Arapça GramerNahiv

Mefulun Fih – Zarflar Arapça Dersleri

7.706 kez okundu

 MEF’ÛLÜN FÎH (ZARFLAR)

✎ Bu dersin sonunda 3 seviyeli test var: kolay, orta, zor (15 soru).Teste git ↓

Fiilin işlendiği zamanı ve mekanı bildiren mansûb isme mef’ûlün fîh denir. “Ne zaman” ve “nerede”  sorusuna cevap verirler.

Fiilin ne zaman işlendiğini gösteren mef’ûlün fîh zaman zarfı, nerede işlendiğini gösteren mef’ûlün fih de mekan zarfıdır. Herhangi bir zarftan sonra gelen isim daima mecrûr olur. Çünkü zarflar muzaf, sonraki isimler de muzafun ileyhtir.

MEFULU FİH

Zaman ve Mekan Zarfları şu kısımlara ayrılırlar

1- Mutasarrıf Zarflar

Bazen zarf yerini tutan kelimeler cümlede zarf olmadan da kullanılabilirler. Bunlar mutasarrıf zarflardır. O zaman mef’ûlu fih olmazlar ve cümle içindeki yerine göre, cümlenin asli unsurlarından biri olarak (mübtedâ, haber, ya da fâil gibi) i’rab (hareke) alırlar. Bu zarflardan bazıları şunlardır:

ساَعَةٌ saat يَوْمٌ gün أُسْبُوعٌ hafta
سَنَةٌ sene صَباَحٌ sabah مَساَءٌ akşam
شَهْرٌ ay ظُهْرٌ öğle لَيْلٌ gece
غَدٌ yarın لَحْظَةٌ lahza مِيلٌ mil
فَرْسَخٌ fersah كِيلُومِتْرٌ kilometre يَمِينٌ sağ
يَساَرٌ sol شَماَلٌ kuzey جَنُوبٌ güney
شَرْقٌ doğu غَرْبٌ batı وَسَطٌ orta
جاَءَ يَوْمُ الْجُمْعَةِ. Cuma günü geldi.

Burada يَوْمُ kelimesi fâil olup zamme ile merfûdur.

اَلشَّرْقُ مَهْدُ الْأَدْياَنِ السَّماَوِيَّةِ. Doğu semâvî dinlerin beşiğidir.

Burada اَلشَّرْقُ kelimesi mübtedâ olup zamme ile merfûdur.

2-Mutasarrıf Olmayan Zarflar

Bazı zarflar vardır ki cümle içinde sadece zarf olarak kullanılır ve cümlenin diğer unsurlarından olmazlar. Bunlar da mutasarrıf olmayan zarflardır. Cümlenin neresinde bulunurlarsa bulunsunlar daima zarfiyetten dolayı mansûb olurlar. Bu zarflardan bazıları şunlardır:

بَعْدَ sonra طَواَلَ ..boyunca
حِينَ an, ..dığı zaman خِلاَلَ ..sırasında, esnasında
أَثْناَءَ esnasında وَراَءَ arkasında
تَحْتَ altında بَيْنَ arasında
عِنْدَ yanında فَوْقَ üzerinde
حَوْلَ çevresinde, etrafında خَلْفَ arkasında
تِجاَهَ karşısında نَحْوَ ..e doğru, ..e karşı, ..yaklaşık, civarında..
لَدَى yanında, katında
دُونَ aşağısında ..meksizin, ..maksızın, ..den başka

كَسَرَ خاَلِدٌ فِي تِلْكَ الْمَعْرَكَةِ نَحْوَ سَبْعَةِ سُيُوفٍ.

Halit o savaşta yaklaşık yedi kılıç kırdı.

 

 

Bu zarflar;

a) Ya kendilerinden önce geçen fiilin zaman ve mekanını bildirdiklerinde mef’ûl-i fîh olurlar:

تَطِيرُ الطاَّئِراَتُ فَوْقَ السَّحاَبِ. Uçaklar bulutların üstünden uçar.

Burada (فَوْقَ) mekan zarfı mef’ûlü fîh olup fetha ile mansûbtur.

b)Ya da bir mübtedâya haber veyahut bir kelimeye sıfat olurlar:

اَلْجَنَّةُ تَحْتَ أَقْداَمِ الْأُمُّهاَتِ. Cennet annelerin ayakları altındadır.(Hadis)
مَرَرْتُ بِرَجُلٍ عِنْدَكَ. Yanındaki adama uğradım.

Burada تَحْتَ ve عِنْدَ mekan zarfları zarfiyet dolayısıyla mansûbtur[5].

 Önemli Not: Ancak bu zarflar (مِنْ) harf-i ceri ile mecrûr olurlar:

قُلْ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللَّهِ . De ki: Hepsi Allah’tandır.
سِرْتُ مِنْ وَراَءِهِ. Arkasından yürüdüm.

ARAPÇA ZAAMAN ZARFLARI

Zarfların Diğer Özellikleri

* ماَ harfi bazı zarflara bitişebilir. Ancak bu ماَ zâidedir (hiçbir iş görmez). Zarfa etki etmez ve onu iş yapmaktan alıkoymaz. Yani bu zarflar mansûb olmaya ve kendisinden sonra gelen isim ise muzafun ileyh ve mecrûr olmaya devam eder. (ماَ)nın bitiştiği zarflar genelde şunlardır:

عِنْدَ حِينَ قَبْلَ بَعْدَ دُونَ
رَجَوْتُهُ أَنْ يَحْضُرَ دُونَماَ تَأْخِيرٍ Gecikmeden gelmesini rica ettim.

(دُونَ) kelimesi mansûb bir zarftır. ماَ zâidedir (تَأْخِيرٍ) muzafun ileyh ve kesre ile mecrûrdur[6].

*Zaman ve mekâna muzaf olan sayılar, işaret isimleri ve sıfatlar mefûlün fîh olarak mansûb okunur:

نَزَلْتُ تِلْكَ الناَّحِيَةَ. O nahiyeye (bölgeye) indim.
قَضَيْتُ هُناَكَ خَمْسَةَ أَياَّمٍ. Orada beş gün geçirdim.
مَشَيْتُ ثَلاَثَةَ أَمْياَلٍ. Üç mil yürüdüm.

  

*Zaman ve mekân zarflarına muzaf olan (بَعْضُ)ve (كُلُّ) kelimeleri de mef’ûlün fih olur:

نَذْهَبُ إِلَى الْمَدْرَسَةِ كُلَّ يَوْمٍ. Okula her gün gideriz.
نَزَلَ الثَّلْجُ بَعْضَ اللَّيْلِ. Gecenin bir kısmında kar yağdı.

*Mevsûf zaman ve mekân zarfı olursa, hazfedildiğinde sıfatı onun yerine mef’ûl-i fîh olur:

نِمْتُ طَوِيلاً (نِمْتُ وَقْتاً طَوِيلاً) . Uzun müddet uyudum.

* (قَبْلَ) ve (بَعْدَ) zarflarının özellikleri

a) (قَبْلَ) ve (بَعْدَ) başlarına harf-i cer gelmeksizin muzaf olduklarında mansûbdurlar.

خَرَجَ أَخُوكَ قَبْلَ كُلِّناَ إِلَى الْجَوْلَةِ. Kardeşin hepimizden önce gezmeye çıktı.

b) Muzaf olup başlarına harf-i cer geldiğinde mecrûr olurlar

جاَءَ عَلِيٌّ مِنْ بَعْدِ خاَلِدٍ. Halit’ten sonra Ali geldi.

c) Fiile doğrudan doğruya değil (أَنْ) ile bağlanırlar ve cümleye muzâf olduklarında cümlenin başında (أَنْ) bulunur:

ناَمَ الطِّفْلُ قَبْلَ أَنْ يَرْجِعَ أَبُوهُ مِنَ الْعَمَلِ. Çocuk babası işten dönmeden uyudu.
جاَءَ أَحْمَدُ بَعْدَ أَنْ ذَهَبَ أَبُوهُ. Ahmet, babası gittikten sonra geldi.

d) (قَبْلَ) ve (بَعْدَ)’nin muzâfun ileyhi hazfedilince zamme üzere mebnî olur.

فَرَّ يَعْقُوبُ مِنْ قَبْلُ. Önce Yâkub kaçtı.
ذَهَبَ خاَلِدٌ وَ عُمَرُ مِنْ قَبْلُ. Önce Halit ve Ömer gitti.

Kur’ân-ı Kerîm’de (مِنْ قَبْلُ) ve (مِنْ بَعْدُ) şeklinde kullanılışı yaygındır.

* (يَوْمَ) ve (حِينَ) kelimeleri cümleye muzâf olduklarında başlarına (أَنْ) gelmez:

دَخَلَ الطُّلاَّبُ الصَّفَّ حِينَ دَقَّ الْجَرَس. Zil çaldığı zaman öğrenciler sınıfa girdiler.
تَرَكْتُهُ يَوْمَ عَلِمْتُهُ خاَئِناً. Onu hain olarak tanıdığım gün terk ettim.
اِنْتَظَرْتُهُ فِي الْمَطاَرِ إِلَى حِينَ حَضَرْتَ. Sen gelene kadar hava alanında bekledim.

*Mef’ûl-i fih fiilin önünde gelebilir[7]:

اَلْيَوْمَ زُرْتُ أَباَكَ. Bugün babanı ziyaret ettim.

Bu dersin sonunda Kendini dene testi var (3 seviye, 15 soru). Teste git →

İlgili Makaleler

Ücretsiz Arapça öğrenme araçlarıDerslerin yanında: seviyeni bul, kelime ezberle, okuyarak pekiştir.