Arapca Haber

Savaşların ortasında refah ülkesi Ürdün

Amman Hava alanına gecenin bir vakti iniyoruz. Ayak alışkanlığı ile “vize” yazan bankonun önünde kuyruğa giriyoruz. Memur Pasaportu geri uzatıyor. “Siz geçin, Türksünüz!”
Daha evvel dişe dokunur paralar ödediğimiz yerden elimizi kolumuzu sallayarak geçiyoruz.
Polis mühür vurduktan sonra ekliyor “üç ay kalabilirsiniz.”
Ürdün’de hissedeceğiniz ilk şey sükunet. Etrafındaki bütün ülkeler dalgalı (Filistin, Irak, Suriye, Arabistan, Lübnan) o sanki huzur adası…
İkinci hissedeceğiniz şey yüksek refah seviyesi… Düzgün caddeler, albenili binalar, ışıltılı mağazalar ve benim diyen arabalar…
Amman temiz tertipli bir şehir. 4-5 gün kalan alışıveriyor.
Halkın üstü başı düzgün, gençler marka giyiniyor. Ya çok eğitimliler ya da sıkça yurtdışına çıkıyorlar. Arapça konuşurken farkına varmadan İngilizceye geçiyor, sonra yine lisanlarına dönüyorlar.
Çocuklarına yurt dışında tahsil yaptıracak ailelerin dikkatine. Bir taşla iki kuş vurabilirsiniz burada… Hem akıcı İngilizce, hem fasih Arapça…
Ürdün’ün ammicesi (sokak ağzı) kitabi Arapçaya yakın. Bizde nasıl İstanbul Türkçesi diye bir şey var. Orada da fusuha…

MAZİSİ DERİN
Ürdün, İsrailoğullarına, Asurlulara, Medlere, Babile, İskender ordularına ve Roma’ya ev sahipliği yapmış. Geçmiş medeniyetlere dair canlı izler taşıyor. Bu topraklar hazret-i Ömer zamanında İslam orduları ile tanışıyor. Halk kitleler halinde Müslüman oluyor. Emevi, Abbasi, Selçuklu, Eyyûbi ve Memlûk hakimiyetinden sonra Osmanlı Devletine (Yavuz Selim) katılıyor. 400 sene huzur içinde yaşıyor, 1920’de İngiliz işgaline uğruyor.
Ürdün 1946 Londra Antlaşması ile İngilizler çekiliyor yerlerini Siyonistlere devrediyorlar. Müslümanlara “al sana düşman” deyip Yahudileri gösteriyor, saman altından su yürütmeye devam ediyorlar.
İşte o gün bu gündür Ortadoğu’da kan ve göz yaşı eksik olmuyor.
Ürdünlü diye bir millet yok, kuzeyliler Suriyelilere benziyor güneyliler Arabistanlılara. Eh bu arada hayli Çeçen, Çerkez var, Filistinliler önde, hem de açık ara…
% 93’ü Müslüman, % 5 Hristiyan. Bir miktar da Bahai, Yahûdi ve Dürzi bulunuyor.

YAYLALAR YAYLALAR
Ürdün bildiğiniz yayla… Yüksekliği 600 – 1500 m. arasında değişiyor. Rakım, Akabe Körfezine doğru tedricen düşüyor.
Yazlar sıcak ve kurak, kışlar serin ve yağışlı… Coğrafya kitaplarında okuduğumuz “Akdeniz iklimine” uyuyor.
Ancak Lut gölü ve Ürdün nehri Vadisi ortalamayı aşıyor. Hararet yazın 50 dereceyi buluyor.
Ürdünlüler ekseri şehirli, köylülerin yapacak işi kalmamış. Zira zirai alanlar İsrail işgali altında…
Yer yer bağlar, bahçeler, hurmalıklar, zeytinlikler görseniz de ancak kendilerine yetiyor.
Hayvan peşinde gezen bedevilerin (göçebelerin) sayısı da gitgide azalıyor.
Haritadan bakarsanız kupkuru bir çöl. Ne ciddi bir sanayileri, ne de yetirip arttıracakları tarımları… Fosfat, potas gibi birkaç madeni de geçerseniz yer altı da zengin sayılmaz.

BACASIZ SANAYİ
Peki değirmenin suyu nereden geliyor?
Ticareti biliyorlar. Yabancı sermayeye de ne vaad ettilerse etmişler, çok uluslu firmalar Amman’ı merkez tutmuşlar.
Turizm önde gelen gelir kalemlerinden biri… Bacasız sanayi.
Ellerinde Petra, Kerak, Ceraş, Rum vadisi, Akabe gibi antik kentler var. Mute ve Ürdün vadisi İslam tarihi açısından önemli. Sahabe kabirleri sıkça ziyaret ediliyor.
Ünlü otel zincirlerinin üst kurduğuna bakılırsa gelenleri gidenleri hayli fazla.
Ürdün üniversiteleri civar ülkelerden hayli talep görüyor. Bilhassa Amman binlerce yabancı talebe ağırlıyor. Jordan, Prenses Sümeyye, Yermuk, Haşimiye, Mu’te, Zarqa, Petra, El Beyt, El Ehliye ve Zeytune üniversitelerinde okuyan gençler esnafın yüzünü güldürüyor.

ZARİF İNSANLAR
Halkı çok kültürlü, çok da kibar. İtiş kakış yok, gasp kapkaç asla… Gazetelere yılda bir bilemedin iki cinayet haberi düşüyor, halk n’olacak halimiz” deyip tedirgin oluyor.
Polis daha ziyade trafik suçlarıyla uğraşıyor. Niye, çünkü çok paraları var ve para onları dürtüyor. Karanlık çöktü mü Masaratiler, Lamborghiniler piyasa yapıyor. Gecenin ilerleyen saatlerinde otoyollara çıkıyor, arabanın hakkını veriyorlar.
Dönüş yolundayız. Sağ olsun dostlarımız sabah 4 uçağı için bizi havaalanına bırakıyor. Benzincide iki Camaro görüyoruz, gençler yan yana durup motor hırlatıyor. Aynı anda kalkıyorlar, nasıl bir cayırtı, asfalt yırtılıyor.
Sürat tahdidini aşmak, 100 lira. Eh o da, o arabaların sahibine dokunmuyor.
Bir Nissan 350Z’nin Ford Mustang’a makas atışını görüyorum ödüm yarılıyor.
Eskiden hoşuma giderdi, demek ki insan yaşlanınca…

BUYRUN TAAMA
Biberli baharatlı seviyorsanız Ürdün tam size göre…
Adım başı felafel, humus, şavurma… İyi de yapıyorlar. Âliyyul âlâ…
Felafel bir nevi nohut ezmesi. İçine soğan katıyor yağda kavuruyorlar, şavurma için ekmek arası döner desem hata olur mu acaba?
Humus’u tarif etmeyeyim biliyorsunuz nasıl olsa…
Çayı nanesiz düşünemiyorlar. Limonataya da nane katıyor, mikserle karıştırıyorlar (bence deneyin, on numara) Kahveleri iri çekilmiş, kaynatıyor kaynatıyor imbikleyip mırra yapıyorlar. İçine mutlaka kakule ilave ediliyor. İlk içen “bu ne ya” dese de zamanla alışkanlık yapıyor.
Salata çorba ve pilavları bizim gibi. Ve yine bizim gibi yemeğin üstüne tatlı alıyorlar (bir nevi ekmek kadayıfı ya da künefe) Karnı doyan şişe (nargile) söyleyip kenara çekiliyor.
Yemekleri lezzetli, sunum kibar. Aynen Suriye’deki gibi, akşamları bahçeli havuzlu lokantalara gidiyorlar.
Amerikalı fast-foodcular da dolup taşıyor. Özenti diyelim gitsin, batı henüz ışıltılı görünüyor…

EMİR SEVİLİYOR
Evet burası bir emirlik. (Al Mamlakah al Urduniyah al Hashimiyah). Batılılar parlamenter monarşi diyorlar ona. Diğer Asya ülkelerinde olduğu gibi burada da duvarlara devlet başkanının resimleri asılıyor. Ancak muhabbetlerinde samimiler. Emir Abdullah ve babası rahmetli Emir Hüseyin hakikaten seviliyor. Haşimi hanedanı halktan hürmet görüyor. 12 eyaleti var: Aclun, El Akabe, El Belka, El Kerak, El Mafraq, Amman, At Tefilah, Ez Zerqa’, Irbid, Ceraş, Ma’an ve Madaba.

İlgili Makaleler