Yıl: 2012

  • İHLleri tercih eden öğrenci sayısı arttı

    Trabzon’un Vakfıkebir Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne bu yıl lise kısmı için 185 öğrenci kayıt yaptırırken 68 öğrenci de ortaokul için kayıt başvurusunda bulundu. İlk defa bu kadar yoğun kayıt talebi aldıklarını belirten Vakfıkebir Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Sezgin Özdin, gelen tüm öğrencilerin kayıtlarını yaptıklarını söyledi.

     

    Müdür Özdin, “16 yıldır fiili olarak imam hatip liselerinde öğretmenlik ve idarecilik görevi yaptım. 1983-1990 yılları arasında Bursa-Gemlik İmam Hatip Lisesi’nde, imam hatip liselerinin en başarılı olduğu dönemde o nesilden yetişme bir öğrenciyim. O süreçte yetişen öğrencilerin birçoğu arkadaşımız ise şu anda Türkiye’nin değişik yerlerinde üst düzey görevlerde bulunuyor. İçlerinde kaymakamlık, doktorluk, avukatlık ve milletvekilliği yapanlar var.” dedi.

    Özdin, “Son 2 yıllık süreç içerisinde de gerek kat sayının kalkmış olması, gerek bu yıldan itibaren ortaokul kısmının yeniden açılmış olması ve 4+4+4 eğitim sistemiyle beraber imam hatip liselerine karşı vatandaşın ilgisini görmüş oluyoruz. Trabzon’daki 12 tane imam hatip lisesinin öğrenci kayıtlarını incelediğimiz zaman her okula önceki yıllara göre 2-3 kat daha fazla örenci kaydı için talepler var.” şeklinde konuştu.

  • Dinçer den İmam Hatip Yanıtı

    CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz, 4+4+4 sistemine göre Türkiye’de dönüştürülen veya dönüştürülmesi hedeflenen okulları, bu okullardan kaçının imam hatibe çevrildiğini sordu.

    Soru önergesini yanıtlayan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, İstanbul ilindeki ilköğretim okullarından 292 ilkokul, 168 ortaokul olmak üzere toplam 460 okulun dönüştürüldüğünü, ilköğretim okullarından 85 tanesinin ise imam hatip ortaokuluna dönüştürüldüğünü söyledi.

    -350 İMAM HATİP ORTAOKULU, YA İLKOKUL VEYA ORTAOKUL YA DA İMAM HATİP LİSELERİ İLE BİRLİKTE AYNI BİNADA EĞİTİM YAPACAK”-

    Türkiye genelinde 27 bin 922 adet ilkokul, 14 bin 90 adet ortaokul ve 683 adet imam hatip ortaokulu oluşturulduğunu belirten Milli Eğitim Bakanı Dinçer, “Bunlardan 16 bin 905 adet ilkokul bağımsız, 11 bin 17 adet ilkokul ortaokulla birlikte; 3 bin 73 adet ortaokul bağımsız, 11 bin 17 adet ortaokul ilkokulla birlikte; 333 adet imam hatip ortaokulu bağımsız, 350 adet imam hatip ortaokulu ise ya ilkokul veya ortaokul ya da imam hatip liseleri ile birlikte aynı binada eğitim yapacaklardır” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı 12 yıllık zorunlu eğitim uygulamasının 2012-2013 eğitim öğretim yılında uygulamaya girdiğinden, ilk kez 2012 Eylül ayında ilkokul 1. sınıfa, ortaokul 5. sınıfa ve lise 9. sınıfa kaydolan öğrencilerin yeni eğitim sistemine tabi öğrenciler olacağını bu öğretim yılı ile birlikte 4 yıllık bu sürenin sonunda yeni sisteme tüm kademe, tür ve sınıflarda geçilmiş olacağını belirterek şöyle dedi:
    “Sadece imam hatip ortaokulları açılmış olup diğer alanlarda ortaokul açılmamıştır. Çünkü bu okulları yasa koyucu kanun ile kurmuş, diğer alanlarda ortaokul kurulmasına cevaz vermemiştir.”

  • Bir resim, bir karikatür ve bir de film

    Amaç haklılığımızı anlatmaktı, ama öyle olmadı. Protesto etmesini bilmeyen, yakan, yıkan, öldüren bir İslam dünyası görüntüsü süsledi televizyonları
    Bizim oğlan 15 yaşında. Her PKK saldırısından sonra kendince dağa çıkar. Hele ordumuz bir operasyona başlarsa gözü hep haberlerdedir. “Bu defa kesin bitireceğiz bu işi” der durur. Hemen sonuç ister. Çünkü deli-kanlıdır. Annesi ve ablası ise “Bak Ahmet” diye başlayan cümlelerle onu deli-kanlılıktan vazgeçirmeye çalışırlar. Şimdilerde yeni bir belalısı var bizim oğlanın. Bu kez Amerika’dan: Nakoula Basseley. “Müslümanların Masumiyeti” filminin yönetmeni.
    Beni yıllar öncesine götürüyor bizim oğlanın halleri. Selman Rüştü’nün Şeytan Ayetleri kitabını yazdığı günlere. Ben de deli-kanlıydım o günlerde. Hem de kitabın yayınlandığı Londra sokaklarındaydım. Londra Üniversitesinde öğrenciydim. Okul çıkışı toplanır giderdik Pakistanlı, Yemenli arkadaşlarla İngiliz hükümet binalarının önüne. Slogan atardık “Death to Rushdie” diye. Daha yeniydim İngiltere’de. Batılıların bu konulara nasıl baktığını bilmezdim. Hayret ederdim, “nasıl olur, bu medeni insanlar bir başka dine hakaret eden kitabı neden yayınlatırlar” diye. “Yapmayın, etmeyin” dersek derdimizi anlatabiliriz zannederdim. Ama Batılılara dert anlatamayacağımızı öğrenecektim kısa zamanda. Dahası, masum protestoların bir anda nasıl aleyhimize dönüşebileceğini idrak edecektim.
    Biz Müslüman öğrenciler Londra sokaklarında demokratik protesto hakkımızı kullanırken Bradford şehrindeki Müslümanlar Şeytan Ayetleri kitabını yakacaklardı. Batı medyasını yıllarca süsleyen bir görüntü çıkacaktı ortaya. Artık hiçbir İngiliz’e haklı olduğumuzu anlatmaya cesaret edemeyecektik. Onlara göre ifade özgürlüğünü savunan ‘medeni Batı’ ile kitap yakan ‘barbar dünya’nın ayıracı bir görüntüydü bu. Derken Selman Rüştü’nün kellesini isteyen Ayetullah Humeyni fetvası geldi. Londra’nın o entel aleminde, üniversite koridorlarında safımız çoktan belirlenmişti Batılı öğrencilerin gözünde. Tüm argümanlarımız anlamsızlaşmıştı.
    Batılıların kendi kutsallarına saygılarının kalmadığını öğrenmem de pek vakit almamıştı. Noel tatili yaklaşmış bir hocamız tatil sonrası için ödev vermişti. Benim gibi yabancı bir öğrenci sormuştu Noel’de tatil kaç hafta diye. “Noel’de tatil 3 hafta, ama Nisan’da Paskalya tatili var, o zaman tatil 4 hafta. Noel’de İsa doğuyor, Paskalya’da ise hem ölüyor hem diriliyor. Ölüp dirilmesi daha zor, o nedenle Paskalya daha uzun” deyivermişti hoca. Afallamıştım. Karşımdaki Hıristiyan hoca Hz.İsa ile dalga geçiyordu.

    Şimdi ne oldu?
    Amerika’da bir kişi film denilmeyecek bir ucubeye imza attı. Hemen ardından ABD’nin Libya büyükelçisi öldürüldü. Sonuçta ABD’liler hanesine film yapmak, Müslümanlar hanesine adam öldürmek yazıldı. Amaç haklılığımızı anlatmaktı, ama öyle olmadı. Protesto etmesini bilmeyen, yakan, yıkan, öldüren bir İslam dünyası görüntüsü süsledi televizyonları.
    Peygamberimiz Mekkeli müşriklerle Hudeybiye Antlaşmasını imzalıyordu. Antlaşma metnini Hz.Ali kaleme almış ve peygamberimizden Rasülullah diye bahsetmişti. Müşrikler itiraz ettiler, “biz senin Rasül olduğuna inansak zaten seninle savaşmayız ki, o ifadeyi çıkarın, Muhammet yazın” dediler. Peygamberimiz, “tamam” dedi. Ama Hz.Ali “ben Rasülullah ifadesini silmem” deyince, peygamberimiz “bana göster ben sileyim” dedi. Öyle de yaptı.
    Erik Erikson isimli bir psikolog var. Hayat evreleri teorisinin babası sayılan bir psikolog. Hayatın her bir döneminin bir kriz ve bir çözüm içerdiğini savunur. Bir evrede yaşanan kriz çözülmeden geçilirse sonraki evrenin problemli olacağını söyler. İslam dünyası Erikson’un tezini hatırlatıyor her krizde. Tıpkı deli-kanlılık evresindeki bizim oğlan gibi hareket ediyor. Bizim oğlan sonunda akıl-duygu dengesini kuracak, eminim. Ama İslam dünyası şüpheli. Peygamberimiz “Müslüman bir delikten iki kere sokulmaz” demişti. Resimdi, karikatürdü, filmdi derken kaç kere sokulduk, kaç kere aynı tuzağa düştük? Kendi peygamberleriyle dalga geçenlerden bizim peygamberimize saygı göstermelerini istedik Vandalizm sevdalısı deli-kanlılar gibi…ve kendi ellerimizle İslamofobiyi besledik.

    Ali Köse 

    Sabah

  • Bizim oğlan döner döner bina okurdu. Acep şimdi ne okuyor?

    Yeni akademik yılımız hayırlı olsun.

    Bir mübarek tatil daha sona erdi. Yenisinin gelmesi için uzun bir zaman var. Ama biz onu da delmesini becerir, bu bereketi bütün yıla yaymasını biliriz.

    Kayıt haftasıdır deriz gitti bir hafta. Kayıtta bazı düzeltmler deriz eder iki hafta.

    Vize öncesi bir, sonrası bir hafta.

    Finaller yaklaşıyor. Biraz moral depolamaya ihtiyaç var. Gitti bir hafta.

    Hocalarımız sağ olsun, devam konusunda çok anlayışlıdırlar; idare ederler.

    Sınıflarda nasıl olsa bir iki inek her zaman oluyor. Onlar hocanın ağzından ne çıkıyorsa kaydını tutuyor, üstelik bir de özetini çıkarıyorlar.

    Fotokopi servisi harıl harıl bu notları çoğaltmaya çalışıyor.

    Sorular da üç aşağı beş yukarı e-ilahiyatta -üye olmak kaydıyla- nasıl olsa servis ediliyor. Önceden ne soracağı belli olmayan birkaç tip hoca dışında sorular da klasikleşmiş ve tektipleşmiş. Oh ne güzel.

    Ders kitabı daha çok da notları olabildiğince sınırlanmış, finalde vize kısmını çıkarmak adet olmuş.

    Ders kitabı dışında mukarrer birkaç kitap okutma esası öteden beri hiç benimsenmemiş, bunu denemeye kalkışanlar sevilmez olmuş.

    İmtihandan çıkar çıkmaz, çoğu ders notları ve hatta ders kitapları kendilerini çöpte bulmuşlar.

    Ezberlenen bütün bilgiler sınava endeksli olara geçici hafızada tutulmuş, geleceğe taşınmak üzere hiçbiri hard diske kayıt edilmemiş. Nasıl olsa hayatta lazım olmayacak türden olan bu bilgileri taşa kazır gibi hafızaya almanın ne anlamı olabilir ki!

    Hemen herkesin elinde bir cep telefonu, her iki el de meşgul. Kimi sıra altında, kimi aleni olarak bu hayati işi asla ihmal etmeksizin bihakkın yerine getirmede en küçük ihmal göstermiyor. Gelen çağrılar, anında dersten çıkılarak karşılanıyor ve hiçbiri cevapsız bırakılmıyor. Kimi gazetesini de okuyor. Kimi dersi ve hocayı değil kendince önemli bulduğu çağın bir filozofuna yahut bir dahisine ait tarihin üzerine sifonu çekeceği türden ilmî, edebî, felsefî eserleri okumakla meşgul oluyor. Hocayı ve onun ikazlarını önemsemeyenler bile çıkıyor artık.

    Nitekim benim bir kez böyle bir durum başıma geldi. Gazete okuyan bir kız öğrenciye, onu kapatmasını ve dersi dinlemesini söylediğim de ne dediğin şu anda tam hatırlamıyorum ama “Sen kendi işine bak!” anlamında bir şey söylemişti ve ben ne yapacağımı şaşırmıştım. Onu sınıftan mı çıkarsaydım. Buna hakkım olur muydu? Yoksa ben mi sınıfı terk etseydim. Ne onu ne de bunu yapabildim. Ama çok incinmiştim. Dersi nasıl tamamladığımı bilemiyorum.

    Çoğunluğu artık kızlar oluşturuyor ve nispet %80’lere ulaşmış bulunuyor. Birçoğu kulağına kar suyu kaçmış gibi davranıyor. Çoğu öğrenci,

    Aşk imiş her ne var ise âlemde

    İlim ancak bir kîlu kâl imiş

    dercesine Yunusvari bir edebiyatın peşine düşmüş gözüküyor.

    İlim milim dediğin nedir ki?

    Sen hiç ilmi nahv okumuş ve felah bulmuş kimseyi gördün mü. Önemli olan ilm-i mahvi tahsil etmek.

    Onu da burası verebilecek değil ya.

    Herkesin kendi meşrebine göre kabını doldurmaya çalıştığı hocası, mürşidi, gurusu da var.

    Bize lazım olan bir diploma.

    Onu da vermeyeceğiniz de tümden mi değerinizi kaybedeceksiniz. Hem siz ne için varsınız.

    Garibce bir pencereden bakınca göze ilişen bunlar. Bizde ne yalan var ne hilaf.

    Kazanın dibi delik. Üstten ne koyarsan koy, ne dolduğu var ne dolacağı.

    Bizim oğlan bina okur döner döner gene okurdu.

    Şimdi her bir şeyi okuyor!

    Dün kazan dolmuyordu.

    Bugün de dolmuyor.

    Demek ki dünya boşuna dönüyor, hiçbir şey değişmiyor. Değişen sadece oyuncuların adları oluyor.

    Bir başka pencere daha var ki, orada gözüken bunlardan çok farklı. İnsanı umutla ayakta tutan da işte o pencereden gözükenler oluyor.

    Garibce, vaktiyle kendi elini öpen yetmişlik aksakal ihtiyarın elini öptüğü gibi o umudu besleyenlerin ellerini öpüyor. Onlara en yüce takdirlerini sunuyor.

    Vemâ ekallehum!

    Ama olsun. Zaten bu işler hep böyle oluyor.

    İşimiz kolay, yılımız hayırlı, ürünümüz bereketli olsun!

    Dua ile!

    Garibce

  • Gaziosmanpaşa İlahiyat Fakültesi Öğrenci Almaya Başladı

    Gaziosmanpaşa Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, başta olmak üzere, yeni bölümler ve programlar için ek yerleştirmeyle öğrenci alımına başladı.

    Gaziosmanpaşa Üniversitesi İlahiyat Fakültesi kuruluş çalışmalarını tamamladı ve bu akademik yılda ek yerleştirme ile öğrenci alacak. Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mustafa Şahin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “İlahiyat Fakültesi bölgemizin ve ülkemizin ihtiyaç duyduğu fakültelerimizden biri. Biz en kısa sürede kuruluş çalışmalarını tamamladık ve öğrenci talebinde bulunduk. YÖK talebimizi uygun bularak öğrenci alınmasına karar verdi. İlahiyat Fakültemizin yanında 4 programa daha öğrenci alınması onaylandı. Bu durumda yeni onaylanan 5 program ve bölüm, daha önce onaylanan 4 bölümle birlikte toplam 9 bölüm ve programa ek yerleştirmede öğrenci alacağız. İlahiyat Fakültemiz öğrenci aldığımız yedinci fakülte. Diş Hekimliği Fakültemiz’de de çalışmalarımız hızla devam ediyor, yıl sonuna kadar hasta kabulüne başlayacağız. Önümüzdeki akademik yılda da Diş Hekimliği Fakültemize öğrenci almayı planlıyoruz.” dedi.

    Gaziosmanpaşa Üniversitesi ek yerleştirmede ayrıca, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünü, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü, İlahiyat Fakültesi İlahiyat programına, İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği Bölümüne, Fen-Edebiyat Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümüne, Almus Meslek Yüksekokulu’nda Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı Programına, Artova Meslek Yüksekokulu’nda Maliye Programına, Koyulhisar Meslek Yüksekokulu’nda Ormancılık ve Orman Ürünleri Programına ve Pazar Meslek Yüksekokulu’nda Bilgisayar Programına öğrenci alacak.

    CİHAN

     

  • Genelkurmaydan İmam Hatip Açıklaması

    Genelkurmay Başkanlığı, askeri okulların imam hatiplilere de açılması görüşünü içeren TBMM Dilekçe Komisyonu raporuyla ilgili olarak, TBMM içtüzüğünde Dilekçe Komisyonu tarafından hazırlanan raporlara Genelkurmay Başkanlığı’nın itiraz yetkisinin düzenlenmediği belirtildi.

    Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan açıklamada, bazı basın yayın organlarında, TBMM Dilekçe Komisyonu tarafından, askeri okullardaki uygulamalara yönelik hazırlanan Harp Okulu Raporu ile ilgili 13 numaralı karara, Genelkurmay Başkanlığı’nca itiraz edilmediği yönünde haberler yer aldığı anımsatıldı.

    Haberin gerçeği yansıtmadığı kaydedilen açıklamada, ”Çünkü TBMM İçtüzüğü hükümlerine göre, TBMM Dilekçe Komisyonu tarafından hazırlanan raporlara Genelkurmay Başkanlığı’nın itiraz yetkisi düzenlenmemiştir. TBMM Dilekçe Komisyonu’nun konu ile ilgili kesinleşen kararına, Milli Savunma Bakanlığı’nca cevap verildiği öğrenilmiştir” denildi.

  • İmam Hatip Lisesi Tsk Raporuna Başbakanlıktan Eleştiri

    Milli Savunma Bakanlığı’nın, TSK’ya subay yetiştiren Harp Okulları’na, imam hatip lisesi mezunlarının da alınması için mevzuat değişiklik çalışmalarına başladığını VATAN dünkü manşetiyle duyurmuştu. TBMM Dilekçe Komisyonu’nun, haziran ayında tamamladığı “Harp Okulu” raporunda, “Harp Okulu öğrencisi olma şartlarını taşıyan her öğrencinin hangi liseden geldiğine bakılmaksızın, ‘Harbiyeli’ adaylığına talip olma hakkı bulunacak şekilde düzenlenmesinin istenmesine karar verildi” denilmişti. Böylece Meclis, Harp Okulları yolu kapalı olan imam hatip lisesi mezunlarının Harp Okullarına alınmasını talep etmişti. İşte bu rapora, Başbakanlık adına Müsteşar Yardımcısı Murteza Balcı tarafından, yazılı yanıt verildiği ortaya çıktı. Balcı imzasıyla TBMM Dilekçe Komisyonu’na gönderilen 12 Eylül 2012 tarihli yazıda TSK’nın Harp Okulu Yönetmeliği’yle ilgili sert eleştirilerde bulunuldu:

    CEZA OMAMALI: (Askeri okullardan ayrılanlar için düzenlenen tazminat yükümlülüğünün gerekliliği, kaldırılması, azaltılması, ödeme kolayları sağlanması) Ayrılan öğrencilerden talep edilecek tazminat bir ceza aracı olarak kullanılmamalıdır. Ayrıca hiçbir askeri öğrenci sırf ağır bir tazminat yükünün altına girmemek için kendisini askeri okullarda kalmak zorunda hissetmemelidir. Bu itibarla kendi isteğiyle ayrılan veya başka herhangi bir nedenle ilişiği kesilen öğrencilerin ödemesi gereken tazminat miktarının hakkaniyete uygun bir şekilde ve makul seviyede belirlenmesi ve taksitlendirilmesi gerekmektedir.

    BEDELSİZ OLMALI: Diğer resmi eğitim kurumlarında olduğu gibi askeri eğitim kurumlarında da eğitim ve öğretim hizmetleri ücretsiz olmalı veya devlet tarafından karşılanmalıdır.

    ANAYASA İHLALİ: Raporda da belirtildiği gibi, askeri öğrenci iken alınan harçlıkların tazminat kapsamında geri istendiği, ancak bu harçlıklardan önemli oranda sosyal güvenlik primi kesildiği, kesintiler nedeniyle ellerine hiç geçmemiş olan bu paranın geri istenmesine ek olarak yatırılan sosyal güvenlik primlerinin de emekliliklerine sayılmadığı hususu çözüme muhtaç bir diğer sorundur. Bu durum başta Anayasamız olmak üzere mevzuatımız ve taraf olduğumuz sözleşmelerce güvence altına alınan mülkiyet ve sosyal güvenlik haklarının ihlalidir.

    FAYDALARI VE GEREKLİLİĞİ: (Askeri liselerin faydaları ve gerekliliği) Konu doğrudan Başkanlığımızın görev alanına girmemekle birlikte, raporda da ifade edilmdiği gibi, Harp Okulları Yönetmeliği’ne aykırı biçimde, son yıllarda Harp Okullarının esas öğrenci kaynağının sivil liseler haline gelmesi dikkate alınarak bahse konu yönetmelikte fiili duruma uygun bir değişiklik ihtiyacı olup olmadığının, askeri liselerin faydaları ve gerekliliği hususlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.

    TAMAMEN KATILIYORUZ: Talep edilen konularda, Başkanlığımızca yapılan bu değerlendirmelere ek olarak komisyonun kararındaki tespit ve değerlendirmelerine Başkanlığımızın da tamamen katıldığını ve eklenecek başka bir husus olmadığı hususunu bilgilerinize arz ederim.

  • Din dersinde büyü ve falın zararları anlatılacak!

    SEÇMELİ ders olarak okutulacak yeni Temel Dini Bilgiler Dersi’nde ruhsal ihtiyaçların karşılanmasında sihir, büyü, uğur inancı, falcılık, ruh çağırma, medyumluk ve kehanet gibi yanlış uygulamalara yönelişlere dikkat çekilecek. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bu yıldan itibaren ortaokulda ve liselerde seçmeli olarak okutulacak Temel Dini Bilgiler Ders programını yayımladı. Ders, ortaokulda ve liselerde “Temel Dini Bilgiler Dersi İslam 1-2” olarak okutulacak. Temel kaynaklardan İslam dininin esaslarının doğru öğrenilmesi için gerekli bilgileri içeren ders, öğrencilerin din hakkında genel bilgiler edinmelerini, uygulamayla ilgili eksikliklerini tamamlamalarını hedefliyor.

    İslam aşırılıktan uzaktır vurgusu

    Ortaokuldaki dersin İslam-1 kısmında “İslam’a Giriş, İslam’a Göre Yaratılış, İman’ın Şartları, İslam’ın Beş Temeli, İslam’a Göre İyilik ve İslam’a Göre Sorumluluklarımız”; İslam-2’de ise “İman Esasları, İslam’da İbadetler, Günlük Hayatta İslami Kurallar, Toplumun Temeli: Aile, İslama Göre Toplum Bilinci, İnsanın Ruhsal Yönü” üniteleri yer alacak. İslam’ın temel özelliklerinin üzerinde durulacağı İslam’a Giriş ünitesinde, öğrencilere İslam’ın akla ve ilme önem veren bir din olduğu, insanlar arasında barış, kardeşlik ve sevgiyi esas aldığı kavratılacak. Derste, İslam’ın her türlü aşırılıktan uzak, anlaşılması ve yaşanması kolay bir din olduğu anlatılırken, tüm peygamberlerin mesaj birliğine vurgu yapılacak. İmanın şartları konusu işlenirken ise Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e kadar bütün peygamberlerin insanları hep aynı inanca çağırdıkları üzerinde durulacak ve peygamberlere imanın önemi kazandırılacak.

    Şiddetten kaçınma konusu

    Allah’ı isim ve sıfatlarıyla tanıma kazanımı da elde edecek öğrenciler, cin ve şeytanın yaratılış özelliklerini açıklamayı, meleklerin görevlerini tanımayı, ahirete inanmanın gerekli olduğunu da öğrenecek. Derste, tevekkül, hayır, şer, rızık, ecel kavramları açıklanacak. Ailede mutluluğun temelleri olarak sevgi, saygı, sağlıklı iletişim ve empati, karşılıklı güven ve sadakat, şiddetten kaçınma konuları anlatılacak. Hz. Adem ve Havva’nın insanlığın ilk ailesi olduğu; kadın ve erkeğin yaratılış özellikleri açısından birbirini tamamladığı, aile kurmanın sağlıklı toplum ve neslin devamı için önemi kazanımları verilecek

  • İlahiyat tamam İletişim seneye

    Abant İzzet Baysal Üniversitesinde İletişim fakültesi, İlahiyat fakültesi ve Hukuk fakültesiyle ilgili önemli gelişmeler yaşandı.2012-2013 Eğitim Öğretim döneminde ilk öğrencilerini alarak eğitim vermeye başlayacak olan İlahiyat Fakültesi, yeni binasına yine bir hayırseverin bağışı ile kavuşacak. Daha önce onayı alınan İletişim Fakültesi için bu sene öğrenci alınmayacağı ve altyapı çalışmalarının tamamlanacağı açıklandı. Özellikle İzzet Baysal vakfı başkanı Ahmet Baysal’ın üzerinde önemle durduğu hukuk fakültesinin ise onay için YÖK’te beklediği öğrenildi.
     
    Abant İzzet Baysal Üniversitesinde daha önce YÖK’ten onayı çıkan İlahiyat ve İletişim fakülteleri için somut adımlar atıldı. Dün Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) ile Erpiliç A.Ş. adına hayırsever işadamı Ali Ericek arasında İlahiyat Fakültesi inşaatının yapımına ilişkin protokol imzalandı. Protokole göre, Gölköy kampüsünde inşa edilecek fakültenin adı “Ali Ericek İlahiyat Fakültesi” olacak. Yaklaşık 5 bin metrekare kullanım alanlı yapılacak binanın elektrik, su kanalizasyon, doğalgaz ve internet bağlantıları ile yol, otopark gibi altyapı çalışmaları üniversite tarafından yapılacak. Fakülte binası inşaatları uygulama projelerine uygun olarak tamamlanıp üniversiteye armağan edilecek.
     
    Öğrenci sayısı 23 bini aştı
     
    AİBÜ Senato odasında gerçekleştirilen protokol törenine, Bolu Vali Yardımcısı Ayhan Kartlı, Bolu milletvekili Ali Ercoşkun, Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, AİBÜ Rektörü Prof. Dr. Hayri Coşkun, hayırsever işadamı Ali Ericek’in yanı sıra,  İzzet Baysal Vakfı Koordinatörü Mustafa Yaman ile üniversitemiz rektör danışmanları, dekanları, daire ve bölüm başkanları, yüksekokul ve meslek yüksekokulu müdürleri ile idari personel katıldı.  
    Protokol metninin okunması ve imzalanmasıyla başlayan törende hayırsever işadamı Ali Ericek, yeni fakültenin hayırlı olmasını diledi. İzzet Baysal Vakfı Başkanı Ahmet Baysal törene bir mesaj göndererek, Ali Ericek’in, İzzet Baysal’ın izinden giderek en büyük mirası üniversiteye yaptığı büyük katkıdan duyduğu memnuniyeti ifade etti. Törenin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Hayri Coşkun, göreve geldiğinde 6 olan fakülte sayısına yenilerini eklediklerini ve yüksekokul ile meslek yüksekokullarının da sayılarını arttırdıklarını anlatarak, “Bugün 2 bin civarında personel, 23 bini aşan öğrenci sayımız var. “ dedi.
     

    İlahiyat Fakülteleri artık tehlike arz etmiyor

    Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde gerçekleşen protokol töreni sonrası açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, “Bu gün burada çok önemli bir hareketin başlangıcını yapıyoruz. Üniversite eğitimim bittikten sonra seksenlerde Bolu’ya döndüm ve o günlerden beri böyle bir fakültenin şehrimize kazandırılması benim hayalimdi. Ülkemiz İlahiyat Fakülteleri ve İmam Hatip Liseleri’nin tehlike arz eden yerler olarak algılandığı dönemlerden geçti. Rektörümüzle birlikte Ali beye gidip bu konuyu açtığımızda hiç ikiletmeden kabul etti. Rektörümüzün çok büyük gayretleriyle bu noktaya geldik. İzzet Baysal’ın hayırlarını bilmeyen yoktur. Ama Ali beyin hayırlarını pek kimse bilmez. Bu güne kadar nerede bir hayır işi varsa yanına gidip boş dönen olmamıştır. Allah her ile bir İzzet Baysal versin derken bizim ilimize iki tane veriyor ki bu bizim için müthiş bir onur kaynağı. Ben diğer ilçelerimiz de ki hayırsever büyüklerimize de şükranlarımı sunuyorum. İlimiz gelecekte üniversite kenti ve turizm kenti olacak. Üniversite kentinin olabilmesi için kurulacak yeni fakültelere çok büyük ihtiyaç var. Rektörümüze bu hareketi başlattığı için teşekkür ediyor, hayırsever işadamımız Ali Ericek’e de 32 yıllık hayalimi gerçekleştirdiği için ayrıca teşekkür ediyorum. Bu fakültenin temel kazısını da belediye olarak üzerimize aldık. İnşallah arkasından da camisi gelecek. Allah bunların hepsini size yapmayı nasip eder de Bolu’da bunlardan birçok şey kazanır” dedi.

    İletişim fakültesine bu sene öğrenci alınmayacak

    Abant İzzet Baysal Üniversitesinden yapılan açıklamada daha önce YÖK’ten onayı çıkan İletişim fakültesine bu sene öğrenci alınmayacağı, akademik personel için devlet personel başkanlığından yapılacak olan atamaların beklendiğine dikkat çekildi. İletişim fakültesinde 4 yeni bölümün kurulmasına karar verildi. Bu bölümler Halkla İlişkiler ve Tanıtım, Gazetecilik bölümü, Radyo, Sinema ve Televizyon bölümü ve Görsel Tasarım bölümü olarak belirlendi. Önceliğin hangi bölüme verileceği ise netlik kazanmadı.2012 yılının Nisan ayında 2908 sayılı bakanlar kurulu kararıyla onayı çıkan İletişim Fakültesi için dekan başta olmak üzere öğretim görevlisi açığı bulunuyor. Alt yapı çalışmalarının tamamlanması ve bina sorununun çözülmesi durumunda iletişim fakültesine önümüzdeki yıl öğrenci alınması planlanıyor.

    YÖK’ten gelecek onay bekleniyor

    Özellikle İzzet Baysal vakfı başkanı Ahmet Baysal’ın üzerinde önemle durduğu Hukuk Fakültesi şu anda YÖK’ten gelecek olan onayı bekliyor. YÖK’ten onay çıkması durumunda Hukuk fakültesinin binasının yapımını bizzat İzzet Baysal vakfının üstleneceği açıklandı. Özellikle Hukuk alanında Türkiye genelinde yaşanan öğretim görevlisi açığı bu konuda atılacak olan adımları frenliyor.

    Ek kontenjanla 30 öğrenci alınacak

    Pazartesi günü yapılan protokolle işlerlik kazanan ilahiyat fakültesi içinse bu sene ek kontenjan kanalıyla 30 öğrenci alınması planlanıyor. Geçen sene eğitim fakültesi bünyesinde kurulan Din kültürü ve Ahlak bilgisi öğretmenliği bölümüne alınan 70 öğrenci ile birlikte yeni alınacak olan 30 öğrencinin de İlahiyat Fakültesi tamamlanana kadar eğitim fakültesinde öğrenim göreceği açıklandı. İlahiyat fakültesinde Din kültürü ve Ahlak bilgisi öğretmenliği bölümünün yanı sıra ilahiyat lisans bölümünün de yer alması planlanıyor.

  • İlahiyatçı Akademisyenler, Ulucanlar Cezaevi Müzesini Ziyaret Etti

    Altındağ Belediyesi tarafından restore edilen ve açıldığı günden bu yana pek çok kesimden ziyaretçinin akınına uğrayan Ulucanlar Cezaevi Müzesi’ni Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya gelen ilahiyatçı akademisyenler ziyaret etti.

    Ulucanlar Cezaevi Müzesi, Türkiye’nin farklı noktalarında gelen ilahiyatçı akademisyenleri konuk etti. Ankara, İstanbul, Marmara, Uludağ, Sakarya, 9 Eylül, Çukurova üniversiteleri ilahiyat fakültelerinden profesörler, doçentler, yardımcı doçentler ve araştırma görevlilerinden oluşan toplam 60 kişilik heyet, tarihi müzeyi büyük bir ilgi ile gezdi. Akademisyenler, Türk siyasi tarihinde yer edinmiş pek çok önemli ismin izlerini taşıyan Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nde, tecrit odalarını, koğuşları, infaz alanını ve müzedeki her ayrıntıyı dikkatle inceledi. Cezaevinin müzeleştirilmesinin başarılı bir proje olduğunun altını çizerek Altındağ Belediyesi’ni tebrik eden akademisyenler, müzede gördükleri karşısında çok etkilendiklerini belirtti.