ARAPÇADA Harf-i Cerler – Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri

Harf-i cerler isimlerinden de anlaşılacağı üzere, kelimenin türlerinden biri olan harf grubuna girerler. Bu harflerin kendi başlarına anlamları yoktur ve söz ifade etmesi amacıyla tek başlarına kullanılmamaktadırlar. Çünkü hiçbir nesne veya harekete işaret etmemektedirler. Ancak cümlenin oluşumunu sağlayan temel unsurlardan biridirler. Anlamı olan kelimelerle birlikte kullanılarak onları birbirlerine bağlarlar ve bir gramer görevi görürler. Kelimeler bu harfler vasıtasıyla birbirleriyle kenetlenerek yeni bir anlam oluştururlar. Fiil ve fâilden, mübteda ve haberden oluşan temel cümle yapıları
harf-i cerler vasıtasıyla genişleyip büyük cümlelere dönüştürülür, böylece anlam dallanıp budaklanır.

Harfi cerler isimleri fiillerden ayıran özelliklerden biridir. Zira isimler başlarına harf-i cer alır, fiiller ise harf-i cer almazlar. İsimler başlarına gelen harf-i cerler sebebiyle mecrûr olurlar, fiiller ise hiçbir zaman mecrûr olmaz, temel cer alameti olan kesrayı hiç almazlar. Harf-i cerlerin tek başlarına anlamları olmamakla birlikte cümle içinde kelimelerle birlikte kullanılırken anlam kazanırlar. Bunlar isim ve fiilleri birbirlerine kenetleyen yardımcı kelimelerdir. Harfi cerlerin bağlı bulundukları, anlamlarını isimlere ulaştırdıkları kendilerinden önce gelen bir fiile, şibih fiile veya mana fiile ihtiyaçları vardır.

Bazı fiiller mef’ullerini alırken bu mef‘ulleri doğrudan alamaz harfi cervasıtasıyla alabilirler. Bu fiillerin yararlandıkları harf-i cerlere göre anlamları değişir. Bu sebeple sözlüklerde filler birlikte kullanıldıkları harfi cerlerle anlamlandırılmışlardır. Sözlüklerden yararlanırken buna dikkat etmek gerekmektedir.

 

 DİLBİLGİSİ HARF-İ CERLER

 

Harf-i Cer, Câr-Mecrûr

Harf-i cere “câr”, kendisinden sonra gelen isme ise “mecrûr” denir. Mecrûr isim, harf-i cerin etkisi ile irâbı değişmiş ve mecrûr olmuş kelime anlamına gelmektedir. Harf-i cerler önüne geldikleri isim soylu kelimeleri mecrûr yapmaktadırlar. Mecrûr olma ismin yapısına göre farklı işaretlerle (alamet) olmaktadır. Bu hususa “Mecrûr İsimlerin İrâbı” bölümünde değinilecektir.
Klasik Arapça dilbilgisi eserlerinde yirmi kadar harf-i cerin adı ve kullanımından bahsedilmiştir. Bunlar şu harflerden oluşmaktadır:
(بِ ، مِنْ ، إلى ، عَنْ ، عَلَى ، فِي ، كَ ، لِ ، حَتّى ، رُبَّ ، حَاشَا ، خَلاَ ، عَدَا ، مُذْ ، مُنْذُ ، وَاوُ القَسَمِ، تَاءُ القَسَمِ، كَيِمَه، لَوْلا، لَعَلَّ)

Ancak günümüz Arapçasında on iki kadar harf-i cer sıklıkla kullanılmaktadır:

(بِ ، مِنْ ، إلى ، عَنْ ، عَلَى ، فِي ، كَ ، لِ ، حَتّى ، رُبَّ ، مُذْ-مُنْذُ ، واوُ القَسَمِ) Bu harfi cerlerden ( كَ ، حَتّى ، رُبَّ ، مُذْ-مُنْذُ ، وَاوُ القَسَمِ ) sadece açık (zâhir) isimlerin başına gelir zamirlerin başına gelmezler; ، ◌ِ (بِ ، مِنْ ، إلَى ، عَنْ ، عَلَى ، لَ فِي) harf-i cerleri ise hem açık isimlerin hem de zamirlerin başına gelirler. Aşağıdaki cümlelerde harf-i cerleri ve önüne geldikleri isimlerin türlerini (açık
isim/zamir) belirtiniz:
1. ذَهَبَتْ زَيْنَبُ إلى الْمَدْرَسَةِ.
2. رَأى أحمَْدُ سَلِيماً وسَلَّمَ عَلَيْهِ.
3. أخَذْتُ الكِتَابَ مِنْ سَمِيرٍ.
4. رَأي أحمَْدُ كَلْبَاً وابْتَعَدَ عَنْهُ.

 

 

Müte‘allak

 

Harf-i cerler kendilerinden önce gelen fiil, fiil soylu isimler ve mana fiilleri kendilerinden sonra gelen isimlere bağlarlar. Harf-i cerin bağlı bulunduğu fiil, fiilden türemiş kelime (şibih fiil) veya mana fiile müte‘allak denir. Müte‘allak almayanlar dışında her harf-i cere muhakkak bir müte‘allak lazımdır. Müte‘allaka ihtiyaç duyan harf-i cerlere aslî harf-i cerler denir. Müte‘allakın harf-i cerden önce gelmesi asıldır. Bunu örnekler üzerinde gösterelim:

 

(Kalemle yazdım). 1. كتَبْتُ بِالْقَلَمِ

 

(Ben kalemle yazıyorum). 2. أنا كاتِبٌ بالقلمِ

 

(Tembellere yazıklar olsun). 3. أُفٍّ لِلْكُسَالَى

 

Birinci örnekte yazmanın kalemle gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Burada بِ) ) harf-i cerinin müte‘allakı ( كَتَبَ ) fiilidir, harf-i cer, yazma fiilinin kalemle gerçekleştirildiğini ifade etmek için fiil ile isim arasında irtibatı sağlamıştır. İkinci örnekte ( بِ ) harf-i ceri ( كاتِبٌ ) kelimesinin anlamını ( القلم ) ile bağlantılı kılmış (kalemle yazan) anlamını ortaya çıkarmıştır. ( كاتِبٌ ) kelimesi fiilden türemiş bir isim olup ism-i fâildir, ( بِ ) harf-i cerinin müteallakıdır. Üçüncü örnekte ( أفٍّ ) kelimesi mana-i fiildir. Bu tür fiiller şahıs zamirleri ve zaman kiplerine göre çekimi olmayan tek yapı üzerinde (câmid) kullanılan fiillerdir.
Fiil “öf, vah, yazık” anlamındadır. Bu fiilin anlamını ( لِ ) harfi ceri ( (الكسالى ismiyle bağlantılı kılmıştır, harf-i cerin müte‘allakı ( أفٍّ ) mana fiilidir. Bazı cümlelerde harf-i cerlerin müte‘allakları cümlenin anlamı içinde bulunsa bile açık olarak cümlede yer almazlar. ) (كائنٌ ، حاصِلٌ ، مَوْجُودٌ ، ثابت مُسْتَقِرّ .“Olan, meydana gelen, bulunan, sabit olan” gibi umumi anlam taşıyan bu tür müte‘allaklar cümleden düşmüştür (mahzûfturlar). Bu tür câr ve mecrûrlara zarf-ı müstakar denmektedir. . الطلابُ في الحَدِيقَةِ cümlesinde ( في) harf-i cerinin müte‘allakı düşmüştür, cümle içinde kullanılmamaktadır, ancak
anlam verirken cümlede müte‘allak varmış gibi الطلابُ مَوْجُودُون في لحدِيقةِ şeklinde anlamlandırılmaktadır. Cümlenin anlamı “Öğrenciler bahçededirler.(bahçede mevcutturlar) şeklindedir. Şu örneklere de dikkat ediniz.

 

Mü’min cennettedir (olur). ( 1. المؤُْمِنُ في الجَْنّةِ. (المؤُْمِنُ كائِنٌ في الجنةِ

 

Kalem kitabın üzerindedir.( 2. القَلَمُ على الكِتابِ (القلمُ ثابِتٌ على الكتابِ

 

Kitap çantadadır. ( 3. الكِتاُبُ في الحَقِيبةِ (الكتابُ موجُودٌ في الحقيبةِ

 

Harf-i cerlerden ( بِ ، مِنْ ، كَ ) harfleri bazen cümlelerde fiil ve fiilden türemiş kelimeleri isimlere bağlamak için değil de cümlede anlamı kuvvetlendirmek için kullanılırlar, bu harf-i cerlere “zâit harf-i cer” denir. Çünkü bunlar cümleden düşürüldükleri zaman cümlenin anlamında her hangi bir bozulmaya sebep olmamaktadırlar. Zâit harf-i cerlerin müte‘allakları yoktur, sadece cümlede anlamı pekiştirme görevi görürler. Genellikle bu harfi cerler olumsuz cümlelerde ve ( هَلْ ) soru edatından sonra gelirler; zait harf-i cerlerden بِ) ) harf-i cerinin mecrûru nekre olur. Aşağıdaki örneklere dikkat ediniz.
Parantez içinde harf-i cerlerin cümleden düşürülmesinden sonra cümlelerin durumları da gösterilmiştir:
Bize kimse gelmedi. ( 1. ماجَاءَنا مِنْ أحَدٍ (ما جاءنا أحَدٌ

 

Kaçmak cesaret değildir.( 2. لَيسَ الهرُُوبُ بِشَجاعَةٍ (ليسَ الهرُُوبُ شَجاعَةً

 

Hiçbir şey onun benzeri değildir. .( 3. ليسَ كَمِثْلِهِ شيءٌ (ليس مِثْلَهُ شيءٌ

 

4. هَلْ رَأيْتَ مِنْ أحَدٍ؟ (هَلْ رأيْتَ أحَداً)

 

5. لا تُدْخِلْ عَلّيَ مِنْ أحدٍ (لا تُدْخِلْ عليّ أحداً)

 

Harf-i cerlerin müte‘allakları ile ilgili olarak M. Meral Çörtü (İstanbul:2009) Arapça Dilbilgisi (Nahiv) kitabına bakınız.

 

Aşağıdaki cümlelerde harf-i cerlerin müte‘allaklarını belirtiniz.
1. اِبْتَعِدْ عَنِ السُّكَّرِ.

 

2. ذَهَبَ الطُّلابُ إلى المدَْرَسَةِ.

 

3. ما جاءَنَا مِنْ بَشِيرٍ.

 

4. سَعِيدٌ في الغرفةِ يَقْرأُ القرآنَ.

 

5. عائشةُ في المصَُلّى تُصَلّي الصلاةَ.

 

 

Harf-i Cerlerin Geçişsiz Fiilleri Geçişli Yapması

 

Bazı harf-i cerler geçişsiz fiilleri (lâzım) geçişli fiillere (müteaddi) dönüştürmektedirler. Geçişsiz fiiller özneleri ile anlamları tamam olan, mef‘ûle ihtiyaç duymayan fiilerdir. Bazı harf-i cerler geçişsiz fiilleri geçişli hale getirmektedir. ( ذَهَبَ أحمدُ ) “Ahmet gitti” cümlesinde ( ذَهَبَ ) fiili geçişsiz bir fiildir. (. ذهَبَ أحمَْدُ بِالْمَرِيضِ إلى الطبيب ) “Ahmet hastayı doktora götürdü” dediğimizde ise ( بِ) cer harfi fiilin anlamını “götürdü” şeklinde değiştirmekte yani fiili geçişli hale getirmektedir.
Aşağıdaki örnekte de yine geçişsiz fiil harf-i cer vasıtasıyla geçişli hale gelmektedir:

 

Ahmet geldi. . أتَى أحمدُ

 

Ahmet kitaplarını getirdi.. أتى أحمدُ بِكُتُبِهِ

 

Fiiller birlikte kullanıldıkları harf-i cerlere göre farklı anlamlar kazanmaktadırlar. Bu sebeple fiillerin anlamlarına bakarken kullanıldığı harfi cerle birlikte kazandığı anlama dikkat edilmelidir. Sözlüklerde fiiller
kullandıkları harf-i cerlere göre anlamlandırılmıştır. Sıra Sizde 3: Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere gelebilecek uygun harf-i cerleri listeden seçiniz. Harf-i cerleri seçerken sözlükten yararlanınız.
(بِ ، عَنْ ، عَلَى ، إلَى ، عَنْ)
1. شَعَرَ هِشامٌ ….ألٍَم شَديدٍ في صَدْرِهِ.
2. تَغَيَّبَتْ عائشَةُ ….الْمَدْرَسَةِ مُنْذُ يَوْمَيْنِ.
3. أبْعَدْتُ الطِّفْلَ …. طَرِيقِ السَّيَّاراتِ.
4. يَحْرِصُ الْمُسْلِمُ …. رِضاءِ رَبِّهِ.
5. اسْتَمَعَ الطُلابُ …. الأُسْتاذِ بِدِقَّةٍ.

 

 

 

Mecrûr İsimlerin İrâbı

 

Harf-i Cerler her türlü ismin başına gelip onları mecrûr yaparlar. İsimlerin mecrûr olma şekilleri farklı farklıdır. İsimler yapılarına göre farklı şekillerde mecrûr olurlar. Burada isim türlerine göre mecrûr oluş biçimleri üzerinde durulacaktır.

 

1. Müfred müzekker ve müennes (tekil eril ve dişil) isimler, cem-i teksirler (kuralsız/kırık çoğullar), cem-i müennes sâlimler (kurallı dişil çoğullar) kesra ile mecrûr olurlar. Bu isimlerin başlarına gelen harf-i cer sebebiyle sonları kesra ile harekelenir:
 

 

(Ali nehirde yüzdü.). سَبَحَ عَلِيٌّ في النَّهْرِ

 

(Tarlada iki çiftçi vardır.) . في الْمَزْرَعَةِ فَلاَّحانِ

 

(Adam kumların üzerine uzandı.) . رَقَدَ الرّجُلُ على الرِّمالِ

 

ألْقَى الْمُدِيرُ الخطابَ على الْمُوَظَّفاتِ.

 

(Müdür bayan memurlara konuşma yaptı.)

 

Birinci örnekte ( النَّهْرِ ) kelimesi müfred müzekker, ikinci örnekte ( (الْمَزْرَعَةِ kelimesi müfred müennes, üçüncü örnekte ( الرِّمالِ ) kelimesi cem-i teksir, dördüncü örnekte ( الْمُوَظَّفاتِ ) kelimesi cem-i müennes salim olup bu isimlerin hepsi başlarına gelen harf-i cerler sebebiyle kesra ile mecrûr olmuşlardır.

 

2. Tesniye müzekker ve müennes (eril ve dişil ikil) isimler cezimli “ya- ” يْ ile mecrûr olurlar:

 

(Ödül iki kazanana verildi) . قُدِّمَتْ الجائزةُ لِلفائِزَيْنِ

 

سَلَّمْتُ على الطالِبَتَيْنِ في الحَدِيقةِ.

 

(Bahçedeki iki bayan öğrenciye selam verdim)

 

Birinci örnekte yer alan ( لِلفائِزَيْنِ ) kelimesi tesniye müzekker, ikinci örnekteki ( الطالِبَتَيْنِ ) kelimesi tesniye müennes yapısında isim olup her iki isim başlarına gelen harf-i cer sebebiyle cezimli ( يْ) ile mecrûr olmuşlardır.

 

3. Cem-i müzekker sâlimler (kurallı eril çoğullar) sakin “ya- ي ” ile mecrûr olurlar:

 

(Avukat sanıkları savunuyor). يُدَافِعُ الْمُحامِي عَنِ الْمُتَّهَمِين

 

(Müdür yeni memurları övdü). أَثنَى المدُِيرُ على الموَُظَّفِين الجُدُدِ

 

Birinci örnekte ( المتَُّهَمِين ) kelimesi ( المتَُّهَم ) kelimesinin çoğuludur, cem-i müzekker sâlimdir, başına gelen ( عَنْ ) harf-i ceri sebebiyle sakin “ye” ( (ي harfi ile mecrûr olmuştur. İkinci örnekteki ( الموَُظَّفِين ) kelimesi ( (الموَُظَّف kelimesinin çoğuludur, cem-i müzekker sâlimdir, sakin “ye” ( ي) ile mecrûr olmuştur.

 

4. İsm-i mevsuller, zamirler, ism-i işaretler, soru isimleri (esmâu’listifhâm) gibi mebnî isimler, son harekeleri üzerine mebnî (harekesi hiç değişmeyen) oldukları için başlarına harf-i cer geldiği zaman mahallen mecûr
olurlar.
(Ailem ziyaretine gelene sevinir.)  تَفْرَحُ أُسْرَتِي بِمَنْ يأتِي لِزِيارَِ

 

(Top oynayanlara selam verdim.). سَلَّمتُ على الذين يَلْعَبُون كُرَةَ القَدَمِ

 

(Çalışman gerekir.). يَجِبُ عَلَيْكَ أنْ تَجْتَهِدَ

 

(Bu adamlardan uzaklaştım). اِبْتَعَدْتُ عَنْ هؤلاء الرِّجالِ

 

(Halit bu mescite gitti.). ذَهَبَ خالِدٌ إلى هذا المسَْجِدِ

 

(Bunu niçin yaptın?) ؟ لِمَ فَعَلْتَ هذا

 

(Bu yaz nereye seyahat ediyorsun?)؟ إلى أيْنَ تُسافِرُ هذا الصيْفَ

 

Yukarıdaki örneklerden birinci örnekte ( مَنْ ) kelimesi, ikinci örnekte ( (الذين kelimesi ism-i mevsul olup harekesi hiçbir surette değişmeyen mebnî kelimelerdendir. Başlarına gelen harf-i cerler sebebiyle mecrûr olmuşlardır, ancak mebnî oldukları için mahallen mecrûr kabul edilmişlerdir. Üçüncü ve dördüncü örnekte harfi cer zamirin başına gelmiştir. Zamirler mebnî isimlerdendir. Üçüncü örnekte ( كُمْ ) zamiri başında bulunan ( لَ ) harf-i ceriyle, dördüncü örnekte ( كَ) zamiri ( على ) harf-i ceriyle mecrûr olmuştur, ancak zamirler mebnî oldukları için mahallen mecrûr olmaktadırlar. Beşinci örnekte bulunan ( هؤلاء ), altıncı örnekte bulunan ( هذا ) kelimeleri ism-i işarettirler, mebnî isimlerdendirler. Başlarına gelen ( عَنْ ) ve ( إلى ) harf-i cerleri ile mecrûr olmuşlardır. Ancak mebnî oldukları için mahallen mecrûrdurlar. Yedinci ve sekizinci örneklerde harf-i cerler soru isimlerinin başlarına gelmişlerdir. Soru isimleri mebnîdirler. Yedinci örnekteki ( ما ) başına gelen ( لِ ) harf-i ceriyle, sekizinci örnekte ( أيْنَ ) soru isimi ( إلى ) harf-i ceriyle mecrûr olmuşlardır. Mebnî oldukları için mahallen mecrûrdurlar.

 

5. Maksûr isim son harfi elif olup kendisinden önceki harfin harekesi fetha olan isimdir. Maksûr isimler elif harfinde mukadder (var sayılan) kesra ile mecrûr olurlar. Menkûs isim son harfi “ya” ( ي) olup kendisinden önceki harfin harekesi kesra olan isimdir. Menkûs isimler “ya” ( ي) harfinde mukadder kesra ile mecrûr olurlar.

 

Çoban sopayı tuttu . أمْسَكَ الرّاعِي بالْعَصا

 

Hastanede birçok doktor vardır . في الْمُسْتَشْفى كَثِيرٌ من الأطِبّاءِ

 

Musa (a.s.) vadiye doğru geldi . أقْبَلَ مُوسى عليه السلام إلى الوادِي

 

Postacıdan mektubu aldım . أخَذْتُ الرسالة مِنْ ساعِي البَرِيدِ

 

Yukarıdaki cümlelerde birinci cümlede ( الْعَصا ) kelimesi, ikinci cümlede الْمُسْتَشْفى) ) kelimesi ism-i maksûrdur. Başlarına gelen ( بِ ) ve ( في) harf-i cerleri ile mecrûr olmuşlardır. Ancak bu iki ismin sonunda bulunan elif kesra harekesinin okunmasına mani olduğu için mukadder kesra ile mecrûrdurlar. Üçüncü örnekte ( الوادِي ) kelimesi, dördüncü örnekte ( ساعِي ) kelimeleri ism-i maksûr olup başlarına gelen ( إلى ) ve ( مِنْ ) harfi cerleri ile mecrûr olmuşlardır. Ancak kelimelerin sonunda bulunan ( ي) harfi harekenin ortaya çıkmasına engel olduğu için mukadder bir kesra ile mecrûrdurlar.

 

6. Harf-i cerler fiillerin başlarına gelmezler, bu yüzden fiillerin irâb yönünden mecrûr olma durumları yoktur. Ancak fiili muzârilerin başına ( (أنْ mastar harfi geldiği zaman fiili muzârileri bu harf mensûb yaptığı gibi anlamını da mastara çevirmektedir. Bu tür mastarlara te’villi mastar (masdarı müevvel) adı verilmektedir. Fiili muzârinin başına açık olarak veya gizli olarak ( أنْ ) harfi gelmektedir. ( حَتّى،لِ ) harfi cerlerinden sonra gelen fiili muzârilerde gizli ( أنْ ) mastar harfi bulunduğu kabul edilmektedir. Bu tür fiili muzâriler açık veya gizli ( أنْ ) harfi ile mansûb olmakla birlikte mastar hükmünde oldukları için başlarına gelen harf-i cer sebebiyle mahallen mecrûrdurlar.

 

(Kurtarmak için ona koştum). أسْرَعْتُ إليهِ لِأُنْقِذَهُ

 

أذهبُ إلى المكتبةِ لِأشْتَرِيَ بعض الكتبِ.

 

(Birkaç kitap almak için kitapçıya gidiyorum)

 

Birinci örnekte ( لِأُنْقِذَهُ ) fiili muzârisi ( لِ ) harf-i cerinden sonra gelen gizli أنْ) ) ile mensup olmuştur. Ancak fiili muzâri gizli ( أنْ ) ile te’villi mastara dönüştüğü için başına gelen harf-i cer sebebiyle mahallen mecrûrdur. İkinci örnekte geçen ( لِأشْتَرِيَ ) fiili muzâri gizli ( أنْ ) ile mansûb olmuş, bu harfle te’villi mastara dönüştüğü için başına gelen harf-i cerle mahallen mecrûr olmuştur.

 

7. Harf-i cerler esmâ-i hamse (beş isim) dediğimiz ( (أبٌ، أخٌ،حَمٌ، فَمٌ ،ذُو kelimelerinin başlarına geldiklerinde bu kelimeleri harf ile mecrûr yapmaktadırlar. Ancak bu kelimeler müfred (tekil) olup mütekellim “ya”sı ي) ) dışında bir kelimeye muzaf oldukları zaman irabları harf ile olmaktadır. Bu şartları taşıyan yukarıdaki beş isimden birinin başına harf-i cer geldiği zaman bu isimler sakin “ya” ( ي) harfi ile mecrûr olmaktadırlar.

 

Dün kardeşine uğradım. مَرَرْتُ بِأخِيكَ أمسِ

 

Her şeyde babana dayanma. لا تَعْتَمِدْ على أبيك في كلِّ شئٍ

 

Birinci örnekte ( أخيكَ ) kelimesi beş isimden biri olup ( كَ) muhatap zamirine muzaf olmuştur, başına gelen ( بِ ) harf-i ceri sebebiyle sakin ( ي) harfi ile mecrûr olmuştur. İkinci örnektedi ( على أبِيكَ ) kelimesinin irâbı da öncekikelime gibidir.

 

 

Harf-i Cerler ve Cümleye Kattıkları Anlamlar

 

Harfi cerlerin tek başlarına anlamları olmamakla birlikte cümle içinde kullanıldıklarında cümleye bazı anlamlar kazandırırlar. Burada kısaca cümlelere kazandırdıkları bu anlamlar üzerinde durulacaktır.
بِ) ) : Müte‘allakını mecrûruna bağlama, bitiştirme; vasıta ve araç olma; sebep-neden anlamlarını ifade eder; fiili geçişli yapar; yer ve zaman zarfı gibi anlamlara gelir. Arapça cümleyi Türkçeye çevirirken bu harf genellikle ile, için, sebebiyle, -e, -a, -de, -da, vasıtasıyla, -den, için, -den dolayı gibi gibi eklerle çevrilir:

 

(Dün fakülteye uğradım). مَرَرْتُ أمسِ بِالْكُلِّيَّةِ

 

(Dersi bilgisayarla(vasıtasıyla) yazdım). كَتَبْتُ الدرسَ بالحاسوبِ

 

(Öğrenciler yaz tatiline (nedeniyle) sevindiler). فَرِحَ الطلابُ بالعطلةِ الصّيْفيّةِ

 

(Hasta kliniğe gitti). ذهب المريض إلى العيادَةِ

 

(Hastayı kliniğe götürdüm). ذهبْتُ بالمرَِيض إلى العيادة

 

(Mescitte oturdum. -Mekân zarfı anlamında-). جلستُ بالمسَْجِدِ

 

الدّيْنُ هَمٌّ بالليلِ وذُلٌّ بالنّهارِ.

 

(Borç gece vaktinde tasa, gündüz ise zillettir. -Zaman zarfı anlamında-) مِن) ) : Bu harfi cer zaman ve mekân yönünden fiilin başlaması; bir bütünden bir miktar bildirme; sebep bildirme; tür bildirmede kullanılır. Mecrûr isme –den, -dan, -in, -un, -nin, -nun, -nın bazısı, -den bazısı, -e mahsus, -e ile ilgili, -den itibaren, -den dolayı, -ın yüzünden anlamlarını kazandırır:

 

(Öğrenci fakülteden eve kadar yürüdü). مَشَى الطالِبُ مِنْ الكُلِّيةِ إلى بَيْتِهِ

 

(Ahmet Cuma günü hasta oldu). مَرِضَ أحمدُ مِنْ يَومِ الجُمعَةِ

 

(Zenginliğin bir miktarını fakirliğe sakla). اِدَّخِرْ مِنْ غِناكَ لِفَقْرِكَ

 

(Çocuk karnındaki ağrı sebebiyle ağladı). بكَى الوَلَدُ مِنْ الوَجَعِ في بَطْنِهِ

 

(Ahmet annesine altın(dan) bir yüzük aldı). اِشْتَرَى أحمدُ لِأُمِّهِ خَاتَماً مِنْ ذَهَبٍ

 

إلَى) ) : Zaman ve makân açısından bitişi; yönelme; parçalara ayırma; ait, mahsus, yanında anlamlarından kullanılır. Çevirirken kelimeye –e, -a, -ye, – ya, -e doğru, -e kadar, ile, beraber, göre, nezdine anlamlarını ifade eder: (Bu gece güneş doğana kadar uyudum). نِمْتُ هذه الليلةَ إلى طُلُوعِ الفَجْرِ

 

(Seni akşama kadar bekledim). اِنتَظَرْتُكَ إلى الْمَسَاءِ

 

(Ahmet çarşıya doğru yürüdü). سَارَ أحمَدُ إلى السُّوقِ

 

(Kitap bir takım bölümlere ayrılıyor). يَنْقَسِمُ الكِتابُ إلى فصولٍ

 

(Koca ailenin çobanıdır, işi ona aittir). الزَّوجُ راعي الأُسْرَةِ وأمْرُها إليهِ

 

(Dinlenmek için ağacın yanına gittim). ذَهَبْتُ إلى الشجَرَةِ لِأَسْتَرِيحَ

 

عَنْ) ) : Uzaklaşma, ayrılma; bir şeyin kaynağı, çıkışı; sebep, neden anlamlarına kullanılır. Mecrûra –den, -dan, tarafından, -e dair, -e nazaran, yoluyla, -nin nakliyle, sonra, -den dolayı anlamlarını kazandırır:

 

(Öğrenciler okuldan uzaklaştılar). ابْتَعَدَ الطُّلابُ عَن المَدرَسَةِ

 

(Haberi öğrencilerden duydum). سَمِعْتُ الخَبَرَ عن الطلابِ

 

(Sana beni istediğin için geldim). حَضَرتُ إليكَ عَنْ طَلَبٍ مِنك

 

عَلَى) ) : Üstünde, üzerinde; uzaklık; sebep bildirir. Mecrûra üzerinde, üstünde, içinde, -e, -a, -de, -da durumunda, sebebiyle anlamlarını katar:

 

(Baba kanepenin üstünde oturuyor). يجلِسُ الأبُ على الأريكةِ

 

(Orman beşyüz metre uzaktadır) . تَقَعُ الغابةُ على خمَْسِمِائةِ مِتْرٍ

 

(İyilik yapana iyiliği için teşekkür ediyorum). أشْكُرُ المحُْسِنَ عَلَى إِحْسانِهِ

 

لِ) ) : Sahiplik; ait olma, ona özel olma; sebep, neden anlamlarını ifade eder. Mecrûra için, adına, sebebiyle, -den dolayı, maksadıyla anlamlarını katar:

 

(Hocanın birçok kitabı vardır) . لِلأُسْتاذِ كُتُبٌ كَثِيرَةٌ

 

(Hamd, Allah’a mahsustur) . الحَمْدُ لِلهِ

 

(Kazanmak ihtiyacı karşılamak için zorunludur) . الاِكْتِسابُ ضَرُورِيٌّ لِدَفْعِ الحاجةِ

 

فِي) ) : Mekan ve zaman zarfı; sebep; beraber ve birlikte anlamlarında kullanılır. İçinde, -de, -da, -e dair, ile ilgili, için, uğruna, birlikte anlamlarınıkazandırır:
(Hoca odasında oturuyor). يَجْلِسُ الأستَاذُ في غُرْفَتِهِ

 

(Sabahleyin bürosuna gitti) . ذَهَبَ إلى مَكْتَبِهِ في الصباحِ

 

(Adam hapse hırsızlık yüzünden girdi.). دَخَلَ الرجُلُ السِّجْنَ في السَّرِقَةِ

 

(Başkan maiyetiyle birlikte çıktı). خرَجَ الرئيسُ في مَوْكِبِهِ

 

كَ) ) : Benzetme ve detaylandırma için kullanılır. Gibi, benzer, şekilde, şeklinde gibi anlamları kazandırır:

 

(Halit aslan gibi atıldı) . وَثَبَ خالدٌ كَالأَسَدِ

 

الفَواكِهُ كالعِنَبِ والبرُتُقالِ والتُّفَاحِ مُفِيدَةٌ لِلصِّحَةِ.

 

(Üzüm, portokal, elma gibi meyveler sağlığa yararlıdır)

 

حَتَّى) ) : Zaman ve mekânda bitişi, sona varışı bildirir. Genellikle –e, -a, – de, -da, -e kadar, -ıncaya kadar, -ene dek gibi anlamlar kazandırır:

 

(Sabaha kadar maçı izledik) . شاهَدْنا الْمُباراةَ حتّى الصُبحِ

 

(Tepeye kadar yürüyeceğim) . سَأَمْشِي حَتَّى الرَّبْوَةِ

 

رُبَّ) ) : Çokluk veya azlık bildirir. Belki, nice, birçok, pek az, nadiren gibi anlamları kazandırır:

 

(Çok az faziletli adamla karşılaştım.) . رُبَّ رَجُلٍ فاضِلٍ لَقِيْتُهُ

 

(Nice ilim sahibine fayda vermemiştir.) . رُبَّ عِلمٍ لم يَنْفَعْ صاحِبَهُ

 

مُذ، مُنْذُ) ) : Bu iki harf-i cer –den beri, -den bu yana, itibaren anlamlarında kullanılırlar:

 

(Cuma gününden beri onu görmedim) . ما رَأيْتُهُ مُذْ يَوْمِ الجُْمعَةِ

 

(Onunla üç günden beri konuşmadım) . لَمْ أُكَلِّمْهُ مُنْذُ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ

 

واوُ القَسَمِ) ) : Yemin vavıdır, vallahi, andolsun, yemin ederim ki gibi anlamlar içerir:

 

(Vallahi mektubu okumadım) . واللهِ ما قَرَأتُ الرِّسَالَةَ

 

Harf-i cerlerin önlerindeki isimlere etkide bulunup mecrûr yapabilmeleri için harf-i cerle mecrûr isim arasına başka bir kelimenin girmemesi gerekir. Harf-i cerle ismi arasına başka bir kelime girdiği zaman harf-i cerler o isme etkide bulunup mecrûr yapamazlar.

 

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here