60 Günde Hafız Nasıl Olunur ? – Video Seminer

80625

Temeli düzgün ve hızlı okuyan bir kişinin, Şahin’in keşfettiği hıfz tekniği (ezber) ile 53, 70, 100 günde hafız olabiliyor.

Evet yanlış duymadınız!

 

Hafıza Tekniklerinin HAFIZ yetiştirmeye uygulayışını ve nasıl bir sistem hazırladığını Hatice ŞAHİN anlatıyor. Video 2 bölümden oluşuyor.

1. Bölüm

2. Bölüm




3 yılda resmi belgeli 60 hafız

Üç yılı geçkin bir süre hafız öğreticiliğini yapan Şahin, Kuran kursu hocası olarak 60’a yakın hafız yetiştirmiş. Bu öğrencilerinin yüzde 98’i Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sınavına girip resmi belgelerini alan yani resmi bir otorite tarafından teyit edilen hafızlar.

Bu öğrencilerim içinde iki tane istisnanın dışında bir buçuk ay ile 1 yıl arasında değişen süreçlerin olduğunu öğreniyoruz Şahin’den. Keşfettiği ezberleme tekniğini ilk önce kendi üzerinde deneyip başarılı olunca öğrencileri üzerinde denemiş. Öğrencilerinden çok iyi sonuçlar alan Şahin, bu başarısını akademiye yansıtmayı ihmal etmemiş ve doktorasını da bu alan üzerine yapmış.



Günümüz ezber tekniğinin süresi  

Kendi hafızlığını geleneksel yöntemle tekrar ederken bazı hatalardan bir türlü kaçamadığını gören Şahin, beynin ezberleme yeteneği üzerine araştırmalar yapmaya başlamış.

Nörologların makaleleri ve hafıza teknikleri üzerinde araştırmalar yapmış. Bu kısmı kendisinden dinleyelim, Şahin “ezber yaparken beynimizi doğru kullanırsak hata yapmayacağımızı, geleneksel hafızlık tekniğinde beynin yapısını iyi kullanamadığımız için sürenin uzun olduğunu araştırmalarımdan sonra anladım.

Şu an kullanılan hafızlık tekniğinde; bir yandan ezber yapılırken bir yandan devam ediliyor. Ezberlenen sayfalar, beynin muhafaza etmesi için bir şey yapılmıyor. Onu yapmadığımız zaman ezberlediklerimizi de unutuyoruz. Döndüğümüzde eskilerle birlikte yenileri de ezberliyoruz.

Bu külfet olarak sürekli artarak gidiyor ve hafızlığın süreci bu yüzden uzuyor. Oysaki eskileri sağlam bir şekilde tutabilir, onları koruyabilirsek yani kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe atabilirsek ve orada tutmayı başarabilirsek, zaman kaybetmeden sadece yenilerle uğraşırız. Hep yenileri ezberleriz. Bir gün içerisinde ezberleme kapasitemiz her neyse onun üzerinden hesap yapıp hafızlığımızı alabiliriz.”diyor.



Teknik, herkeste etkili

İsteyen herkes ve her yaştan kişinin bu teknikle hafız olabileceğinin altını çizen Şahin, sadece süresinin değiştiğini vurguluyor. Ve ekliyor; “insanların yaşı ilerledikçe zeka kaybına uğradıklarına dair bilimsel açıdan araştırma var mı bilmiyorum. Ancak zeka kullanıldıysa işe yaradığını ve her zaman işe yarayacağını düşünüyorum.

Ve şöyle bir şeye inanıyorum. Ezber yeteneği olan bir insan otuz, kırk, elli yaşında da olsa bu yetenek hala var. Ama yoksa bu on yaşında da öyle, yirmi yaşında da otuz yaşında da. Ama çok ister ve düzenli çalışırsa bunu da aşar. Genelde benim çalıştırdığım öğrenciler için ‘çok iyi öğrencileri alıyor kısa sürede hafıza yapıyor’ deniyor. Ama işin aslı bu değil.” 

Düzenli çalışma gerektiriyor

Şu an uygulanan hafızlık öğretisinde bir sayfadan az ezberleyeni hafızlık sınıfına almadıklarını belirten Şahin, kendisinin günde beş satır ezberleyerek hafız olan öğrencisinin olduğunu anlatıyor. Ve ekliyor; “Kuran kurslarında günde bir, iki veya üç sayfa ezberleyen insanlar 3 yılda hafız olabiliyorlar. 

Ama benim bir öğrencim günde sadece beş satır ezberleyerek iki yılda hafızlığını resmi bir otoriteden aldı. Yani bir kaybı yok. Önemli olan istikrarlı olması çünkü zamanla gelişiyor ve o beş satırda kalmıyor zaten. Bir hafta beş satırken sonrakinde altı, yedi satır olabiliyor.

Sonra gelişiyor bir, iki sayfaya çıkıyor. Bu arada püf nokta beynin düzenli bir şekilde kullanılmasıdır. Benim yirmi altı yaşında üç ayda ama on dört yaşında olup bir yılda hafız olan öğrencim var. Yani yaşın o kadar etken olduğunu düşünmüyorum. Önemli olan istikrar ve çok istemek” 



Dünya’da ve Türkiye’de hafızlık

Doktora tezini hafızlık üzerine yapan Şahin, Dünya’da, Türkiye’de ve tarihte; Peygamber Efendimizin (a.s)’dan bugüne kadar hafızlık nasıl geldi ve uygulandığı üzerine 10 ülkede araştırmalar yapmış ve Endonezya’ya kadar gitmiş.

Gerisini ondan dinleyelim; “hafızlık dünyada nasıl uygulanıyor, ne yapıyor insanlar, bunun standardı nedir diye araştırdığımda tarihten gelen yani Osmanlı’dan gelen bir gelenek olduğunu gördüm. Ama bu geleneğin şu an çok yanlış anlaşıldığını düşünüyorum.

Osmanlı’da hafızlık, bütün İslam bilimlerinin tabanı olarak veriliyordu. Böyle olduğunda sistem çok sağlam ve hafızlık, en altta ve küçük yaşlarda olmak zorundaydı. Mantıklı olan o. Çünkü daha sonrasında bir sürü ilim var. Ama şu an Türkiye’de her şey birbirine girmiş durumda dolayısıyla hafızlığın yaşı olmasına gerek yok.

Yani Osmanlı’dan gelen o gelenek farklıydı. Şu anda da erken yaşta yapılmazsa olmazmış gibi davranılıyor ama bu yanlış. Osmanlının onu yapmasının bir nedeni vardı. Biz şimdi bu yaşlarda hafızlık yapabiliriz. Dünyada da böyle örnekler var. Mesela, Sudan’da 1300 kişinin yatılı kaldığı bir kursa gittim. Orada altı ila seksen yaşlarında hafızlık yapanlar gördüm. 



Standartlaşma ve sınırlama yok

Dünya’daki Müslümanların hafızlığa bakışının Türkiye’dekilere göre ciddi anlayış farklılığı gösterdiğini anlatıyor Şahin. Günlük hayatın meşgalelerinin kendilerini yorduğu ve Allah’ın kelamından bir ayet ezberlemeyi kendileri için kârdır diye baktıklarını tespit eden Şahin, Türkiye’de sadece ezberlemeye odaklı bir hafızlık olmasının üzücü olduğunu söylüyor.

Şahin, “Türkiye’de hafızlar, sonrasında Arapça öğrenme ihtiyacı hissetmiyorlar oysaki asıl amaç anlamak ve yaşamak olmalı. Ezberlemekte çok güzel, asla küçümsenemez.

En başta Peygamberimiz(a.s), ezberlemiştir. O’nun sünnetidir ve bizim de yapmamız çok güzel olur. Ama O, anlamış ve yaşamıştır. Yani böyle yaptığımızda yaş sınırlaması da sıkıntı değil, zaman da sıkıntı değil.

Ben, kendi öğrencilerimde zamanı önemsedim çünkü yaşları küçük, eğitime devam etmeleri lazım. Osmanlı’nın sistemini çok beğeniyorum. Ben de öğrencilerimi hafız olduktan sonra imam hatip ve ilahiyata sonra yüksek lisans ve doktora ve bu alanda ilerlemeleri için destekliyorum.

O yüzden benim öğrencilerim için zaman önemli. Ama hayatın herhangi bir biliminde hafız olmak isteyen insan için yaş kesinlikle önemli değil”. Eğitimle birlikte hafızlığı çok beğenen Şahin, asıl olanın insanları hayattan koparmadan, hayat devam ederken Allah’ın kelamını ezberlemek olduğunun altını çiziyor.

Hafız yetiştirilirken insanları sosyal hayattan soyutlamanın ve bir insanın üç yıl boyunca sadece hafızlıkla uğraşılması sonucunda psikolojik anlamda o öğrencilerin eğitimlerini bitirdiklerinde hayata adapte olmada çok ciddi sıkıntılar çektiğini belirtiyor.

Hem manevi hem sosyal anlamda hayatın değiştiğine vurgu yapan Şahin, bugün teknolojik anlamda bile üç yıl sonrasını hesaplamak mümkün değilken neden bu kadar yıl vakit kaybedildiğinin düşünülmesi gerektiğini söylüyor.
 



Uygun zaman dilimi

Hafızlık (ezber yapmak) için en uygun zamanın gecenin üçte biri olarak tarif edilen Teheccüd denilen bir vakit olduğunu öğreniyoruz Şahin’den. Bu vakitte beynin ezber kabiliyetin en doruk noktada olduğunu ise şöyle anlatıyor bize;

“Bilimsel olarak bu şöyle açıklanıyor: Bütün evrene dağıtılmış bir enerji var. İnsanlar bunu ortak olarak kullanıyor. Ama bir kısmı uyuduğunda o açıkta kalan enerjiyi uyanık olanlar kullanıyor.

Ben, teheccüdün sünnet olmasından dolayı böyle bir bereketi olduğuna gerçekten inanıyorum. Çünkü normalde gün içerisinde iki saatte bir sayfa ezberleyeceğinizi gece vaktinde bir buçuk, bir saatte ezberleyebiliyorsunuz. Bir de yeni kalkmışlığın etkisi olabilir. Yani beyin dinlenmiştir onun etkisi olabilir. Sadece Peygamberimizin(a.s)’ın sünnetinin uygulamanın bile insanın hayatına getirdiği bir bereket var.”  



Ailelere tavsiyeler

Eğitim mi hafızlık mı diye bocalayan ailelere Şahin’in tavsiyesi önce Kuran oluyor. Kuran’ın, insanları hayattan koparan bir kitap olmadığını tam tersine hayatı ona göre yaşatmayı amaçlayan bir kitap olduğunu söylüyor.

Okulla birlikte okula rağmen hafızlığı, çocukların çok rahat yapabileceğini belirtiyor ve ekliyor; “öncelikle yüzüne eğitim yani harfleri öğrenme, kuranı öğrenme, işlek hale getirme, bir sayfayı 3 dakikaya indirmeye gelinceye kadar bir öğrencinin illa bir kuran kursuna gidip bir yıl geçirmesine gerek yok.

Bunu yaz aylarında özel bir hocayla, biliyorsa ebeveyni ile yapılabilir. Bir yazda olmadıysa iki yazda bu seviyeye gelinir. Hele küçük çocuklar için çok rahat gelinir. Küçük çocuklar hem çok taze hem de çok da iyi öğreniyorlar.

Bu seviyeye geldiğinizde çocuğunuzu hafızlığa verdiğinizde en az 1 yıl kazanırsınız. Kendi öğrencilerimde veya üniversitede okuyan öğrencilerimde denediğim şey şuydu: yazın ezber yapıyoruz, kışın yeni ezber yapmadan sadece onu koruyoruz ve okula devam ediyoruz.

Bir sonraki yaz kaldığımız yerden devam ediyoruz. Eğer bir yazda bitmediyse ikinci yaz kaldığımız yerden ezber yapıyoruz. Okuldan da taviz vermiyoruz bu çok önemli.

Okul hayatımızın vazgeçilmez bir parçası. Eğer hala bitmediyse bu şekilde ezberlediklerimizi koruyoruz ve bu şekilde devam ediyoruz.  Sadece yaza yatırım yapıyorduk ve bu şekilde hafız yaptığım hem liseden hem üniversiteden öğrencilerim var.” 

Gelecek projeler

Hıfz etme tekniğinin röportajla anlaşılacak bir şey olmadığı için anlatmayan Şahin, basılacak kitabında; tüm merak edilen ayrıntıları örnek ve resimlerle yer aldığının altını çiziyor. Ve ekliyor; “ kitabımda beynimizi nasıl kullanmalıyız, hafızlık, ezbere nasıl başlayacağız, nasıl dinleteceğiz, sayfayı nasıl böleceğiz, uyarıcı noktalarımız neler, tüm açıklamalar yer alıyor. Doktora tezim basılacak inş.

Bunun dışında merak eden insanlar için bir veb sayfası kurmak ve sponsor bulabilirsem bu hafızlık tekniğini anlatan kâr gütmeyen interaktif bir eğitim seti yapılmasını çok istiyorum.

Amacım; para kazanmak değil, isteyen herkesin bu teknikle çok kısa sürede hafız olabilmesine vesile olabilmek. Bu hafızlık tekniğinden ne zaman bahsetsem arayanım çok oluyor. Talep eden herkese çok istediğim halde ayırabilecek vaktim yok. Ama bir eğitim seti ile hafız olmak isteyen herkes amacına ulaşabilir.

Hatta tüm dünya dillerinde de olsa bu set, ne güzel olurdu.” Kendisini bizzat arayanları Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hafızlık eğitimi için verdiği dokümana yönlendiren Şahin, Başkanlığın hazırladığı hafızlık programı içerisinde alternatif olarak kendi tekniğinin yer aldığını belirtiyor ve okuyucuların Diyanet’in veb sayfasından da tekniğe ulaşabileceklerini ekliyor.


Tuğba Kılıç, özel bir eğitimle 53 günde hafız olmayı başardı. Uyguladığı teknikle kısa sürede hafız yetiştiren ve tekniği Diyanet tarafından dikkatle takip edilen Hatice Şahin’in öğrencisi olan Tuğba, hafızlık belgesini Çankaya Müftüsü Abdurrahman Binbir’den aldı. Hafıza tekniklerinden de istifade eden Tuğba, moral motivasyon desteği de aldı.

 

Günümüzde birçok kişi hafız olmayı ister fakat tamamlayamamak ya da unutmak korkusuyla hafız olmaya karar veremez. Kur’an-ı Kerim’i eksiksiz ve hatasız, usulüne uygun olarak ezberlemenin zor olduğu düşünülür, hafız olabilmek için uzun yıllar çalışmak gerektiğine inanılır. Ankara Rıfat Mualla Şahin Kız Kur’an Kursu öğrencisi 20 yaşındaki Tuğba Kılıç, 53 günde hafızlığını tamamlayarak kısa sürede hafız olunabileceğini gösterdi.

İmam hatip mezunu Tuğba Kılıç, özel bir eğitim sonrası pekiyi derecede hafızlık belgesi alarak hafız oldu. Belgesini Çankaya Müftüsü Abdurrahman Binbir verdi. Daha öncesi hafız olmayı hiç düşünmeyen Kılıç, hafız olmaya karar vermesinin Allah’ın takdiri olduğunu söylüyor. Bu kadar kısa bir zamanda hafız olabilmesini ise Arapça ve ezberinin çok iyi olmasına bağlıyor. Ayrıca hafızlık çalışmaları esnasında özel bir eğitim alıyor. Hafız Kılıç, Kur’an çalışmaları esnasında hocası Hatice Şahin’in geliştirdiği hafızlık tekniğini uyguladığını dile getiriyor.

2007’de Hatice Şahin’in daha önce hocalığını yaptığı Gümüşhane’nin Kelkit ilçesine bağlı Kızılca köyünde yaşayan Büşra Mutlu da 59 günde Kur’an-ı Kerim’i hıfzetmeyi başarmıştı. Hatice Şahin, “Kendim hafız olduğum için hafızlığımı unutma endişesiyle lisan eğitimi alırken hafızamı güçlendirmek için hafıza teknikleriyle ilgili çalışmalar yaptım ve çok faydasını gördüm. Öğrenme psikolojisinde bulunan bilgiyi depolama, gerektiğinde kullanma ve hafızayı güçlendirme gibi yöntemlerle Kur’an-ı Kerim’i ezberlemeyi kolaylaştırabilir miyim diye düşünüyordum. Burada göreve başlayınca da bu teknikleri öğrencilerime uygulama imkânım oldu.” demişti. Bu dönemde diyetisyenlerden yardım aldığını, öğrencilerin beslenme ve uyku düzenine özen gösterildiğini söyleyen Şahin, 53 günde hafızlığını tamamlayan öğrencisi Tuğba için de “Çok çalıştı, umutsuzluğa düştüğünde de motivasyon desteği yaptık.” dedi.

Yoğun bir çalışma programı vardı

Sıkı bir çalışma içerisine girdiklerini ve yemeği dahi 10 dakikada yiyerek çalışmaya devam ettiklerini söyleyen Kılıç, “Sabah namazından öğleye kadar bir önceki gün ezberlediğim sayfaları tekrarlayıp yeni sayfalara çalışıyordum. 12.00-13.00 saatleri arası uyuyorduk. Bu uyku bizi çok iyi dinlendiriyordu. Akşamüstü sadece 1 saat dinlenip gece geç saatlere kadar yine ezber yapıyordum.” diye konuştu.

Yakaladıkları tempo sonrası kendisi gibi birçok arkadaşının da kısa sürede hafız olduğunu dile getiren Kılıç, hafızlığın her şeye değer olduğunu söylüyor: “Günümüzde hafız olmak eskisine göre daha da kolaylaştı. Yolda giderken bile MP3’lere yüklediğimiz sûreleri dinleyip ezber yapabiliriz.”

Tuğba Kılıç gibi birçok kişinin de kısa sürede hafız olmasını sağlayan teknik, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kabul edildi. Başkanlık, bu yöntemi hafızlık programları içerisine dâhil etti. ‘Kısa sürede hafızlık’ tekniğini geliştiren Hatice Şahin, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi yüksek lisans mezunu. Şahin, hafızlığını unutma endişesiyle hafıza güçlendirme yolları arar ve hafıza teknikleriyle ilgili çalışmalar yapar. Şahin, yöntem sonucu 38 öğrencisinin ortalama 3 ay içerisinde hafız olduğunu aktarıyor.

Öğrencisi Tuğba Kılıç’ın çok azimli olduğunu söyleyen Şahin, “Tuğba çok çalışır, her şeyden fedakârlık yapardı. Çok az uyur, yemeğini en fazla 10 dakikada yer, çalışmaya devam ederdi. Dinlenme saatlerinde dahi ezber yapar, her saniyeyi çok iyi değerlendirirdi. Ezberi de kuvvetli olunca kısa bir sürede hafız oldu. Ayrıca ümitsizliğe düştüğü durumlarda motivasyon dersleri aldı.” diyor.

Uyguladıkları programın içerisinde haftada bir gün sinema saati, gezi ve pikniklerin olduğunu belirten Şahin, sinema, gezi, piknik gibi sosyal faaliyetlerle birlikte öğrenmeyi eğlence haline getirerek başarı sağlanabileceğini ifade ediyor.


Hangi teknikleri uyguluyorlar?

Sureler kolaydan zora doğru sıralanır. Bir sayfa alınarak 3’e bölünür. Önce ilk 5 satır, daha sonra diğer satırlar 5’er 5’er ezberlenir ve sonrasında birleştirilerek tekrar yapılır. İkinci sayfaya geçilir ve o sayfanın ezberinde de aynı metot izlenir. 1 ve 2. sayfa tekrar okunur ve bu silsile 10 sayfa boyunca devam ettirilir. Ezber 3 kişiye dinlettirilir. Hata yok ise ikinci 10 sayfaya geçilir. Aynı sistemle ikinci 10 sayfa da ezberlendikten sonra ilk 10 sayfayla birleştirilerek okunur, 4 kişiye dinlettirilir ve bir cüz tamamlanır.

 

2006 Eylül ayında Kur’an kursuna kaydını yaptıran Büşra’nın hafızasının güçlü olduğunu fark eden hocaları, hafızlık yapabileceğini belirtmeleri Büşra Mutlu için ilk kıvılcım olmuş. Bunun üzerine 14 Nisan 2007’de hafızlığa başlayan Büşra, kurs hocalarının yardımıyla hafıza tekniklerini kullanarak 59 gün sonra 12 Haziran 2007’de hafızlığı tamamladı. Bu başarıya çevredekileri inandıramayan kurs hocaları, Kelkit Müftülüğü’nden bir heyete mülakat yaptırarak Büşra’nın başarısını tescillettirdi.

Büşra’nın bu kadar kısa sürede hafız olmasında büyük emeği olan kurs hocası Hatice Şahin’in hafız yetiştirmekte kullandığı teknik ise herkese örnek olabilecek türden. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yüksek Lisans mezunu Hatice Şahin, 2006 yılı Eylül ayında Kelkit’te sözleşmeli Kur’an kursu öğreticisi olarak göreve başladı. Şahin, kendisi için uyguladığı bir teknikten yola çıkarak 59 günde nasıl hafız olunabileceğini ise şöyle özetliyor:

“Kendim hafız olduğum için hafızlığımı unutma endişesiyle lisans eğitimi alırken hafızamı güçlendirmek için hafıza teknikleriyle ilgili çalışmalar yaptım ve çok faydasını gördüm. İlk olarak aynı yöntemle 3 öğrencim 4 ayda Kur’an-ı Kerim’i ezberleyerek hafız oldu.”

Uyguladığı teknikler sonrası bir sayfayı 1,5 saatte ezberleyen öğrencilerin aynı yeri 10 dakikada ezberleyebildiklerinin altını çizen Şahin, “Bu teknikler sadece öğrenciler için geçerli değil, çalışanlar da uygulayabilir. Belki onlar 59 günde hafız olamayabilirler; ama 5-6 ay gibi bir sürede Kur’an-ı Kerim’i çok rahat ezberleyeceklerine inanıyorum.” şeklinde konuştu.

Uyguladıkları programın içerisinde haftada bir gün sinema saati, gezi ve pikniklerin de olduğunu belirten Şahin, sosyal faaliyetlerle birlikte öğrenmeyi eğlence haline getirerek başarı sağlanabileceğini ifade etti.

Hatice hoca ayrıca, kursa gelen öğrencilerinin aileleriyle görüşerek onların liseyi dışarıdan bitirmeleri için ön ayak olmuş ve öğrencilere edebiyattan fiziğe, tarihten İngilizceye kadar derslerine yardım etmiş.

Başarısıyla parmak ısırtan Büşra Mutlu ise, “Böyle bir başarı elde edebileceğimi tahmin bile edemiyordum; ama hocamın uyguladığı program ve yardımları ile Allah’ın nasip etmesiyle başardım. Ablam da hafız; ama o 2 yılda tamamladı. İdealim doktor olarak bu yeteneğimi o alanda kullanmak.” dedi.


Rekor getiren ezber sistemi nasıl?

Önce sûreler kolaydan zora doğru sıralanıyor. Daha sonra bir sayfa alınarak 3’e bölünüyor. Önce ilk 5 satır, daha sonra diğer satırlar 5’er 5’er ezberleniyor ve daha sonra birleştirilerek tekrar yapılıyor. Sonra ikinci sayfaya geçiliyor. Onun ezberinde de aynı metot izlenerek sayfa ezberleniyor. Sonra 1 ve 2. sayfa tekrar okunuyor ve bu silsile 10 sayfa boyunca devam ettiriliyor. Ezber 3 kişiye dinlettiriliyor. Doğruysa ikinci 10 sayfaya geçiliyor. Aynı sistemle ikinci 10 sayfa da ezberlendikten sonra ilk 10 sayfayla birleştirilerek okunuyor ve 4 kişiye dinlettiriliyor. Böylece 20 sayfa ezberlenmiş oluyor.


Diyetisyene de gidildi

Hafıza teknikleri konusunda Uludağ Üniversitesi’ndeki hocalarından da yardım aldığını ifade eden Hatice Şahin, “Büşra için diyetisyene bile gittim. Başarı için dengeli beslenmek şart, bunu da uygulayarak gördüm.” dedi. Hatice hoca, dini terminolojide ‘kaylule’ denilen öğle uykusunun da ne kadar faydalı olduğunu bizzat uygulayarak yaşadıklarını ifade etti.


Günlük program

Sabah 05.00’te bir önceki gün yaptığı ezberi hocasına dinletiyor. Daha sonra yeni ezberleyeceği bölüme başlanıyor. Öğle uykusuna kadar 3 saat 45 dakikalık bir çalışma yapılıyor. 1 saatlik uykudan sonra tekrar çalışmaya geçiliyor. Akşam tekrarına kadar 4,5 saatlik bir çalışma yapılıyor. Daha sonra günlük tekrarını yapıp yatıyor. Bir sonraki günde bu silsile devam ediyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here