3) Mürekkep Kalb: Hadis Usulü Online Oku

41532


3) Mürekkep Kalb:

 

Kalbin bir de kalb-i mürekkeb denen şekli
vardır. Bu, bir hadîsin senedini alıp bir başka hadisin metninin başına
koymaktır. Muhaddisler, bu çeşit davranışların kasda mebnî olmasını şiddetle
yasaklamışlardır. Ancak hocanın talebesini imtihan veya muhatabın hadîs
bilgisini denemek maksadıyla yapılabileceğini de söylemişlerdir. Nitekim,
Buhârî’yi işlerken de belirttiğimiz gibi, Bağdat ûleması, yüz kadar hadîsin
senetleriyle metinlerini değiştirip kalb ederek, Buhârî’ye sorarlar. Buhârî
bunları yerli yerine koyar.

Bu çeşit imtihan Buhârî’den başka nice
muhaddislerin başından geçmiştir.[1]

Diğer bir kalb çeşidi de iki ayrı hadisin
senedlerinin birbiriyle yer değiştirilmesi şeklinde yapılanıdır. Buna ıstılahta
“Kalb-i Mürekkeb” denilmektedir.[2]

Hadisçilerin çoğu bir kısım
hadisleri bilerek maklûb hale sokmuşlardır. Onların böyle davranmaktaki
gayeleri, hadis uydurmak veya kalbettikleri hadisi ayrı bir hadis olarak kabul
ettirmek değildir. Kendilerini Rasulullah (s.a.s)’den sahih olarak rivayet
edilen hadisleri toplayıp hıfzetmeye adamış muhaddisler, hadis almak için
gittikleri kimselere, başkalarının telkinlerinin tesir edip etmediğini ve
hıfzdaki durumlarını ölçmek için hadisleri kalb ederek okurlar ve böylece onları
imtihan ederlerdi.

Yahya b. Maîn, Ebu Nuaym’ı denemek için onun
otuz tane hadisini bir kâğıda yazdı ve her on hadisten sonra Ebu Nuaym’a ait
olmayan bir hadis ekledi. Ahmed b. Hanbel’le birlikte, Ebu Nuaym’a giden İbn
Maîn, bu hadisleri ona okumaya başladı. İlk on hadisi okuduktan sonra on birinci
hadisi okuduklarında, Ebu Nuaym “ben böyle bir hadis nakletmedim” diyerek onu
reddetti. İbn Maîn hadislerin tamamını okuduğunda gayesini anlayan Ebu Nuaym,
onu kovalayarak evinden dışarı attı. Bunun üzerine Ahmed b. Hanbel, İbn Maîn’e,
“ben sana yapma, o sağlamdır demiştim” dediğinde, İbn Mâîn; “Böyle bir kovulma,
yaptığımız yolculuktan daha hayırlıdır” cevabını vermişti.[3]

İmam Buharî, Bağdat’a gittiği zaman, Bağdat’taki
âlimler onu imtihan gayesiyle, senet ve metinlerini değiştirerek yüz hadis
hazırlamışlar ve ona okumuşlardı. Maklûb hadislerin okunması bitene kadar
“bilmiyorum” diyen Buharî, peşinden, maklûb hadislerin isnat ve metinlerini
yerli yerine koyarak onları tashih etmişti.[4]
Bu onun hıfzının kuvvetini açıkça ortaya koyan bir imtihan olmuştu.

Ancak hadis tenkidcileri, Resulullah (s.a.s)’ın
yasaklamasından dolayı bu tür yanıltmaları çok çirkin bulmuşlardır.[5]



 




[1]

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/125.



[2]

Tecrid-i Sarih Tercemesi, Ankara 1980, 1/308.



[3]

Suphi es-Salih, Hadis İlimleri ve Hadis İstilahları, Terc. Yaşar Kandemir,
Ankara 1981, 163.



[4]

İbn Hacer el-Askalânî, Nuhbetu’l-Fiker şehri, İstanbul 1306, 49.



[5]

Suphi es-Salih, Hadis İlimleri ve Hadis İstilahları, Terc. Yaşar Kandemir,
Ankara 1981, 164; Ömer Tellioğlu, Şamil İslam Ansiklopedisi: 4/51-52.