2- İsnad: Hadis Usulü Online Oku


b) Meşhur Haber:

 

Âhâd haberler içinde râvî sayısı en fazla olan
hadis. Herkes tarafından bilinen ve nakledilen haber manasına gelen haber-i
meşhûrun hadîs ıstılahındaki tarifi şöyledir: En az üç isnadla rivayet edilen,
fakat tevâtür derecesine erişmeyen hadîslere “meşhûr” denir.[1]
Tarifte yeralan “en az üç isnad” şartı ilk tabakada aranmaz. Bu sebeple her
tabakada en az üç râvîsi olduğu halde bir veya iki sahabîden rivayet edilen
hadîsler de meşhûr hadîs sayılırlar. Nitekim “Ameller ancak niyetlere
göredir…”
hadîsi sadece Hz. Ömer tarafından rivayet edildiği için,
sonradan çok meşhûr olmasına rağmen mütevâtir değil, meşhûr hadis kabul edilir.[2]
Rivayet edenlerin sayısı her tabakada eşit olursa o hadise “müstefiz” denir.
Buna göre müstefiz hadîs, meşhûrun bir çeşidi olmaktadır.

Tariften anlaşıldığı üzere bir haberin meşhûr
olması, onu rivayet edenlerin sayısı bakımındandır. Bu itibarla meşhûr hadisler,
sıhhat bakımından sahih, hasen, zayıf, hatta mevzû olabilirler. Sahih olan
meşhûrun misali şu hadistir: “Allah Teâlâ, ilmi, insanların arasından çekip
almak sûretiyle değil, alimleri vefat ettirmek sûretiyle ortadan kaldırır.
Nihayet ortada alim kalmayınca, halk birtakım câhilleri kendilerine lider seçer.
Bunlara birşeyler sorulur, onlar da bilmeden fetva verirler. Böylece hem
kendileri doğru yoldan saparlar, hem de başkalarını saptırırlar.”
Hasen olan
meşhûrun misali şudur: “İlim öğrenmek her müslümana farzdır.” Zayıf olan
meşhûr hadîse örnek: ise “İlmi, Çin’de bile olsa, öğreniniz” hadîsidir.

Halk arasında hadîs olarak meşhûr olmuş ıstılah
anlamının dışında kullanılan meşhûr rivayetlerden bazıları ise şunlardır:
“Kendini (nefsini) iyi tanıyan Rabbini de bilir”, “Ben bilinmeyen bir hazine
idim…”; “Ümmetimin âlimleri İsrail oğullarının peygamberleri gibidir”[3]

Hadîslerin meşhûr olması nisbîdir. Dolayısıyla
bazı hadîsler sadece muhaddisler arasında meşhûr olduğu halde bazıları hem
hadîsçiler hem diğer âlimler hem de halk arasında meşhûrdur. Meselâ, “Resulullah
(s.a.s) bir ay müddetle rükûdan sonra kunût olarak Ra’l ve Zekvân kabîlelerine
beddua etmiştir.” hadîsi özellikle hadisçiler arasında meşhûrdur. “Allah
indinde helâlın en sevimsizi, bir kimsenin eşini boşamasıdır”
hadîsi İslâm
hukukçuları arasında meşhûrdur. “Ümmetim, hata, unutma ve zorlanmak suretiyle
yaptıkları hareketlerden mesûl tutulmamıştır”
hadîsi de usulcüler arasında
meşhûrdur. “Halka iyi muamele etmek sadakadır”, “Bizi aldatan bizden
değildir”
hadîsleri ise halk arasında meşhûr hadislerdendir.


“Müslüman, elinden ve dilinden diğer
müslümanların zarar görmediği kimsedir”

hadîsi, hem hadisçiler hem bütün İslâm alimleri hem de halk arasında meşhûrdur.[4]



 




[1]

Talat Koçyiğit, Hadis Istılahları, Ankara 1980, s. 219.



[2]

Tecrîd-i Sarîh Tercemesi: 1/104, 108.



[3]

Subhi es-Sâlih, Hadîs İlimleri ve Hadis Istılahları, Çev. Yaşar Kandemir,
Ankara 1973, s. 195-196.



[4]

Nureddin Itr, Menhecü’n-Nakd fi Ulûmi’l-Hadîs, Dımaşk 1392/ 1972, s.
387-389; Subhi es-Sâlih, A.g.e., s. 195-197; Nuri Topaloğlu, Şamil İslam
Ansiklopedisi: 2/249.