Peygamberler Tarihi M.Asım Köksal

Eyyub Aleyhisselâm

 

Leyya Hatunun Telaşlanışı Ve Eyyûb Aleyhisselâmın Yanına
Koşusu :
    Başa Dön

 

Eyyûb Aleyhisselâmın zevcesi Leyya
hatun ise, kendi kendine:

“O, kendisine yiyecek
yedirmekten, beni, ne diye men ve tard etti ?!
[122]

Ben, onu, ne diye bıraktım ki? [123]

Kendisinin yanında bir kimse de,
yok! [124]

Ya o, açlıktan[125],
susuzluktan’[126]
ölürse, ya onu, yırtıcı hayvanlar, yerse’[127],
helak ederse, ben, ne yaparım?

Ben, onun (söylediğine bakmayıp)
muhakkak, yanına döneceğim!” dedi. [128]
Döndü.’[129]

Onu; ne çöplükteki gölgelikte
bulabildi, ne de, söylemiş olduğu hallerden her hangi birinin başına geldiğini
görebildi.

İşler, tamamıyla değişmişti. [130]

Leyya hatun, böyle, Eyyûb
Aleyhisselâmı, yattığı yerde arayıp bulamayınca, aklı, başından gitti. [131]

Gölgeliğin çevresini dönüp
dolaşıyor ve ağlıyordu.

Ötede, gıcır gıcır elbiseli bir
zâtın oturduğunu görünce, yanına gidip Eyyûb Aley­hisselâmı, ona sormaktan
çekindi.

Bunun üzerine, Eyyûb Aleyhisselâm,
onu, yumuşak bir sesle yanına çağıra­rak, kendisine:

“Ey Allah’ın kulu kadın! Ne
istiyorsun?” diye sordu. Leyya hatun, ağlayarak:

“Şu çöplükteki gölgeliğe
bırakılmış olan mübtelâ Zâtı görmek istiyorum! Kendisi, helak mı oldu?
Kendisine, ne yapıldı? bilmiyorum. Onu, köpekler veya kurtlar, yemiş olabilir.’[132]
Ey Allah’ın kulu!’[133]
Allah, sende olanı, mübarek kılsın! [134]‘
Sen, şurada bulunan’[135],
Allah’ın Peygamberi olan[136]‘ o
mübtelâ Zâtı’[137], gör­dün
mü? [138]

Onun hakkında, sende bir bilgi var
mı?” diye sordu. [139]
Eyyûb Aleyhisselâm:

“O, senin neyin olur?”
dedi.

Leyya hatun, ağladı ve ağlayarak:

“O, benim kocamdı.

Sen, onu, gördün mü? Kendisi,
şurada bulunuyordu” dedi.[140]

Eyyûb Aleyhisselâm:

“Sen, onu görsen, tanır
mısın?” diye sordu. [141]

Leyya hatun:

“Evet!< [142]
Ben, onu, nasıl tanımam?’[143]

Onu, tanımaz olur muyum?’[144]

Görüp durduğum bir kişi, bana hiç
gizli olur mu?” dedikten sonra, ona, korka korka baktı. Sonra da[145]:

“Vallahi, sıhhatli olduğu
zaman, ona, şu halinle, senin kadar benzeyen bir kimse görmedim! [146]

Sıhhatli olduğu zaman, Allah’ın
kullarından, sana, en çok benzeyeni o, olur­du!” dedi. [147]

Eyyûb Aleyhisselâm:

“İşte, ben, o’yum! [148]
Allah, sana rahmet etsin! Ben, Eyyûb’um!” dedi. [149]

Leyya hatun:

“Allâh’dan kork! Benimle alay
etme! [150]

Ey Allah’ın kulu! Sen, benimle alay
mı ediyorsun?” dedi.

Eyyûb Aleyhisselâm:

“Allah, sana rahmat etsin?
Ben, Eyyûb’um!

Allah, bana, cesedimi iade
etti!” dedi[151] ve
gülümsedi.

Gülünce, Leyya hatun, onu, tanıdı
ve onun boynuna sarıldı. [152]

Kucaklaştılar.’[153]

Yüce Allah’ın, Leyya hatunu da,
gençleştirdiği ve ondan, on altı oğul dünyaya geldiği de, rivayet edilir. [154]

 

Buluttan Altın Çekirgelerin Yağışı:    Başa
Dön

 

Yüce Allah, Eyyûb Aleyhisselâma bir
Melek indirdi. Melek:

“Ey Eyyûb! Belâya karşı
sabrından dolayı, Allah, sana selâm söylüyor.

Harman yerine kadar git!”
dedi. [155]

Eyyûb Aleyhisselâm, oraya gitti. [156]

Yüce Allah, oraya[157],
kızıl[158] bir
bulut gönderdi.

O buluttan, üzerlerine, altından
çekirgeler, dökülmeğe, yağmaya başladı. [159]

Melek, Eyyûb Aleyhisselâmın yanında
dikilip duruyordu. [160]

Eyyûb Aleyhisselâmın, Harman dışına
çıkan altun çekirgeleri de, harmana sok­mak için tâkib ettiğini görünce:

“Ey Eyyûb! Harmanın içine
girenlere doymadın mı ki, dışarıda kalanları da, tâkib ediyorsun?!” dedi.

Eyyûb Aleyhisselâm:

“Bu çekirgeler, benim
Rabb’imin bereketlerindendir. Ben, ona, doyar değilim!” dedi. [161]

Peygamberimiz Aleyhisselâm’dan
rivayet edilen bir Hadîs-i şerife göre de:

Eyyûb Aleyhisselâm, suda yıkandığı
sırada, üzerine, altından bir sürü çekirge düş­müş, Eyyûb Aleyhisselâm da,
onları, elbisesine doldurmuştu.

Bunun üzerine, Yüce Allah:

“Ey Eyyûb! Ben, seni,
-gördüğün üzere- zengin kılmadım mı?” diye nida buyurunca, Eyyûb
Aleyhisselâm:

“Evet! Yâ Rab! Zengin kıldın!

Fakat; Senin fazl’u bereketinden,
müstağni bulunmak, benim için, mümkün değil­dir!” dedi. [162]

 

Eyyûb Aleyhisselâmın Zevcesi Hakkındaki Yeminini Yerine
Getirişi:
    Başa Dön

 

Yüce Allah, Eyyûb Aleyhisselâma,
zevcesi hakkında yapmış olduğu yeminini yerine getirmesini şöyle emretti:

 (Ona):

“Eline, bir demet sap al da,
onunla (zevcene) vur! Yemininde durmamazlık et­me! (dedik).

Biz, onu, hakîkaten sabırlı bulduk.

O, ne güzel kuldu!

O, dâima (Allâha) dönen (bir Zat)
idi. [163]

 

Eyyûb Aleyhisselâmın Vefatı Ve Yaşı:    Başa
Dön

 

Eyyûb Aleyhisselâm; ibtilâdan
kurtulduktan sonra, yetmiş yıl daha, İbrahim Aley-hisselâmın Hanîf olan Tevhid
dini üzere yaşayıp vefat etti.

İbrahim Aleyhisselâmın Tevhid
dinini, Eyyûb Aleyhisselâmdan sonra değiş-tirdiler. [164]

Eyyûb Aleyhisselâmın, vefat ettiği
zaman, doksan üç yaşında bulunduğu’[165]
bildirilmekte ise de; kendilerinin, karı koca olarak, yetmiş[166]
veya seksen yıl’[167],
nimet bolluğu içinde ibtilâsız yaşadıklarını[168],
ibtilâya uğradıklarının yedinci yı­lında ifâde ettikleri[169]‘,
ve ibtilânın on sekiz yıl sürdüğü’[170]‘,
Eyyûb Aleyhisselâ­mın da, ibtilâdan kurtulduktan sonra yetmiş yıl daha yaşadığı[171]‘,
gözönünde tu­tulacak olursa, yaşının, doksan üç değil, hattâ, yüzelliden de,
bir hayli yukarılar­da bulunduğunu kabul etmek gerekir.

Nitekim, yaşının, iki yüz’[172],
ikiyüz on yıl olduğu da, söylenmiştir.’[173]
Eyyûb Aleyhisselâmın kabri, Beseniye’de bulunmaktadır. [174]
Ona ve gönderilen bütün peygamberlere selâm olsun![175]

 

 



[1] ibn.Kuteybe-Maarif s.19, Taberî-Tarih c.1 ,s.165,
Mes’ûdî-Murucuzzeheb c.1 ,s.48, Hâkim-Müstedrek c.2,s.581, Ebülferec
İbn.CevzT-Tabsıra c.1,s.191, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.128.

[2] İbn.Kuteybe-Maarif s.19, Taberî-Tarih c.1,s.165.

[3] Taberî-Tarih c.1,s.165.

[4] Hâkim-Müstedrek c.1,s.581, Ebülferec İbn.Cevzî-Tabsıra
c.1,s.191.

[5] Mes’ûdî-Murucuzzeheb c.1,s.48, Ebülfida-Elbidaye
vennihaye c.1,s.220.

[6] Taberî-Tarih c.1,s. 165, Mes’ûdî-Murucuzzeheb
c.1,s.48, Hâkim-Müstedrek c.2,s.581, Sâlebî-Arais s. 153, Ebülferec-Tabsıra
c.1,s.191, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.128, Muhyiddin b.Arabî-Muhadaratülebrar
c.1,s.128, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.22O.

[7] İbn.Kuteybe-Maarif s.20, Taberî-Tarih c.1,s.165,
İbn.Asakir-Tarih c.3,s.191, Ebülferec-Tabsıra c.1,s.191, Ebülfida-Elbidaye
vennihaye c.1 ,s.220-221.

[8] ibn.Kuteybe-Maarif s.20, Taberî-Tarih c.1,s.165,
İbn.Asakir-Tarih c.3,s.193, Ebülferec-Tabsıra c.1,s.191, Ebülfida-Elbidaye
vennihaye c1,s.220-221.

[9] İbn.Kuteybe-Maarif s.20, Mes’ûdî-Murucuzzeheb
c.1,s.48, Ebülferec-Tabsıra c.1,s.191.

[10] İbn.Kuteybe-Maarif s 20, Mes’ûdî-Murucuzzeheb
c.1,s.48, Ebülferec-Tabsıra c.1,s.191.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları:
1/305.

[11] Hâkim-Müstedrek c.2,s.581, Sâlebî-Arais s. 153.

[12] Sâlebî-Arais s.153.

[13] Hâkim-Müstedrek c.2,s.581.

[14] Sâlebî-Arais s.153.

[15] Hâkim-Müstedrek c.2,s.581, Sâlebî-Arais s.153.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları:
1/305.

[16] Mes’ûdî-Murucuzzeheb c.1,s.48.

[17] İbn.Kuteybe-Maarif s.20, Taberî-Tarih c.1,s.166,
Mesûdî-Murucuzzeheb c.1,s.48, Ibn.Asakır-Tarıh c.3,s.194.

[18] Taberî-Tarih c.1,s.166, Sâlebî-Arais s.153.

[19] Sâlebî-Arais s.153.

[20] Taberî-Tarih c.1,s.166, Sâlebî-Arais s.153,
Ibn.Esîr-Kâmıl c.1,s.128.

[21] Sâlebî-Arais s.153, ibn.Asâkir-Tarih c.3,s.194.

[22] Taberî-Tarih c.1,s.166, Sâlebî-Arais s.153.

[23] Taberî-Tarih c.1,s.166, Salebî-Arais s.153,
İbn.Esîr-Kâmil C.1.S.128.

[24] Taberî-Tefsir c.17,s.65, Sâlebî-Arais s.153

[25]İbn.Asâkir-Tarih c.3,s.198, Ebülferec ibn.Cevzî-Tabsıra
c.1,s,191

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet
Vakfı Yayınları: 1/306.

[26] Nisa: 163.

[27] Taberî-Tefsir c.17,s.65.

[28] İbn.Kuteybe-Maarif s.20, Yâkubî-Tarih c.1,s.32,
Taberî-Tarih c.1,s.167, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.195, Munyıddın
b.Arabî-Muhâdaratülebrar c.1,s.128.

[29] İbn.Asâkir-Tarih c.3,s.2O1, Ebülfida-Elbidaye
vennihaye c.1,s.224.

[30] Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.54, ibn.Asâkir-Tarih
c.3,s,194, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.128.

[31] ibn Ebî Şeybe-Musannef C.13.S.201, Ahmed
b.Hanbel-Ezzühd s.106, Hakimüttirmizi-Nevâdirül’usûl s.224

[32] Taberî-Tefsir c.17,s.65, Sâlebî-Arais s.153,
Fahrurrazî-Tefsir c.22,s.2O3.

[33] Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.54.

[34] ibn.Asâkir-Tarih c.3,s.194.

[35] Taberî-Tefsir c.17,s.65, Hâkim-Müstedrek c.2,s.581.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları:
1/306-307.

İlgili Makaleler