Büyük Bîr Kayıp Hz. Muhammedin Hayatı

40892

2. BÜYÜK BÎR KAYIP

 

İbrahim’in duası kabul
oldu. Arabistan’dan ve daha uzaklardan gelen hacılar tarafından getirilen
zenginlikler Mekke’yi doldurdu. Büyük Hac yılda bir kez yapılıyordu; fakat:
Kâ’be, Umre yapılarak yılın istenilen zamanında zi­yaret edilebilirdi; bu ib? d
etler, ibrahim ve İsmail’in koy­duğu kurallara göre şevk ve bağlılık içinde
yapılmaya de­vam ediyordu. İshak’ın soyundan gelenler de, Kâ’be’yi İb­rahim
tarafından yapılan kutsal bir tapınak olarak ziya­ret ediyorlardı. Bu onlar
için Tanrı’nın var olan mabed-lerinden sadece biri idi. Fakat yüzyıllar
geçtikçe tek Tan­rı’ya olan ibadetin saflığı bozulmaya ve kirlenmeye baş­ladı.
İsmail’in soyundan gelenler, Mekke vadisine sığma­yacak kadar çoğaldılar;
uzaklara göç edenler bu kutsal tapınaktan taşlar alıp, Kâ’be adına onlara saygı
göster* diler. Daha sonraları, komşu putperest toplulukların etki­siyle bu
taşlara putlar da eklendi; ve sonunda hacılar bu putları Mekke’ye de taşımaya
başladılar. Bu putlar Kâ’be’-nin içine kondu, işte o zaman yahudiler İbrahim’in
tapma­ğını ziyaret etmeye başladılar1.

Putperestler,
putlarının Tanrı ile insan arasında ara­cılık yaptığını savunuyorlardı. Bu
nedenle, Tanrı ile olan ilişkileri günden güne azaldı ve Tanrı onların
hayatından uzaklaştıkça, Ahiret’e olan inançları zayıfladı, sonunda çocuğu
ölümden sonraki yaşama inanmamaya başladılar. Fa­kat gerçeği görebilenler için,
onların Hak yoldan saptığını gösterir birçok delil vardı: artık Zemzem kuyusuna
önem vermiyorlardı, nerede olduğunu bile unutmuşlardı. Bunun asıl sorumlusu
Yemen’den gelen Cürhümilerdi. Onlar Mek­ke’nin yöneticiliği görevini üstlenmiş,
İbrahim’in soyundan gelenler de bunu kabullenmişlerdi, çünkü ismail’in ikinci
karısı bir Cürhümi idi. Fakat Cürhümiler her türlü ada­letsizliği uygulamaya
başladığında diğer kabileler onları Mekke’den kovdular. Cürhümiler ayrılmadan
önce Zemzem kuyusunu doldurdular ve üstünü örttüler. Şüphesiz bunu intikam
almak için kinlerinden yaptılar, fakat yıllardan beri hacıların Kâ’be’ye
getirdiği mücevherleri, geri dönüp zengin olmak için kuyuya gömdükleri ve
üstünü kumla kapladıkları da olasıdır.    

Onların görevini, yanı
Mekke’nin yöneticiliğini Huzaa kabilesi üstlendi. Bu kabile İsmail’in soyundan
gelen, Ye-men’A göç eden, daha sonra tekrar kuzeye dönen bir Arap kabilesidir.
Fakat Huzaa da, atalarına verilen bu harika suyun kaynağını araştırmadı. Çünkü
o günlerde, Mekke’­de başka kuyular kazılmış ve Tanrı’nın bu hediyesi bir ih­tiyaç
olmaktan çıkmış, Kutsal Kuyu yarı unutulmuş bir hatıra olarak kalmıştı.

O halde Cürhürmlerin
suçuna Huzaa’lar da ortak ol­muşlardır. Onlar diğer yönlerden de suçludurlar
onların bir şefi, Suriye’den dönerken Moabi’lerden, putlarından bi­rini
vermelerini istedi. Ona Hubel’i verdiler. Beraberinde Mekke’ye getirdiği Hubel,
Kâ’be’ye kondu ve Mekke’nin baş putu oldu.