4. Ashabı Öven Hadislerden Bazıları: Hadis Usulü Online Oku

43361


4. Ashabı Öven Hadislerden Bazıları:

 

Kur’ân-ı Kerîm’den başka, Hz. Peygamber (aleyhissalâtü
vesselâm)’de bir çok hadisleri ile Ashab’ı tebric etmiş aralarında bir ayırım
yapmadan ümmetine karşı onların şânlarını yüceltmiştir. Hz. Ebu Bekr, Hz. Ömer,
Hz. Osman. Hz. Ali, Übey İbnu Kaab, Zeyd İbnu Sâbit, Muâz İbnu Cebel (radıyallahu
anhüm ecmâin) gibi büyükler hakkında da ayrı ayrı medh u senâda bulunmuştur.
Hadis kitaplarının Menâkıb ve Fezâil bölümleri bu çeşit hadîslerle doludur. İbnu
Hacer ve Bağdadî tarafından kaydedilmiş olan bu hadislerden bazılarını
kaydediyoruz.


1-

“Ümmetimin en hayırlısı benim asrımdakilerdir. Sonra bunları tâkip edenler,
sonra da bunları tâkiben gelenlerdir. Sonra öyle bir kavm gelir ki şehâdetten
önce yemin ederler ve şâhidlikleri taleb edilmeden şehâdette bulunurlar.”[1]


2-

“Ashâbıma dil uzatmayın. Nefsimi elinde tutan Zat-ı Zülcelâl’e yemîn ederim ki,
sizden biriniz Uhud Dağı kadar altın tasadduk etseniz yine de onlardan birinin
bir müdd, hatta yarım müdd miktarındaki harcamasına sevabca ulaşamazsınız.”[2]


3-
Hz.
Câbir (radıyallahu anh) Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)’ın şöyle dediğini
nakletmiştir:


“Cenâb-ı Hakk, Ashâbımı nebiler ve peygamberler
hâriç bütün cin ve ins’e tercih etmiş, üstün tutmuştur.”


4-

“Kitap’ta size ne gelmişse onunla amel edeceksiniz, onu terketmekte hiçbir özür
kabûl edilmez. Kitapta bulunmayan bir şey olursa, benden vâhi olan sünnet
esastır. Benden vâhi bir sünnet yoksa Ashâbımın söylediğine uyacaksınız. Ashâbım
gökteki yıldızlar gibidir. Onlardan hangisini esas alırsanız hidâyete erersiniz.
Ashabımın ihtilafı sizin için rahmettir. “


5-
Hz.
Ömer (radıyallahu anh) Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)’ın şöyle buyurduğunu
anlatmıştır:


“Ashabımın benden sonra ihtilaf edeceği şeyler
hakkında Rabbime sordum. Allah celle şânuhu şu vahiyde bulundu: “Ey Muhammed!
Senin Ashabın benim katımda gökteki yıldızlar gibidir. Bazısı bazısından daha
parlaktır. Kim onların ihtilaf ettikleri şeyden herhangi birini esas alırsa, o
benim yanımda hidâyet üzeredir.”


6-
Hz.
Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)
buyurdular ki:


“Allah beni ve Ashâbımı seçti. Onları bana hısım
ve yardımcılar kıldı. Bilesiniz âhir zamanda bir gürûh çıkıp onların kadrini
düşürmeye çalışacak. Sakın onlarla evlenmeyin, onlara kız vermeyin, onlarla
birlikte namaz kılmayın, cenâzelerine namaz kılmayın. Onlara lanet etmeniz
helaldir.”


7-

Abdullah İbnu Muğaffel (radıyallahu anh), Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın
şöyle dediğini rivayet etmiştir:


“Ashabım hakkında Allah’tan korkun. Onları
kendinize hedef edinmeyin. Kim onları severse bu bana olan sevgisi içindir, kim
de onlara buğz ederse bu da bana olan buğzu sebebiyledir. Onları kim incitirse
beni incitmiş olur. Beni inciten de Allah’ı incitir. Allah’ı incitenin ise
belası yakındır.”

Süfyan-ı Sevrî, “Ey Muhammed! De ki: Hamd
Allah’a mahsustur. seçtiği kullar’ına selam olsun”
(Neml: 27/59), âyetinde
zikredilenlerin Ashab olduğunu söylemiştir.

Ashab’ın adaleti meselesini “nefis bir şekilde”
işleyen Bağdâdî, -ki İbnu Hacer aynen iktibas ederek katıldığını ifade eder.
Kur’an ve Hadîs’te Ashâb hakkında gelen tebrie’nin çokluğunu belirttikten sonra
şunu söyler: “Bu nassî deliller, onların kesinlikle ta’dîl’ini ifâde eder.
Onlardan hiç biri, Allah’ın ta’dîlinden sonra, mahlukattan bir başkasının
ta’dîline muhtaç değildir. Farz-ı muhal, Allah ve Resulü (aleyhissalâtu
vesselâm)’nden haklarında -yukarıda zikrettiğimiz nasslardan hiçbiri vârid
olmamış olsaydı bile, onların hicret, cihâd, İslâm’a yardım, can ve mallarını bu
yolda harcamaları, ata ve evlâdlarını öldürmeleri, din için birbirlerine
gösterdikleri hayranlık, iman ve yakînde izhâr ettikleri fevkalâde kuvvet gibi
fiilen içinde bulundukları sayısız haller, âdil olduklarına kesinlikle
hükmetmeye, nezih olduklarını kabûle ve onların kendilerinden sonra gelen
haleflerinden ve onları tâdîl ve tezkiye etme durumunda olacak hepsinden, daha
efdal olduklarını teslîme yeterli idi. İşte bu görüş, bütün âlimlerin ve kavline
güvenilen bütün fakîhlerin müşterek görüşüdür.”[3]



 




[1]

Bu hadisin 13 ayrı tarikten rivayet edildiğini ve ulemadan bazısının
mütevatir addettiğini daha önce kaydettik. (İbrahim Canan)



[2]

Bir müd takriben 18 litrelik bir ölçek. (İbrahim Canan)



[3]

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:
1/523-524-525-526.