4- Sû’i’l-Hıfz: Hadis Usulü Online Oku

42125


4- Sû’i’l-Hıfz:

 

Ravinin hafızasının pek parlak olmaması,
hatasının isâbetinden çok olması, unutma sonucu sık sık yanılması halidir.
Hâfızası böyle olan raviye seyyi’ül-hıfz denir. Hâfıza bozukluğu ravinin sabit
bir vasfı, değişmez bir hali olduğu gibi, bazan da geçici bir durum, bir
ârızadır. Yaşlılık, hastalık gibi durumlarla arız olur. Önceden hep kitaptan
rivayet etmiş, buna alışkanlık kazanmış birinin kitabını kaybetmesinden sonra
ezberden rivayet etmeye başlamasıyla da sû-i hıfz ortaya çıkar. Sonradan ârız
olan hafıza bozukluğuna ihtilât denir. İhtilât’a duçar olan raviye de muhtalit
denir.

Muhtalit raviler muhaddislerce malûmdur.
Ravilerin tercüme-i halleri yapılırken, muhtalit oldukları belirtilir. Bunların
ihtilattan önceki rivayetleri -başka kusurları olmadığı takdirde- makbuldür.
İhtilattan önce kendilerinden hadis almış olan raviler de bu sebeple
kusurlanamazlar. Muhtalit’ler hakkında dikkat edilmesi gereken husus, ihtilattan
önceki rivayetleri ile ihtilattan sonraki rivayetlerini bilmektir, kimler
ihtilattan önce kendisini dinledi, kimler ihtilattan sonra veya her iki devrede
de ondan hadis aldı? Bunun bilinmesi mühimdir. İhtilattan sonraki rivayetleri
merduddur. Evvel mi sonra mı rivayet ettiği bilinemiyenler hakkında tevakkuf
esastır.

Muhtalit olmayıp vasf ı sâbiti sû’i’l-hıfz olan
ravilerin bütün rivayetleri merdûddur. Muhtalit oldu mu, olmadı mı? diye ravi
hakkında tereddüt edilirse bunun rivayetlerinde de tevakkuf edilir.

Kitabını kaybettikten sonra alışkanlığının
hilâfına ezberden rivâyete devam eden kimse de muhtalit sayılır ve onlarla
ilgili ahkâma tâbi olur. Bunlardan, kitaplarının kaybolmasından önce kimler
hadis aldı, kimler sonradan aldı? bilinmesi gerekir. Sonradan alanların rivayeti
haliyle merduddur, terkedilir. Bu gruba girenlerden İbnu Lehî’a (V.174/790),
meşhurdur. Kendisi Mısırlı olup büyük bir muhaddistir. İbnu’l-Mübârek, İbnu Vehb,
Ebu Abdirrahman el-Mukri, Evzâî, Süfyan, Şu’be gibi büyükler ondan hadis
almışlardır. Ancak bir ara yanan evinde kitapları kül olur. Bundan sonra
ezberden rivayete devam eder. Fakat vehmi artınca gözden düşer. Ahmed İbnu
Hanbel’in: “Çok hadis rivayet etmede, zabt ve itkan’da İbnu Lehî’a gibi bir
başka Mısırlı var mı?” takdirine rağmen, İbnu Lehî’a’nın hadisleriyle ihticâc
edilmez, sadece mütabaatta kullanılır.

İhtilât’a uğrayan meşhurlardan birkaçı:
Abdurrahman İbnu Abdillah el-Mes’ûdî (v.160/776), Atâ İbnu’s-Sâib (136/753),
Saîd İbnu Ebî Arûbe (v.156/772), Süfyân İbnu Uyeyne (v.198/813), Abdurrezzâk
İbnu Hemmâm es-San’ânî (v.211 /826), Ebu Bekr Ahmed İbnu Ca’fer el-Katî’i
(v.368/978).

Bunların hayat hikayeleri okunduğu zaman,
ihtilatları zâhir olunca etrafındakilerin, hadis rivayetlerini önlemek için
ciddî tedbirler aldığı, alanlar oldu ise bunların derhal mimlendiği, kimlerin
kendilerinden ihtilat zamanında hadîs aldığı vs. görülebilir.[1]



 




[1]

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/20-21.