İlahiyat Fakültelerinde Felsefe derslerinin kaldırılmasına tepki

40701

İlahiyat Fakültelerinde Felsefeye Giriş ve Felsefe Tarihi dersleri kaldırılmasına tepkiler gelmeye devam ediyor. Yeni Şafak yazarı Rasim Özdenören “YÖK’ten tuhaf bir karar” başlıklı bugünkü yazısında İlahiyat Fakültelerinde Felsefe derslerinin kaldırılmasını eleştirdi. İlahiyatçı, yazar Erol Erdoğan ve Cihangir İslam’da sosyal medya üzerinden konuyla ilgili eleştirilerde bulundu.


YÖK’TEN TUHAF BİR KARAR

“YÖK’ten tuhaf bir karar” başlıklı bugünkü yazısında Rasim Özdenören, “Temel Felsefe Tarihi ve Felsefeye Giriş dersini okumadan öğrenci Kelam dersine, Tasavvuf dersine, İslam Felsefesine, Din Psikolojisi, Din Sosyolojisi, Din Felsefesi derslerine nasıl vakıf olabilir? Hatırlamalıyız: Müslümanların tefekkür tarihinde ilk ciddi kırılma noktası, İmam Gazali’den sonra 12. yy.’da, felsefece düşünme ile ilgisini kopardığı dönemle başlar” ifadelerini kullandı.

Özdenören’in YÖK’ün kararını eleştiren yazısından bir bölüm: 

“Karar oy çokluğu ile alındığına göre demek ki, kurul üyeleri arasında kararın tuhaflığını fark eden öğretim üyeleri de bulunmaktadır.

Karar henüz yürürlüğe konulmadığına göre düzeltilmesi istikametinde halen bir fırsat var demektir. Bu fırsatın değerlendirilmesini öneririm. İş işten geçmeden…”




YETERLİ FELSEFE EĞİTİMİYLE İLAHİYATLAR ASRIN İDRAKİNDE İSLAM KIVAMINA GELİR

İlahiyatçı, sosyolog, yazar Erol Erdoğan’da Twitter hesabı üzerinden İlahiyat Fakültelerinde Felsefe derslerinin azaltılması/kaldırılması ile ilgili eleştiride bulundu. Çağın sorunları karşısında yetkin bir İslam aliminin, farklı din/ideoloji sahibi akademisyenlerle tartışarak/cedelleşerek yetişebileceğini ifade eden Erdoğan, “Önerilerim, İlahiyat lisansının son sınıflarında veya yüksek lisans, doktora bölümlerinde muhakkak olmalı” dedi.

Erol Erdoğan’ın konu hakkında twitter hakkında yaptığı açıklamalar:


“Lisansını İlahiyat, yüksek lisansını Sosyoloji’de yapmış biri olarak, İlahiyatlarda Felsefe vb dersler azalmamalı, çoğalmalı diyorum.
İlahiyatlarda Hıristiyanlık/Yahudilik din tarihi de o dinlere mensup akademisyenlerce verilmeli. Ve İslam daha ileri derecede okunmalı.
Sağlam İslam eğitimi, mensubundan Yahudilik/Hıristiyanlık, yeterli Felsefe eğitimiyle İLAHİYATLAR asrın idrakinde İSLAM kıvamına gelir.
Çağın sorunları karşısında yetkin bir İSLAM alimi, farklı din/ideoloji sahibi akademisyenlerle tartışarak/cedelleşerek yetişebilir.
Önerilerim, İlahiyat lisansının son sınıflarında veya yüksek lisans, doktora bölümlerinde muhakkak olmalı.”



DİN DÜŞÜNCEDEN KOPARTILDIĞI ZAMAN FİKİR ÜRETİMİ DURUR

İlahiyat Fakültelerinde Felsefe derslerinin azaltılması/kaldırılması ile ilgili olarak Cihangir İslam sosyal medya üzerinden Twitter’dan açıklamalarda bulundu. İlahiyat öğrencilerinin felsefe ile bağlarının azaltılması değil daha da güçlendirilmesi gerektiğini belirten İslam, “Din düşünceden kopartıldığı zaman fikir üretimi durur. Felsefeyi dışladıktan sonra biz Müslümanlar çığır açan bir alim yetiştiremedik. Modern zamanlarda düşünürlerimiz din ile irtibatını kestikleri, düşünceyi dinden koparttıkları için modern bir filozof da yetiştiremedik. Uniform ‘eğitim’ insanları bir arada tutamaz. Hakikate olan özlem, arayış ve bağlılık insanları birbirine yaklaştırır. Felsefe bunu sağlar” ifadelerini kullandı.

Bin yıl önce Nizamiye Medreseleri’nde benzer bir uygulama yapılarak, felsefe derslerini çıkartıldığını ve sadece Eş’ari Kelamı ve Şafii Fıkhı okutulduğunu hatırlatan İslam, “Sonuç: Müslümanlar siyasi anlamda bir üstünlük dönemine girmesine rağmen düşünce hayatı ve üretimi İslam Dünyasında hemen hemen durmuştu” dedi.

Cihangir İslam’ın konu hakkında twitter hakkında yaptığı açıklamalar:


“İlahiyat Fakültelerinde İslam Felsefesi ve Din Felsefesi dersleri devam edecek ancak Felsefeye Giriş ve Felsefe Tarihi dersleri kaldırıldı. Bin yıl önce Nizamiye Medreseleri benzer bir uygulama yapmış, felsefe derslerini çıkartmış, sadece Eş’ari Kelamı ve Şafii Fıkhı okutmuştu. Sonuç: Müslümanlar siyasi anlamda bir üstünlük dönemine girmesine rağmen düşünce hayatı ve üretimi İslam Dünyasında hemen hemen durmuştu.

Bin yıl önce Nizamiye Medreseleri benzer bir uygulama yapmış, felsefe derslerini çıkartmış, sadece Eş’ari Kelamı ve Şafii Fıkhı okutmuştu. Nizamiye Medreselerinin kuruluşunda temel amaç Şii ve Batıni akımların durdurulmasıydı. Bu, Eşari-Şafii akımının benimsetilmesiyle sağlandı. Halbuki İmam Eş’ari incelendiğinde onun yaptığı bid’at mücadelesinde felsefi bilgiyi usataca kullandığı görülür.
 
Gazali’nin de felsefi bilgisinin çok gelişmiş olduğu ve onun da felsefi bilgiyi eserlerinde ve tartışmalarında ustaca kullandığı malumdur. Kapıların felsefeye kapatılması sonucunda medreselerde ne Eş’ari ne de Gazali kalitesinde alimler yetişmedi. Sonuç: Nakil, tekrar, kapanma. Nizamiye Medreseleri kapılarını Eş’ari-Şafii çizgisi dışındaki alimlere de kapatmıştı. Hür düşünce gerçek anlamda sekteye uğramıştı. Nizamiye Medreselerinde bu homojenleştirilmiş öğretimin temelinde siyasetin ilme müdahalesi yatıyordu. Bu ilmin de itibarını zedeledi. Olaylar dikkatle incelenirse felsefe ve düşüncenin kapısını kapatanlar bu alimler değil, alınan siyasi kararlardır.

Eş’ari’nin Mutezile ile yaptığı çetin tartışmalar felsefi tartışmalardı. Felsefe bilmeseydi kendisini bu kadar açık ifade edebilir miydi? Eş’ari “nedensellik” konusunu David Hume, George Berkeley, Nicholas Malebranche gibi filozoflardan yedi yüzyıl önce gündeme getirmişti. Eş’ari’nin güçlü bir Kelam alimi olmasının arkasında güçlü bir felsefe ve mantık eğitimi almış olması yatar. Kırk yaşına kadar Muteziliydi. Gazali’nin eleştirileri felsefeye değil bazı filozofların bazı görüşlerinedir. O da yöntem olarak felsefi yöntemi kullanmıştır.

Bugün ilahiyat öğrencilerinin felsefe ile bağlarının azaltılması değil daha da güçlendirilmesi sağlanmalıdır. Din düşünceden kopartıldığı zaman fikir üretimi durur. Felsefeyi dışladıktan sonra biz Müslümanlar çığır açan bir alim yetiştiremedik. Modern zamanlarda düşünürlerimiz din ile irtibatını kestikleri, düşünceyi dinden koparttıkları için modern bir filozof da yetiştiremedik. Uniform ‘eğitim’ insanları bir arada tutamaz. Hakikate olan özlem, arayış ve bağlılık insanları birbirine yaklaştırır. Felsefe bunu sağlar. “

TIMETURK / Merve Bayrakçı Artık

Önceki İçerikBütün İlahiyat Fakültelerinin İsmi Değişebilir!
Sonraki İçerikMehmet Görmez, hocasını son yolculuğuna uğurladı