Vefa bekleyen sünnetler

42461

İslâm bütün insanlığı kucaklayan evrensel bir din ve onun taşıyıcısı Allah Resûlü’nün hayatı da iyi bir Müslüman olma yolunda örnek alacağımız yegane model. O (sallallahu aleyhi ve sellem), bir insanın nasıl yatıp kalkacağı, yiyip içeceği, ibadet edeceği, inanacağı, kısaca yaşayacağı konusunda bizlere yol gösteren en iyi kılavuz. Zaten En Yüce Kelam Kur’an-ı Kerim de O’nun bu özelliğini nazara veriyor: “Andolsun, sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 21)

Yaşadığımız müddetçe Efendimiz’i örnek almamız, O’nun yaptığını yapıp uzak durduklarından kaçınmamız gerekirken bir kısım sünnetleri ya hiç bilmiyor ya da bildiğimiz halde uygulamıyoruz. Oysa, Allah’ın rızasını hayatlarının gayesi yapanlar bu örnek hayatı iyi idrak etmek zorunda. “Kim, benden sonra unutulmuş olan bir sünnetimi ihya ederse beni seviyor demektir. Beni seven de benimle beraberdir.” hadis-i şerifi de bu yolda yürüyenler için müjde niteliğinde. Biz de ihmal ettiğimiz sünnetlerin bir kısmını yeniden hatırlamak istedik, O’nun yolundan hiç sapmamak adına.

İŞRAK NAMAZI KILMAK

Peygamberimiz’in hayatı Cenab-ı Hakk’a ibadetin ve en güzel kulluğun örnekleriyle dolu. O (sallallahu aleyhi ve sellem), günün her anını Allah’a yaklaştıracak ibadetlerle bezemiş. Bu anlardan biri de sabah namazından sonraki vakitler. Namazın ardından kerahat vaktinin çıkmasını beklerken Allah’ı zikretmek ve arkasından iki rekat işrak namazı kılmak Efendimiz’den bize emanet sünnetlerden biri. İşrak namazı, güneş bir-iki mızrak boyu yükseldikten, yani güneş doğduktan kırk-elli dakika sonra iki rekat olarak eda ediliyor. Bu namazın fazileti hakkında Fahr-i Kainat Efendimiz şöyle buyuruyor: “Bir kimse sabah namazını cemaatle kıldıktan sonra oturup güneş doğuncaya kadar zikir ile meşgul olsa, güneş doğunca da iki rekat (işrak) namaz kılsa, bir nafile hac ve umre sevabına nail olur.”

KÜÇÜK ÇOCUKLARA SELAM VERMEK

Şefkat Peygamberi’nin (sallallahu aleyhi ve sellem) çocuklara selâm verdiği ve bunu hiç ihmal etmediği Sahabe Efendilerimizin rivayetleriyle sabit. Çocuk yaşta Hz. Peygamber’in uzun süre hizmetinde bulunan ve bu sebeple onun davranışlarını en iyi bilen sahabelerden biri olan Enes ibni Mâlik’in, “Resûlullah çocukların yanından geçer ve onlara selam verirdi.’’, “Bizler çocuktuk Resûlullah yanımıza geldi ve bizlere selam verdi.” gibi rivayetleri bu durumu kanıtlıyor. Resûl-i Ekrem’in çocuklara selâm vermesi, hem onun tevâzuunu hem çocuklara şahsiyet kazandırma yönündeki üstün ahlâkını hem de selâmı küçük-büyük toplumun her kesimi arasında yaymamız gerektiğini gösteriyor. Çocuklara selâm verme ve selâmlarını alma, onları birer birey olarak kabul ettiğimizi göstermesi sebebiyle şahsiyet oluşumlarına, topluma uyum sağlamalarına ve küçük yaştan itibaren eğitilmelerine de büyük katkı sağlıyor.

YOLCULUKTAN GECE DÖNMEMEK

Günlük hayatın önemli bir parçası olan yolculukla alakalı Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) hem uygulamaları hem de tavsiyeleriyle bize ışık tutuyor. Her anını dua ile süsleyen Allah Resûlü, bir binite bindiği zaman “Ta ki onların üstüne binerken Rabb’inizin nimetini hatırlayasınız ve şöyle diyesiniz: ‘Bunları bizim hizmetimize veren Allah yüceler yücesidir, her türlü eksiklikten münezzehtir. O lütfetmeseydi biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz sonunda Rabb’imize döneceğiz.’” (Zuhruf Sûresi 13) ayetini okurdu. Resûlullah, aynı şekilde bu ayeti okuyan kimsenin bineğinden inmeden ölürse şehit olacağını buyuruyor. Arabaya binildiğinde okunması sünnet olan diğer bir ayet ise: “Nuh dedi ki ‘Binin gemiye! Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah’ın adıyladır. Gerçekten Rabb’im gafurdur, rahîmdir.’” (Hûd Sûresi 41)

Resûl-i Ekrem’in seyahate çıkacak kimselere “Seyahate çıkan üç kişi içlerinden birini başkan tayin etsin.” tavsiyesi de bulunuyor. Bir kimsenin tek başına yola çıkmasını hoş görmeyen Hz. Ömer de “Şayet bu kimse ölürse onu, kimden araştıracağım.” diyerek tek başına yolculuk yapılmasına karşı çıkıyor. Seyahate perşembe günü çıkmak ve yolculuktan eve gece dönmemek de Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetleri arasında. Enes ibni Mâlik, Resûlullah’ın seferden ailesinin yanına gece dönmediğini, sabah ya da öğlen vakti girdiğini belirtiyor. Allah Resûlü’nün diğer bir uygulamasıysa yolculuktan döndüğü zaman ilk olarak mescide gidip namaz kılması.

SECDEDE DUA ETMEK

Her anını Allah’a niyazla geçiren Peygamberimiz bu konuda da ümmetine tavsiyelerde bulunuyor: “Kulun Rabb’ine en yakın olduğu hal secde halidir. İşte bu sebeple secdede çok dua etmeye bakın.’’ O’nun (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah’a en yakın olunan bu halde yaptığı dualardan biri şöyle: “Allahümme leke secedtü ve bike âmentü ve leke eslemtü secede vechî lillezî halâkahû ve savverahû ve şakka sem’ahû ve besarahû tebâreka’llahü ahsenü’l-hâlikîn.” (Allah’ım! Senin için secde ettim. Sana iman ettim. Sana teslim oldum. Yüzüm, kendisini yaratana ve şekil verene, görmesi için göz oyuğunu yarıp gözü yerleştirene, işitmesi için kulak yerini yarıp kulağı yerleştirene secde etmiştir. Yaratıcılık mertebelerinin en güzelinde olan Allah’ın şanı ne yücedir.)

Ümmetini de bu konuda teşvik eden Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Hz. Ebû Bekir’e secdede okuması için “Allahümme, innî zalemtu nefsî zulmen kesîren ve innehu lâ yağfîru’z-zünube illâ ente, fağfir lî mağfireten min indike verhamnî inneke ente’l-ğafuru’r-rahîm. (Allahım! Ben kendime çok haksızlık ettim. Doğrusu günahları ancak Sen bağışlarsın; beni bağışla, kendi katından bir bağışlamayla beni mağfiretine erdir. Bana merhamet et. Çünkü ancak Sen hem Gafur’sun, hem Rahîm’sin)” duasını öğretmiştir.

YENİ ELBİSEYİ CUMA GÜNÜ GİYİNMEK

Nebiler Serveri, müminlerin bayramı olan cuma gününe özel önem verirdi. Günlerin seyyidi olarak kabul edilen cuma günü güzel giyinmek, güzel koku sürünmek, gusül abdesti almak gibi birçok sünnet bulunuyor. Fahr-i Kainat (sallallahu aleyhi ve sellem), “Günlük giyilen elbiseden başka, cuma günleri giyilecek ayrı bir elbisenin olması ne iyidir.” beyanına ithafen kendisi de yemen kumaşından olan elbisesini, cuma ve bayramlarda giymiştir. Yeni alınan elbisenin de ilk o gün giyilmesi sünnet. Zira Resûlullah, aldığı yeni elbiseyi ilk olarak cuma günü giyer, Allah’a hamd eder, iki rekât namaz kılar ve eskisini de birine verirdi.

YATSI NAMAZINDAN SONRA İSTİRAHATE ÇEKİLMEK

Yatsı namazından sonra, çok önemli bir mesele yoksa oturmamak ve istirahate çekilmek Efendimiz’in uygulamaları arasında. Günümüzde çokça ihmal ettiğimiz bu sünneti O (sallallahu aleyhi ve sellem), bir prensip haline getirmişti. Hz. Aişe Validemiz’in “Hiçbir zaman, Resûlullah yatsıdan önce uyumamıştır ve yatsıdan sonra sohbet etmemiştir.” demesi bunun kanıtı. Efendimiz yatsıdan önce uyumayı ve sonrasında oturup konuşmayı sevmezdi. Gece sohbeti konusunda sadece yolculara müsaade etmiştir.

YÜZÜKOYUN YATMAMAK

Uyurken sağ tarafa, sağ el üzerine yatmak ve dua okumak Hz. Peygamber’in sünnetleri arasında. Hz. Aişe, Efendimiz’in yatış şeklini şöyle anlatıyor: “Resûlullah yatağa girdiğinde, avuçlarını bitiştirip içine üfler, İhlas, Felak ve Nas sûrelerini okur, ellerini vücudunun sürebildiği yerlerine sürerdi. Ellerini baş, yüz ve vücudunun ön tarafından sürmeye başlardı ve bunu üç kere tekrar ederdi.” Resûl-i Ekrem’in yatmadan önce Secde, İsra ve Zümer sûrelerini okuduğuna dair de rivayetlerde bulunuyor.

Yüzükoyun yatmak ise dinimize göre uygun değil. Bu şekilde yatmayı cehennem halkının yatış şekli olarak niteleyen Efendimiz, böyle istirahat eden bir sahabeyi de “Bu Allah’ın sevmediği bir yatış şeklidir.” diye uyarmıştır.

HER AY ÜÇ GÜN ORUÇ TUTMAK

Her aydan üç gün oruç tutmak, bunu özellikle kamerî takvim hesabına göre her ayın 13, 14 ve 15. günlerinde yapmak Peygamber Efendimiz’in uygulamalarından. Hz. Aişe Validemiz, Nebiler Serveri’nin her ay üç gün oruç tuttuğunu rivayet ediyor. Hatta O (sallallahu aleyhi ve sellem), sefer halinde bile bu günlerde oruç tutmayı ihmal etmemiştir. Ümmetini de bu konuda teşvik eden Habib-i Zişan, “Her ay üç gün oruç tutmak, bütün seneyi oruçla geçirmek demektir.” buyuruyor. Ebü’d–Derdâ Hazretleri de Efendimiz’den bu konuda aldığı tavsiyeyi şöyle anlatıyor: “Sevgilim (sallallahu aleyhi ve sellem) bana, yaşadığım sürece asla terk etmeyeceğim üç şeyi; her ay üç gün oruç tutmayı, kuşluk namazını kılmayı ve uyumadan önce vitir namazını eda etmeyi tavsiye etti.

Cihan Yenilmez 

Yenibahar