Cerh Elfazı Hadis Usulü Online Oku

41578


Cerh Elfazı:

 

Râvilerin zayıf olduklarını belirtmek için
kullanılan tabirler de altı mertebeye ayrılır. Birinci yani en üst mertebesi
tevsîk’e yakın olan ravileri, en alt mertebesi şiddetle zayıf olan râvileri
gösterir:


Birinci Mertebe:

Durumu nisbeten iyi olan râviyi ifade için
kullanılan tabirlerdir: Leyyinü’l-hadîs (Leyyin yumuşak demektir), fîhi lîn
(onda leyyinlik var), fihi mekâl (hakkında menfi söz var), Ta’rifu ve tünkiru
(Sen onu, bazan ma’ruf hadis, bazan da münker hadîs rivâyet ederken görürsün),
Leyse bizâlike (bu konuda zayıftır), Leyse bi’l-metîn (metin değildir), Leyse bi-hücce
(hüccet değildir), Leyse bi-umde (umde değildir), Leyse bi-mardiyyin (hali arzu
edilmez), Li’z-za’fu mâ hüve (zayıf olmaktan uzak değil), Fîhi hılf (hakkında
muhâlefet var), Tekellemû fihi (hakkında menfi söz ettiler), Mat’ûnun fihi
(hakkında ta’n ettiler), Seyyiü’l-hıfz (hafızan fenâdır), Fîhi za’fun (onda
zayıflık var), Leyse bi-zâke’l-kaviyy (bu o kadar kavi değil).


İkinci Mertebe:

Tedrîbu’r-Râvi, bu mertebede tek tabir kaydeder: Leyse bi-kaviyyin (kavî
değildir). Bu tabir Leyse bi-zâke’l-kavî tabirinden bir derece daha zayıf olana
delâlet eder.


Üçüncü Mertebe:

Râvi hakkında şu tâbirler kullanılırsa bu onun öncekilere nazaran daha da zayıf
olduğunu gösterir. Za’îfu’l-hadîs (hadisi zayıftır), fe-dûnun leyse bi-kaviyyin
(düşüktür kavi değildir).

Bu mertebeye Zeynu’d-Dîn el-Irâkî şunları dâhil
eder: Za’îfun (zayıftır), Münkeru’l-hadîs (-Buhârî’den başkası nezdinde- hadisi
münkerdir), Hadîsuhu münkerun (rivâyeti münkerdir), vâhin (zayıftır), Za’âfûhu
(onu zayıf addettiler), muzdaribu’l-hadîs (hadîsi muzdaribtir), Lâ yuhteccu bihi
(onunla ihticac edilmez), Mechûlün (mechuldür),

Bu üç mertebenin rivâyetleri atılmaz. Bunlarla
itibâr edilir.


Dördüncü Mertebe:

Rüdde hadîsuhu, (hadîsi reddedildi), Reddü hadîsehu (hadîsini reddettiler),
Merdûdu’l-hadîs (hadîsi reddedilmiş kimsedir), Zaîfun cidden (çokça zayıftır),
Vahin bi-merre (büsbütün zayıftır), Tarahû hadîsehu (hadîsini attılar),
Mutarrahun (atılmıştır), Mutarrahu’l-hadîs (hadisi atılmış kimsedir), İrmi bihi
(kaldır at), Leyse bi-Şeyhin (hiçbir değeri yok), Lâ-yüsâvî şey’en (hiçbir şeye
değmez). Lâ şey’un (değersizdir).


Beşinci Mertebe:

Daha da zayıf olan bu mertebe için şu tabirler
kullanılmıştır: Fülânun müttehemun bi’l-kizbi evi’l-vaz’ı (Falanca kizb (veya
vaz’la) müttehemdir), Sâkıtun (düşüktür), Hêlikun (yok olucudur), Zâhibun
(gidicidir), Zâhibu’l-hadîs (hadîsi gidicidir), metrûkun (terkedilmiştir),
metrûku’l-hadîs (hadisi terkedilmiştir), Terekûhu (onu terkettiler), fihi
nazarun ve seketû anhu (Buhârî kullanınca bu mertebeyi ifade eder), Lâ yu’teberu
bihi (Onun’la i’tibâr edilmez), Lâ yu’teberu bi-hadîsihi (onun hadîsiyle i’tibâr
edilmez), Leyse bi’s-Sika (Sika değildir), Gayru sikatin (sika değildir), Ve lâ-me’mûn
(güvenilmez), vs.


Altıncı Mertebe:

En fena mertebe budur, şu tabirlerle ifade
edilir: Kezzâbun (yalancıdır), Yekzibu (yalan söyler), Deccâlun (yalancıdır),
Vazzâ’un (uydurucudur), Yeza’u (uydurur), Yaza’u’l-hadîs (hadîs uydurur).

Son üç mertebe (4., 5. ve 6. mertebeler) çok
zayıf râviler içindir. Bunlardan biri, hangi râvi hakkında kullanılmışsa o
râvinin hadîsi i’tibar ve istişhâd için dahî alınmaz. Onlardan hadîs rivâyeti
kesinlikle câiz değildir. Halini beyan ve hadisini reddetmek maksadıyla rivâyet
olunabilir.[1]

Birinci mertebe; hadisleri i’tibar için
yazılabilecek, ancak adaleti zedelemeyen bir hal ile mecruh raviler için
kullanılır. İkinci mertebe; leyyinu’l-hadis’le aynı; fakat ondan aşağı bir
tabirdir. Üçüncü mertebe; birinci ve ikinci cerh tabirleri gibidir; ancak
onlardan aşağıdır. Beşinci mertebe; hadisine itibar edilemeyecek olan yalancı
ravi.

[2]

Bazı âlimler, yukarıda kaydedilen tabirleri
hususî şekilde kullanmışlardır. Ekseriyete göre vazedilen prensiplerin sıkça
istisnaları olabileceği, hatta aynı tâbiri aynı âlimin farklı mânalarda bile
kullanabileceği nazardan uzak tutulmamalıdır. Usul kitapları bunlardan
bazılarına dikkat çeker. Mesela:


1-

Leyse bi-şey’in tâbirini İbnu Maîn diğer âlimler gibi hadisi terkedilecek râvi
için (yâni dördüncü mertebedeki râvi için) kullanırken, bazan da rivâyeti az
olan râvî için kullanmıştır.


2-

İmam Şâfiî ve İbrahim Müzenî’nin hadîsuhu leyse bi-şey’in tâbirini kezzâb
mânasında kullandıkları belirtilmiştir. İmam Şâfiî kezzâb tabirini galiz
bulmuştur, aynı mâna ve maksadı dördüncü mertebedeki bir tabirle ifade etmiştir.


3-

Keza İmam Buhârî’nin de, Kezzâb, Deccal tâbirlerini kaba bularak bunlarla ifâde
edilen maksadı şu üç tabirden biriyle ifâde ettiği belirtilmiştir: Münkeru’l-hadîs,
fihi nazarun, seketû anhu. Usulcüler bu meseleye hep dikkat çekmişlerdir. Ancak
Buhârî’nin bu tabirleri her zaman metrûkler hakkında kullanmadığını Abdurrahman
el-A’zamî yaptığı bir tahkîkte misallerle göstermiştir.


4-

Şedîdü’z-za’f: Bir râvinin terkedilmesini, hiçbir surette hadîsinin alınmamasını
gerektirir derecede zayıf olması hâline muhaddîsler şiddetli, aşırı zayıflık
mânasına şedîdü’z-za’f tabirini kullanırlar.

Hangi vasıflar, râvi’yi şedîdüz-za’f’la tavsîfi
gerektirir meselesine gelince, Nevevî’nin Müslim Şerhi’nin mukaddimesinde
kaydettiğine göre, bir kısım âlimler, şu üç vasf’ın şedîdü’z-za’f olduğunu,
bunlardan sadece biriyle tavsif edilmiş bulunan râvinin terkedilmesi gerektiğini
söylemiştir:


a-

Töhmet (müttehem bi’l-kizb, müttehem bi’l-vaz’).


b-

Fuhş-i galat (aşırı hâfıza bozukluğu).


c-

Gulât-i şiâ (Ehl-i bid’a’nın tekfîr edilen takımı). Demek ki, zaaf ifâde eden
elfaz’ın 4., 5. ve 6. mertebelerinde yer alan tâbirler bu üç mefhumdan birini
ifâde etmektedir.

[3]



 




[1]

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/42-44.



[2]

Talat Koçyiğit, Mücteba Uğur, İ. Hakkı Ünal, İmam-Hatib Liseleri İçin Hadis
Usulü, 12. sınıf: 63.



[3]

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/44-45.