Yıl: 2012

  • Arapça el yazması eserler dijital ortamda

    Yurtiçinde hizmeti başarılı bir şekilde yürüten Milli Kütüphane Başkanlığı, şimdi de yurtdışındaki yazma eserlere el uzattı. Bu kapsamda 100’e yakın ülke ile anlaşma yapan başkanlık, yazma eserleri sanal ortama taşımaya başladı.
    Milli Kütüphane Başkanı Tuncel Acar, yurtiçindeki gerçek veya tüzel kişilerden satın alma yoluyla elyazması veya nadir basma eserleri koleksiyona kazandırmaya devam ettiklerini belirtti. Acar, yurtdışındaki kütüphane ve benzeri kurumlarda bulunan Türk ve İslam dünyası ile ilgili elyazması veya nadir basma eserlerin ise değişim yoluyla sağlanmasına çalışıldığını ifade etti.
    2011 yılında Dubai’de bulunan Cuma el-Macid Kültür ve Kültürel Miras Merkezi ile Milli Kütüphane arasında protokol yapıldığını aktaran Acar, “Yaklaşık bir milyon 128 bin poz ve bunlara ait 11 bin Arapça yazma eser künye bilgileri Latin harflerine çevrilerek “http://dubaiyazmalar.mk.gov.tr” web sitesine aktarıldı” dedi.
    Yurtiçinde Türkiye Yazmaları Toplu Kataloğu (TÜYATOK) ve benzeri çalışmalarla 86 bin elyazması eserin kayıt altına alındığı bilgisini veren Acar, elyazmalarını zarar görmeden araştırmacıların kullanımına sunmak amacıyla 2004 yılında başlatılan kopya çıkartma çalışmaları sonucunda ise 27 bin 464 cilt yazma eserin dijital ortama aktarıldığını kaydetti. Ayrıca bu yazmalara ait bilgisayar ortamına aktarılan varak sayısı da yaklaşık 4 milyona ulaştı.
    Yazmaların internet ortamına taşınmasıyla ulaşımın kolaylaştığını ve eserlerin yıpranmasının önlendiğini dile getiren Acar’a göre, eserlere olan ilgi de arttı. Acar, 2011 yılında Milli Kütüphane’de 664 bin 108 kişinin 158 bin 68 materyalden yararlandığını, aynı yıl internet sayfasının da 546 bin 271 kişi tarafından ziyaret edildiğini dile getirdi.

  • Boş kalan 3 bin 600 öğretmen kadrosuna ek atama yapılacak

    MEB İnsan Kaynakları Genel Müdürü Hikmet Çolak, burada yaptığı konuşmada, ilk atama için 40 bin 164 kadro belirlediklerini söyledi. Atama için toplam 101 bin 743 aday başvuruda bulunurken, ilk atama yoluyla 35 bin 914, açık ilk kurum atama yoluyla 308, açık kurum yeniden atama yoluyla 256, milli sporcu atama yoluyla 74 olmak üzere toplam 36 bin 552 öğretmen ataması gerçekleştirildi. Yani toplam 3 bin 612 kadro boş kaldı.

    Ek yerleştirmeyle tamamlanacak

    Bir kısım kontenjanın atama sonunda boş kalacağına dikkati çeken MEB İnsan Kaynakları Genel Müdürü Hikmet Çolak, ek yerleştirmeyle 40 bin 164 kadronun tamamlanacağını anlattı.

    Memurlar.net

  • Dikab ve İHL Kontenjanları Boş Kaldı

     

    Öğretmen atamaları dolayısıyla Bakanlığın Başöğretmen Toplantı Salonu’nda tören düzenlendi.

    Toplam 140 branşın olduğunu, bunların 114’ünde norm açığının bulunduğunu dile getiren Çolak, en çok öğretmen ihtiyacı duydukları 29 ile, pozitif ayrımcılık yaptıklarını ve bunlara 22 bin öğretmen dağıttıklarını kaydetti.

    2012-2 Atama Dönemi Sonucu Oluşan Minimum Puanlar 

    1 İ.H.L. Meslek Dersleri 55,104 667

    441

     

     

    1

    Din Kült. ve Ahl.Bil. 55,003 1984 1822

     

    Bu verilere göre Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği için ayrılan  2.819 ilk atma kontenjanından sadece 1822 si yerleştirilmiş ve yaklaşık 1000 kişilik kontejan boş kalmıştır.

    Ayrıca İ.H.L. Meslek Dersleri için ayrılan 485 kontenjandan sadece 441 kişilik atama yapılmıştır. Klavuz ilk açıklandığında Din Kült. ve Ahl. Bil.  öğretmenliği için oluşturlan taban puna 70 idi. Fakat sonra yapılan itirazlar sonuncunda bu 55 olarak düzeltildi. Bu düzelmeye rağmen toplamda 1101 kontejan boş kalmıştır. Diğer bir çok branşta olduğu gibi taban puan belirtilmeme imkanı varken bu yapılmamıştır. Ayrıca Meb tarafından atama öncesinde yayınlanan verilerin  yanıltıcı olduğu da ortaya çıkmıştır. 

     

    İhsan Cabir

     

     

     

  • Müslüman ve Yahudilerden sünnet mitingi

    Müslümanlar ve Yahudiler omuz omuza bir eylemde… Eylemin adresi Almanya’nın başkenti Berlin…

    Berlin’de Yahudi ve Müslümanlar, sünnet yasağına karşı ortak miting düzenledi.

    Yaklaşık 300 kişi, Berlin bölge mahkemesi önünde eylem yaptı. Yasağın kaldırılmasını istedi. Eyleme bazı Hristiyan asıllı Almanlar da destek verdi.

    Eylemde konuşan Yahudi cemaatinden Lala Süsskind sünnet tartışmasıyla iki dinin dışlanmaya ve insanlar üzerinde baskı oluşturmayı amaçlandığını savundu:

    “Biz hiç kimsenin görüşünü açıklamasını istemiyoruz. Biz Müslüman ve Yahudiler olarak sadece, dini özgürlüklerimizi dinimizin öngördüğü şekilde yaşamak istiyoruz.”

    Protestoya Türkler de büyük destek verdi. Almanya Türk toplumu Başkanı Kenan Kolat, Berlin hükümetinden sünnete yasal garanti istedi.

    Almanya’da Köln Mahkemesi’nin sünnet yasadışı kararı sonrasında sünnetler fiilen durdu. Ve konuyla ilgili Almanya sınırlarını aşan bir tartışma başladı.

    Alman Başbakan Angela Merkel, Almanya’nın bu kararla dünya önünde komik bir duruma düştüğünü söyledi. Federal hükümetin konuyu gündemine alıp yasal bir çözüme kavuşturması bekleniyor.

    Cnntürk

  • 3 Yeni İlahiyat Fakültesi Kuruluyor

    Yeni fakülteler açılacak bazı fakülteler kapatılacak 

    Bazı yükseköğretim kurumlarına bağlı olarak fakülte, yüksekokul ile enstitülerin kurulması, bazılarının kapatılması ve adının değiştirilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararı Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

    Karara göre, Avrasya Üniversitesi, Gediz Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi, Melikşah Üniversitesi ile Nuh Naci Yazgan Üniversitesi’nde ”Sağlık Bilimleri Fakültesi”, Beykent Üniversitesi, Doğuş Üniversitesi, İstanbul Gelişim Üniversitesi, KTO Karatay Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi ve Toros Üniversitesi’nde ”Sağlık Bilimleri Yüksekokulu”, İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi’nde ”Sağlık Bilimleri Enstitüsü” kurulacak.

    Kararda, Bartın Üniversitesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi bünyesinde İslami İlimler Fakültesi, Tunceli Üniversitesi’nde İletişim Fakültesi ile Güzel Sanatlar Fakültesi, Artvin Çoruh Üniversitesi’nde İlahiyat Fakültesi, Celal Bayar Üniversitesi’nde ise Diş Hekimliği Fakültesi’nin kurulmasının yanı sıra Anadolu Üniversitesi Endüstriyel Sanatlar yüksekokulunun kapatılmasının kararlaştırıldığı bildirildi.

    Açılan İlahiyat Fakülteleri 

     Bartın Üniversitesi bünyesinde İslami İlimler Fakültesi,

    İzmir Katip Çelebi Üniversitesi bünyesinde İslami İlimler Fakültesi,

    Artvin Çoruh Üniversitesi’nde İlahiyat Fakültesi,

     

    Adı değiştirilen fakülteler

    Selçuk Üniversitesi bünyesindeki Selçuklu Tıp Fakültesi’nin adının ”Tıp Fakültesi”, Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin adının ”Tarım ve Doğa Bilimleri Fakültesi”, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nin adının ”Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi” ve Kastamonu Üniversitesi İnebolu Su Ürünleri Fakültesi’nin adının ”Su Ürünleri Fakültesi” olarak değiştirilmesi kararı Resmi Gazete’de yer aldı.

    AA

  • Üniversite kaydına sakalsız fotoğrafmış!

    “Özgürlük” diyoruz. Onlar da “özgürlük” diyorlar. Bizim özgürlümüzün sınır noktası onların özgürlüğünün başlangıç noktasına kadarken, onların özgürlüğünün sınır noktası özgürlüğümüzü işgal etmiş durumda.

    İnsan haklarının tersine giden kuşatma durumu. İsrail’in utanç duvarının milimetrik de olsa bir minyatürü. Bakış açılarının, anlayışların köreldiği an. Devletin yani halkın üniversitesinde, hem de Müslüman halkın üniversitesinde bir sünnetin önüne barikat kurma.

    Gömleğimdeki ter haksızlığın üzerimdeki mührü gibiydi

    Milletime hizmet için, kendi ayaklarımın üzerinde durmak için, Müslümanca yaşamanın şartlarından biri olan çalışmak için gereken öğrenimi görmek adına kazandığım Mustafa Kemal Üniversitesi İskenderun MYO Basın ve Yayıncılık bölümüne vira Bismillah diyerek yol aldım. Sabah erkenden varıp kesin kaydımı hallederek aynı gün içinde dönmem gerekiyordu. Önüme çeşitli evraklar konuldu. Ne var ki yarısını doldurmuşken bir olay duydum. Gittiğim günün ertesinde bir kardeşin sakalından dolayı vesikalık fotoğrafları kabul edilmemiş. Benim de tam 24 adet sakallı vesikalık fotoğrafım vardı. Görevliye sordum. Evraklarımı aldı ve attı. Sakalsız vesikalık fotoğraf çektirmem gerektiğini söyledi ve gelip yeniden evrakları doldurmam gerektiğini belirtti.

    Bir ihtimal öğle vaktine yetişebilirmişim. Sımsıcak güneşin altında kafatasımdan buhar yükselirken Pac meydanının yolunu tuttum. Orada, Allah onlardan razı olsun, bir fotoğrafçıya girdim ve benim için çok acele bir şekilde fotoğraf işlemini bitirdi. Fotoğrafta gömleğimdeki ter haksızlığın üzerimdeki mührü gibiydi. Çabucak okula geri döndüm. Ne kadar hızlı hareket etsem de meslek yüksek okuluna varmam öğleyi buldu. Saatlerce evrak doldurduktan sonra aslında 50. sırada alabileceğim numaramı 204. sıradan aldım.

    İdareciler bu olaya el atmalı

    Ve saat 12.00’den 16.00’ya kadar uzun bir bekleyiş başladı. Sıram geldi. İçeriye girdim. Görevli kadın vize verircesine beni süzüyordu. ÖSYM sonuç belgesindeki sakallı fotoğrafıma baktı. Onu da değiştiremezlerdi ya! Benimle bir güzel dalgasını geçti. Olayı anlattım. Sakalsız daha bir medeni göründüğümü(!) söyledi. Sadece bıyığım kalmıştı…

    Velhasıl bu havadisten bahsetmemin nedeni, yönetime bir sesleniştir. Bir daha böyle olaylar yaşanmaması için üstünüze düşeni yapmalısınız. Böyle keyfi tasarruflara, yasaklamalara izin verilmemelidir, kılık kıyafet despotluğuna el atılmalıdır. Benden sonraki kardeşlerimin böyle bir aşağılayıcı müdahaleyle karşılaşmamasını temenni ediyorum…

    Bilal Yavuz

    Dünyabizim

  • Bayanlar Hafızlık Yarışması Türkiye Birincisi

     

    Şehitkamil Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen yarışmaya, bölge finallerinin ardından Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ön elemesini geçen 7 kız öğrenci katıldı. 3 sorunun cevaplandırıldığı finalde İstanbul Şeyhli Tuba Kur’an kursu öğrencisi Kübra Atabay birinci, Mahisa Hilaliye Eğitim Vakfı Kur’an kursu öğrencisi Halise Aydemir ikinci ve Kütahya Kavaklı Kız Kur’an kursu öğrencisi Ayşe Nur İnceci üçüncü oldu.

    Yarışmada dereceye giren öğrencilere ödüllerini Diyanet İşleri Başkanlığı Yaygın Din Eğitimi Daire Başkanı Belgin Aydın verdi.

    Sınav komisyonu başkanı Osman Eğin, gazetecilere yaptığı açıklamada, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yarışmayı geleneksel hale getirdiğini belirtti.

    Eğin şunları kaydetti:

    ”Bu kardeşlerimizin ne kadar güzel iş yaptıklarını topluma göstermek istiyoruz. Burada her ne kadar bu etkinliğin adı yarışma olsa da biz yarışmacılarımızın birbirine rakip olmadıklarını, arkadaş olduklarını ifade ediyoruz.”

    Yarışmanın birincisi Kübra Atabay da çok mutlu olduğunu belirterek, ”Hocalarımın desteği olmasa ben bunları yapamazdım. Anne ve babama da teşekkür ediyorum, onların desteği de benim için gerçekten çok önemliydi. Çok güzel bir duygu yaşıyorum” diye konuştu.

    Kur’an okumayı 9 yaşında öğrendiğini ifade eden Atabay, bir yıllık eğitimin ardından hafızlığa geçiş yaptığını ve 13 ayda da hafızlığı bitirdiğini dile getirdi.

     

  • Said Nursinin en büyük hayali gerçek oluyor

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sunulan bir raporda “Arapça , Türkçe ve Kürtçe ” eğitim vermesi istenen okulun merkezi için Van, diğer kampüsleri içinse Diyarbakır ve Bitlis önerildi.

    Raporda, açılacak okulun terör ve ırkçılığa panzehir olacağı vurgulandı. Bediüzzaman Said Nursi ‘nin, 1911 yılında ‘Münazarat’ kitabında ortaya koyduğu Doğu ve Güneydoğu ‘da Kur’an ve pozitif bilimlerin okutulduğu “Medresetü’z Zehra” kurma projesi, Bediüzzaman’ın vefatından 52 yıl sonra yeniden gündemde. Med Zehra Vakfı’nın geçtiğimiz hafta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a sunduğu raporda, Doğu ve Güneydoğu’daki halkın, Said Nursi’nin 100 yıl önce ortaya attığı ‘Medresetü’z Zehra’nın kurulmasını beklediği belirtilerek, okulun açılması istendi.

    ‘ARAPÇA VACİP, KÜRTÇE CAİZ, TÜRKÇE LAZIM’

    Raporda, kurulması istenen “Medresetü’z Zehra”nın merkezinin Van’da olması istendi. Ayrıca bu okulun Diyarbakır ve Bitlis’te de kampüslerinin olması istendi. Arınç’a sunulan raporda okulundili olarak ise “Arapça vacip, Kürtçe caiz, Türkçe lazım” ifadeleri kullanıldı. Emirdağ Lahikasıve Münazarat adlı kitaplardan alıntılara da yer verilen 7 sayfalık raporda okulun islam aleminin birliğinin sağlanması, Anadolu’nun diğer İslam devletlerine açılmasını kolaylaştıracağına, ırkçılık ve terörü yok edeceğine vurgu yapıldı.

    NEFİS TERBİYESİ DE VAR TIP DA!

    Raporda, okulda okutulması istenen dersler ise ‘Medrese ilimleri’, ‘Tasavvuf ilimleri’ ve ‘Fen bilimleri’ olmak üzere 3’e ayrıldı. Medrese ilimleri arasında ‘Tefsir’, ‘Hadis’, ‘Fıkıh’ ve ‘Siyer’ derslerine yer verilen raporda; Tasavvuf ilimleri için ‘Nefis terbiyesi’, ‘riyazet’, ‘insanın kendini bilmesi’, ‘sabır’ ve ‘şükür’ gibi dersler zikredildi. Okulda okutulması istenen modern bilimler ise ‘Fizik’, ‘Kimya’, ‘Biyoloji’, ‘Tıp’, ‘Edebiyat’, ‘Tarih’…

    2015’E KADAR AÇILMASI İSTENDİ

    Raporun ‘netice’ bölümünde ise üniversitenin 2015 yılına kadar açılması istendi.

    “Bu üniversitenin teşekkülüne şiddetli ihtiyaç olup kati maslahatları vardır” denilen raporda “Ayrıca hiçbir zararıda bulunmamaktadır. Hükümet, bu uluslararası projeyi hayata geçirmesiyle hem alem-i islam’ın
    vahdetine bir vesile olmuş olur, hem de milyonlarca nur talebesinin makbul dualarını kazanmış olur.

    Ayrıca 23 mart 2015 yılına kadar bu projenin hayata geçirilmesi halinde Üstad Bediüzzaman’ın ellibeş yıllık gaye-i hayalinin, vefatının 55. yılına tevafuk etmiş olacaktır” denildi.

    YENİ AKİT  

  • Seçmeli derslerinizi belirlemek için geç kalmayın-Ders Tanıtım Videoları

    Ortaokullarda kayıtlı 5 inci sınıf öğrencileri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın www.meb.gov.tr internet adresindeki seçmeli derslerin tanıtımlarını 03-10 Eylül 2012 tarihleri arasında inceleyerek hangi dersleri seçeceklerine karar vermeliler.

     

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayınladığı genelgeye göre normal okullar için bu yıl konulan seçmeli dersler 03-10 Eylül 2012 tarihleri arasında incelenerek, 10-12 Eylül arasında aşağıda örneklerini sunduğumuz dilekçe ile okula başvurmak sureti ile belirlenecektir. Bunun için öğrenciler Milli Eğitim Bakanlığı’nın www.meb.gov.tr internet adresindeki seçmeli derslerin tanıtımlarını incelemeli ve seçimlerini yapmalıdırlar.

     

    Kur’an-ı Kerim Seçmeli Dersi Tanıtımı 

     

    Temel Dini Bilgiler Dersi Tanıtımı 

     

     

    Hz. Muhammed’in Hayatı Siyer Dersi Tanıtımı

     

     

  • Hocaların hocası: Sabahattin Zaim

    Nice önemli isimleri musalla taşından uğurlayan Fatih Camii, tarihî günlerinden birini yaşıyor. Binlerce hüzünlü sima, al bayrağa bürünmüş tabuta nemli gözlerle bakıyor. Birazdan veda edecekleri zatla belki yaşadıkları mutlu hatıralar geliyor gözlerinin önüne. Belki de onun heyecanla anlattığı dersler, konferanslar, ilme aşkı, yeni bir nesil için kurduğu hülyalar geliyor akıllarına. Ama herkes ne kadar büyük bir değeri kaybettiğinin farkında. O hüzünlü cemaat arasında kimler yok ki? Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekilleri, akademisyenler, iş adamları, öğretmenler, doktorlar, öğrencileri ve daha niceleri… Çok kimseye nasip olmayacak seçkin bir kalabalık saygıyla saf tutuyor. Derken hüzünlü ama vakur bir tekbir sesi yükseliyor Fatih Sultan Mehmet’in gölgesinde. Namazın ardından ise helâlleşme faslına geçiliyor. Musallada yatan zatın emeğinin daha çok olduğu şuuruyla gür bir “Helâl olsun!” sesi yükseliyor. Namazın ardından kısa bir konuşma yapan imamın sözleri de birazdan omuzlarda yükselecek zatın değerini ortaya koyar nitelikte: “Prof. Dr. Sabahattin Zaim Hoca, Peygambersiz devrin sahabesi gibi yaşadı.” Biz de ‘Hocaların Hocası’ olarak bilinen son devrin bu mümtaz şahsiyetini daha yakından tanımak için hayatına göz atmak istedik.

    Ömrünü ilme, insan yetiştirmeye ve hayır işlerine adamış bir gönül insanı olan Prof. Dr. Sabahattin Zaim, Konya’dan Balkanlar’a göçen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Üsküp’ün Bulgaristan’a doğru uzanan İşkip şehrinde yaşayan Keresteci Mehmet Bey’in oğlu. Onun doğduğu yıllar Devlet-i Âliye’nin dört bir yandan düşmanla yaka paça olduğu dönemlerdi. Zaten o dünyaya geldiğinde (1926) babası önce Balkan cephesinde, sonra da Birinci Cihan Harbi sırasında Kafkas Cephesi’nde savaşıyordu.

    Harbin akabinde Yugoslavya’nın Türk ve Müslümanlara uyguladığı zulüm sebebeyle baba Mehmet Bey ailesiyle birlikte anavatana geri dönme kararı alır. 1934 yılında Türkiye’ye geldiklerinde İstanbul’a yerleşirler. Zaim, ilkokulu Çarşamba’daki Fethiye Okulu, liseyi ise Vefa Lisesi’nde tamamlar. Ünlü felsefe hocası Nurettin Topçu ve tarih hocası Reşat Ekrem Koç gibi dönemin önemli isimlerinden dersler alır. 1947’de Mülkiye’yi bitirdikten sonra ise iş hayatına İstanbul’da Fatih kaymakam vekili olarak başlar. Bir yandan da akademik kariyerine devam eder. Memuriyetle akademik çalışma arasında birtakım sıkıntılar yaşasa da eğitimini aksatmaz. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde, iktisat, işletme ve sosyal siyaset üzerinde yoğunlaşır. Eğitim aşkı onu bir süreliğine Amerika’ya sürükler.

    1955 yılında doçent olur ve 1957 Kasım’ında Türkiye’de ilk kez çalışma ekonomisi dersini vermeye başlar. Ders vermekle kendini kısıtlamayan Sabahattin Zaim, İstanbul’un bütün fabrikalarını belediye çalışanlarıyla birlikte tespit eder ve İstanbul sanayisinin mevcut durumunu ortaya koyar. Bu çalışmayla profesörlük unvanını kazanır.

    Zaim Hoca yoğun eğitim hayatının yanı sıra, ruh ve mana dünyasını da ihmal etmez. İstanbul’un mana büyüklerinden Abdülaziz Efendi’nin sohbetlerine katılır. Buradaki toplantılarda Necmettin Erbakan, Mustafa Köseoğulları, Osman Çataklı, Rıdvan Dedeoğlu, Korkut Özal ve Şadi Pehlivanoğlu gibi isimlerle tanışır. Türk sanayiinde mihenk taşlarından birisi olacak Gümüş Motor Projesi bu görüşmelerde ortaya çıkar. Zaim Hoca, 1958’de Uzel Traktör Sanayii ile Anadolu Cam Sanayii’nin kurulmasına önayak olur. Türk Motor Sanayii’nde yönetim kurulu üyeliğinde bulunur.

    İSLÂM DÜNYASINI BİR ARAYA GETİREN KONFERANSLAR

    Sabahattin Hoca’nın ekonomi alanındaki çalışma ve gayretleri sadece Türkiye ile sınırlı kalmaz. İslâm dünyasında birçok önemli görevi ifa eder. Yaptığı çalışmalarla aranan ekonomi hocası ve otoritelerinden biri haline gelir. 1980’de Suudi Arabistan’daki okullarda dersler verir. İslâm dünyasını bir araya getiren birçok konferans düzenler. Örneğin 1969’da ilk defa ‘İslâm İktisadı Konferansı’nı organize eder. Cidde’de Uluslararası İslâm İktisadî Enstitüsü, akabinde İslâm Kalkınma Bankası kurulmasında önayak olur.

    Yarım asra yakın akademisyenliği süresince yurt içinde ve dışında dersler veren, binlerce öğrenci, uzman ve bilim adamı yetiştiren, çok sayıda ünlü isme hocalık yapan Profesör Zaim, 1998’de emekliye ayrılır. Ama o emekliliğinde de boş durmaz. Son nefesine kadar çeşitli toplantılara katılır, konferanslar verir, yurt içi ve dışındaki sosyal ve kültürel faaliyetlere iştirak eder. 2003-2004 yılları arasında ise Uluslararası Saraybosna Üniversitesi’nin kurucu rektörlüğünü yapar.

    Sabahattin Zaim, sadece hocalığı ve bilime katkılarıyla değil, sosyal ve kültürel alanda yaptığı hizmetlerle de tanınan bir isim olur. Başta Türkiye Milli Kültür Vakfı, İlim Yayma Vakfı, Aydınlar Ocağı, İslâmî İlimler Araştırma Vakfı ve Uluslararası İslâm İktisatçıları Cemiyeti olmak üzere çok sayıda vakıf ve derneğin kurucuları arasında yer alır.

    81 yıllık ömrüne sayısız eser ve hizmetler sığdırıp ‘hoş bir sada’ bırakarak aramızdan ayrılan Prof. Dr. Sabahattin Zaim, lenf kanseri sebebiyle 10 Aralık 2007 tarihinde vefat eder. Son yolculuğunda onu, başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere “Fidanlarım” dediği öğrencileri ve binlerce seveni uğurlar.

    Sabahattin Hoca, aramızdan ayrıldı ama geride bıraktığı eserler, yetiştirdiği ‘fidanlar’ onu ve adını yaşatmaya devam edecek. Ne mutlu ömrünü onun gibi dolu dolu yaşayıp arkasında silinmez, güzel izler bırakanlara…

    Cihan Yenilmez 

    Yenibahar