fetha, وَ كَسْرَةٌ ve kesra. وَ الْحَرْفُ أَرْبَعَةٌ؛ ve Harfler 4 tanedir. وَاوٌ vav’dır, وَ يَاءٌ ve ya’dır, وَ اَلِفٌ ve elif’tir, وَ نُونٌ ve nun’dur. وَ الْحَذْفُ ثَلاَثَةٌ Hazif 3 tanedir. مُخْتَصٌّ hastır, tahsis edilir; بِالْفِعْلِ  fiile hastır. Bu fiil, sonuna cemi müennes nunu ve tekid nunu bitişmemiş fiil-i muzaridir. İşte böyle olan muzari fiildeki irab حَذْفُ الْحَرَكَةِ harekenin hazfi olarak ve وَ حَذْفُ الْآخِرِ sonunun hazfi olarak gerçekleşir. Sonunda tekid ve cemi müennes nunu olmayan muzari fiilin birinci irabı harekenin hazfiyle لَمْ يَنْصُرْ şeklinde nevasıb ve cevazım sayesinde olur. İkinci irabı ise, eğer muzari fiil nakıs ise yani sonu illetli ise o illet düşer. Misal; لَمْ يَغْزُ şeklindedir. Cezm edici edat gelmeden önce muzari fiil يَغْزُو idi. وَ حَذْفُ النُّونِ ve üçüncü irab ise nun’un hazfi olarak gerçekleşir. Buna misal; لَمْ تَنْصُرِي ve لَمَّا يَنْصُرُوا gibidir. فَالْجُمْلَةُ عَشَرَةٌ. و bu sayılanların cümlesi 10 tanedir. وَ أَنْوَاعُ الْمُعْرَبِ ve mureb’in (irab yerinin) nevleri; بِالْقِيَاسِ kıyas ile, bakmak iledir; إِلَى مَا o irablara bakılır ki, أُعْطِىَ o irablar verilir, لَهَا ona, yani murebin nevilerine. مِنْ هَذِهِ الْعَشَرَةِ bu 10 tane olan irab alameti, تِسْعَةٌ، dokuz olan irab yerlerine veriliyor. Yani 10 tane irab alametimiz var ve biz bu 10 alameti toplamda 9 olan yerde kullanabiliriz. Bu 9 tane mureb; Müfred Munsarif, Cemi Mükesser Munsarif, Cemi Müennes Salim, Gayr-ı Munsarif, Esma-i Sitte, Tesniye – Kila ve İsnani, Cemi Müzekker Salim – Ülü – Işrune ve Benzerleri ve Muzari Fiildeki Nun’un hazfi, nakıs muzarinin sonundaki harfin hazfi ve Muzari Fiilin harekesinin hazifi. لِأَنَّ اِعْرَابَهَا çünkü 9 tane mureb yerinin irabı, إِمَّا بِالْحَرَكَةِ الْمَحْضَةِ ya sadece harekedir, أَوْ بِالْحُرُوفِ الْمَحْضَةِ veya sadece harf iledir. وَ هُمَا ve o ikisi yani sıf harekeyle veye sırf harf ile olan irab, مُخْتَصَّانِ o iki hal hastır, بِالْاِسْمِ isime hastırlar. Ve 9 tane murebin irabı أَوْ بِالْحَرَكَةِ مَعَ الْحَذْفِ hazif ile beraber hareke ile de olur, أَوْ بِالْحُرُوفِ مَعَ الْحَذْفِ veya hazif ile beraber harf ile de olabilir. وَ هُمَا ve o ikisi, yani hazif ile hareke veya hazif ile harf olması; بِالْفِعْلِ fiile hastır.

    Metnin Toplu Manası; Avamil kitabı 3 ana bölümden oluşmaktadır. Üçüncü bab İrab yani Amel hakkındadır. İrab, ya harekedir, ya harftir ya da hazif (silinme, düşme)’tir. Hareke ile olan İrab 3 tanedir, Bunlar; damme, fetha ve kesradır. Harf ile olan İrab 4 tanedir, Bunlar; Vav, ya, elif ve nun harfleridir. Hazif ile olan irab 3 tanedir ve Muzari fiile hastır. Bu muzari fiil, sonuna cemi müennes nunu ve tekid nunu bitişmeyen muzari fiildir. Böyle bir muzari fiilde 3 tane hazif hali vardır, Bunlar; Muzari Fiilin son harekensinin hazfi (cezm ediciler nedeniyle), Son harfinin hazfi (eğer muzari fiil nakıs ise cezm edici edatlar o illetli harfi düşürür) ve Muzari fiilin sonuna bitişen nun harfinin düşmesidir. Bu sayılanların (3 tane hareke, 4 tane harf, 3 tane hazif) cümlesi 10 tanedir. Bu 10 irab alameti üzerinden, kendisine irab takdir edilen yerler (mureblik) 9 tanedir. Yani biz 10 tane irab alametini 9 tane irab yerinde uygularız. Çünkü bu 9 murebin (irab yerlerinin) irabı ya sadece hareke (hareke-i mahza) iledir, ya da sadece harf (huruf-u mahza) iledir. Ve bu ikisi (yani ya sadece hareke ile, ya da sadece harf ile olması) isime hastır. Veya hazif ile hareke (hareke-i meâl hazif) ya da hazif ile harf (huruf-u meâl hazif) olur. Bu ikisi de (Yani hazif ile hareke ya da hazif ile harf olması) fiile hastır.

  • NÜDBE

    NUDBE

    Herhangi birşeyden duyulan acı dolayısıyla yapılan nidâya nudbe denir. Nudbe için ياَ daha ziyâde واَ ünlem edatları kullanılır. Münâdâ’nın uyduğu kaidelere uyar.

    واَ يُوسُفُ!

    Vah YÛSUF!

    واَ رَأْسِي!

    Vah başım!

    واَ عَبْدَ اللَّهِ!

    Vah Abdullah!

     

     

    واَ nidâ harfinden sonra يُوسُفُ  ve رَأْسِي gibi nidâ edilene mendub denir[9].

    Mendub, normal münada gibi, ya da zâid bir elifle veyahut da eliften sonra sakin bir هاء  (yani هْ) ile de gelebilir.

    واَ زَيْدُ !

    (Yazık) Vah Zeyd !

     

     

    واَ زَيْداَ !

                  “

    واَ زَيْداَهْ !

                  “              
  • Mastarlar ve Vezinleri

     

     

     

     

    MASTAR المَصْدَرُ
    Mastar, zamana bağlı olmaksızın bir durum veya olayı anlatan sözdür. 

    Masdar: Bir iş ve oluşu, zamana bağlı olmadan anlatan isim cinsinden kelimelerdir. Gitmek, konuşmak, okumak, gelmek gibi kelimeler masdar grubuna giren kelimelerdir. Masdar Türkçede fiillerin sonuna  “-mek, -mak” takısı getirilerek yapılır. Arapçada ise her fiilin ayrı bir masdar şekli vardır. Üç harfli fiillerin masdarları semâidir. Ancak sözlüğe bakarak veya bir bilenden duyarak öğrenilir. Mesela:

    نَزَلَ (İndi) fiilinin masdarı  نُزُولٌ  (İnmek) şeklindedir.

    سَبَحَ (Yüzdü) fiilinin masdarı  سِبَاحَةً  (Yüzmek) şeklindedir.

    كَتَبَ (Yazdı) fiilinin masdarı  كِتَابَةً  ve  كَتْبٌ (Yazmak) şeklindedir. Bazı fiillerin birden fazla masdarı olabilir.

    Sülasi fiillerin masdarları semâi iken, rubâi mücerred ve mezid babların masdarı belirli vezinlerde gelir. Masdarlar isim cinsinden oldukları için ismin bütün özelliklerini taşırlar. Örneğin harf-i tarif olan “el” takısı alabilir ya da tenvin alabilir.

    Şu noktaya da dikkat çekmek istiyoruz: Masdarlar hem malum fiilin masdarıdır, hem de meçhul fiilin masdarıdır. Meçhul fiillerin ayrı bir masdarı yoktur. Mesela:

    شَرِبَ (İçti) fiilinin masdarı  شُرْبٌ  (İçmek) şeklindedir. شَرِبَ fiilinin meçhulü olan  شُرِبَ (içildi) fiilinin masdarı yine شُرْبٌ  (içilmek) şeklindedir. Malum ve meçhul fiillerin masdarları aynı şekilde gelir.

    أَكْرَمَ (İkram etti) fiilinin masdarı  إِكْرَامٌ   (İkram etmek) şeklindedir. أَكْرَمَ  fiilinin meçhulü olan  أُكْرِمَ (İkram edildi) fiilinin masdarı yine  إِكْرَامٌ  (ikram edilmek) şeklindedir.

    Masdarlar müennes kabul edilirler. Bu yüzden cemileri “cem’i müennes-i salim” kalıbında gelir. Mesela:

    جَلَسَ (Oturdu) fiilinin masdarı  جُلُوسٌ  (Oturmak) şeklindedir. جُلُوسٌ  masdarının cem’i ise جُلُوسَاتٌ şeklindedir. Gördüğünüz gibi, masdarın cem’i, “cem’i müennes-i salim” kalıbında gelmiştir. Masdarların en çok müfredleri kullanılır.

    Şimdi de masdarların alt gruplarını öğrenelim. Üç türlü masdar vardır:

    1- Masdar-ı binâ-i merre: Bir olayın bir kere yapıldığını gösteren masdardır. Sülasi fiilden ( فَعْلَةٌ ) vezninde gelir. Sülasi fiilin dışındaki bablarda ise masdarın sonuna yuvarlak “te” ( ة ) getirilerek masdar-ı binâ-i merre elde edilir. Bu masdar çeşidi, genellikle mef’ulü mutlak olarak kullanılır. Mesela:

    “Oturdu” manasındaki  جَلَسَ fiilinin masdar-ı binâ-i merresi  جَلْسَةٌ şeklindedir ve “bir kere oturmak” manasına gelir. Gördüğünüz gibi, masdar-ı binâ-i merre ( فَعْلَةٌ ) vezninde gelmiştir.

    “Temizledi” manasındaki  نَظَّفَ  fiilinin masdar-ı binâ-i merresi  تَنْظِيفَةٌ şeklindedir.  “Bir kere temizlemek” manasına gelir. Gördüğünüz gibi, masdar-ı binâ-i merre için fiilin masdarının sonuna yuvarlak “te” eklenmiştir.

    2- Masdar-ı binâ-i nev’i: Durum bildiren masdarlara denir. Sülasi fiilden ( فِعْلَةٌ ) vezninde gelir. Diğer bablarda ise masdarın sonuna yuvarlak “te” ( ة ) getirilir. Mesela:

    جَلَسَ fiilinin masdar-ı binâ-i nev’i  جِلْسَةٌ  şeklindedir ve “oturma şekli” manasına gelir. Gördüğünüz gibi, masdar-ı binâ-i nev’i ( فِعْلَةٌ ) vezninde gelmiştir.

    شَرِبَ  fiilinin masdar-ı binâ-i nev’i  شِرْبَةٌ şeklindedir ve “içme şekli” manasına gelir. Gördüğünüz gibi, masdar-ı binâ-i nev’i ( فِعْلَةٌ ) vezninde gelmiştir.

    أَكْرَمَ  fiilinin masdar-ı binâ-i nev’iإِكْرَامَةٌ  şeklindedir ve  “ikram etme şekli” manasına gelir. Gördüğünüz gibi, masdar-ı binâ-i nev’i için, fiilin masdarının sonuna yuvarlak “te” eklenmiştir.

    3- Masdar-ı câli: “Yapma masdarı” anlamına gelir. Bazı isimlerin sonuna şeddeli bir “ye” (  ىّ ) ve yuvarlak “te” ( ة ) ilavesiyle yapılır. Sıfat anlamı veren masdardır. Mesela:

    إِنْسَانٌ kelimesinin masdar-ı câlisi  إِنْسَانِيَّةٌ  şeklindedir ve “insanlık” manasına gelir. Gördüğünüz gibi, masdar-ı câli, ismin sonuna şeddeli bir “ye” ve yuvarlak “te” ( ة ) ilavesiyle yapılmıştır.

    حُرٌّ kelimesinin masdar-ı câlisi حُرِّيَّةٌ  şeklindedir ve “özgürlük” manasına gelir. Gördüğünüz gibi, masdar-ı câli, ismin sonuna şeddeli bir “ye” ve yuvarlak “te” ( ة ) ilavesiyle yapılmıştır.

     

    MASTAR المَصْدَرُ
    Mastar, zamana bağlı olmaksızın bir durum veya olayı anlatan sözdür.
    Sülasi Mücerred Fiillerin mastarlarının birçok vezni vardır. Bunlardan
    bazıları şöyledir: 
    فِعَالَةٌ – 1 Vezni: Genellikle bir sanat ve meslek ifade etmek için kullanılır.
    صِباغَةٌ : boyacılık
    خِلافَةٌ : halifelik
    رئاسةٌ : başkanlık
    زراعةٌ : ziraat
    خِياطة : terzilik
    سِقَايةٌ : suculuk
    إمامَةٌ : imamet
    وِزارةٌ : bakanlık
    تجارةٌ : ticaret
    سِفارةٌ : sefaret
    طِباخةٌ : aşçılık
    حِراسةٌ : bekçilik
    Bu vezinden geldiği halde meslek bildirmeyen vezinler de vardır:
    عِبادَةٌ : ibadet
    قِراءةٌ : okumak
    حِضانةٌ : çocuk bakımı
    وِقايةٌ : korumak
    فِعالٌ – 2 Vezni: Genellikle uzaklaşmak, kaçmak anlamına gelen fiillerin
    mastarları bu kalıptan gelir.
    فِرارٌ : kaçmak فِراقٌ : ayrılık شِرادٌ : kaçmak, sapmak
    فَعْلانُ – 3 Vezni: bu vezinden gelen mastarlar daha çok hareket ve davranış
    anlatır.
    دَوْرانٌ : dolaşmak
    قَفْزانٌ : atlamak
    سَيْلانٌ : akmak
    طَيْرانٌ : uçmak
    ذَوْبانٌ : erimek
    فَيضانٌ : taşmak
    فُعالٌ – 4 Vezni: Genellikle ses ve hastalık bildiren fiillerin mastarı bu
    vezinden gelir.

    صُهالٌ : at kişnemek
    مُواءٌ : miyavlamak
    صُداعٌ : baş ağrısı
    مُكاءٌ : ıslık
    سُعاَلٌ : öksürük
    دُوارٌ : baş dönmesi
    فُعُولَةٌ- 5 ve فَعَالةٌ Vezinleri: فَعُلُ vezninden gelen fiillerin mastarları
    genellikle bu ölçülerde gelir.
    سٌهُولَةٌ : kolaylık
    عُذوبَةٌ : suyun tatlılığı
    لَطافَةٌ : incelik
    نظافَة : temizlik
    شَجاعةٌ : cesaret
    صَراحةٌ : açıklık
    فَعَلٌ – 6 Vezni: فَعِلَ vezninden gelen lazım fiillerin mastarları genellikle bu
    vezinden gelir.
    فَرْحٌ : sevinmek
    هَرْمٌ : ihtiyarlamak
    تَعْبٌ : yorgunluk
    فَشْلٌ : başarısızlık
    نَدَمٌ : pişmanlık
    غَرَقٌ : bayılmak
    فُعُولٌ – 7 Vezni:
    وُصولٌ : ulaşmak
    قُعُودٌ : oturmak
    خُروجٌ : çıkmak
    نُزولٌ : inmek
    رُجوعٌ : dönmek
    دُخولٌ : girmek
    مُرورٌ : uğramak
    حُضورٌ : gelmek
    سُكُونٌ : durmak, kalmak
    فَعْلٌ – 8 Vezni:
    زَرْعٌ : ekin ekmek
    بَحْثٌ : aramak
    مَكْثٌ : durmak
    نَسْفٌ : savurmak
    قَتْلٌ : öldürmek
    أخْذٌ : almak
    فَهْمٌ : anlamak
    ضَرْبٌ : vurmak
    آَسْبٌ : kazanmak
    Sülasi mezid fiilerin mastarları aynı zamanda o baba ismi olmaktadır.
    تَفْعيل  إفْعال  مُفَاعلَة  إسْتِفْعال babları gibi…

    Rubaî Mücerred Fiillerin Mastarları İki Vezinden Gelir:
    فِعْلانٌ – 1 Vezni:
    زَلْزَل يُزَلْزِلُ زِلْزالٌ : sarsıntı
    سَرْوَلَ يُسَرْوِلُ سِرْوالٌ : şalvar giymek

    فَعْلَلَةٌ – 2 Vezni:
    تَرْجَمَ يُتَرْجِمُ تَرْجَمَةٌ : terceme
    عرْبَدَ يُعَرْبِدُ عَرْبَدةٌ : arbede
    Mimli Mastarlar المصْدر الميمي
    Sülasi fiillerin bazılarının mastarları mimli gelir. Bu tür mastarlara mimi
    mastar denir. Bunların başlıca iki vezni vardır:
    مَفْعَلٌ – 1 Vezni:
    مَقْعَدٌ : oturmak
    مَطْلَبٌ : istemek
    مَقْتَلٌ : öldürmek
    يَقْعُدُ
    يطْلِبُ
    يَقْتُلُ
    قعَدَ : oturdu
    طلبَ : istedi
    قتلَ : öldürdü
    مَفْعِلٌ – 2 Vezni: Özellikle muzarisinin aynul fiili meksur olan babların minli
    nastarları bu vezinden gelir.
    مَرْجِعٌ : dönmek
    مَنْطِقٌ : söylemek
    يَرْجِعُ
    يَنْطِقُ
    رجَعَ : döndü
    نَطَقَ : söyledi
    Bazı sülasi fiillerin mimli mastarlarının sonuna bir ( ة) eklenir.
    مَوْعِظَةٌ : öğüt vermek
    مَرحَمَةٌ : acımak
    يَعِظُ
    يَرْحَمُ
    وَعَظَ : öğüt verdi
    رَحِمَ : acıdı
    Yapma Mastarlar المصْدتر الصُناعي
    Camit isimlerin sonuna ( ة) eklenerek yapılan mastarlara yapma mastar
    denilir.
    الإنسانُ  الإنسانيةُ : insanlık
    المَسؤولُ  المَسؤوليةُ : mesuliyet
    الجاهِلُ  الجاهِليةُ : cahiliyet

     

    1 Sarih (açık ) mastar.

    İnmek نُزُولٌ , anlamak فَهْمٌ

    نزوله inmesi , فهمه anlaması

     

    2 Müevvel mastar (mastar olarak tevil edilen / mastar anlamı verilen).

    Müevvel mastar أَنْ harfi ile muzari veya mazi fiilin bir araya gelmesinden oluşur.

     

    أَنْ يَنْزِلَ inmesi , أَنْ يَفْهَمَ anlaması

    بعدَ أَنْ رَجَعَ  dönmesinden sonra

     

    1 Sarih (açık ) mastar:

    Sülasi mücerred fiillerin (üç harfi de asli olan) mastarları semaidir (Araplardan işitildiği şekliyle öğrenip ezberlenilir). Bunların belirli bir kuralı yoktur.

     

    1 نَزَلَ 2 يَنْزِلُ 3 نُزُولٌ

    1 indi (mazi) 2 iniyor / iner (muzari) 3 inmek (mastar).

     

    1 فَهِمَ 2 يَِفْهَمُ 3 فَهْمٌ

     

    1 anladı (mazi) 2 anlıyor / anlar (muzari) 3 anlamak (mastar)

     

    Sülasî mücerred bir fiile bir, iki, üç … harf ilave edilek oluşturulan fiilerin mastarları ise kıyasîdir, diğer bir deyişle aynı kalıptadır. İf’âl babı, te’îl babı, mufa‘ale babı, istif’âl babı … adlarıyla anılan bu mastarlar kurallıdır. Bu baplardaki fiiller aynı kalıpta olur, mastarları tektir.

    Mesela if’âl babına giren sülasî mücerred fiillerin (sülasî iken mastarları farklı farklı da olsa) mastarları if’âl kalıbında gelir.

    1 نَزَلَ 2 يَنْزِلُ 3 نُزُولٌ ـــ 1 أَنْزَلَ 2 يُنْزِلُ 3 إِنْزَالٌ

    1 indi 2 iniyor / iner 3 inmek —— 1 indirdi 2 indiriyor 3 indirmek (if’âl babından mastar)

     

    2 Müevvel mastar

    أَنْ + mansub fiili muzari

    أَنْ + الفعلُ المضارعُ المنصوبُ … : …mak, …mek

    أُرِيدُ أَنْ أَتَعَلَّمَ … öğrenmek istiyorum

    1 تَعَلَّمَ ، 2 يَتَعَلَّمُ ، 3 تَعَلُّمٌ

    1 öğrendi (mazi) 2 öğreniyor (muzari) 3 öğrenmek (mastar )

     

     

    1 Öğrenmek istiyorum (Arapçayı).

    أُرِيدُ أَنْ أَتَعَلَّمَ اللُّغَةَ العَرَبِيَّةَ

    أُرِيدُ تَعَلُّمَ اللُّغَةِ العَرَبِيَّةِ

    2 Gitmek istiyorum (eve).

    أُرِيدُ أَنْ أَذْهَبَ إِلَى البَيْتِ

    أُرِيدُ الذَّهَابَ إلَى البَيْتِ

    3 Anlamak istiyorum (Kur’ân’ı).

    أُرِيدُ أَنْ أَفْهَمَ القُرْآنَ

    أُرِيدُ فَهْمَ القُرْآنِ

    4 Kalmanı istiyoruz (burada).

    نُرِيدُ أَنْ تَبْقَى هُنَا

    نُرِيدُ بَقَاءَكَ هُنَا

    Not: Sarih mastarlar şayet bir şeye muzaf değilseler el takılı olarak kullanılırlar. 2. cümlede olduğu gibi.

     

     

    Önemli not: Sarih mastarlar farklı şahıslarla da kullanılsa (sen, o, biz, onlar vb.) tek bir yazılışı vardır.

    Misal:

    خُرُوجٌ  çıkmak (sarih mastar)

     

    خُرُوجُكَ من الصَّفِّ

    Sınıftan çıkman

    خُرُوجُنَا من الصَّفِّ

    Sınıftan çıkmamız

    خُرُوجُهُمَا من الصَّفِّ

    O ikisinin sınıftan çıkması

    خُرُوجُ الطَّالِبِ من الصَّفِّ

    Öğrencinin sınıftan çıkması

    خُرُوجُ الطَّالِبَاتِ من الصَّفِّ

    Kız öğrencilerin sınıftan çıkması

     

     

    Ancak müevvel mastarın şahıslara göre fiil çekimi değişir.

     

    Misal:

     

    Sınıftan çıkmanı istiyor. (sen erkek)

    يُرِيدُ أَنْ تَخْرُجَ مِنَ الصَّفِّ.

    Sınıftan çıkmalarını istiyor. (o iki erkek)

    يُرِيدُ أَنْ يَخْرُجَا مِنَ الصَّفِّ.

    Sınıftan çıkmamı istiyor.

    يُرِيدُ أَنْ أَخْرُجَ مِنَ الصَّفِّ.

    Sınıftan çıkmalarını istiyor. (o bayanlar)

    يُرِيدُ أَنْ يَخْرُجْنَ مِنَ الصَّفِّ.

    Sınıftan çıkmanızı istiyor. (siz erkekler)

    يُرِيدُ أَنْ تَخْرُجُوا مِنَ الصَّفِّ.

     

    أَنْ  li ve أَنْ   siz olarak fiili muzarinin çekimi

     

    1هُوَ يَذْهَبُ 2 هُمَا يَذْهَبَانِ 3 هُمْ يَذْهَبُونَ

    2 هِيَ تَذْهَبُ 2 هُمَا تَذْهَبَانِ 3 هُنَّ يَذْهَبْنَ

     

    1 أَنْتَ تَذْهَبُ 2 أَنْتُمَا تَذْهَبَانِ 3 أَنْتُمْ تَذْهَبُونَ

    1 أَنْتِ تَذْهَبِينَ 2 أَنْتُمَا تَذْهَبَانِ 3 أَنْتُنَّ تَذْهَبْنَ

     

    1 أَنَا أَذْهَبُ 2 نَحْنُ نَذْهَبُ 3 نَحْنُ نَذْهَبُ

    Not: Fiili muzari normalde merfûdur (harekesi ötredir). Ancak nasb ve mastar harfi olan أَنْ harfi fiili muzarinin sonunu nasb eder. Fiili muzarinin nasblık durumu şu şekillerde olur:

    Fetha harekesi ile: أَنْ يَذْهَبَ , أَنْ تَذْهَبَ , أَنْ أَذْهَبَ , أَنْ نَذْهَبَ

    Ef’âli hamsenin (beş fiil, yukarıdaki çekimde altı çizili olanlar) nunları düşer:

     أَنْ يَذْهَبَا , أَنْ يَذْهَبُوا , أَنْ تَذْهَبَا , أَنْ تَذْهَبُوا , أَنْ تَذْهَبِي

    يَذْهَبْنَ (o bayanlar) ile تَذْهَبْنَ (siz bayanlar) mebnidir (son harekesi hiç değişmez)

     

    1 أَرَادَ 2 يُرِيدُ 3 إِرَادَةٌ

     

    1 istedi (mazi) 2 istiyor (muzari) 3 istemek (mastar)

     

    1هُوَ يُرِيدُ أَنْ يَذْهَبَ 2 هُمَا يُرِيدَانِ أَنْ يَذْهَبَا 3 هُمْ يُرِيدُونَ أَنْ يَذْهَبُوا

    1 هِيَ تُرِيدُ أَنْ تَذْهَبَ 2 هُمَا تُرِيدَانِ أَنْ تَذْهَبَا 3 هُنَّ يُرِدْنَ أَنْ يَذْهَبْنَ

     

    1 تُرِيدُ أَنْ تَذْهَبَ 2 تُرِيدَانِ أَنْ تَذْهَبَا 3 تُرِيدُونَ أَنْ تَذْهَبُوا

    1 تُرِيدِينَ أَنْ تَذْهَبِي 2 تُرِيدَانِ أَنْ تَذْهَبَا 3 تُرِدْنَ أَنْ تَذْهَبْنَ

     

    1 أُرِيدُ أَنْ أَذْهَبَ 2 نُرِيدُ أَنْ نَذْهَبَ 3 نُرِيدُ أَنْ نَذْهَبَ

    Konuyla ilgili kısa bir parça

    السلامُ عليكم.

    وعليكم السلام.

    مَنْ أَنْتَ؟

    أَنَا طَالِبٌ يَدْرُسُ فِي كُلِّيَّةِ الإِلَهِيَّاتِ.

    Ben ilahiyat fakültesinde okuyan bir öğrenciyim.

    وَمَنْ هُمْ؟

    Ya onlar kim?

    قَالُوا لِي إِنَّهُمْ مُهَنْدِسِينَ.

    Bana mühendis olduklarını söylediler.

    مَاذَا تُرِيدُ؟

    Ne istiyorsun?

    أُرِيدُ أَنْ اَتَعَلَّمَ اللُّغَةَ العَرَبِيَّةَ. / أُرِيدُ تَعَلُّمَ اللُّغَةِ العَرَبِيَّةِ.

    Arapça öğrenmek istiyorum.

    وَهُمْ مَاذَا يُرِيدُونَ؟

    Ya onlar ne istiyorlar.

    لاَ أَعْلَمُ مَاذَا يُرِيدُونَ. اِسْأَلْهُمْ فَلَمْ يَقُولُوا لِي شَيْئًا.

    Ne istediklerini bilmiyorum. Onlara sor, zira bana bir şey söylemediler.

    لِمَاذَا تُرِيدُ أَنْ تَتَعَلَّمَ اللُّغَةَ العَرَبِيَّةَ؟ / لِمَاذَا تُرِيدُ تَعَلُّمَ اللُّغَةِ العَرَبِيَّةِ.

    Niçin Arapça öğrenmek istiyorsun?

    لِأَفْهَمَ القُرْآنَ حِينَ قَرَأْتُ آيَاتِهِ. / لِفَهْمِ القُرْآنِ حِينَ قَرَأْتُ آيَاتِهِ

    Ayetlerini okuduğumda Kuranı anlamak için.

    Not: Fiili muzarinin başına li ve hatta gelince gizli bir en ile mansub olur. Burda olduğu gibi.

    ألِهذَا السَّبَبِ تُرِيدُ أنْ تَتَعَلَّمَ اللُّغَةَ العَرَبِيَّةَ؟ / ألِهذَا السَّبَبِ تُرِيدُ تَعَلُّمَ اللُّغَةِ العَرَبِيَّةِ؟

    Arapçayı bu yüzden mi öğrenmek istiyorsun?

    بِالطَّبْعِ لاَ، هُنَاكَ أَسْبَابٌ أُخْرَى.

    Tabi ki hayır. Başka sebepler de var.

    مِثْلَ مَاذَا؟

    Ne gibi?

    أُرِيدُ أَيْضًا أَنْ أَقْرَأَ الصُّحُفَ وَالجَرَائِدَ العَرَبِيَّةَ وَ (أَنْ) أَتَكَلَّمَ مَعَ الَّذِينَ يَتَكَلَّمُونَ اللُّغَةَ العَرَبِيَّةَ.

    أُرِيدُ أَيْضًا قِرَاءَةََ الصُّحُفِ وَالجَرَائِدِ العَرَبِيَّةِ وَ التَّكَلُّمَ مَعَ الَّذِينَ يَتَكَلَّمُونَ اللُّغَةَ العَرَبِيَّةَ.

    Ayrıca Arapça gazete ve dergileri okumak ve Arapça konuşanlarla konuşmak istiyorum.

    إِنِّي عَلَى يَقِينٍ مِنْ أَنَكَ سَتَنَالُ مُبْتَغَاكَ. فَلْيَكُنِ اللهُ فِي عَوْنِكَ.

    İstediğine ulaşacağına eminim. Allah yardımcın olsun.

    فَمَنْ كَانَ اللهُ فِي عَوْنِهِ فَلَنْ يَخِيبَ أَمَلُهُ.

    Zira Allahın yardımında olduğu (yardım ettiği) kişinin ümidi boşa çıkmaz.

     

     

  • Cevşeni Kebir Türkçe LATİNCE Okunuşu ve Anlamı 100 Bab Tam Metin

    1-10. BABLAR

    CEVŞEN-ÜL KEBÎR

    BAB CEVŞEN LATİNCESİ CEVŞEN ANLAMI
    1 “Bismillâhirrahmânirrahîm Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla
    Allâhümme innî es’elüke biesmâike
    Yâ Allah Allah’ım Senden şu isimlerinin hakkı için istiyor ve yalvarıyorum:
    Yâ Rahman
    YâRahîm Ey her şeyin Gerçek Mâbudu olan Allah
    Yâ’Alîm Ey dünyada dost ve düşman ayırt etmeden bütün mahlûkatını rızıklandırıcı Rahman
    Yâ Halîm Ey âhirette sadece dostlarına rahmet edecek olan Rahim
    Yâ Azîm Ey herşeyi hakkıyla bilen Alîm
    Yâ Hakîm Ey yarattıklarına son derece yumuşak muamele eden Halîm
    Yâ Kadîm Ey sonsuz büyüklük ve yücelik sahibi olan Azîm
    Yâ Mukîm Ey herşeyi yerli yerinde yapan Hakîm
    Yâ Kerîm Ey varlığının başlangıcı olmayan Kadîm
    Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente’l-emâ-ne’l-emâne hallisnâ mine’n-nâr.” Ey herşeyi ayakta tutan Mukîm
    Ey iyilik ve ikramı bol olan Kerîm
    Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin,
    Senden başka İlah yok ki bize imdat etsin.
    Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar.
    2 “Yâ Seyyide’s-sâdât Ey efendilerin efendisi
    Yâ Mucîbe’d-de’avât Ey dualara cevap veren
    Yâ Veliyye’l-hasenât Ey iyiliklerin sahibi
    Yâ Refıa’d-deracât Ey dereceleri yükselten
    Yâ Azîme’l-berakât Ey bereketleri büyük olan
    Yâ Ğafıra’l-hatîât Ey hataları bağışlayan
    Yâ Dâfî’a’l-beliyyât Ey belaları def eden
    Yâ Sâmi’a’l-esvât Ey sesleri işiten
    Yâ Mu’tıye’l-mesûlât Ey dilekleri veren
    Yâ ‘Alime’s-sirri ve’l-hafiyyât Ey sır ve gizlilikleri bilen
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente’l-emâ-ne’l-emâne hallisnâ mine’n-nar.” Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin,
    Senden başka İlah yok ki bize imdat etsin.
    Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar.
    3 “Ya Hayra’l-ğâfirîn Ey Bağışlayanların en hayırlısı
    Ya Hayra’n-nâsırîn Ey yardım edenlerin en hayırlısı
    Ya Hayra’l-hâkimîn Ey hükmedenlerin en hayırlısı
    Ya Hayra’l-fatihîn Ey herşeyi hikmetle açanların en hayırlısı
    Yâ Hayra’z-zâkirîn Ey kendisini zikredenlerin en hayırlısı
    Yâ Hayra’l-vârişîn Ey varislerin en hayırlısı
    Yâ Hayra’l-hâmidîn Ey övenlerin en hayırlısı
    Yâ Hayra’r-râzikîn Ey rızık verenlerin en hayırlısı
    Yâ Hayra’l-fâsilîn Ey müşkil meseleleri hal ve fasl edenlerin en hayırlısı
    Yâ Hayra’l-muhsinîn Ey ihsan edenlerin en hayırlısı
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente’l-emâ-ne’l-emâne hallisnâ mine’n-nâr.” Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin,
    Senden başka İlah yok ki bize imdat etsin.
    Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar.
    4 “Yâ Men lehü’l-‘izzü ve’l-cemâl Ey izzet ve güzelliğin gerçek sahibi
    Yâ Men lehü’l-mülkü ve’l-celâl Ey saltanat ve celalin gerçek sahibi
    Yâ Men lehü’l-kudretü ve’l-kemâl Ey kudret ve kemalin gerçek sahibi
    Yâ Men hüve’l-kebîru’l-müte’âl Ey büyük ve yüce olan
    Yâ Men hüve şedîdü’l-mihâl Ey kudret ve azabı şiddetli olan
    Yâ Men hüve şedîdü’l-‘ikâb Ey ikâbı, cezası şiddetli olan
    Yâ Men hüve serî’u’l-hisâb Ey hesabı süratli gören
    Yâ Men hüve ‘indehû hüsnü’s-şevâb Ey katında güzel ve mükâfatı bulunan
    Yâ Men hüve ‘indehû ümmü’l-kitâb Ey katında Ümmü’l-Kitap(Ana kitap) bulunan
    Yâ Men hüve yünşiü’s-sehâbe’s-sikâl Ey yüklü bulutları yoktan var eden
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente’l-emâ-ne’l-emâne hallisnâ mine’n-nâr.” Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin,
    Senden başka İlah yok ki bize imdat etsin.
    Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar.
    5 “Ve es’elüke biesmâike Ey sonsuz merhamet sahibi olan Hannân
    Yâ Hannân Ey hakiki iyilik ve ihsan sahibi Mennân
    Yâ Mennân Ey kullarının hiçbir amelini zayi etmeden karşılığı veren Deyyân
    Yâ Deyyân Ey bağışlaması bol olan Gufran
    Yâ Gufran Ey kullarına yol gösteren Burhân
    Yâ Burhan Ey gerçek saltanat sahibi Sultân
    Yâ Sultân Ey bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Subhân
    Yâ Sübhân Ey kendisinden yardım istenen Müsteân
    Yâ Müste’ân Ey nimet ve beyan sahibi
    Yâ Ze’l-menni ve’l-beyân Ey emnü eman sahibi
    Yâ Ze’l-emân Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin,
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente’l-emâ-ne’l-emâne hallisnâ mine’n-nâr.” Senden başka İlah yok ki bize imdat etsin.
    Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar.
    6 “Yâ Men tevâda’a küllü şey’in li’azametih Ey azametine herşeyin boyun eğdiği
    Yâ Meni’stesleme küllü şey’in likudratih Ey kudretine her şeyin teslim olduğu
    Yâ Men zelle küllü şey’in li’izzetih Ey izzetine karşı her şeyin zelîl olduğu
    Yâ Men hada’a küllü şey’in liheybetih Ey heybetine her şeyin itaat ettiği
    Yâ Meni’nkâde küllü şey’in limülketih Ey Saltanatına karşı her şeyin inkıyad ettiği
    Yâ Men dâne küllü şey’in min mehâfetih Ey korkusundan her şeyin kendisine boyun eğdiği
    Yâ Meni’nşakkati’l-cibâlü min haşyetin Ey korkusundan dağların yarıldığı ve parçalandığı
    Yâ Men kâmeti’s-semâvâtü bi emrih Ey emriyle göklerin ayakta durduğu
    Yâ Meni’stekarrati’l-ardu bi iznih Ey izniyle yerin karar kıldığı
    Yâ Men lâ yâ’tedî ‘alâ ehli memleketih Ey memleketinin ahalisine zulmetmeyen
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente’l-emâ-ne’l-emâne hallisnâ mine’n-nâr.” Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin,
    Senden başka İlah yok ki bize imdat etsin.
    Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar.
    7 ” Yâ Ğâfıra’l-hatâyâ Ey hataları mağfiret eden
    Yâ Kâşife’l-belâyâ Ey belaları kaldıran
    Yâ Müntehe’r-racâyâ Ey ümitler Kendisinde son bulan
    Yâ Müczile’l-‘atâyâ Ey ihsanı bol veren
    Yâ Vâsi’a’l-hedâyâ Ey hediyeleri geniş olan
    Yâ Râzika’l-berâyâ Ey mahlûkata rızık veren
    Yâ Kâdiya’l-münâyâ Ey ölümlere karar veren
    Yâ Sâmi’a’ş-şekâyâ Ey şikâyetleri işiten
    Yâ Bâ’ise’s-serâyâ Ey askerleri gönderen
    Yâ Mutlika’l-üsârâ Ey esirleri salıveren
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente’l-emâ-ne’l-emâne hallisnâ mine’n-nâr.” Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin,
    Senden başka İlah yok ki bize imdat etsin.
    Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar.
    8 “Yâ Ze’l-hamdi ve’s-senâ Ey hamd ve senâ sahibi
    Yâ Ze’l-mecdi ve’s-senâ Ey şeref ve yücelik sahibi
    Yâ Ze’l-fahri ve’l-behâ Ey iftihar ve güzellik sahibi
    Yâ Ze’l-‘ahdi ve’l-vefâ Ey ahd ve vefâ sahibi
    Yâ Ze’l-‘afvi ve’r-ridâ Ey af ve rızâ sahibi
    Yâ Ze’l-menni ve’l-‘atâ Ey iyilik ve bağış sahibi
    Yâ Ze’l-fasli ve’l-kadâ Ey kesin söz ve hüküm sahibi
    Yâ Ze’l-‘izzeti ve’l-bekâ Ey izzet ve sonsuzluk sahibi
    Yâ Ze’l-cûdi ve’n-na’mâ Ey cömertlik ve nimetler sahibi
    Yâ Ze’l-fadli ve’l-‘âlâ Ey karşılıksız iyilik ve nimetler sahibi
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente’l-emâ-ne’l-emâne hallisnâ mine’n-nâr.” Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin,
    Senden başka İlah yok ki bize imdat etsin.
    Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar.
    9 “Ve es’elüke biesmâike Ey olmamasını istediği meydana gelmesine engel olan Mânî
    Yâ Mâni’ Ey zararlı şeyleri ve manileri defeden Dâfi
    Yâ Dâfi’ Ey faydalı şeyleri yapan Nâfî
    Yâ Nâfi’ Ey bütün sesleri işiten Sâmi’
    Yâ Sami’ Ey dilediklerinin mertebesini yükselten Râfî
    Yâ Râfi’ Ey herşeyi san’atla yapan Sânî
    Yâ Sâni’ Ey kullarına şefaat eden Şâfî
    Yâ Şâfi’ Ey istediğini istediği şekilde toplayan Câmî
    Yâ Cami’ Ey ilim ve ihsanı herşeyi içine alan Vâsî
    Yâ Vâsi’ Ey istediği şeyi istediği şekilde genişletip bollaştıran Mûsî
    Yâ Mûsi’ Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin,
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente’l-emâ-ne’l-emâne hallisnâ mine’n-nâr.” Senden başka İlah yok ki bize imdat etsin.
    Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar.
    10 “Yâ Sâni’a külli masnû’ Ey bütün sanatların sanatkârı
    Yâ Halika külli mahlûk Ey bütün mahsulâtların yaratıcısı
    Yâ Râzika külli merzûk Ey bütün rızıklananların rızık vericisi
    Yâ Mâlike külli memlûk Ey bütün sahip olunanların sahibi
    Yâ Kâşife külli mekrûb Ey bütün sıkıntıya düşenlerin ferahlatıcısı
    Yâ Fârice külli mağmum Ey bütün üzüntüye düşenlerin sevindiricisi
    Yâ Râhime külli merhum Ey bütün merhamet olunanların merhamet edicisi
    Yâ Nasıra külli mahzûl Ey bütün yardımcısız kalanların yardımcısı
    Yâ Sâtira külli mâ’yûb Ey bütün ayıplıların ayıbını örten
    Yâ Melcee külli mazlum Ey bütün zulme uğrayanların sığınağı
    Sübhâneke lâ ilahe illâ ente’l-emâ-ne’l-emâne hallisnâ mine’n-nâr.” Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin,
    Senden başka İlah yok ki bize imdat etsin.
    Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar.

     

  • Arapça Namaz Vakitleri: 5 Vakit Namazın Arapça İsimleri ve Okunuşları

    5 vakit namazın Arapça isimleri, harekeli yazılışları ve Türkçe okunuşları. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazı Arapça karşılıkları için tıklayın.

    Devamını Oku »

  • Arapça Kısa Dua Ayet ve Hadislerden Arapça Türkçe Dualar

    Ayet ve Hadislerden Arapça Türkçe Dualar Kısa

    Ayet ve Hadislerden Arapça Türkçe Dualar: Kur’an-ı Kerim’de geçen peygamber duaları, Hadis-i Şeriflerden süzülmüş münacatlar ve günlük okunabilecek kısa Arapça dualar. Harekeli metinleri, Türkçe okunuşları ve anlamlarıyla aşağıda derlenmiştir.

    1. Sosyal Medya & Biyografi İçin Kısa Dualar



    Arapça Kısa Dua Hasbünallahu ve ni'mel vekil

    حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ
    غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ
    Okunuşu: Hasbünallahu ve ni’mel vekil, ni’mel mevlâ ve ni’mennasîr, ğufrâneke Rabbena ve ileyke’l masîr.
    Anlamı: Allah bize yeter, O ne güzel vekildir, ne güzel yardımcı ve ne güzel dosttur. Bizi bağışlamanı diliyoruz, Ey Rabbimiz dönüş yalnız sanadır.
    رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ
    Okunuşu: Rabb’iğfir verham, ve ente hayrur’rahimin.
    Anlamı: Ya Rabbî, Sen bizi affet, Sen bize merhamet et. Zira merhamet edenlerin en hayırlısı Sensin.
    اَللَّهُمَّ وَفِّقْناَ اِليٰ ماَ تُحِبُّ وَتَرْضاَ
    Okunuşu: Allahümme veffiknâ ilâ mâ tuhibbû ve terdâ.
    Anlamı: Ey Allah’ım! Bizleri sevdiğin ve razı olduğun işlere muvaffak eyle.

    2. Kur’an-ı Kerim’den Ayetlerle Dualar



    Arapça Kısa Dua Rabbena La tuziğ kulubena

    رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَناَ مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ
    Okunuşu: Rabbena Lâ tuziğ kulûbenâ, ba’de iz hedeytena, ve heblenâ mil’ledünke rahmeh, inneke entel Vehhâb.
    Anlamı: Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi kaydırma. Kendi katından bize rahmet ver. Gerçek rahmet edici Vehhab Sensin.
    لاَ إِلهَ إِِلاَّ أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
    Okunuşu: Lâ ilâhe illâ ente sübhaneke innî küntü minezzâlimîn.
    Anlamı: Senden başka ilah yoktur. Seni her türlü eksik ve noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben nefsine zulmedenlerden oldum.
    رَبِّ إِنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
    Okunuşu: Rabbi innî messeniyed’durru ve ente erhamur’rahimîn.
    Anlamı: Ey Rabbim! Zarar bana dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin.

    3. Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) Hadislerinden Dualar

    سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللهِ الْعَظِِيمِ
    Okunuşu: Sübhanallâhi ve bihamdihî, sübhanallâh’il azim.
    Anlamı: Yüceler yücesi, her türlü kusur ve noksanlıktan münezzeh olan Allah’ı hamd ile tesbih u takdis ederim.
    اَللَّهُمَّ إِِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنَّا
    Okunuşu: Allahümme, inneke afuvvun tuhibbul afve, fa’fu anna.
    Anlamı: Allah’ım şüphesiz sen affedicisin. Affetmeyi seversin. Bizleri de affet.
    رَبِّ اِنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْلِي فَاِنَّهُ لاَيَغْفِرُالذُّنُوبَ اِلاَّ اَنْتَ وَارْحَمْنِي اِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
    Okunuşu: Rabbi innî zalemtü nefsî fağfirlî, fe innehû lâ yağfiruzzunûbe illâ ent, verhamnî inneke ente’l Ğafur’ur’rahim.
    Anlamı: Rabbim! Gerçekten ben (günahlarla) kendime zulmettim, beni bağışla. Günahları bağışlama sadece sana aittir. Bana merhamet et, çünkü Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.
    اَللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ خَطَايَا كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ{ اَللَّهُمَّ نَقِّنَا مِنَ الْخَطَايَا كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ{ وَغْسِلْنَا بِالْمَاءِ وَالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ
    Okunuşu: Allahümme bâid beynenâ ve beyne hatâyâ, kemâ bâadte beyne’l-Meşrikı ve’l-Mağrib. Allahümme nakkinâ mine’l hatayâ kemâ yunakka`s-sevbu`l-ebyedu mine`d-denes. Vağsilnâ bi’l mâi ve’s-selci ve’l-bered.
    Anlamı: Allah’ım! Bizimle günahlarımızın arasını doğuyla batının arası kadar uzak eyle. Bizi beyaz elbisenin kirden arındırıldığı gibi günahlarımızdan arındır ve bizi su, kar ve dolu ile temizle.

    4. Şifa, Sıkıntı ve Af Duaları

    اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلىٰ سَيِّدِناَ مُحَمَّدٍ طِبِّ ٱلْقُلُوبِ وَدَوَا ئِهَا وَعَافِيَةِ ٱ ْلاَبْدَانِ وَشِفَائِهَا وَنُورِٱ ْلاَبْصَARِوَضِيَائِهَا وَعَلَىۤ اۤلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ
    Okunuşu: Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin tıbbil kulûbi ve devâihâ, ve âfiyeti’l ebdâni ve şifâihâ ve nûri’l ebsâri ve dıyâihâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
    Anlamı: Ey Allah’ım! Kalplerin tabibi ve ilacı, bedenlerin afiyeti ve şifası, gözlerin nûru ve ziyası olan Efendimiz Hz. Muhammed’e ve O’nun âl ve ashâbına salât ve selam eyle!
    اَللَّهُمَّ انَّانَعُوذُبِكَ مِنْ جَحْمَةٍلاَتَدْمَعُ وَمِنْ جَنَانٍلاَيَفْزَعُ وَمِنْ قَلْبٍ لاَيخْشَعُ وَمِنْدُعَآءٍ لاَيُقْبَل وَمِنْ عِلْمٍ لاَيَنْفَعُ وَمِنْ قَوْلٍلاَيُسْمَعُ وَمِنْ نَفْسٍ لاَتَشْبَعُ وَمِنْ عَوَاذِٱلْمَاعُونِ
    Okunuşu: Allahümme innâ neûzü bike min cehmetin lâ tedmeu, ve min cenânin lâ yefzeu, ve min kalbin lâ yehşeû, ve min duâin lâ yukbelu, ve min ilmin lâ yenfeu, ve min kavlin lâ yüsmeu, ve min nefsin lâ teşbeu, ve min avâzi’l mâûn.
    Anlamı: Allah’ım! Ağlamayan gözden, ürpermeyen kalpten, huşû duymayan gönülden, kabul edilmeyen duâdan, fayda vermeyen ilimden, doymayan nefisten Sana sığınırım.
    اَللَّهُمَّ انَّا نَعُوذُبِكَ مِنْ جُدَاعِ ٱلْفُجْاَةِ وَمِنْ حَرْقِ ٱلْمَاْنُوسَةَ وَمِنَ أ ْلاِلْحَادِ وَٱلْغِرَّةِ وَمِنَ ٱلْجَمِّ وَٱلْعَنَتِ وَمِنَٱ ْلاُمُورِٱلْمُطَمِّرَاتِ
    Okunuşu: Allahümme innâ neûzübike min cüdâi’l füc’eti ve min harkı’l me’nûseh, ve mine’l ilhâdi ve’l ğırrati ve mine’l cemmi ve’l aneti ve mine’l ümûri’l mütammirât.
    Anlamı: Allah’ım! Aniden ortaya çıkan kıtlıktan, yangınlardan, gafletten, hakkı kabul etmemekten ve helâk eden gizli felaketlerden Sana sığınırız.

    5. Evrad, Tefekkür ve Özel Münacatlar

    سُبْحَانَكَ لاَاِلهَ اِلاَّ اَنْتَ اْلأَمَانُ اْلأَمَانُ نَجِّّناَ مِنَ النَّارِ
    Okunuşu: Sübhaneke lâ ilâhe illâ ente’l eman’ül emân, neccina minennâr.
    Anlamı: Seni tesbih u takdis ederiz, Sen’den başka ilah yoktur. Sen Emân’sın, bizi cehennem ateşinden kurtar.
    سُبْحَانَكَ ماَ عَرَفْناَكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ ياَ مَعْرُوفُ
    سُبْحَانَكَ ماَ ذَكَرْناَكَ حَقَّ ذِكْرِكَ ياَ مَذْكُورُ
    سُبْحَانَكَ ماَ شَكَرْناَكَ حَقَّ شُكْرِكَ ياَ مَشْكُورُ
    سُبْحَانَكَ ماَ عَبَدْناَكَ حَقَّ عِباَدَتِكَ ياَ مَعْبُودَ
    Okunuşu: Sübhaneke mâ arefnâke hakka mârifetike yâ Mâruf! Sübhaneke mâ zekernâke hakka zikrike yâ Mezkûr! Sübhaneke ma şekernâke hakka şükrike yâ Meşkûr! Sübhaneke mâ abednâke hakka ibadetike yâ Mâbûd!
    Anlamı: Seni hakkıyla bilemedik ey Maruf! Seni hakkıyla zikredemedik ey Mezkur! Sana hakkıyla şükredemedik ey Meşkûr! Sana hakkıyla ibadet yapamadık ey Mâbud!
    يَامُحَوِّلَ ٱلْحَوْلِ وَٱلاَحْوَالِ حَوِّلْ حَالَنَآ اِلىٰ اَحْسَنِ ٱلْحَالِ
    Okunuşu: Ya Muhavvile’l havli ve’l ahvâl, havvil hâlenâ ilâ ahseni’l hâl.
    Anlamı: Ey bütün hâl me durumları değiştirerek halden hale çeviren Muhavvil, hâlimizi en güzel hale çevir.

    📌 Sitede En Çok Ziyaret Edilen Diğer Dua ve Hadisler

     

  • Lafzi İrab- Mahalli İrab

    İrab

    İrab, kelimenin yapısına göre üç şekilde isimlendirilir:

    1-Lafzî irab: irabın açıktan olduğu durumlardır. Yani irab işareti açıkça telaffuz edilir, yazılır veya görülür. Bütün normal isimlerde irab lafzî olur. Lafzî irab almış bir kelime için lafzen merfu, lafzen mansub veya lafzen mecrur ifadeleri kullanılır.

    2- Mahallî irab: Cümle içerisindeki konumu ne olursa olsun son harekesi değişmeyen (mebni) kelimeler, diğer bir ifade ile başındaki amilin etkisi, açıkça gözükmeyen kelimelerin irabı için kullanılan bir ifadedir. Bu kelimelerin cümledeki konumları ne olursa olsun (özne, nesne vs.) son hareke şekilleri değişmez. İşte bu kelimeler için, cümle içerisinde almış oldukları irab durumlarına göre “mahallen merfû”, “mahallen mansûb”, “mahallen mecrûr” ifadeleri kullanılır.

    Mahallî irab, başta mebni kelimeler ve değişik durumlardaki cümleler ve cümlemsi yapılar için kullanılır.

    2-Takdirî İrab: Bazı kelimelerde, telaffuzun zorluğu gibi bir nedenden dolayı irab işareti açıkça görülmez veya telaffuz edilmez. Bundan dolayı irab işareti “takdir” edilir, yani öylece var sayılır. Takdirî irab, Nâkıs isimlerde, Maksûr isimlerde ve Mütekellim (ben şahsı) için olan ي (bitişik zamiri) ile isim tamlaması yapan, yani bu zamire muzaf olan isimlerde görülür.

    Değerlendirme Soruları:

     

    1- Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır.

    a-        Cümle içerisinde hiçbir şekilde son harekesi/yapısı değişmeye kelimelere mebni denir.

    b-        Muzari fiillerin tamamı mebnidir.

    c-         Ref irab işareti hem isimlerde hem de fiillerde bulunur.

    d-        Cer işareti sadece isimlerde bulunur.

    2- Aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur.

    a-        Başında nasbeden edat bulunan mazi fiiller mansub olur.

    b-        Muzari fiillerin cemi müennes nunu bitişmiş olan kipleri murebdir.

    c-         Ref işareti almış olan isim “lafzen merfu” diye nitelenir.

    d-        Bazı isimler irab işareti almaz.

    3- İsimlerde irab konusuyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez.

    a-        Bütün isimler mureb sayılmaz.

    b-        Bazı isimlerin irabı harf ile olur.

    c-         Nakıs isimlerin irabı ref ve cer durumları takdiri olur.

    d-        İsmin yapısı ne olursa olsun irabı lafzî olur.

    4- الصَّلاَةُ عِباَدَةٌ يَتَقَرَّبُ بِـهاَ الْـمُسْلِمُ إلى اللهِ، و هِيَ أساَسُ الدِّينِ، İfadesi için aşağıdakilerden hangisi doğru olur:

    a-        Bütün irab şekilleri (lafzî, mahallî ve takdirî) vardır.

    b-        Sadece takdirî irab şekli vardır.

    c-         Sadece mahallî irab şekli vardır.

    d-        Sadece lafzî ve mahallî irab şekli vardır.

    5- فَرَضَ اللهُ الصَّلاَةَ عَلَى الْـمُسْلِمِينَ cümlesinde altı çizili kelimenin irabı:

    a- Lafzen mansub, nasb işareti fethadır.                                      
    b- Lafzen mecrur, cer işareti kesredir.

    c- Lafzen mecrur, cer işareti “ye”dir.                                                             
    d- Mahallen mansubdur, çünkü mebnidir.

    6- Aşağıdaki kelime gruplarından hangisinin tamamı mebnidir:

    a- هُوَ ، هَذاَ ، كَتَبَ ، الَّذاَنِ                                                                                                
     b- هُوَ ، هَذاَ ، يَكْتُبُ ، الَّذاَنِ

          c- هِيَ ، هَذاَ ، كَتَبَ ، الَّذي                                                                                
         d- هُماَ ، هَذاَ ، يَكْتُبُونَ ، الَّتي

    7- Aşağıdaki fiillerden hangisi mebnidir:

    a- لَمْ يَكْتُبْ                                                                                                 
    b- لَنْ يَكْتُبَ

          c- يَكْتُبْنَ                                                                                                     

    d- لاَ أَكْتُبُ

    8- Aşağıdaki kelimelerden hangilerinin tamamı âmil (kendinden sonraki kelimeyi etkileyen) değildir:

         a- لَمْ ، لَنْ ، في                                                                                           

    b- لاَ ، لَمْ ، هَلْ

    c- أنْ ، إنَّ ، كاَنَ                                                                                      
    d- هَلْ ، لاَ ، أمْ

    9- Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır.

    a- Normal isimlerin tamamı lafzî irab alırlar.                 
    b- Mebni kelimelerin bazıları takdiri irab olur.
    c- “vâv” harfi fetha yerine irab işareti olur.                                  
    d- “ye” harfi fetha veya kesre yerine irab işareti olur.

    10- Aşağıdaki hangi irab isimleriyle irab işaretlerinin eşleştirmeleri doğrudur:

    a- Ref işaret: “vav” –  “elif” – “ye”                                                    
    b- Nasb işaret: “elif” – “ye” – “fetha” “kesre”

    c- Cer işareti:  “ye” – “fetha” – “vav”                                              
    d- Cezm işareti: “harekenin hazfi” – “nun harfinin varlığı”