Kane Ve Kardeşleri – Kane Ve Benzerleri

Kâne ve benzerleri şu fiillerden oluşmaktadır:
كَانَ، صَارَ، أَصْبَحَ، أَضْحَى، أمْسَى، ظَلَّ، باتَ، لَيْسَ، مازَالَ، مَا بَرِحَ، ما فَتِئَ، ما انفَكَّ، مادَامَ.
Kâne ve benzerlerinin iki türlü kullanımları söz konusudur: a. Tam fiil
olarak, b. Nâkıs fiil olarak:
a. Tam Fiil Olarak Kullanılmaları: Eğer “kâne ve benzerleri”nin anlamları
habere ihtiyaç duyulmaksızın fâilleri ile tamam olursa bu durumda tam fiil
kabul edilirler. Tam fiiller iş-oluş (hades) ve zamana delâlet ederler. Kâne ve
benzerlerinden olan ( مادام، مابَرِحَ، باتَ، ظَلّ، أمْسَى، أضْحَى، أصْبَحَ، صَارَ، كاَنَ ) fiilleri tam
fiil olarak da görev yaparlar. Ancak ( ما فَتِئَ، مازَالَ، لَيْسَ ) fiilleri tam fiil olmaz,
daima nâkıs fiil olurlar. Kâne ve benzerleri tam fiil oldukları zaman anlamları
nâkıs fiil olarak kullanıldıklarındaki anlamlarından farklı olur ve şu anlamları
ifade ederler:
(Bulundu, meydana geldi) . كانَ: وُجِدَ، حَصَلَ
(Döndü, bir halden başka hâle geçti) . صارَ: رَجَعَ ، انتقل من حال إلى آخرَ
(Sabah vaktine erişti, sabahladı) . أصْبَحَ: دخَلَ في الصباحِ
(Kuşluk vaktine girdi, kuşluğa erişti) . أضْحَى:دَخَلَ في الضُّحى
(Akşam vaktine girdi, akşamladı) . أمْسَى:دَخَلَ في المسَاءِ
216
(Kaldı, sürdürdü, devam etti) . ظَلَّ: بَقِيَ، دامَ، اسْتَمَرّ
(Geceledi, geceye girdi) . بَاتَ:دخَلَ في الليلِ
(Kaldı, sürdü) . دَامَ: بَقِيَ، استَمَرّ
(Çözüldü, ayrıldı, bitti) . انْفَكَّ: انْحَلّ، انْفَصَلَ وانْتَهَى
(Gitti, ayrıldı) . بَرِحَ: ذَهَبَ وفارَقَ
Bu fiillerin tam fiil olarak kullanılmaları ile ilgili aşağıdaki örnekleri
inceleyiniz:
قال النَّبِيُّ عليه السلامُ: اللَّهم بكَ أصْبَحْنَا وبكَ أمْسَيْنَا وبكَ نَحْيَا وبكَ نَمُوتُ وإليكَ الْمَصيرُ.
(Hz. Peygamber (s.a.) şöyle buyurmuştur: Allahım, senin sayende
sabahlıyor, senin sayende akşamlıyor, senin sayende diriliyor, senin sayende
ölüyoruz, dönüşümüz sanadır.)
Hz. Peygamber’in bu duasında geçen ( أصْبَحْنا،أمْسَيْنا ) fiilleri tam fiil
anlamında iş-oluşa ve zamana delâlet etmiştir. Şu örneklerde de kâne ve
benzerleri tam fiil olarak kullanılmışlardır:
(Kuşlar yuvalarına sığınır ve geceyi geçirir.) . تأوِي الطيورُ إلى أعْشَاشِهَا فَتَبِيتُ
Bu cümlede geçen ( تَبِيتُ ) fiili “kâne ve benzerleri”nden olup tam fiildir,
fâili ile anlamı tamam olmuştur.
وهَكَذا كانَتْ أيامُنا، إذا أصْبَحْنَا لم نَتَوَقَّعْ أن نُضْحِيَ، وإذا أضْحَيْنَا لم نَتَوَقَّعْ أن نمُْسِي، ولكنَّ اللهَ كانَ لطيفًا
بِنَا .
(Günlerimiz işte bu şekilde geçti, sabahladığımız zaman kuşluk vaktine
ulaşmayı ummuyorduk, kuşluk vaktine eriştiğimiz zaman akşama ereceğimizi
ummuyorduk, ancak Allah bize karşı lütufkârdı.) Bu cümlede geçen( كانَتْ
أيّامُنا ) fiil ve fâilden oluşmuş “günlerimiz geçti” anlamındadır. Aynı şekilde
أصْبَحْنَا, نُضْحِيَ, أضْحَيْنَا, نُمْسِي fiilleri fâilleri ile birlikte gelmiş ve fâilleri ile
anlamları tamam olmuştur, iş-oluşa ve zamana delâlet etmişlerdir.
(Akşama her eriştiğimde kendimi hesaba çekerim.). كُلَّما أمْسَيتُ حاسَبْتُ نَفْسِي
Bu cümlede yer alan أمسيتُ fiili “kâne ve benzerleri”ndendir, tam fiildir,
fâille anlamı tamam olmuştur.
b. Nâkıs Fiil Olarak Kullanılmaları: “Kâne ve benzerleri” isim cümlesinin
başına geldikleri zaman nâkıs fiil kabul edilmektedir. Çünkü bunlar yukarıda
da belirttiğimiz gibi bu durumda iş-oluşa delâlet etmezler; isimleri
(merfu‘ları) ile anlamları tamam olmadığı için habere ihtiyaç duyarlar. Bu
durumda isim cümlesinin yapısını da değiştirirler. Mübtedayı kendilerine
isim olarak alır ref‘ eder, haberi de kendilerine haber olarak alır nasbederler.
الزِّحامُ شَدِيدٌ) ) “Kalabalık çoktur” anlamındaki cümle mübteda konumunda olan
الزِّحامُ) ) ve haber olan ( شَدِيدٌ ) kelimelerinden oluşmuş bir isim cümlesidir. Bu
cümlenin başına nâkıs fiillerden olan ( كانَ ) getirildiği zaman ( (كانَ الزِّحامُ شَدِيدا
şeklinde irâb ve anlam yönünden değişikliğe uğramaktadır. Mübteda olan
الزِّحامُ) ) kelimesi ( كانَ ) fiilinin ismi olarak zamme ile merfu‘ olmakta, haber
217
konumunda olan ( شَدِيداً ) kelimesi ise bu fiilin haberine dönüşerek mansûb
olmaktadır. Anlamı ise “Kalabalık çoktu” şekline dönüşmektedir. Aşağıdaki
isim cümlelerini ve başlarına “kâne ve benzerleri” geldikten sonraki
durumlarını inceleyiniz:
(Sıcak şiddetli idi.) . كانَ الحَرُّ شَدِيداً – (Sıcak şiddetlidir.) . 1. الحَرُّ شَدِيدٌ
(Meyve olgunlaştı.) . صَارَ الثَّمَرُ نَاضِجاً -(Meyve olgundur.) . 2. الثَّمَرُ نَاضِجٌ
(Işık parıldadı.) . ظَلَّ النُّورُ ساطِعاً -(Işık parıldar.) . 3. النُّورُ سَاطِعٌ
-(Gökyüzü bulutsuzdur.) . 4. السَّماءُ صافِيَةٌ
(Gökyüzü bulutsuz oldu.) . أصْبَحَ السَّماءُ صافِيَةً
(Ali hasta oldu.) . أضْحَى علِيٌّ مَرِيضاً -(Ali hastadır.) . 5. عَلِيٌّ مَرِيضٌ
-(Rüzgârlar şiddetlidir.) . 6. الرِّياحُ شَدِيدَةٌ
(Rüzgârlar şiddetli değildir.) . لَيْسَتْ الرِّياحُ شَدِيدَةً
(Hasta acı çekti.) . باتَ المرَِيضُ مُتَألِّماً -(Hasta acı çekiyor.) . 7. المرَِيضُ مُتَألِّمٌ
(İşçi yorgun oldu.) . أمسَى العامِلُ مُتْعَبَاً -(İşçi yorgundur.) . 8. العامِلُ مُتْعَبٌ
Aşağıdaki cümleleri başlarına parantez içinde verilen “kâne ve benzerleri”ni
getirerek tekrar yazınız, “kâne ve benzerleri”nin isim ve haberlerini gösteriniz.
1. فاطِمَةُ امرأةٌ نَشِيطَةٌ. (كانَ)
2. الطلابُ نائِمُونَ. (باتَ)
3. الْمُهَنْدِساَتُ ذاهِباَتٌ إلى أعْمالِهِنَّ. (أصبَح)
4. الطُّرُقُ مُمْتَلِئَةٌ بِالسَّيّارَاتِ. (أمْسَى)
5. الضَّيْفان جاهِزانِ لِلْخُروجِ. (ظَلَّ)
Kâne ve Benzerlerinin İsimlerine Uyumu
Kâne ve benzerleri, diğer fiillerin fâillerine olan uyumları gibi müzekkerlik
ve müenneslik yönünden isimlerine uyum gösterirler. Meselâ ( الوردُ في الحَدِيقةِ
مُتَفَتِّحٌ ) “Bahçedeki çiçek açmıştır” anlamındaki bu isim cümlesinin başına
أضْحَى) ) yı getirdiğimiz zaman cümlede mübteda konumunda yer alan ( (الوَرْدُ
kelimesi ( أضْحَى ) fiilini ismi haline gelmektedir. Kelime müzekker olduğu için
أضْحَى) ) fiili de ona uyarak müzekker siygasında gelmektedir: .( أضحى الوَرْدُ في
(الحَدِيقةِ مُتَفَتِّحاً
الفاكِهَةُ ناضِجَةٌ) ) isim cümlesinin başına ( صَارَ ) fiilini getirdiğimiz zaman bu
fiilin ismi konumuna geçen ( الفاكِهَةُ ) müennes olduğu için ( صَارَ ) fiili de
müennes olarak gelir ve cümle şu şekle dönüşür:.( (صارَت الفاكِهَةُ ناضِجَةً
Fiil-fâil uyumunda olduğu gibi, kâne ve benzerleri de isimleri müfredtesniye
veya cemî gelse bile sürekli olarak müfred müzekker veya müfred
218
müennes olarak gelirlerler. Meselâ ( الحارسانِ مُسْتَيْقِظَانِ ) isim cümlesinde
mübteda ve haber birbirlerine uyumlu olarak tesniye müzekker (ikil eril)
hallerinde gelmiştir. Bu cümlenin başına( أصْبَحَ ) fiilini getirdiğimiz zaman
ismi konumuna geçen mübteda tesniye olmasına rağmen fiil müfred
müzekker olarak gelir, cümle şu şekle dönüşür: ( أصْبَحَ الحارسان مُسْتَيْقِظَيْنِ ). Aynı
şekilde ( الممَُرِّضاتُ واقِفاتٌ أمامَ المسُْتَشْفي ) “Hemşireler hastanenin önünde
duruyorlar” anlamındaki isim cümlesinin başına ( أمسَى ) fiilini getirdiğimiz
zaman mübteda ve haber cem-i müennes kelimelerden oluşmasına rağmen
fiil tekil gelir, sadece isminin müennes olması sebebiyle müennes olur: ( أمسَتْ
(الممَُرِّضاتُ واقِفَاتٍ أمامَ المسُْتَشْفَى
Kâne ve Benzerleri konusunda daha fazla bilgi edinmek için Yusuf Uralgiray’ın
Arapça İlk ve İleri Dilbilgisi adlı kitabına başvurunuz.
Aşağıda isim cümleleri verilmiştir. Bu isim cümlelerini parantez içindeki kâne
ve benzerlerini kullanarak tekrar yazınız, fiillerin müzekkerlik-müenneslik ve
müfred-tesniye-cemi olma yönüne dikkat ediniz.
1. المسََاجِدُ أماكِنُ التَّعْلِيم. (ما زالَ)
2. المدَرِّساتُ مُتَّجِهاتٌ إلى مَدَارِسِهِنّ. (يُصْبِحُ)
3. لَنْ أخْرُجَ مِنْ البَيْتِ ……………. الحرارَةُ شَدِيدَةً. (ما دامَ)
4. الضَيْفانِ جالسانِ في قاعَةِ الاسْتِقْبَالِ. (ظَلَّ)
5. الأبْناءُ رِجالٌ يَخْدُمُون الوَطَنَ. (صارَ)
Kâne ve Benzerlerinin Zaman ve Şahıslara Göre Çekimleri
Kâne ve benzerleri çekim yönünden üç gruba ayrılmaktadırlar:
1. Tam çekimli (mâzî-muzarî-emir kipleri) olanlar (Tam mutasarrıf):
(كان، وأصبح، وأمسى، وأضحى، وظل، وبات، وصار)
(İdi, oldu, olur). كَان-يَكُونُ-كُنْ
(Allah için kullanıldığında sonsuzluğa delalet eder)
(Olmak anlamındadır.) . أصْبَحَ-يُصْبِحُ-أصْبِحْ
(Olmak anlamındadır.) . أمسَى-يُمْسِي-أمسِ
(Olmak anlamındadır.) . أضْحَى-يُضْحِي-أضحِ
(Olmak, devam etmek, sürmek anlamındadır.) . ظَلَّ-يَظَلُّ-ظَلَّ
(Olmak anlamındadır.) . باتَ-يَبِيتُ-بِتْ
(Olmak, dönüşmek anlamındadır.) . صارَ-يَصِيرُ-صِرْ
كانَ) ) fiilinin dışındaki tam çekimli (mutasarrıf) fiiller ( ، بَاتَ، ظَلَّ، أضْحَى
أمسَى، أصْبَحَ، صَارَ ) nâkıs fiil oldukları zaman tümü ( صارَ ) anlamını taşır, durum
219
değişikliği, oluş ve dönüşüm anlamlarını ifade ederler. Bu fiillerin mâzîmuzâri
ve emir kiplerine göre cümle içindeki kullanımlarına ve anlamlarına
dikkat ediniz:
(Ağacın meyveleri olgundur.) . 1. ثِمَارُ الشجرةِ ناضِجَةٌ
(Ağacın meyveleri olgun olur.) . يَكُونُ ثِمارُ الشجرةِ ناضِجَةً
(Sen çalışkan bir hocasın.) . 2. أنتَ مُدَرِّسٌ مُجْتَهِدٌ
(Çalışkan bir hoca ol.) . كُنْ مُدَرِّساً مُجْتَهِداً
(İlkbaharda hava mutedildir.) . 3. الطَّقسُ في الربِيعِ مُعْتَدِلٌ
(İlkbaharda hava mutedil olur.) . يَصِيرُ الطّقْسُ في الرّبِيع مُعْتَدِلاً
(Yağmur sağanak halindedir.) . 4. المطََرُ غَزِيرٌ
(Yağmur hala sağanak olarak yağıyor.) . يَظلَّ المطرُ غزيراً
(Hava güneşlidir.) . 5. الجَوُّ مُشْمِسٌ
(Hava güneşliydi yağmurlu oldu.) . كانَ الجَوُّ مُشْمِساً صارَ مُمْطِراً
Kâne ve benzerlerinin başlarına diğer fiillerde olduğu gibi bazı edatlar
gelebilmektedir. Mâzî fiilin başına gelince kesinlik, mûzarî fiilin başına
gelince ihtimal ifade eden ( قَدْ ) edatı, gelecek anlamı ifade eden ve muzârî
fiillerin başına gelen ( س، سَوْفَ ) edatları; nefî ve nehiy anlamları ifade eden
edatlar ( ما، لا، لَمْ )bu fiillerin başlarına da gelebilir.
(Üzüm olgunlaşacak.) . 1. سَيَصِيرُ العِنَبُ ناضِجاً
(Tacir kâr edecek.) . 2. سَوفَ يُصْبِحُ التاجرُ رابحاً
(Problemin çözümü zor olmadı.) . 3. ما كانَت المشُْكِلَةُ صَعْبَةَ الحَْلِّ
(Ders kolay değildi.) . 4. لَمْ يَكُن الدرسُ سَهْلاً
(Bazen düşman dost olabilir.) . 5. قَدْ يَصِيرُ العَدُوُّ صَدِيقاً
2. Sadece mâzî ve muzâri çekimi olan ve devamlılık bildirenler (Nâkıs
mutasarrıf). Bu fiiller içinde günümüz Arapçasında en çok kullanımı olan ( ما
زال ) fiilidir, bu fiilin muzârisi genellikle ( لا يَزَالُ ) şeklinde gelir. Devamlılık
bildiren bu fiiller şunlardır:
ما زَالَ-لا يَزَالُ، ما بَرِحَ-لا يَبْرَحُ، ما فَتِئَ-لا يَفْتَأ، ما انْفَكَّ-لا يَنْفَكُّ.
(Kız öğrenciler hâlâ çalışkanlar.) . 1. ما زالَتْ التلمِذاتُ مُجْتَهِداتٍ
(Yağmur hâlâ yağıyor.) . 2. لا يزالُ المطََرُ نازِلاً
(Çiftçi hâlâ buğdayı saçıyor.) . 3. ما بَرِحَ الفلاحُ يَبْذُرُ القَمْحَ
(Çocuk hâlâ öğreniyor.) . 4. ما فتِئَ الغُلامُ يَتَعَلَّمُ
220
3. Sadece mâzî kipi bulunan fiiller (Câmid).
(لَيْسَ، ما دَامَ)
لَيْسَ) ) fiili isim cümlesini olumsuz yapan “câmid” bir fiildir. Mâzî kipinde
tüm şahıs zamirlerine çekimi yapılabilmektedir. ( العامِلُ نَشِيطٌ ) “İşçi çeviktir”
cümlesinin başına bu nâkıs fiili getirdiğimiz zaman ( ليسَ العامِلُ نَشِيطاً ) “İşçi
çevik değildir” şeklinde isim cümlesini olumsuz yapmış oluruz.
ما دَامَ) ) fiili cümledeki başka bir fiilin zamanını gösteren zaman zarfıdır. “-
müddetince, -dığı sürece, -dıkça” gibi masdariyet ve zamam anlamını bildirir.
أحِبُّ الطالِبَ مادامَ مُهَذَّباً) ) “Terbiyeli olduğu sürece öğrenciyi severim” örneğinde
olduğu gibi.
“Kâne ve benzerleri”, mâzi, muzâri ve emirden hangi kip üzerine gelmiş ise bu
zaman kipinde tüm şahıs zamirlerine göre çekimleri yapılabilmektedir. Şayet
bu fiillerin isimleri merfu‘ munfasıl zamirinden oluşmakta ise isimleri bu fiillerin
şahıs zamirine uygun çekimi ile getirilir, fiilden ayrı olarak kullanılmaz.
لَيْسَ) ) fiilinin tek zaman kipi olan mâzi kipinde şahıs zamirlerine göre
çekimi şu şekilde gerçekleşmektedir.
هو طالبٌ-لَيْسَ طالباً (ليسَ-هو).
هُما طالبانِ-لَيْسا طالِبَيْنِ (لَيْسَا-هما).
هُمْ طٌلاّبٌ-لَيْسُوا طُلاَّباً (لَيْسُوا-هُمْ).
هِيَ طالِبَةٌ-لَيْسَتْ طالِبَةً (لَيْسَتْ-هِيَ).
هُما طالِبَتانِ-لَيْسَتَا طالِبَتَيْنِ (لَيْسَتَا-هما).
هُنَّ طالِباتٌ-لَسْنَ طالِبَاتٍ (لَسْنَ-هنّ).
أنتَ طالِبٌ-لَسْتَ طالِباً (لَسْتَ-أنتَ).
أنْتُما طالِبانِ-لَسْتُما طالِبَيْنِ (لَسْتُما-أنتُما).
أنتُمْ طُلاّبٌ-لَسْتُمْ طُلاّباً (لَسْتُمْ-أنْتُمْ).
أنْتِ طالِبَةٌ-لَسْتِ طالِبَةً (لَسْتِ-أنْتِ).
أنْتُما طالِبَتانِ-لَسْتُما طالِبَتَيْنِ (لَسْتُما-أنْتُما).
أنْتُنَّ طالِباتٌ-لَسْتُنّ طالِباتٍ (لَسْتُنَّ-أنْتُنّ).
أنا طالِبٌ-لَسْتُ طالباً (لَسْتُ-أنا).
نَحنُ طلابٌ-لَسْنا طُلاباً (لَسْنا-نَحْنُ).
Aşağıdaki isim cümlesinin başına ( كان ) fiilinin emir kipini getirerek tüm
şahıslara göre ayrı ayrı yazınız. ( (أنْتَ صَدِيقٌ وَفِيٌّ
221
Kâne ve Benzerlerinin İsim ve Haberlerinin İrabı
Kâne ve benzerleri fiiller nâkıs fiil oldukları zaman isim cümlelerinin başına
gelirler. Bu fiiller isim cümlesinin tüm yapı biçimlerinde başlarına gelir,
mübtedayı kendilerine isim alır ref‘ eder, haberi de haber olarak alır
nasbederler. Mübtedanın haberden önce veya sonra gelmesi bunların amel
etmelerinde hiçbir değişiklik meydana getirmez. Meselâ ( (في البَيْتِ رَجُلٌ
cümlesinde mübteda nekre olduğu için haberden sonra gelmiştir. Bu isim
cümlesinin başına ( كانَ ) nâkıs fiilini getirdiğimiz zaman ( (كانَ في البَيْتِ رَجُلٌ
şeklinde olur ve mübteda olan ( رَجُلٌ ) kelimesi ( كانَ ) nin ismi olarak merfu‘
olur.
Kâne ve benzerleri isim cümlesinin ögelerinin irabını değiştirmekle
birlikte isim cümlesinde mübteda ve haberin uyumu noktasında hiçbir etkide
bulunamazlar. İsimleri ve haberleri müzekkerlik-müenneslik, müfred, tesniye
ve cemi olarak birbirlerine uyumlu gelirler.
1. İsim ve haberleri müfred müzekker, müfred müennes veya akılsız
varlıkların cemi teksîri olurlarsa; isimleri zamme ile merfu‘ haberleri de fetha
ile mansûb olur.
(Ev temiz oldu) . صارَ البَيْتُ نَظِيفاً – (Ev temizdir.) . البَيْتُ نَظِيفٌ
(Mühendis faal oldu.) . أصْبَحَتْ المهَُنْدِسَةُ نَشِيطةً – (Mühendis faaldir.) . المهَُنْدِسَةُ نَشِيطةٌ
(Ağaçlar yapraklandı.). ظَلَّتْ الأشجارُ مُورِقَةً – (Ağaçlar yapraklıdır.) . الأشْجَارُ مُورِقَةٌ
2. Nâkıs fiillerin isim ve haberleri tesniye müzekker veya tesniye
müennes olursa, isimleri elif ( ا) ile merfu‘, haberleri de cezimli “ya” ( يْ ) ile
mansûb olur.
– (İki oyuncu hızlıdır.) . اللاّعِبانِ سَرِيعانِ
(İki oyuncu hâlâ hızlıdırlar.) . لا يَزالُ اللاّعِبانِ سَرِيعَيْنِ
(İki kız öğrenci laboratuardadırlar.) . الطالِبَتَانِ مَوْجُودَتَانِ في المخُْتَبَرِ
(İki kız öğrenci laboratuardaydılar.) . كانَتْ الطالِبَتان مَوْجُودَتَيْنِ في المخُْتَبَرِ
3. Nâkıs fiillerin isim ve haberleri cemî müzekker sâlim olurlarsa, isimleri
“vav” ( و) ile merfu‘, haberleri de “ya” ( ِي ) ile mansûb olur. Şayet isimleri
akıllı varlıkların cem-i teksiri ise zamme ile merfu‘ olur.
(Memurlar evlerine dönüyorlar.) . م