MUTTASIL Zamir Arapça Gramer Dersleri

 

  • Muttasıl (bitişik) zamirler cümlede; merfu, mansub ve mecrur olarak görev yaptığı için üç nevi’dir.
  • Muttasıl zamir asıl’dır. (a) Ma-kabli (önceki, geçmişteki, üstteki) itibariyle zamirdir ve kendisine (asıl’a) yönelten bir kelimeye veya cümleye muhtaçtır. Bu kelime veya cümle gizli de olabilir. (b) Kendisinden önce gelen âmiline bitiştiği için ona muhtaç olup, onun cüzü gibidir.  (c) Muttasıl olmaya bir mâni bulunduğunda zamir, munfasıl olarak gelir. (d) Muttasıl zamirler, munfasıl merfu zamirle te’kid edilir ( قُمْتُ أَنَا )  “Ben (başkası değil), ben kalktım” gibi.
  • Merfû Muttasıl Zamirler
    (Fâil zamirlerdir ve fiille birleşir)
    Mansub ve Mecrûr Muttasıl Zamirler
    (Meful zamirlerdir ve isimle birleşir)
    Cemî Tesniye Müfred     Cemî Tesniye Müfred    
    وُا اَ اَلْمُذَكَّرُ اَلْغَائِبُ هُمْ ~ هُمَا ~ هُ ~ اَلْمُذَكَّرُ اَلْغَائِبُ
    onlar ikisi o   onların ikisinin onun  
    نَ  ْ~ تَا تْ اَلْمُؤَنَّثُ هُنَّ ~ هُمَا ~ هَا ~ اَلْمُؤَنَّثُ
                       
    تُمْ تُمَا تَ اَلْمُذَكَّرُ اَلْمُخَاطَبُ كُمْ ~ كُمَا ~ كَ ~ اَلْمُذَكَّرُ اَلْمُخَاطَبُ
    siz ikiniz sen   sizin ikinizin senin  
    تُنَّ تُمَا تِ اَلْمُؤَنَّثُ كُنَّ ~ كُمَا ~ كِ ~ اَلْمُؤَنَّثُ
                       
    نَا نَا تُ اَلْمُتَكَلِّمُ نَا ~ نَا ~   اَلْمُتَكَلِّمُ
    biz ikimiz ben bizim ikimizin benim
  • Birinci Nevi Merfu Muttasıl  Zamir : 
  • 1. Muttasıl zamirin bitiştiği fiil, ma’lum ise fâil olur ve merfu’dur.
  • 2. Muttasıl zamirin bitiştiği fiil, meçhul ise nâibu fâil olur ve merfu’dur.
  • 3. Muttasıl zamirin bitiştiği fiil,  كَانَ  ve benzerlerinden  ise isim olur ve merfu’dur.
  • 4. Sadece merfu muttası zamir altı yerde müstetir olur ve merfudur : (1) Gâib olan mâzide, (2) Gâibe olan mâzide, (3) Mutlak olduğu halde mütekellim için olan muzaride, (4) Müfred müzekker muhatab olan muzaride, (5) Müfred müzekker gâib için olan muzaride, (6) Mutlak olduğu halde sıfat olan isimde, ancak bunların ism-i zâhire (nüfus kütüğündeki isme) isnad edilmemeleri gerekir.
  • Kâide: Fâil durumunda olan gâib cemi müzekker zamirini ( وُا ), meful zamire bağlarken cemî alameti olan vav ve elifin, elifi düşer ( وَجَدَوُهُ Onu buldular) gibi.
  • Kâide: ( تُمْ ) fâil zamirine, bir başka meful zamirin bitişmesi halinde -geçiş- MİM’e eklenen vâv ile yapılır. ( وَجَدْتُمُوهُ  Onu buldunuz) gibi.
  • Örnekler:
  • Sıfatlarını bildirmekle sorumlu değilim” bilgisi saklı olduğundan; mazi, muzari ve emr-i gâib’deki,  gâib müzekker müfred için zamir harfi yoktur. 
  • Mazi : 7/107 : ( فَأَلْقَى عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُبِينٌ ) “Asâsını (yere) bırakıverdi – o vakit asâ açıkça görünen bir ejderha oldu.”
  • Muzari : 6/3 : (  يَعْلَمُ سِرَّكُمْ وَجَهْرَكُمْ وَيَعْلَمُ مَا تَكْسِبُونَ ) “Semâlarda ve arzda var olan O Ellah’tır – açık ve gizli yaptığınız şeyleri bilir – ne kazandığınızı da bilir.”
  • Sıfatlarını bilmekle sorumluyum” bilgisinin saklı olduğu; mazi muhatab müzekker müfred‘inde  ( تَ ) merfu muttasıl zamiri kullanılıyor: 
  • Mazi : 18/76 : (  قَدْ بَلَغْتَ مِنْ لَدُنِّي عُذْرًا ) “Dedi: Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam, beminle arkadaşlık yapma – gerçekten tarafımdan son söze ulaştın.”
  • Muzari : 11/91 : ( قَالُوا يَاشُعَيْبُ مَا نَفْقَهُ كَثِيرًا مِمَّا تَقُولُ  ) “Dediler ki : Ya Şuayb! Biz söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz – gerçekten biz seni içimizde zayıflardan görüyoruz – velev senin aşiretin olmasaydı seni recm ederdik – ve senin bizim üzerimizde bir üstünlüğün yok.”
  • Emir : 3/43 : (  وَارْكَعِي مَعَ الرَّاكِعِينَ ) “Ey Meryem! Rabbine ta itaat ile kulluk yap – secdeye kapan – rüku edenlerle rüku et.”
  • İkinci Nevi Zamir: Mansûb Muttasıl Zamir : 
  • 1. Fiilin sonuna bitişen (muttasıl) zamir mefulün bih olur ve mansub’dur.
  • 2. İnne’nin ismi ( إِنَّ  ve benzerlerinin sonuna bitişen (muttasıl) zamir isim olur ve mansub’dur.
  • 3. Bazen iki mansub muttasıl zamir birleşebilir. 
  • Örnekler:
  • Hizmetden (fiiller zincirinden) sorumluyum” bilgisinin saklı olduğu fiilin gâib müzekker müfred‘inde ( هُ ) mansûb muttasıl zamiri kullanılıyor.
  • 12/14 : ( قَالُوا لَئِنْ أَكَلَهُ  ) “Dediler ki : Yemin olsun kurt onu yerse – ve biz soylu bir cemaatken – şüphesiz o zaman biz hüsrana düşenlerden oluruz.”
  • Kendi işimin zâhiri edebinden sorumluyum” bilgisinin saklı olduğu fiilin muhatab müzekker müfred‘inde ( كَ ) mansûb muttasıl zamiri kullanılıyor.  
  • Ebu Davud : ( مَنْ أَمَرَكِ بِهَذَا ) “Böyle (yapmanı) sana kim emretti?”
  • Kendi işimin bâtıni edebinden sorumluyum” bilgisinin saklı olduğu fiilin mütekellim vahde vezninde ( ي ) mansûb muttasıl zamiri kullanılıyor.
  • Tirmizi : ( وَانْصُرْنِي عَلَى مَنْ يَظْلِمُنِي ) “Bana zulmedenlere karşı bana yardım et!”
  • Üçüncü Nevi Zamir: Mecrur Muttasıl Zamir:
  • 1. İsmin sonuna bitişen (muttasıl) zamir, oluşan isim tamlamasının muzafun ileyhi olur ve mecrur’dur. Buradaki muttasıl zamir, hem o ismin kime ait olduğunu bildirir, hem de o ismin (muzaf’ın) fâilidir. Sonuna zamir alan isim, belirli hale geldiği (marife olduğu) için harfi tarif almaz.
  • 2. Harficere bitişen zamir de, isim olur ve mecrur’dur.
  • Kâide: Zamirle birleşen isimler, harfi cerden sonra geldikleri takdirde, isimler ESRE olsa da, zamirlerin harekesi değişmez. Sadece gâib’deki “he” ses uyumundan dolayı ( هِ ~ ) olur.
  • Kâide: ( ل ) harfi ceri, isimle birleşirse ( لِ ) olarak ESRE ile bağlanır ve  ( لِخاَلِدٍ Hâlid için / Hâlid’in / Hâlid’in var / Hâlid’e ait.) anlamlarını kapsar.
  • Kâide: Mütekellim yâ’sı hariç olmak üzere diğer zamirlerle birleşirse ( لَ ) olarak ÜSTÜN hareke ile bağlanır.
  • Kâide: Cümlenin başına gelirse, mülkiyet (var mânası) ifade eder. ( لَهُمْ كِتَابٌ Onların bir kitabı var) gibi.
  • Kâide: Mütekellim Yâ’sı sâkindir ancak Kâfirun Suresi, 6’da fethalı okunur :  وَ لِىَ دِينِى   “Benim dinim de banadır”.  Yâ’nın fethalı okunmasından dolayı “Yaşantımla apaçık ortaya koyduğum, görülen ve bilinen bir dînim var” anlamı saklıdır.
  • Muttasıl (bitişik) zamir,  bitiştiği âmiline onun bir cüzü olacak şekilde muhtaç olan zamirdir. Şöyle de söylenebilir: Muttasıl zamir, kendisinden önce olan (gelen) âmiline bitiştiği için ona muhtaç olup, onun cüzü gibidir.
  • Bu tarifteki saklı bilgilerin kısmen anlatılabileceği bir örnek: “Yâ Rabbî … / Ey Rabbim …” hitabındaki hazf edilmiş ( ي  نى ~ ) “Mütekellim vahde Ye’si“, Rabb ismine bitiştiği için;
  • (1) Muttasıl zamirinin âmili, Rabb’dır.
  • (2) Muttasıl zamiri, âmili olan Rabb’a muhtaçtır.
  • (3) Muttasıl zamirini, Rabb’ı terbiye eder ama, “Ene” munfasıl zamirini terbiye etmez.
  • (4) Muttasıl zamiri, Rabb’ının terbiyesinden hoşnuttur.
  • (5) Muttasıl zamiri, önce Rabb’ın var olduğunu bilir, sonra Rabb’ı bilir.
  • (6) Muttasıl zamiri, namazda Rabbi ile fısıldaşandır.
  • (7) Muttasıl zamiri, Kur’an-ı Kerim okurken Rabbi ile sohbet edendir.
  • (8) Muttasıl zamiri, terbiye sürecinin sonunda; Rabb’ı ile alâkalı olan her şeyi bilir, yani kâinatın ve ölüm sonrasının hem maddi yönünü hem de mânevi yönünü bilir. Buradaki biliş, damlaların birleşe – birleşe bir deniz oluşturma süreçine benzer.
  • (9) Muttasıl zamiri, çok şükür bir Rabb’im var diyendir.
  • (10) Muttasıl zamiri, Rabb’ini hayranlıkla veya hayretle izleyendir.
  • (11) Muttasıl zamiri, Rabb’inin ayetlerini (Kur’an-ı Kerim’i) hem okuyan, hem dinleyen, hem yaşayan, hem de başkalarına örnek olandır….. saymakla bitmez ki
  • .
  • Kur’an-ı Kerim’deki muttasıl zamirlerin, Sarf-Nahiv’deki tarifinden çok farklı ve ilginç bir özelliği daha var. Bu özelliğine belki, “Muttasıl zamirdeki görme çeşitleri” denilenilir.  
  • Örnek-1 : İbrâ – him‘in görmesi, öğle bir görme ki ; kundaktaki çocuğunu ve eşini, otu -suyu -barınağı olmayan çıplak bir araziye bırakıp geri dönen Hz. İbrahim a.s’ın görmesidir.  
  • Üsdat Necip Fazıl (rahmetullahi aleyh) bir şiirinde bu görmeyi şu cümlelerle açıklıyor: İsrâ … gece gitmek … Kur’an’da ismi  ||  Bir yolculuk … İsrâ  ||   Zamandan mekândan âzattır cismi  ||  ilâhi ibrâ … ||  || Seven, sevilenle buluşmak diler; || En mahrem meclis … || “Geceleyin beni alıp gittiler.” || Ne güzel hadis!.. ||  || Çıktı, çıktı … âhenk âhenk merdiven … || Her katta bir iş … || Döndürüp yıldızlar üstünde düven || Kat kat yükseliş … 
  • Örnek-2 : ( وَ جُمِلَتْ قُرَّةُ عَيْنِى فِي الصَّلاَةِ    “Gözümün aydınlığı namazda kılındı.”)  Hadis-i Şerifiyle de; nasıl bir görme? ve dosdoğru namazın nasıl oluşur? soruların cevabını saklı olarak verir. 
  • Örnek-3 : Ümmet-i Muhammed’in, diğer ümmetlerin üzerine şâhid olması; müslümanların, bir  ( كَ ~ ) önderliğinde, ( كُمْ ~) olarak “Kur’an-ı Mubîn” makamına kadar kemâle ulaşacağını saklı olarak bildirir.
  • Örnek-4 : Harficer ( ل ); muttasıl zamirlerle üstün alarak birleşip, cümlenin başına geldiğinde de ( لَهُ  ) “onun / onun var / ona ait / onun için” anlamlarını verir ve Üstün’den dolayı, “bu duruma Ellah Teala da şâhiddir, kulları da” anlamı saklıdır. Ancak mütekellim ( ي ) ile esre alarak birleşir ve cümlenin başına geldiğinde ( لِي ) “benim / benim var / bana ait /benim için” anlamlarını vermez. (Fakat, sarf kâidesine göre bu anlamları verir) Çünkü bu görme kademesini ifşâ eden muttasıl mütekellim ( ي ) zamiri ve esre harekesinden dolayı “Ellah Teala’nın, bana hizmet etmesi için elime ulaştırdığı ve hesabını da soracağı bu şeyanlamını verir.