Eyyub Aleyhisselâm
Leyya Hatunun Telaşlanışı Ve Eyyûb Aleyhisselâmın Yanına
Koşusu : Başa Dön
Eyyûb Aleyhisselâmın zevcesi Leyya
hatun ise, kendi kendine:
“O, kendisine yiyecek
yedirmekten, beni, ne diye men ve tard etti ?!
[122]
Ben, onu, ne diye bıraktım ki? [123]
Kendisinin yanında bir kimse de,
yok! [124]
Ya o, açlıktan[125],
susuzluktan’[126]
ölürse, ya onu, yırtıcı hayvanlar, yerse’[127],
helak ederse, ben, ne yaparım?
Ben, onun (söylediğine bakmayıp)
muhakkak, yanına döneceğim!” dedi. [128]
Döndü.’[129]
Onu; ne çöplükteki gölgelikte
bulabildi, ne de, söylemiş olduğu hallerden her hangi birinin başına geldiğini
görebildi.
İşler, tamamıyla değişmişti. [130]
Leyya hatun, böyle, Eyyûb
Aleyhisselâmı, yattığı yerde arayıp bulamayınca, aklı, başından gitti. [131]
Gölgeliğin çevresini dönüp
dolaşıyor ve ağlıyordu.
Ötede, gıcır gıcır elbiseli bir
zâtın oturduğunu görünce, yanına gidip Eyyûb Aleyhisselâmı, ona sormaktan
çekindi.
Bunun üzerine, Eyyûb Aleyhisselâm,
onu, yumuşak bir sesle yanına çağırarak, kendisine:
“Ey Allah’ın kulu kadın! Ne
istiyorsun?” diye sordu. Leyya hatun, ağlayarak:
“Şu çöplükteki gölgeliğe
bırakılmış olan mübtelâ Zâtı görmek istiyorum! Kendisi, helak mı oldu?
Kendisine, ne yapıldı? bilmiyorum. Onu, köpekler veya kurtlar, yemiş olabilir.’[132]
Ey Allah’ın kulu!’[133]
Allah, sende olanı, mübarek kılsın! [134]‘
Sen, şurada bulunan’[135],
Allah’ın Peygamberi olan[136]‘ o
mübtelâ Zâtı’[137], gördün
mü? [138]
Onun hakkında, sende bir bilgi var
mı?” diye sordu. [139]
Eyyûb Aleyhisselâm:
“O, senin neyin olur?”
dedi.
Leyya hatun, ağladı ve ağlayarak:
“O, benim kocamdı.
Sen, onu, gördün mü? Kendisi,
şurada bulunuyordu” dedi.[140]
Eyyûb Aleyhisselâm:
“Sen, onu görsen, tanır
mısın?” diye sordu. [141]
Leyya hatun:
“Evet!< [142]
Ben, onu, nasıl tanımam?’[143]
Onu, tanımaz olur muyum?’[144]
Görüp durduğum bir kişi, bana hiç
gizli olur mu?” dedikten sonra, ona, korka korka baktı. Sonra da[145]:
“Vallahi, sıhhatli olduğu
zaman, ona, şu halinle, senin kadar benzeyen bir kimse görmedim! [146]
Sıhhatli olduğu zaman, Allah’ın
kullarından, sana, en çok benzeyeni o, olurdu!” dedi. [147]
Eyyûb Aleyhisselâm:
“İşte, ben, o’yum! [148]
Allah, sana rahmet etsin! Ben, Eyyûb’um!” dedi. [149]
Leyya hatun:
“Allâh’dan kork! Benimle alay
etme! [150]
Ey Allah’ın kulu! Sen, benimle alay
mı ediyorsun?” dedi.
Eyyûb Aleyhisselâm:
“Allah, sana rahmat etsin?
Ben, Eyyûb’um!
Allah, bana, cesedimi iade
etti!” dedi[151] ve
gülümsedi.
Gülünce, Leyya hatun, onu, tanıdı
ve onun boynuna sarıldı. [152]
Kucaklaştılar.’[153]
Yüce Allah’ın, Leyya hatunu da,
gençleştirdiği ve ondan, on altı oğul dünyaya geldiği de, rivayet edilir. [154]
Buluttan Altın Çekirgelerin Yağışı: Başa
Dön
Yüce Allah, Eyyûb Aleyhisselâma bir
Melek indirdi. Melek:
“Ey Eyyûb! Belâya karşı
sabrından dolayı, Allah, sana selâm söylüyor.
Harman yerine kadar git!”
dedi. [155]
Eyyûb Aleyhisselâm, oraya gitti. [156]
Yüce Allah, oraya[157],
kızıl[158] bir
bulut gönderdi.
O buluttan, üzerlerine, altından
çekirgeler, dökülmeğe, yağmaya başladı. [159]
Melek, Eyyûb Aleyhisselâmın yanında
dikilip duruyordu. [160]
Eyyûb Aleyhisselâmın, Harman dışına
çıkan altun çekirgeleri de, harmana sokmak için tâkib ettiğini görünce:
“Ey Eyyûb! Harmanın içine
girenlere doymadın mı ki, dışarıda kalanları da, tâkib ediyorsun?!” dedi.
Eyyûb Aleyhisselâm:
“Bu çekirgeler, benim
Rabb’imin bereketlerindendir. Ben, ona, doyar değilim!” dedi. [161]
Peygamberimiz Aleyhisselâm’dan
rivayet edilen bir Hadîs-i şerife göre de:
Eyyûb Aleyhisselâm, suda yıkandığı
sırada, üzerine, altından bir sürü çekirge düşmüş, Eyyûb Aleyhisselâm da,
onları, elbisesine doldurmuştu.
Bunun üzerine, Yüce Allah:
“Ey Eyyûb! Ben, seni,
-gördüğün üzere- zengin kılmadım mı?” diye nida buyurunca, Eyyûb
Aleyhisselâm:
“Evet! Yâ Rab! Zengin kıldın!
Fakat; Senin fazl’u bereketinden,
müstağni bulunmak, benim için, mümkün değildir!” dedi. [162]
Eyyûb Aleyhisselâmın Zevcesi Hakkındaki Yeminini Yerine
Getirişi: Başa Dön
Yüce Allah, Eyyûb Aleyhisselâma,
zevcesi hakkında yapmış olduğu yeminini yerine getirmesini şöyle emretti:
(Ona):
“Eline, bir demet sap al da,
onunla (zevcene) vur! Yemininde durmamazlık etme! (dedik).
Biz, onu, hakîkaten sabırlı bulduk.
O, ne güzel kuldu!
O, dâima (Allâha) dönen (bir Zat)
idi. [163]
Eyyûb Aleyhisselâmın Vefatı Ve Yaşı: Başa
Dön
Eyyûb Aleyhisselâm; ibtilâdan
kurtulduktan sonra, yetmiş yıl daha, İbrahim Aley-hisselâmın Hanîf olan Tevhid
dini üzere yaşayıp vefat etti.
İbrahim Aleyhisselâmın Tevhid
dinini, Eyyûb Aleyhisselâmdan sonra değiş-tirdiler. [164]
Eyyûb Aleyhisselâmın, vefat ettiği
zaman, doksan üç yaşında bulunduğu’[165]
bildirilmekte ise de; kendilerinin, karı koca olarak, yetmiş[166]
veya seksen yıl’[167],
nimet bolluğu içinde ibtilâsız yaşadıklarını[168],
ibtilâya uğradıklarının yedinci yılında ifâde ettikleri[169]‘,
ve ibtilânın on sekiz yıl sürdüğü’[170]‘,
Eyyûb Aleyhisselâmın da, ibtilâdan kurtulduktan sonra yetmiş yıl daha yaşadığı[171]‘,
gözönünde tutulacak olursa, yaşının, doksan üç değil, hattâ, yüzelliden de,
bir hayli yukarılarda bulunduğunu kabul etmek gerekir.
Nitekim, yaşının, iki yüz’[172],
ikiyüz on yıl olduğu da, söylenmiştir.’[173]
Eyyûb Aleyhisselâmın kabri, Beseniye’de bulunmaktadır. [174]
Ona ve gönderilen bütün peygamberlere selâm olsun![175]
[1] ibn.Kuteybe-Maarif s.19, Taberî-Tarih c.1 ,s.165,
Mes’ûdî-Murucuzzeheb c.1 ,s.48, Hâkim-Müstedrek c.2,s.581, Ebülferec
İbn.CevzT-Tabsıra c.1,s.191, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.128.
[2] İbn.Kuteybe-Maarif s.19, Taberî-Tarih c.1,s.165.
[3] Taberî-Tarih c.1,s.165.
[4] Hâkim-Müstedrek c.1,s.581, Ebülferec İbn.Cevzî-Tabsıra
c.1,s.191.
[5] Mes’ûdî-Murucuzzeheb c.1,s.48, Ebülfida-Elbidaye
vennihaye c.1,s.220.
[6] Taberî-Tarih c.1,s. 165, Mes’ûdî-Murucuzzeheb
c.1,s.48, Hâkim-Müstedrek c.2,s.581, Sâlebî-Arais s. 153, Ebülferec-Tabsıra
c.1,s.191, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.128, Muhyiddin b.Arabî-Muhadaratülebrar
c.1,s.128, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.22O.
[7] İbn.Kuteybe-Maarif s.20, Taberî-Tarih c.1,s.165,
İbn.Asakir-Tarih c.3,s.191, Ebülferec-Tabsıra c.1,s.191, Ebülfida-Elbidaye
vennihaye c.1 ,s.220-221.
[8] ibn.Kuteybe-Maarif s.20, Taberî-Tarih c.1,s.165,
İbn.Asakir-Tarih c.3,s.193, Ebülferec-Tabsıra c.1,s.191, Ebülfida-Elbidaye
vennihaye c1,s.220-221.
[9] İbn.Kuteybe-Maarif s.20, Mes’ûdî-Murucuzzeheb
c.1,s.48, Ebülferec-Tabsıra c.1,s.191.
[10] İbn.Kuteybe-Maarif s 20, Mes’ûdî-Murucuzzeheb
c.1,s.48, Ebülferec-Tabsıra c.1,s.191.
M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları:
1/305.
[11] Hâkim-Müstedrek c.2,s.581, Sâlebî-Arais s. 153.
[12] Sâlebî-Arais s.153.
[13] Hâkim-Müstedrek c.2,s.581.
[14] Sâlebî-Arais s.153.
[15] Hâkim-Müstedrek c.2,s.581, Sâlebî-Arais s.153.
M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları:
1/305.
[16] Mes’ûdî-Murucuzzeheb c.1,s.48.
[17] İbn.Kuteybe-Maarif s.20, Taberî-Tarih c.1,s.166,
Mesûdî-Murucuzzeheb c.1,s.48, Ibn.Asakır-Tarıh c.3,s.194.
[18] Taberî-Tarih c.1,s.166, Sâlebî-Arais s.153.
[19] Sâlebî-Arais s.153.
[20] Taberî-Tarih c.1,s.166, Sâlebî-Arais s.153,
Ibn.Esîr-Kâmıl c.1,s.128.
[21] Sâlebî-Arais s.153, ibn.Asâkir-Tarih c.3,s.194.
[22] Taberî-Tarih c.1,s.166, Sâlebî-Arais s.153.
[23] Taberî-Tarih c.1,s.166, Salebî-Arais s.153,
İbn.Esîr-Kâmil C.1.S.128.
[24] Taberî-Tefsir c.17,s.65, Sâlebî-Arais s.153
[25]İbn.Asâkir-Tarih c.3,s.198, Ebülferec ibn.Cevzî-Tabsıra
c.1,s,191
M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet
Vakfı Yayınları: 1/306.
[26] Nisa: 163.
[27] Taberî-Tefsir c.17,s.65.
[28] İbn.Kuteybe-Maarif s.20, Yâkubî-Tarih c.1,s.32,
Taberî-Tarih c.1,s.167, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.195, Munyıddın
b.Arabî-Muhâdaratülebrar c.1,s.128.
[29] İbn.Asâkir-Tarih c.3,s.2O1, Ebülfida-Elbidaye
vennihaye c.1,s.224.
[30] Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.54, ibn.Asâkir-Tarih
c.3,s,194, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.128.
[31] ibn Ebî Şeybe-Musannef C.13.S.201, Ahmed
b.Hanbel-Ezzühd s.106, Hakimüttirmizi-Nevâdirül’usûl s.224
[32] Taberî-Tefsir c.17,s.65, Sâlebî-Arais s.153,
Fahrurrazî-Tefsir c.22,s.2O3.
[33] Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.54.
[34] ibn.Asâkir-Tarih c.3,s.194.
[35] Taberî-Tefsir c.17,s.65, Hâkim-Müstedrek c.2,s.581.
M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları:
1/306-307.