Yıl: 2012

  • İstanbula Mührü Değen Valide Sultanlar

    Üç medeniyetin doğuşu ve batışı izlenir surlarından. İsmi değişse de, şehrin tarih durakları arasında bir kadın izine rastlanır hep. Rivayete göre şehir de bir kadın için kurulmuştur zaten. Efsane ve masallarla bezeli İstanbul’a bugün de baksak kadın emeğine rastlanır her köşe başında. Bize bu göz seyrini valide sultanlar armağan eder. Osmanlı Devleti’ni yöneten padişahların eşleri ve anneleri yaptıkları hayırlarla süsler bu güzide şehri. Vakıf banisi onlarca sultan yetiştirir hanedanlık. Valide sultanlar Osmanlı’nın hayır kervanının önündedir her zaman.

    Valide sultanlık unvanı, İstanbul’un fethinden sonra ortaya çıkar. Topkapı Sarayı’na yerleşen ilk padişah validesi, Sultan II. Bayezid’in annesi Gülbahar Hatun olur. Ancak bu makamı ilk olarak Yavuz Sultan Selim’in eşi ve Kanunî Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Valide Sultan alır. Valide sultanlar kendilerine tahsis edilen maaş ve geliri, yoksullar için tahsis eder. Hastane, külliye, imarethane, çeşme, kütüphane, şifahane, köprü ve sayısız cami yükselir böylece hanedan sınırları içerisinde. Bu yapılar inşa edildiği dönemlerde şehirlerin sosyal yapısını da değiştirir. Hatta bazı semtler hâlâ o yapıların ismiyle anılır: Haseki, Mahmutpaşa, Cerrahpaşa gibi…

    Hanedanlıkta ilk hayırla anılan kişi I. Murad’ın annesi Nilüfer Hatun olsa da şüphesiz tek olmayacaktır. Zira banisi olduğu eserlerle tarihe geçenlerden biri de Çelebi Mehmed’in kızı Selçuk Hatun’dur. Osmanlı’nın kuruluş döneminin hayırseverlerinin başında gelen Selçuk Hatun, 1450’de Bursa’nın Kayhan semtinde küçük bir mescit yaptırır. Ardından sırasıyla Mihraplı Köprü, ardından sırasıyla Aksaray’da bir cami, Bursa’da tabhane, Balıkesir’de zaviye ve Manisa’da Sultaniye Külliyesi’ni yaptırır. Cennet mekân Selçuk Hatun’un ardından bu geleneği sürdürecek sultanlar da yetişmekte gecikmez. Bilhassa on altıcı yüzyılın ortalarında temeli atılan vakıf medeniyeti yıllar boyunca validelerimizin omuzlarında yükselmeye devam eder. Yükseliş ve duraklama döneminin ilk yılları valide sultanların çağı olur adeta. Hafsa, Hürrem, Safiye, Nurbanu sultanlar tebaanın sevgisini kazanır. Daha sonraki dönemlerde ise Kösem, Hatice Turhan, Bezm-i Âlem Sultanlar rikkat ve cömertlikleriyle anılır.

    Dünyanın ilk kadın hastanesi: Haseki

    Valide sultanların eserleri denildiğinde öncelikle camiler gelir akla. Zira İstanbul’un çeşitli semtlerinde valide camileri, bugün de aradan yüzyıllar geçmesine rağmen secdegâh olarak hizmet vermeye devam ediyor. Fakat onların banisi olduğu eserler sadece mescitlerden ibaret değil. Yaptırdıkları eserlerin tamamını bu haberde zikretmemiz ne yazık ki mümkün değil. Ancak onları hayırla anmak gayemiz olması hasebiyle birkaç örnek vermeden geçemeyeceğiz. Dilerseniz Haseki Hastanesi ile başlayalım. Hürrem Sultan tarafından Mimar Sinan’a on altıncı yüzyılda inşa ettirilen hastane, dünyanın ilk kadın sağlık kurumu olarak tarihe geçer. Buradaki Darü’ş-Şifa’da 1873’ten sonra akıl hastaları tedavi edilir. Atik Valide Külliyesi’ni kuran Nurbânu Valide Sultan (II. Selim’in eşi, III. Murad’ın annesi) ise Osmanlı’ya kütüphanecilik geleneğini getirir. Onu takiben Sokullu Mehmet Paşa’nın eşi, İsmehan Sultan da binlerce kitap içeren kütüphaneyi Eyüp’te inşa ettirir. Sultan IV. Mehmet’in eşi Gülnuş Valide Sultan, Balkan coğrafyasında adını taşıyan birçok eseri vakfeder. Gülnuş Valide Sultan’ın İstanbul, Sakız Adası ve Mekke’de de yaptırdığı hayır eserleri bulunuyor. Bezmiâlem Valide Sultan’ın (II. Mahmud’un zevcesi, Abdülmecid’in annesi) banisi olduğu hayır eserlerinin başında İstanbul’un Yenibahçe semtinde yer alan ve bugün de hizmete devam eden ‘Gureba-i Müslimin Hastanesi’ geliyor. Hastanenin yapımında 1826’daki kolera ve 1843’teki çiçek hastalığı salgını etkili olmuş. 1845’te açılan kurum ‘Gureba Hastanesi’ ve ‘Bezmiâlem’ adlarıyla hizmet vermiş. Hastane bugün de Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi olarak faaliyetine devam ediyor. Sultan Abdülaziz’in annesi Pertev Nihal Valide Sultan, kendi adıyla ayakta kalan mektebi kurar. Son dönem saray hanımlarından bir diğeri II. Mahmut’un kızı Adile Sultan ise 27 vakfı hayata geçirir. Ayrıca sahipsiz kadınlar için sığınma evi açarak Osmanlı tarihinde bir ilke imza atar.

    İstanbul’da halkın yararına yaptırılan çeşmelerin sayısı da binleri bulur. Ancak bir tanesi vardır ki görülmeye değer. III. Selim, 1806’da Beykoz Küçüksu’da bir kasır inşa ettirir. Onun hemen yanı başında nakış gibi işlenmiş bir çeşme göze çarpar.  Küçüksu Çeşmesi, Sultan III. Selim’in göz bebeği annesi Mihrişah Sultan’a sunulmak üzere yaptırılır. Yaklaşık sekiz metre yüksekliğindeki çeşme, günümüze ulaşan valide sultan hayratlarının en alımlısı olarak İstanbullulara göz kırpıyor. Zeynep Sultan Çeşmesi,  Sultan III. Murad’ın kızı Ayşe Sultan’ın, eşi Kanijeli İbrahim Paşa için yaptırdığı Şehzade Camii yakınındaki çeşme, Sultan III. Mustafa’nın kızı Beyhan Sultan’ın banisi olduğu Kuruçeşme, Saliha Sultan’ın yaptırdığı Azapkapı’daki büyük çeşme de valide sultanların hayratları arasında.

    Bugün ne yazık ki saray entrikalarıyla ismi zikredilen ya da hanedanlığı yönetmekle suçlanan valide sultanların hikâyelerine baktığımızda saray hayatından fazlası çıkıyor karşımıza. Esasen kimi zaman hükümdarların yetersizliği kimi zaman da yaşlarının küçük oluşu, sarayda hanım sultanların etkinliğini artırmış. Hatta tarihçilerin bir bölümü Hürrem Sultan’dan başlayarak bir dönemi ‘kadınlar saltanatı’ olarak anıyor. Ancak onların ülkeyi yönettikleri veya çöküşe sürükledikleri iddiası asılsız kalıyor. Zira Osmanlı yönetim yapısı ve mekanizmaları padişaha destek olacak şekilde birçok birime ayrılıyor. Sözünü ettiğimiz gerekçelerle iktidara katkı sağlayan valide sultanlar, Osmanlı’nın kültür ve toplumsal hayatını şekillendiriyor. İstanbul’u ve Anadolu’yu birbirinden değerli eserleriyle donatıyorlar. Valide sultanların, harem teşkilatının işleyişinden, medreselerin artırılmasına kadar pek çok alanda emekleri var. İhtiyaç duyulduğunda mal varlıklarını Devlet-i Aliye’nin seferleri için de feda etmişler. Örneğin Mihrimah Sultan o kadar zengin ve devlet işleriyle ilgiliymiş ki, babası Kanunî Sultan Süleyman’ı Malta Seferi’ne çıkmaya ikna etmek için kendi cebinden ödeyeceği dört yüz gemi yapımı için söz vermiş. Bazıları kutsal topraklara duyduğu muhabbeti su kanalları yaptırarak gösterirmiş, bazıları da serhat şehirlerine köprüler inşa etmeyi tercih etmiş. Bu hayır yarışının imparatorluğun güçlü dönemlerinde sınırlı kaldığını düşünenler de çıkabilir. Oysa valide sultanlar ve saray hanımları, Osmanlı’nın yıkılışına kadar tebaa ve reayanın menfaati için çabalar. Toprak kayıplarının yaşandığı çöküş döneminde mücevherlerini Hilal-i Ahmer’e bağışlar, değerli eserleri korumak adına kütüphaneler açmak için ellerinde ne var ne yok hibe ederler. İlim ve birikimlerine rağmen İstanbul’dan ayrılmak geçmez akıllarından. Lakin Osmanlı’nın yıkılışı esnasında hanedan üyesi olarak yurtlarından sürgün edilen sultanların pasaportları dahi geri dönmemek üzere hazırlanır. Bir bilinmezliğe doğru yol alınan bu seyahatlerden geriye cefa kalır. Yakın tarihimizi hüzne boyayan nice hadiseye şahitlik eden sultanları bir Fatiha ile anmamız için ne çok eser var halbuki. 

    Süheyla Sancar

    Yenibahar

  • Görmez: Şiddet, İslamı referans alamaz

    Görmez, Le Meridien Otel’de düzenlenen ”Arap Uyanışı ve Orta Doğu’da Barış: Müslüman ve Hristiyan Perspektifler” başlıklı uluslararası konferansın açılışında yaptığı konuşmasına, İslam medeniyetinin hakim olduğu coğrafyanın hukuk normunun temel paradigmasının beş temel esas üzerine bina edildiğini söyledi.

    Herkesin canının, nesebinin, aklının, malının ve dininin kutsal ve güvence altında olduğunu ifade eden Görmez, hiç kimsenin dini inancından dolayı kınanamayacağını, her dinin kutsal kabul ettiği mabetlerin barış zamanında da savaş zamanında da dokunulmaz olduğunu vurguladı.

    Görmez, insanlığın geldiği bugünkü evrensel tabii hukuk çerçevesinde de farklı inançları benimseme, o inanç içerisinde farklı yol ve yorumlarla dini hayatı anlama ve yaşamanın her insanın ve topluluğun doğal ve özgür tercihi olarak kabul edildiğini belirterek, ülkelerinde toplumsal barışı ve huzuru temin etmek isteyenlerin asgari olarak bu hakları teminat altına alan hukuku tesis etmesi gerektiğini söyledi.

    -”Şiddetin dili, hiçbir dinin dili olamaz”-

    Prof. Dr. Görmez, ilahi dinlerin bütün mensuplarına seslenerek bir öz eleştiri yaptığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

    ”Mirasçısı olduğumuz peygamberler geleneği geldikleri her şiddet toplumunu merhamete dönüştürmüşken, bizler modern zamanlarda hangi öğretinin etkisinde kalarak merhamet medeniyetinin yurdu olan beldelerimizi şiddetle anılır hale getirdik. Şiddetin dili, hiçbir dinin dili olamaz. Dinler şiddete bizi çağırmaz, barışa ve esenliğe davet ederler. Bugün şiddeti ve terörü enstrüman olarak kullanan hiçbir yapının İslam’dan referansını alması asla söz konusu olamaz. Peygamberler her zaman şiddetten, sulh; fitne ve kaostan selamet; kinden af ve merhamet; düşmanlıklardan rahmet çıkardılar. Bizlere düşen o kutlu önderleri izlemek olmalıdır.”

    Peygamberlerin bütün zorluklara rağmen yılmadan doğruyu söylemekten, hakkı anlatmaktan vazgeçmediğini ifade eden Görmez, dini kurumlar ve din adamlarının son yüzyıllarda sekülerizmin etkin gücü ile zayıflamasına karşın siyasetin onları kendi amaçları için kullanmaktan vazgeçmediğini belirtti.

    Görmez, ”Siyaset, dini kurumlarımızı ve toplumlarımızı güç kavgasının bir aracı olarak görmekten geri durmadı. Bizler dinlerimizin gücünü siyasetin yanlış emellerine vermemeliyiz” dedi.

    Din adamları ve dini kurumların modern zamanlarda toplumla iç içe olmaktan uzaklaşıp sadece mabetlerin içine kendilerini hapsettiğini dile getiren Görmez, bu durumun toplumsal dinamiklerin kendilerini farklı referanslarla besleyip yeni dini tezahürlerin oluşmasına neden olduğunu söyledi.

    Prof. Dr. Görmez, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    ”Hiç şüphesiz gelenekten uzak kalarak oluşan bu yeni anlayışlar, sığ ve derinliksiz yapıları oluşturmakta ve kolaylıkla şiddete savrulabilmektedirler. İnsanlığın geleceği için mabetlerimizden ve kurumlarımızdan dışarı çıkarak sorumluluğumuz doğrultusunda ahlakın egemen olmasını sağlamalı ve buna göre toplumsal hayatın oluşmasına katkı yapmalıyız. Bizler buradan dünyaya seslenmeli ve demeliyiz ki hiçbir siyasi mühendislik çalışmaları tarih boyunca yaşadığımız beraberliğimize halel getiremez. Bu birlikteliğimizi bozma çabası üzerine yapılacak her türlü girişimler ve oluşumların bizlerden destek alması mümkün olmayacağı gibi, bütün bunlar kadim dini geleneklerimiz tarafından etkisiz hale getirilecektir.”

    Din adamlarını, yeniden bölgenin barış yurdu olması için savaşın stratejisini değil, barışın kelamını yapmaya ve barışın hukukunu oluşturmaya çağıran Görmez, ”Korkularımızı yenelim, duanın ve sözün gücüne inanarak ümitvar olalım. Geleceğin inşa edilecek dünyası, bizim bu umudumuza ve niyazımıza bağlıdır” diye konuştu.

  • İlahiyat Fakültesinde Bölüm Sayısı 4e Çıkıyor

    – Uşak Üniversitesi Rektörlüğü’nün, İlahiyat Fakültesi bünyesinde İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitimi Bölümü açılması yönündeki teklifi, Yükseköğretim Yürütme Kurulu tarafından  uygun görüldü.

    Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik, İlahiyat Fakültesi’nde şu an Temel İslam Bilimleri Bölümü, Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü ve İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü olmak üzere üç bölüm olduğunu belirterek açılması uygun görülen İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitimi Bölümü ile bu sayının dörde yükseldiğini söyledi. İlahiyat Fakültesi İlköğretim Din kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitimi Bölümü’nden mezun olan öğrencilerin öğretmenlik yapacaklarını da aktaran Prof. Dr. Çelik ” Yeni eğitim sistemi ile okullarımızda sosyal bilimler, fen, güzel sanatlar, spor ve din başlıklarının altında 20 civarında seçmeli ders olacak. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ilköğretimde zorunlu. Bu açıdan bakıldığında İlahiyat Fakültesi İlköğretim Din kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitimi Bölümü’nden mezun olan öğrencilerin konuyla ilgili yeterlilikleri olduğundan öğretmen olarak görev yapacaklardır” dedi.

  • Dini liderlerin İstanbul buluşması

    ürkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ve Marmara Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Enstitüsü işbirliği ile Etiler’deki Le Meridien Otel’de düzenlenen toplantıya, 19 ülkeden Müslüman ve Hristiyan toplulukların liderleri, akademisyenler ve uzmanlar katılıyor.
    İki gün sürecek konferansa, Bahreyn, Suriye, Libya gibi Arap Baharı duraklarının yanı sıra Irak, İran, Lübnan, Kuveyt ve ABD’den de katılım olacak.
    Zirvenin odak noktası, 1, 5 yıldır halk isyanlarının yaşandığı Ortadoğu’da barışın nasıl tesis edileceği ve yeni dönemde dini dinamiklerin nasıl rol oynayacağı olacak.
    Zirvenin açılışında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Alınacak kararlar ve çıkacak sonuçların, başta Orta Doğu olmak üzere tüm ülkelerde, bölgelerde ve kıtalarda, birlikte yaşama kültürüne, birbirine saygı ve hoşgörü arayışlarına önemli katkılar sağlayacağına inandığını belirtti. Erdoğan, bu kadar farklı din ve mezheplerden din adamı ve kanaat önderlerinin, tek bir şehirde, tek bir salonda böyle bir fotoğraf veriyor olmasının, bir araya geliyor olmasının bile tek başına son derece önemli olduğunu vurguladı. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Biz bugün burada, bu toplantıyı gerçekleştirirken, belki de aynı anda dünyanın birçok yerinde çocuklar öldürülüyor, kadınlar öldürülüyor, savunmasız insanlar öldürülüyor. Biz bugün burada bir araya gelirken, belki de aynı anda, Orta Doğu’da bir yerlerde, dünyada bir yerlerde, bir kadın katlediliyor ya da bir kadın kocasız, babasız, evlatsız bırakılıyor. Biz burada dünya barışı için, insanlığın huzuru için çareler ararken, belki de aynı anda, dünyanın bir yerinde, sadece, ama sadece farklı olduğu için bir insan katlediliyor, işkence görüyor ya da haklarından mahrum bırakılıyor. Altını çizerek ifade etmek istiyorum; tarihte ya da bugün, hiç birimizin şahit olmak istemediği ölümler, savaşlar, çatışmalar, yalnızca siyasi ve ekonomik nedenlerden dolayı yaşanmadı, yaşanmıyor. Din savaşları, tarih boyunca arkasında milyonlarca mağdur, mazlum, maktul bıraktı. Her dinin kendi içindeki mezhep savaşları, aynı şekilde arkasında çok acı, trajik, çok kanlı enkazlar bıraktı. Bugün bunları yine yaşıyoruz. Gerek İslam dini içinde gerek Hristiyanlık içinde aynı dinin, fakat farklı mezheplerin, farklı kolların insanları birbirine kastetti ve tarihin birçok sayfası kızıl kana boyandı.”
    “Yaşadığımız trajedileri nasıl açıklayacağız?”

    Recep Tayyip Erdoğan, sadece İslam dininin mezheplerinde, sadece İslam dininde değil, yeryüzündeki tüm semavi ve kitabi dinlerde öldürmenin haram, yani yasak olduğunu ifade ederek, “Sünni için öldürmek nasıl haramsa, çok iyi biliyorum ki Şii için de öldürmek haramdır. İslam dininde öldürmek nasıl yasaksa, çok iyi biliyorum ki, Hristiyanlık’ta, Musevilik’te de öldürmek haramdır” diye konuştu.
    Şii inancının referanslarına eleştiri
    Semavi dinlerin mensupları olarak kendilerine tarihi değil, dinlerin, inançların öz kaynaklarını referans almak zorunda olduklarını söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Bizler tarihte yaşanan acı hadiseleri değil, peygamberleri kendimize örnek almak zorundayız. Dinler ve mezhepler tarihi acı olaylar, olumsuz hadiseler üzerinden okunabileceği gibi, işte biraz önce naklettiğim türde, olumlu hadiseler üzerinden de okunabilir. İslam tarihi içinde başta Kerbela hadisesi olmak üzere hepimizi derinden yaralayan acı hadiseleri elbette unutmayacağız. Ancak, Peygamberin mübarek torununun ve ailesinin katledildiği o meş’um hadiseyi, bir ayrılığın değil, kardeşliğin, birliğin, vahdetin bir referansı olarak görmek zorundayız. Kerbela’da meydana gelen, hepimizin bugün bile yüreklerini dağlayan o acı hadise, bütün Müslümanlar için, bütün mezhepler için bir ibret vesikası olmak zorundadır. Kerbela hadisesi üzerinden bölünmek, bu bölünmenin ardından da yeni ve çok daha fazla Kerbela hadisesi üretmek, inanın, en başta Hazreti Hüseyin ve Ehl-i Beyt’in ruhunu muazzep etmektedir.”
    Erdoğan Şii inanışında büyük önem taşıyan Kerbela olayına bu şekilde değindikten sonra sözü Suriye’ye getirerek, Esad’a yönelik suçlamalarda bulundu. Erdoğan, “Şu anda, Suriye’de, zalim, diktatör, acımasız bir rejim, kendi halkına karşı en ağır silahlarla toplu katliam gerçekleştirirken, sırf mezhep taassubu nedeniyle bu zulme sessiz kalanlar, alkış tutanlar, çanak tutanlar var. Mensubu olduğum mezhepte öldürmek, zulmetmek, masum çocukların canına kıymanın insanlık dışı bir girişim olduğu gibi bu zulmü yapanların mensubu oldukları mezhepte de, onları destekleyenlerin mezhebinde de bu, insanlık dışı bir girişim. ‘Bu masum çocuk bizim mezhebimizden, bizim dinimizden değil. Öyleyse bırakın öldürsünler.’ Allah aşkına bu nasıl bir anlayıştır? Bu nasıl bir yorumdur, nasıl bir yaklaşımdır? Bir insan, bırakınız kendi kaynaklarıyla, kendi değerleriyle, kendi vicdanıyla bunu kendisine nasıl izah edebilir? 1332 yıl önce Kerbela’da yaşanan neyse, açık söylüyorum bugün Suriye’de yaşanan da odur. Hz. Ömer’le Hz. Ali Kerremallahü veche efendimiz aralarında herhangi bir sıkıntı yoktu. Onlar aynı idealler için bir mücadeledeydi. Peki bugünkü yaklaşım niye böyle? Bunların üzerinde durmak lazım. Mazlum değişik olabilir, zalim değişik olabilir… Ama yaşananlar, yeni birer Kerbela’dır” şeklinde konuştu.

    Erdoğan, “1332 yıl önce Kerbela’da yaşanan neyse, açık söylüyorum, bugün Suriye’de yaşanan da odur. Mazlum değişik olabilir, zalim değişik olabilir… Ama yaşananlar, yeni birer Kerbela’dır” diye konuştu.
    Erdoğan, bazı Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde cereyan eden olayların, harici saiklerin ve yönlendirmelerin bir neticesi olarak değil; son derece tabii bir sonuç olarak ortaya çıktığını ileri sürerek, “Bizde bir söz var. Dere yatağında akar ve dere yatağını bulmuştur. Halkın, talep, arzu ve isteklerini güçlü şekilde dile getirmesi, meşru hak talebinde bulunması, baskıcı rejimlere karşı sesini yükseltmesi, bu coğrafyanın geleneğidir ve son derece tabiidir. Tabii olmayan, zulümdür, baskıdır, kendi halkının arzu ve taleplerine duyarsız kalmaktır” dedi.
    Çatışma körüklenmekte
    Toplantıda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez ise “İslam medeniyet havzasında bulunan unsurlar arasında yeni bir fitne ateşi yakılarak medeniyet içi bir çatışma istendiğini” öne sürerek, “Müslüman coğrafyasında dine, mezhebe ve etnisiteye dayalı farklılıklar derinleştirilmekte
    ve çatışmalar körüklenmektedir” dedi.

  • Helal gıdaya Diyanet logosu

     

    Dünyada son yıllarda büyük artış gösteren helal gıda pazarında önemli aktörlerden birisi haline Türkiye, sertifikalandırma süreçlerini pazarın ihtiyacına göre iyileştirmeye devam ediyor. Türkiye’de ilk olarak GİMDES tarafından başlatılan, ardından teknik imkanlarını da kullanarak TSE’nin de dahil olduğu süreç, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da daha ön planda yer alacağı bir düzenlemeyle yeni bir boyuta taşınıyor. Çok yakın bir tarihte uygulamaya geçmesi beklenen düzenleme ile bundan sonra ‘Helal Gıda Sertifikası’ verilen ürünlerin üzerlerinde Diyanet İşleri Başkanlığı logosu da yer alacak. TSE ile DİB’in Temmuz 2011 tarihinden itibaren başlayan ‘helal gıda’ işbirliği yakında ortak logo ile taçlanacak.

    DİYANET FETVA VERİYOR

    Ürünlerin İslam dinine uygunluğu açısından incelenmesi Müslüman tüketiciler için son derece önemli. İslam dünyasından ve Türkiye’den yükselen talepler üzerine ‘helal’ sertifikası vermeye başlayan TSE, incelediği ve sertifika verdiği ürünler üzerine TSE’nin ‘helal’ logosunun konulmasına müsaade ediyordu. TSE tarafından incelenen ürünlerin içindeki tüm katkı maddeleri ve ana malzemeler için Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan tek tek ‘helaldir’ yazısı alan TSE, bu belgeyi sertifika verdiği kuruluşun dosyasına koyuyordu. Ancak Ortadoğu ve Arap ülkeleri başta olmak üzere TSE’nin sertifika verdiği firmalardan gelen “TSE’nin fetva verme yetkisinin olmaması, Diyanet işleri Başkanlığı’nın verdiği belgenin de ürün üzerinde görünmemesi nedeniyle müşterimizle sorunlar yaşıyoruz” itirazı üzerine iki kurum uzmanları çalışma başlattı. Diyanet’in daha etkin konumda görüneceği bu çalışma ile ürünlerin üzerinde Diyanet’in fetvasını simgeleyen bir logo bulunacak. Henüz son şekli verilmeyen ve kurumlar nezdinde tartışılmaya devam edilen uygulamanın gerekli prosedürün tamamlanmasının ardından ekim ayı ortalarında yürürlüğe gireceği kaydediliyor.

    MARKAYA DEĞİL ÜRÜNE DAMGA

    Yeni düzenlemenin uygulamaya girmesinin ardından sertifikalandırma işlemleri sırasında piyasada oluşan yanlış algı da önlenmiş olacak. İslam Ülkeleri Standartları ve Metroloji Enstitüsü (SMIIC) tarafından hazırlanan ‘Helal Gıda Standartları’, TSE’nin Diyanet İşleri Başkanlığı ile işbirliği içerisinde çalışarak oluşturduğu ‘Adapte Türk Standardı’ olarak kabul edilerek 4 Temmuz 2011 tarihinde ‘Helal Gıda’ belgelendirmesine başlandı. ‘Helal Gıda Belgesi’ almak için, TSE’ye resmi başvuru yapıldıktan sonra, Diyanet İşleri Başkanlığı ve TSE’den konunun uzmanı en az iki kişiden oluşan İnceleme Heyeti tarafından üretim yerinde ilgili standarda göre inceleme gerçekleştiriliyor. Bu incelemede; belgelendirilmesi talep edilen ürünün üretiminin, standardın öngördüğü şartlarda ve ortamda yapılıp yapılmadığı yerinde tespit ediliyor.

    STANDARTLAR GEÇEN YIL BELİRLENDİ


    İslam Ülkeleri Standartları ve Metroloji Enstitüsü (SMIIC) tarafından hazırlanan ‘Helal Gıda Standartları’, TSE’nin Diyanet İşleri Başkanlığı ile işbirliği içerisinde çalışarak oluşturduğu ‘Adapte Türk Standardı’ olarak kabul edilerek 4 Temmuz 2011 tarihinde helal gıda belgelendirmesine başlandı. Daha sonra İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) bünyesinde İslam Ülkeleri Standardizasyon ve Metroloji Merkezi, TSE’nin muadili bir kuruluş kurdu. 2011 yılının mayıs ayında 36 İslam ülkesi temsilcisinin katılımıyla Kamerun’da yapılan toplantısı ve İslam Fıkıh Akademisi’nin de incelemeleri sonucu 3 adet Helal Standardı yürürlüğe girdi.

    TSE İNCE ELEYİP SIK DOKUYOR

    Üretim yeri incelemesi olumlu bulunan firmaların ürünlerinin laboratuvarlarda muayene ve deneylerinin yapılmasının ardından belgelendirme çalışmasının ilk aşaması tamamlanıyor. Hazırlanan raporlar Diyanet’ten bir üyenin de bulunduğu 5 kişiden oluşan Helal Gıda Belgelendirme Komisyonu’na öneri niteliğinde sunuluyor. Nihai belgelendirme kararı bu komisyon tarafından veriliyor. Oybirliği kararının esas alındığı komisyon çalışmalarında Diyanet mensubu üyenin katılmaması durumunda hiçbir karar alınamıyor. Ürününe Helal Gıda Belgesi alan kuruluşa yılda en az iki kez habersizce olmak üzere ara kontroller yapılıyor.

    ÜRÜNLERE FETVALI SERTİFİKA


    Türk Standartları Enstitüsü’nün geçen yıl temmuz ayından bu yana verdiği ‘Helal Gıda Sertifikası’na artık Diyanet İşleri Başkanlığı da imza atacak. TSE ve Diyanet, ‘helal gıda’ belgesi kullanan üreticilerin, “Müşterilerimiz ürünler için Diyanet fetvası da istiyor” demeleri üzerine işbirliği kararı aldı. Alınan kararla et, tavuk, süt, sucuk, salam başta olmak üzere binlerce yiyecek ve içeceğin üretimini yapan şirketler, ‘Helal Gıda Sertifikası’ ile satış yapmak istediklerinde ürünlerini Diyanet’in de onayına sunacak.

    ALTERNATİFİ TEK

    Türkiye’de TSE’nin dışında bazı kuruluşlar da helal gıda sertifikası veriyor. Bu kuruluşlar arasında Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme, Sertifikalama ve Araştırma Derneği (GİMDES) dikkati çekiyor. Dünya Helal Konseyi’nin başkanlığını da yürüten ve 50 ülkeden akreditasyonu bulunan GİMDES, Türkiye’de 210 firmaya helal gıda sertifikası verdi. Başvuru sayısının 550’ye ulaştığı GİMDES’te 100 firmanın da sertifikalama süreci devam ediyor. (Yeni Şafak)

  • Yüksek yapan kızlara hocaların insafsızlığı

    Bendeniz 1995 yılında doçent olmuş iki yıl gecikmeli olarak 1997 yılında ancak İslam Hukuku Öğretim Üyesi olmuştum. O yıl, İbrahim Kafi hocamız da Malezya’ya gitmiş, ona bağlı olan Suat adında bir öğrenci benim danışmanlığıma aktarılmıştı. Bizde Suat adı erkek adıdır. Gele gele bir bayan öğrenci geldi. Dedi:

    “-Hocam, Suat benim, beni size bağlamışlar!”

    “-İyi, güzel. Hoş geldin Suat. Anlat bakalım, ne var ne yok”.

    Hemşeriymişiz de aynı zamanda Suat ile. Suat anlattı:

    “-Hocam, dedi. Ben Yüksek Lisansa başladım, bir süre çalıştım. Sonra evlendim…”

    “-İyi güzel Allah mesut etsin. Eee, sonra?”

    “-Sonra bir çocuğumuz oldu ve ben ara vermek zorunda kaldım. Şimdi ise yeniden (sanıyorum af yoluyla idi) kaldığım yerden devam etmek istiyorum.”

    “-Oh ne âlâ, ne güzel, evlenmişsiniz, her kızdan, oğlandan vakti geldiğinde beklenen, geciktirildiği zaman da tedirginlik veren bir durumu siz tam da vaktinde yapmışsınız. Evliliğin tabii semeresi çocuktur. Allah size onu da vermiş. Daha ne isteriz. Şükürden başka?”.

    Neyse biz Suat ile baktık eskiden fazla bir şey yok, yeni bir konu belirledik, kaynakları tespit ettik, plân yaptık. Suat’ı epey bir dolduruşa getirdik. Suat o heyecan ile bir müddet geldi gitti, kaynak topladı, şunu etti bunu etti. Derken Suat’in ayağı kesildi. Uzun bir süre sonra Suat çıktı geldi ve hoş beşten sonra Suat:

    “-Hocam bizim ikinci çocuğumuz oldu!” dedi.

    Ben ellerimi dizlerime vurdum ve:

    “Suat! dedim. Şu biz hocaların insafsızlığına, gaddarlığına bak yahu!”

    “-Estağfurullah hocam! O ne demek, hiç öyle olur mu?”

    “-Yok, Suat yok! Bu kadar gaddarlık da olmaz ki canım. Yüksek Lisans dediğin ne ki? Toru topu iki yıllık bir sürede nihayet bir risale hacminde bir eser vermekten ibaret. Sen ise aynı dönemde nur topu gibi iki eser vermişsin, biz hocalar diyoruz ki “-Hayır! Olmaz, bunlarla yüksek yapmış olamazsın, illâ ki bizim istediğimiz eseri vereceksin! Bu bir insafsızlık ve gaddarlık değil de nedir?”

    Gülüştük, artık karşılaştığımızda Suat’a sorulacak soru “Suat! Çocuklar nasıl? olacaktı. Tezi sormanın yeri değildi artık.

    Sonunda tabii bizim Suat çalışmalarını tümüyle bırakmak zorunda kaldı. Birinde acaba kaydı silindi mi silinmedi mi diye öğrenmek için telefonla evini aradım. Kucağındaki canavarın çığlığından anlaşamamıştık bile. Etrafı adeta yıkıyordu. Sen Suat ol da yap bakalım nasıl yapacaksın şu yükseği?!

    İki çocuğu ile bitirenler de oldu, olmadı değil. Ama herhalde onların yardımcıları vardı.

    Şimdi ilim tahsilinde yüksek yapmanın kızlar için ne kadar zor olduğu bu örnekle birazcık olsun daha anlaşılmıştır umarım.

    Ta kariyerlerini tamamlayana kadar hiç evlenmesinler denilebilir. Ama bunu söyleyecek kişi asla ben Garibce olamaz. Bu fıtrata, evliliğin doğasına ve amacına aykırı bir tutumdur.

    O yüzden Allah kızlarımıza iki kere rahmet eylesin!

    Onlarla evlenen erkeklere de dört kere lütufta bulunsun; ikisi sabır olsun, ikisi insaf.

    Dua ile!

     

    GARİBCE

     

     

    Kaynak

  • Beü İlahiyat Fakültesini Hayırseverler Yaptıracak

    Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) bünyesinde açılacak ilahiyat fakültesinin binası, Zonguldak Müftü Yardımcısı Bahtiyar Taranoğlu başkanlığında kurulan dernek tarafından yaptırılacak. İl Müftüsü Refik Bulut, hayırseverlerin destekleriyle yaptırmayı hedefledikleri fakültenin kente canlılık getireceğini söyledi.

    23 Haziran 2012 Tarihli ve 28332 Sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile BEÜ’nde açılması uygun görülen ilahiyat fakültesinin eğitim binasının yapımını, geçen Mayıs ayında kurulan BEÜ İlahiyat Fakültesi Yaptırma ve Hizmetlerini Destekleme Derneği üstlendi. Müftü Yardımcısı Bahtiyar Taranoğlu başkanlığındaki dernek, fükülte binasının yapımı için girişimlere başladı. Derneğin 12 kişilik yönetim kurulu, BEÜ Rektörü Prof.Dr. Mahmut Özer’i ziyaret ederek, binanın yapılacağı merkez kampüsündeki 6 bin metrekarelik alanda incelemelerde bulundu.

    İl Müftüsü Refik Bulut, hayırseverlerin destekleriyle yaptırmayı hedefledikleri 4 katlı ilahiyat fakültesinde, sınıfların yanında kütüphane, konferans salonu ve öğrencilerin uygulamalı eğitimi için caminin de yer alacağını söyledi. Fakülte binasını yaptıracak olan derneğin, aynı zamanda fakülte ile ilgili her türlü faaliyetleri yürütüp, hizmetlerini destekleyeceğini belirten Müftü Bulut, şöyle dedi:

    “Fakülte binasının yapımı şu anda proje aşamasında. Proje oluşturulduğunda inşaatına başlamış olacağız. Amacımız bir an önce binayı bitirip seneye de ilahiyat fakültesini açmak. Biz ümit ediyoruz ki; ilahiyat fakültesi ilimize canlılık getirecek. İmam Hatip Lisesi’nden mezun olan çocuklarımız dışarıdaki illere değil de buradaki ilahiyat fakültesine gitmiş olacaklar. Bu yüzden derneğimize olduğu kadar kentte yaşayan zenginlere, esnafa ve vatandaşlara büyük işler düşüyor. Bu hayırlı bir iştir. Burada ilahiyat dersleri okutulacak, Kuran okutulacak. Herkesi makbuz karşılığında destek olmaya davet ediyoruz.”

    BEÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Vergil ise Yüksek Öğretim Kurulu’nun geçen 10 Mayıs’taki kararı ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği Bölümü’nün eğitim fakültesinden ilahiyat fakültesine devredildiğini, bu yüzden üniversitede ilahiyat fakültesine ihtiyaç olduğunu söyledi. Prof. Dr. Vergili, 4 bölümden oluşacak fakülteye 2013-2014 eğitim öğretim yılında öğrenci almayı planladıklarını kaydetti

  • Diyanetten İhtiyaç Odaklı Kuran Öğretimi programı

    Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan alınan bilgiye göre, Kur’an kurslarında hizmet çeşitliliği projesi kapsamında başlatılan ‘Kur’an Öğreniyorum” programı, ”İhtiyaç Odaklı Kur’an öğretimi” adı altında yaygınlaştırılarak uygulamaya konuldu.

     

    Gençlerin, emeklilerin, çalışanların, ev hanımlarının, kırsal kesimde yaşayan vatandaşların ve öğrencilerin kendilerine uygun gün ve saatlerde Kur’an öğrenmesine imkan sağlayan program için kayıtlar 17 Eylül’den itibaren yapılabilecek. Kurslar ise 24 Eylül’de başlayacak.

    Geçen yıl pilot olarak bazı illerde uygulanan, bu yıl ülke çapındaki tüm Kur’an kurslarında uygulanacak ve dört dönem halinde gerçekleştirilecek program boyunca katılımcılara 144 saat eğitim verilecek.

  • Hasenat 5 Kuran-ı Kerim Fihristi İndir

     

     

    • Program %100 WORD uyumlu hale getirildi. Artık programdaki sonuç sayfalarının hepsı birer Word dökümanı niteliğinde. Dilediğiniz gibi kes, kopyala, yapıştır, yazı karekteri stil, font, ölçü değişikliği yapabilecek, isterseniz rtf (zengin metin biçimi) olarak kaydedebilecek ve de dışarıdan rtf ya da txt uzantılı dosyaları programın içinde açabileceksiniz.
    • Sekme üzerindeki metin içinde Bul-Değiştir fonksiyonuyla metnin içinde arama yapabilecek, bulduğunuz kelimeleri değiştirebileceksiniz..

    • Programa yazdırma özelliği eklendi. Artık istediğiniz sayfanın yazıcıdan çıktısını alabilirsiniz. 

    • Programa kelime meali eklendi. Herhangi bir Arapça kelimenin üzerine tıkladığınızda üzerinde açılan küçük kutucukta kelimenin mealini görebileceksiniz.

    • Arama geçmişi özelliğiyle sekmelerde yaptığınız aramaları arama geçmişinden takip edebilir ve bir tıklamayla aramanın yapıldığı sayfaya gidebilirsiniz. 

    • Kuranı Kerim sözlüğüne arama ve kopyalama özelliği eklendi. Artık sözlük içinde de Türkçe ve Arapça arama yapabileceksiniz.

    • Artık sildiğiniz sekmeleri istediğiniz zaman kurtarabileceksiniz. Herhangi bir çalışmayı kapatmış olsanız bile, eğer kaydettiyseniz, yeniden açtığınızda silinen sekmeleri kurtarabilirsiniz.

    • Programda kullanacağınız hatim ses paketlerini artık tümüyle indirmek zorunda değilsiniz. Çalma düğmesine tıkladığınızda ses dosyası çalma esnasında indiriliyor ve kaydediliyor. Tekrar çaldığınızda program kayıtlı dosyadan çalıyor.

    • Sekmeleri programın istediğiniz tarafına yerleştirebiliyorsunuz.

    • Fihriste çok başarılı bir arama fonksiyonu yerleştirildi. Sonuçlar ayrı başlıklar altında görüntülenebildiği gibi, topluca da görüntülenebiliyor.

    • Kaydettiğiniz çalışmaları artık birleştirebileceksiniz. Kaydettiğiniz çalışmayı dışarı verebilir, dışarıdan da çalışma alabilirsiniz.

    • Sık kullanılanlar özelliği geliştirildi. Ve daha hızlı çalışır hale getirildi.

    • Programa yapışkan notlar eklendi. Sınırsız sayıda yapışkan not alabilirsiniz. Yapışkan notlar zengin metin biçimi formatında kaydedilir. Yapışkan notları bütün çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

    • Programa internet tarayıcı eklendi. Artık programdan çıkmadan internette gezinti yapabilirsiniz.

    • Programa fonksiyonel bir kelime işlemci eklendi. Artık dosyalarınızı Word’e aktarmanıza gerek yok. Program içinde tüm ihtiyacınızı karşılayacak bir kelime işlemciyle işleriniz artık çok daha kolay.

    • Klavye kısayolları.

      • ctrl+boşluk tuşuyla çalma ve çalmayı durdurma

      • ctrl+sağ ok tuşuyla sonraki sayfaya geçme

      • ctrl+sol ok tuşuyla önceki sayfaya geçme

      • ctrl+yukarı ok tuşuyla önceki ayete geçme

      • ctrl+aşağı ok tuşuyla sonraki ayete geçme

      • ctrl+Shift+sağ ok tuşuyla sonraki sekmeye atlama

      • ctrl+Shift+sol ok tuşuyla önceki sekmeye atlama

      • ctrl+F tuşuyla Türkçe arama

      • ctrl+R tuşuyla Arapça arama

      • ctrl+T tuşuyla Sure no’su ayet no’su ile arama

      • ctrl+H tuşuyla sekme içinde bulma değiştirme

      • ctrl+O tuşuyla kaydedilmiş bir çalışmayı açma

      • ctrl+N tuşuyla yeni bir çalışma açma

      • ctrl+D tuşuyla kaydedilmiş bir çalışmayı silme

      • ctrl+S tuşuyla çalışmayı kaydetme

    • Bütün bu yeniliklerle ve daha sayamadığımız birçok yenilikle buluşmak için hemen Hasenat 5’i indirin. Ve bizi dualarınızda unutmayın.

    Sistem Gereksinimleri 

     

    Sistem : Windows XP, Windows Vista, Windows 7

    • 1 gb ram,

    • Hasenat programı için 60 mb disk alanı

    • Hatim paketleri için – Opsiyonel (Eğer yüklerseniz 1 hatim paketi için asgari 400 mb disk alanı)

    • 1 ghz ya da üstü işlemci.

    • Rahat bir çalışma için 1024 X 768 ekran.

    Hasenat 5, Windows XP, Vista ve Windows 7 üzerinde test edilmiştir. Daha önceki sistemlerde test edilmemiştir.

    Programı Kaldırmak için :
    Hasenat 5’i bilgisayarınızdan kaldırmak isterseniz, 
    Kontrol panelinden, Program Ekle Kaldır‘ı seçin daha sonra gelen pencereden Hasenat 5’i seçin ve kaldıra tıklayın.


    Site 1

    Site 2

     

    Önemli not : Hasenat 5 kurulum programının içinde Hatim Ses paketi yoktur. 

    Hatim paketlerini indirmek için önce Hasenat 5 programını indirin ve bilgisayarınıza kurun.


    Hatim ses paketlerini indirmek için, Hasenat 5 programını indirdikten sonra, programın “Ayarlar” bölümünden “Hatim indir” bölümüne gidin ve oradan istediğiniz hatimi seçip “İndir” düğmesine basın. Hasenat 5 programına yeni eklenen bir özellikle artık hatim paketlerini ayrı olarak indirmenize gerek yoktur. Program seçtiğiniz hatim paketini çalma esnasında indirir. Çalma esnasında bir defaya mahsus olarak indirilen ses dosyaları programın altına kaydedilir. Ve program bundan sonraki çalma işlemini kaydedilen dosyalardan yapar.



    Hasenat 5 sürümüne eklenenler :

    %100 WORD uyumluluğu.

    Yazıcıdan çıktı alma imkanı

    Ses paketlerini çalma esnasında indirme.

    iPhone tarzı kayar menüler.

    Kelime meali.

    Sözlük içinde Türkçe, Arapça arama ve kopyalama.

    Sekme yerleşimi, silinen sekmeleri kurtarma.

    Kaydedilen çalışmaları birleştirebilme.

    İnternet tarayıcısı.

    Gelişmiş bir kelime işlemci.

    Yapışkan notlar.

    Arayüz değişikliği.

    Sekmelerde rtf (zengin metin biçimi) ve text dosyaları desteği. Rtf ve txt dosyalarını herhangi bir sekme içinde açabilme imkanı.

    Sayfa üzerinde yapılan tüm değişikliklerin çalışmayı kaydetme ile birlikte eksiksiz kaydedilmesi.

    Sekmede gelen sonuç sayfasında kes, kopyala, yapıştır, metin düzenleme, font stil, renk, ölçü ayarlama.

    Programın altına eklenen düğmelerle sayfalar arasında kolayca gezinme. Ve istenilen sayfaya gitme imkanı.

    Sanal Arapça ve Türkçe klavye.

    Arama geçmişi özelliği.

    Fonksiyon sekmelerinin altındaki arama alanları sayesinde kolayca ve fonksiyonel arama imkanı.

    Büyüteç. Sayfaları fontla oynamadan büyütme imkanı.

    Sayfa içinde Bul-Değiştir fonksiyonu.

    Hasenat 4 sürümüne eklenenler :

    Recep Aykan’ın 1036 sayfalık Kur’an fihristi programa eklendi.

    Ayettteki (Arapça metin üzerinde) bir kelimenin üzerine gelindiğinde Mu’cem ul-Mufehres fihristine göre kelimenin geçtiği diğer ayetlerin Arapça ve Türkçe mealleri ile birlikte yeni bir pencerede görüntülenmesi eklendi,

    Ayettteki (Arapça metin üzerinde) bir kelimenin üzerine çift tıklandığında açılacak pencerede kelimenin sözlük anlamlarını görebilme (Kuranı Kerim Lugatı – Mahmut Çanga) özelliği eklendi,

    Panoya kopyalama ve yapıştırma özelliği eklendi.
    Ayetleri sekmeler arasında taşıma ve kopyalama özelliği eklendi.
    Sekmede yapılan değişiklikleri geri alma özelliği eklendi.
    Sekmeler programın sağ tarafına alındı ve daha kullanışlı bir hale getirildi.
    Sekmelerde sureleri filtreleme özelliği eklendi.
    Word’e aktarmadaki sorun giderildi.
    Windows 7 uyumsuzluğu giderildi.
    Bazı metinlerde tashih hataları giderildi.
    Sesli not alabilme imkanı eklendi,
    Ayetlerin öncesini ve sonrasını ekleme özelliği eklendi.
    Sekmedeki sure ve ayetleri yeniden sıralama özelliği eklendi.
    Sekme özelliğini değiştirme özelliği eklendi.
    Ve daha birçok ufak yenilik ve iyileştirme yapıldı.
    Hasenat 3.1 güncellemesindeki geliştirme ve iyileştirmeler :

    Hatim modülü programdan çıkarıldı. Programdan bağımsız ve tek başına kullanılabilir hale getirildi. Artık hatim modulünü ister Hasenat 3 programının içinden, isterseniz de Hasenat 3 programını açmaksızın, Başlat menüsünden kullanabileceksiniz. Detaylı bilgi ve indirmek için tıklayın. Programa daha önceden yüklemiş olduğunuz hatim ses dosyalarını ise, artık sadece Hasenat 3.1 programının içinden, sayfa üzerindeki ayeti dinlemek istediğinizde kullanacaksınız.
    Sık kullanılanlar menüsündeki taşıma ve sıralamadaki sorunlar tamamen giderildi. Daha kullanışlı bir hale getirildi. Artık fare ile tutup sürükleyerek klasörleri klasörlerin içine kolaylıkla taşıyabilecek, klasörler içindeki ayetleri konu bütünlüğüne göre sorunsuzca sıraya dizebileceksiniz.

    Yavaş bilgisayarlarda açılıştaki gecikme sorunu mümkün olduğunca giderildi. Giriş ekranı ve program kabuğu, varsayılan olarak kapatıldı. İsterseniz bu özellikleri Araçlar > Ayarlar menüsünden tekrar açabilirsiniz.

    Sure sıralaması menüsü, git sekmesinden çıkarılıp programın üstünde daha görünür bir yere yerleştirildi.

    Gerek programın sol tarafında yer alan, gerekse de üstte açılan sekmeler daha dikkat çekici hale getirildi.

    Sekmeleri birleştirmek için sekmelerin üzerine sağ tıkladığınızda çıkan, Sekmeleri birleştir menüsünün penceresine Ayetleri seçili sure sıralamasına göre yeniden sırala şeklinde önemli bir özellik eklendi. Bu vesileyle, sekmeleri birleştirdiğinizde ayetler, seçmiş olduğunuz sure sıralamasına (Resmi, İniş, Alfabetik) göre yeniden sıralanabilecek.

    Ve bu Ayetleri seçili sure sıralamasına göre sırala özelliği, Arama penceresine de eklendi.

    Arama Penceresindeki Arama sonucunda gösterilecek metinlere göre yeni sekmeler aç ve İçinde arama yapılacak metinlere göre yeni sekmeler aç özelliklerinden birini seçtiğinizde, artık arama sonucunda açılan sekmeler ait, olduğu meallerin ismiyle açılıyor. Böylelikle gelen sonuçların hangi meale ait olduğunu kolaylıkla bileceksiniz.

    Arama sekmeleri üzerindeki Ayeti çıkart düğmesi, bütün sekmelere konuldu. Artık her sekme içinde bu düğmeyi kullanabileceksiniz.

    Programda kullanıcılar için sorun oluşturan önemli bir eksiklik giderildi. Ayeti çıkart düğmesine bastığınızda program otomatik olarak sekmedeki ilk bulunan ayete gidiyordu. Örnek olarak 3. sayfada bir ayet çıkarttığınızda, program otomatik olarak 1. sayfaya ve sayfadaki ilk ayete gidiyordu. Şimdi ayeti çıkarttığınızda program olduğu yerde kalıyor ve böylelikle çalıştığınız yeri kaybetmiyorsunuz.

    Program menüleri (Oku&Dinle, Ara&Git, Araçlar, Yardım) üzerine çift tıkladığınızda, program menüleri gizleniyor ve size daha çok çalışma alanı bırakıyor. Üzerine gelip tek tıkladığınızda açılıyor ve size menüleri kullanma imkanı veriyor. Üzerine gelip çift tıkladığınızda da, eski konumuna dönüyor.

    Programın Git/Metinler sekmesinde arama kutucuğuna Naziat yazdığınızda hata mesajı veriyordu, düzeltildi.

    Metin aç/kapa/sırala özelliği varsayılan olarak açık hale getirildi.

    Sekmeler birleştirildiğinde, sekme üzerindeki ayet sayısı hatalı hesaplanıyordu. Düzeltildi.

    Metinlerle ilgili güncellemeler (Hasenat 3.1).

    Kur’an-ı Kerim arapça orjinal metninde görünmeyen: Bakara 217, Araf 8, Yusuf 8, Nahl 75, Şuara 6, Tur 43 ayetlerindeki hata giderildi ve görünür hale getirildi.

    Kur’an-ı Kerim Türkçe okunuş metninde dört kelime tashihi yapıldı.

    Ali Bulaç mealinde bir kelime tashihi yapıldı.

    Yaşar Nuri Öztürk mealinde beş kelime tashihi yapıldı.

    Hasan Basri Çantay mealinde bir kelime tashihi yapıldı.

    Mürşid fihristinde Zulkarneyn başlığındaki ayet numaralarıyla ilgili hata düzeltildi.

    Elmalılı Hamdi Yazır mealinde Hadid süresi 10. ayeti görünmüyordu, düzeltildi.

    3.0 sürümüne eklenenler :
    Sesli Kur’an okuma.

    Hatim dinleme.

    Türk sistemine göre harekelendirilmiş Kur’an ve tashihi.

    Meallerde sıralama ve tashih.

    Çok gelişmis arama sistemi.

    Not defteri.

    Yine sağ tıklama menüsüne konulan kopyalama komutu ile seçtiğiniz metni sorunsuz olarak WORD e aktarabilme.

    Daha modern Vista tarzı bir görünüm.

    Sık kullanılanlar.

    Sınırsız oturum açma, kaydetme.

    Yedekleme imkanı.

    Hatırlatmalar.

    Sekmeli pencere sistemi.

    Fonksiyonel sağ tıklama menüsü.

    Geliştirilmiş fihrist görüntüleme.

    Sure ve ayetler içinde kolay gezinme ve görüntüleme ösellikleri.

    Ayetlere dipnot ekleme ve dipnotlar içinde arama yapma ve gelişmiş görüntüleme.

    Gelişmiş seçeneklerle programı özelleştirme.

    Arayüz değiştirebilme.

    Her meale ayrı font, renk ve boyut belirleyebilme.

    Otomatik güncelleme.

    Sağ tıklamayla kelimeyi aramaya aktarabilme.

    Sayfa üzerinden Kur’an dinleyebilme.

    Sayfa üzerinden metin kapatabilme, sıralayabilme.

    Sayfa üzerinden ayet çıkarabilme.

    Sekme birleştirebilme.

    Sekme ismi değiştirebilme.

    Sekme yerini değiştirebilme.

    2.1 sürümünde eklenenler :

    2.1 sürümüyle programın adı Furkan-1’den Hasenat olarak değiştirildi ve geliştirme süreci hızlandırıldı. Temmuz 2006 itibariyle 40.000’in üzerinde kullanıcıya ve tüm sürümlerde 80.000’in üzerinde download’a erişti.

    2.1 (güncelleme) sürümünde şu özellikler eklendi: Yeni fonta geçilerek daha güzel Arapça metin görünümü sağlandı. Arapça metindeki şedde altındaki kesre, alışılmış Türk sistemine göre harfin altına alındı. Bazı mealler çıkarıldı. Muhammed Esed meali ve Yeni Diyanet meali programa eklendi.

    2.0 sürümünde eklenenler :

    Arapça orijinal Kuran metni, Arapça metinde ve çevirilerde geliştirilmiş arama fonksiyonu, Kuran okuma amaçlı sıralı okuma ve derleme oluşturma, sadeleştirilmiş ve geliştirilmiş kullanıcı ara yüzü, çok sayıda yeni metin ve yeni fihrist (22 metin, 4 fihrist), alfabetik sıralama, kullanıcı tarafından belirlenebilir renklendirme, geliştirilmiş program özellikleri, çok güçlü arama alt yapısı (ve/veya, hareke gözardı etme, harf yumuşamalarını gözardı etme) ve tamamen ücretsiz olma…

    1.0 sürümü :

    Surelerin içinde ağaç yapısı ile dolaşabilme, iniş sırasına ve resmi sıraya göre listeleyebilme, atlamalı dolaşma (bir kelimeyi sağ tıklayıp o kelime geçen tüm ayetleri görebilme), çok sayıda metni alt alta görüp mealleri kıyaslayabilme, meal ekleyip çıkartabilme, programı yenilemeye gerek kalmadan yeni mealleri ekleyebilme.

  • İmam-Hatiplilere polis akademisi yolu açıldı

    İmam-Hatiplilerin Polis Akademisi’ne girmesini engelleyen yönetmelik maddesinde değişikliğe gidildi.

    Polis Akademisi Başkanlığı Güvenlik Bilimleri Fakültesi Giriş ve Eğitim – Öğretim Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, dün Resmi Gazete’de yayınlanıp yürürlüğe girdi.

    Akşam gazetesinden Soner Arıkanoğlu’nun haberine göre; yeni düzenlemeyle yönetmeliğin Polis Akademisi’nin öğrenci kaynaklarını belirleyen 5. maddesinde kritik bir değişliğe gidildi.

    5. maddenin a ve c bentlerindeki ‘Polis Koleji mezunları’ ve ‘İlgili devletlerle yapılacak ikili anlaşmalara bağlı olarak denkliği tanınan en az lise ve dengi okul mezunu yabancı uyruklu öğrenciler’ hükümleri aynen korundu.

    Kritik değişiklikse İmam Hatip Lisesi mezunlarına Polis Akademisi’nin kapısını kapatan (b) bendinde yapıldı. Bu benddeki ‘İhtiyaç halinde genel lise, erkek teknik öğretim, kız teknik öğretim ve ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul mezunları’ hükmü, ‘İhtiyaç halinde lise ve dengi okulları mezunları’ olarak değiştirildi.

    Böylece İmam Hatip Lisesi mezunlarının bu yıldan itibaren Polis Akademisi’ne girebilmesinin yolu açılmış oldu.

    AKADEMİ BAŞKANI DA İMAM-HATİPLİ

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Anayasa Mahkemesi Üyeliği’ne atadığı Prof. Dr. Zühtü Arslan’dan boşalan Polis Akademisi Başkanlığı’na, bir süre önce Başbakan Erdoğan’ın İstanbul İmam Hatip Lisesi’nden okul arkadaşı olan Prof. Dr. Remzi Fındıklı atanmıştı.

    SINIF GEÇME KOLAYLAŞTI

    Öte yandan, yeni yönetmelikle Polis Akademisi’nde öğrencilerin sınıf geçmesi de kolaylaştırıldı. Eski yönetmelikte not yükseltme, bütünleme, ek sınav hakkı ve sınıf geçmede aranacak ‘en çok iki F notu (sıfır) almış olma’ şartı, yenisinde ‘en çok üç F notu’ olarak düzeltildi.

    Hürriyet