Tefaul Babı Mezid Fiiller
4) TEFA’UL (تَفَعُّل) BÂBI
Sülâsi mâzî fiilin başına bir تَ harfi ilave edilip aynel fiili şeddeli okunarak meydana gelir.
|
Masdar |
Muzâri |
Mâzî |
|
تَفَعُّلاً |
يَتَفَعَّلُ |
تَفَعَّلَ |
|
تَعَلُّماً |
يَتَعَلَّمُ |
تَعَلَّمَ |
|
öğrenmek |
öğreniyor |
öğrendi |
Gayesi: Tefa’ul bâbına giren sülâsî fiil o fiilin peyderpey belli bir aşamadan ve süreden sonra oluştuğuna işaret eder. Anlam olarak hemen hemen sülâsî kökündeki manayı verir:
|
عَلِمَ |
bildi |
عَلَّمَ |
öğretti |
تَعَلَّمَ |
öğrendi | |||
|
نَزَلَ |
indi |
تَنَزَّلَ |
indi | |||||
Tefa’ul bâbının muzâri çekiminde fiilin başına ت harfi iki defa geldiği için bazen birinin atıldığı görülür:
تَتَنَزَّلُ (indi) yerine; تَنَزَّلُ
|
تَنَزَّلُ الْمَلاَئِكَةُ وَ الرُّوحُ.. |
Melekler ve ruh iner (Kadir, 4). | |||||||||
|
Mâzî Çekimi |
||||||||||
|
تَعَلَّمُوا |
تَعَلَّمَا |
تَعَلَّمَ |
öğrendi | |||||||
|
تَعَلَّمْنَ |
تَعَلَّمَتَا |
تَعَلَّمَتْ |
||||||||
|
|
… |
تَعَلَّمْتَ |
||||||||
Mâzî Meçhûl Çekimi |
||||||||||
|
تُعُلِّمُوا |
تُعُلِّمَا |
تُعُلِّمَ |
öğrenildi | |||||||
|
تُعُلِّمْنَ |
تُعُلِّمَتَا |
تُعُلِّمَتْ |
|
|||||||
|
|
… |
تُعُلِّمْتَ |
|
|||||||
Görüldüğü gibi mâzî meçhûl yapımında; tüm mezîd fiillerde olduğu gibi mâzî birinci harf ötre, sondan bir önceki harf de esre yapılır.
|
Muzâri Çekimi |
|||||
|
يَتَعَلَّمُونَ |
يَتَعَلَّمَانِ |
يَتَعَلَّمُ |
öğreniyor | ||
|
يَتَعَلَّمْنَ |
تَتَعَلَّمَانِ |
تَتَعَلَّمُ |
|||
|
|
|
تَتَعَلَّمُ… |
|||
Muzâri Meçhûl Çekimi |
|||||
|
يُتَعَلَّمُونَ |
يُتَعَلَّمَانِ |
يُتَعَلَّمُ |
öğreniliyor | ||
|
يُتَعَلَّمْنَ |
تُتَعَلَّمَانِ |
تُتَعَلَّمُ |
|||
|
|
… |
تُتَعَلَّمُ |
|||
Görüldüğü gibi muzâri meçhûl için; muzâri harfi ötre okunup sondan bir önceki harf de üstün yapılır.
تَفَعُّلْ Bâbının Emr-i Hâzır Çekimi
|
تَعَلَّمُوا |
تَعَلَّمَا |
تَعَلَّمْ |
öğren Muhâtab |
|
تَعَلَّمْنَ |
تَعَلَّمَا |
تَعَلَّمِي |
Muhâtaba |
İsm-i Fâili مُتَعَلِّمٌ öğrenen
İsm-i Mef’ûlü مُتَعَلَّمٌ öğrenilen
Nâkıs Tefa’ul Çekimi
تَوَفَّى يَتَوَفَّى (vefat etti, öldü)
| Mâzî | تَوَفَّى | Masdar | تَوَفُّياً |
| Muzâri | يَتَوَفَّى | Mâzî Meçhûl | تُوُفِّىَ |
| Emir | تَوَفَّ | Muzâri Meçhûl | يُتَوَفَّى |
| İsm-i Fâil | مُتَوَفٍّ | Meçhûl Mansûb | يُتَوَفَّى |
| İsm-i Mef’ûl | مُتَوَفىًّ | Meçhûl Meczûm | يُتَوَفَّ |
Not: Bu fiilin malûm mâzîsi رَمَى nın, meçhûl mâzîsi رَضِيَ fiilinin çekimlerine benzer. Muzâri يَرْضَى fiilinin meçhûl çekimi ise يُرْضَى çekimindedir[20].
Cümle Örnekleri
(Aşağıda görüldüğü gibi if’ilâl bâbı az kullanılırken tefa’ul bâbı oldukça yaygın ve çok kelimeye sahiptir)
1- قُمْ[21] بِأَعْماَلِكَ دُونَ أَنْ تَنْتَظِرَ جَزاَءً عاَجِلاً – لاَ تَتَوَقَّعْ جَزاَءً عاَجِلاً عَنْ كُلِّ عَمَلٍ تَقُومُ بِهِ.
2- قُمْ بِخِدَماَتِكَ دُونَ أَنْ تَنْتَظِرَ شُكْراً ظاَهِراً – لاَ تَتَوَقَّعْ شُكْراً ظاَهِراً عَنْ كُلِّ خِدْمَةٍ تَقُومُ بِهاَ.
3- تَحَدَّثَ الصَّدِيقاَنِ طَوِيلاً – أَتَمَنَّى أَنْ تَكُونَ مِنَ الناَّجِحِينَ فِي الْاِمْتِحاَنِ.
4- لِمَ تَأَخَّرَ الْمُدَرِّسُونَ الْيَوْمَ ؟ مِمَّنْ تَتَكَوَّنُ أُسْرَتُكَ ؟ تَتَكَوَّنُ عاَئِلَتيِ مِنْ أَحَدَ عَشَرَ شَخْصاً.
5- اِسْتَيْقَظَ خاَلِدٌ مِنَ النَّوْمِ مُبَكِّراً ثُمَّ تَوَضَّأَ وَ صَليَّ الصُّبْحَ – هُوَ يَتَمَنَّي أَنْ يَكوُنَ مُهَنْدِساً.
6- هُوَ يُفَضِّلُ الْقِراءَةَ – تَفَضَّليِ ياَ أُمِّي تَناَوَليِ الدَّواَءَ أَوَّلاً ثُمَّ اشْرَبِ الْماَءَ ثاَنِياً .
7- لاَ تَتَأَخَّريِ فيِ الْمَدْرَسَةِ – لاَ تَتَأَخَّراَ فيِ الْمَدْرَسَةِ -لاَ تَتَأَخَّرْنَ فيِ السُّوقِ -لاَ تَتَأَخَّروُا فيِ الْحَديِقَةِ.
8- سَيَتَوَضَّأُ التَّلاَميِذُ بالْماَءِ –أَنْتِ تَتَأَخَّريِنَ قَليِلاً – أَهْلاً ياَ عَميِّ تَفَضَّلْ أُدْخُلْ – أَهْلاً وَ سَهْلاً.
9- تَفَضَّلْ، أُنْظُرْ هَلْ هَذِهِ حَقِيبَتُكَ – مَعْذِرَةً هَذِهِ لَيْسَتْ حَقيِبَتِي، هِيَ مِثْلُهاَ فيِ اللَّوْنِ فَقَطْ.
10- تَعَجَّبَ إِبْراَهيِمُ لِأَنَّ هَذِهِ الْحَقيِبَةَ تُشْبِهُ حَقيِبَتَهُ – تَذَكَّرَ إِبْراَهيِمُ أَخيِراً مَكاَنَ حَقِيبَتِهِ.
11- هلْ تَتَحَدَّثُ الْعَرَبِيَّةَ جَيِّداً ؟ نَعَمْ أَتَحَدَّثُ الْعَرَبِيَّةَ جَيِّداً .
12- تَحَدَّثَ الْمُدَرِّسُ عَنِ الصَّلاَةِ – قاَلَ الْوَلَدُ لِأُمِّهِ “عيِدٌ مُباَرَكٌ ياَ أُمِّي وَ أَرْجوُ أَنْ تَكُونيِ داَئِماً بِخَيْرٍ وَ صِحَّةٍ جَيِّدَةٍ. قاَلَ لِواَلِدِهِ : “عيِدٌ سَعيِدٌ ياَ أَبيِ وَ أَتَمَنيَّ أنْ تَكوُنَ داَئِماً سَعيِداً.
13- أَتَناَوَلُ السَّحوُرَ قَبْلَ أَذاَنِ الصُّبْحِ – كَتَبَ الْمُدَرِّسُ أسْماَءَناَ – اَلتِّلْمِيذاَتُ يَتَكَلَّمْنَ فِي الْفِناَءِ مَعَ الْأُسْتاَذِ.
14- بَعْدَ الصَّلاَةِ تَحَدَّثَ الْإِماَمُ عنْ فَواَئِدِ الصَّلاَةِ – هَذِهِ هِيَ هِواَيَتِي الْمُفَضَّلَةُ.
Tercüme:
1- Acil bir karşılık beklemeden işlerini yap. Yaptığın her işten acil bir karşılık umma.
2. Hizmetlerini açık bir teşekkür beklemeden yap. Yaptığın her hizmetten açık bir teşekkür umma.
3- İki arkadaş uzun süre konuştu. İmtihanda başarılılardan olmanı temennî ederim.
4- Öğretmenler bugün niçin gecikti? Ailen kimlerden oluşuyor? Ailem 11 şahıstan oluşuyor.
5- Halit uykudan erken uyandı sonra abdest aldı ve sabah namazını kıldı. O bir mühendis olmayı temenni ediyor.
6- O okumayı tercih ediyor. Buyur ey anneciğim, önce ilacını al (iç), sonra (ikinci olarak) su iç.
7- Okulda geç kalma. İkiniz okulda geç kalmayın. Çarşıda gecikmeyin. Bahçede gecikmeyin.
8- Öğrenciler suyla abdest alacak. Sen biraz gecikiyorsun. Hoşgeldin ey amcacığım, buyur, gir. Hoşbulduk.
9- Buyur, bak, bu senin çantan mı? Özür dilerim, bu benim çantam değil, o sadece renk bakımından onun benzeri.
10- Bu çanta kendi çantasına benzediği için İbrâhim şaşırdı. Sonunda İbrâhim çantasının yerini hatırladı.
11- Arapça’yı iyi konuşur musun? Evet, Arapça’yı iyi konuşurum.
12- Öğretmen namaz hakkında konuştu. Çocuk annesine: “Bayramın mübârek olsun. Daima iyi ve iyi bir sıhhatte olmanı dilerim ey anne(ciği)m dedi. Babasına: “Mutlu bayramlar ey baba(cığı)m daima mutlu olmanı temenni ederim” dedi.
13- Sahuru sabah ezanından önce yaparım. Öğretmen isimlerimizi yazdı. Öğrenciler avluda hocayla konuşuyorlar.
14- Namazdan sonra imam namazın faydaları hakkında konuştu. İşte bu benim seçkin tercihimdir.
¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯
