2- SENEDİN MÜNTEHASI (HADİSİN SÖYLEYENİ-İLK KAYNAĞI) AÇISINDAN HADÎS ÇEŞİTLERİ Hadis Usulü Online Oku

48110

2- SENEDİN
MÜNTEHASI (HADİSİN SÖYLEYENİ-İLK KAYNAĞI) AÇISINDAN HADÎS ÇEŞİTLERİ

 

Şurası muhakkak ki hadîs deyince hatıra gelen ve
öncelikle kastedilen ilk şey, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in söz,
fiil ve takrirleridir. Bilhassa hadîs kelimesi mutlak olarak kullanılınca
anlaşılan budur. Ancak, gerek mütekaddim ve gerekse müteahhir olsun, bütün
muhaddisler, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’den başka, onu takibeden ilk
üç neslin söz fiil ve takrirlerine de hadîs veya sünnet demekte müttefiktirler.
Alimlerimizin, bu davranışta, yine hadîslere dayandığını ve husûsen -bir kısım
âlimlerce mütevâtir olduğu kabul edilmiş olan- “Ümmetimin en hayırlı nesli
benim asrımdakilerdir, sonra bunu takip eden nesil, sonrada onu tâkip eden
nesildir”
hadîsinin esas alındığını belirtmiştik.

Bu duruma göre, Sahâbe, Tâbiîn ve
Etbaûttâbiîn’in söz, fiil ve takrirleri de sünnet’tir.

Ancak şu kadar varki, bu sünnetler’in hepsi aynı
değerde değildir. Muhaddîsler, hem aradaki hiyerarşiyi belirtmek hem de
iltibasları önlemek için bu nesillerin sünnetlerini ayrı ayrı tabirlerle ifâde
etmişlerdir:

[1]

Hadis metninin kendisine izafe edildiği zat, bir
başka ifade ile senedin müntehası, yani varıp dayandığı zat farklı olabilir.
Buna göre de hadisler başka başka isimlerle anılırlar.

Hadis, Allah Teala’ya izafe edilmişse, Kudsi;
Hz. Peygamber’e izafe edilmişse, Merfu; herhangi bir sahabiye izafe
edilmişse, Mevkuf; bir tabii veya daha sonraki nesilden birine izafe
edilmişse, Maktu’ adını alır.[2]


 



 





[1]

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/70.



[2]

İsmail Lütfi Çakan, Hadis Usulü, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Yayınları: 114.