Masdarlar 1- Arapça Gramer
b) (مَفْعِلٌ)
Muzâride orta harfi esreli olan fiiller ile baş harfi illetli olan fiiller bu grubtan gelir:
|
جَلَسَ -ِ |
oturdu |
مَجْلِسٌ |
oturmak, oturma yeri, oturma zamanı (meclis) | |
|
نَزَلَ -ِ |
indi |
مَنْزِلٌ |
inmek, inilecek yer, inilecek zaman (ev) | |
|
وَضَعَ يَضَعُ |
koydu |
مَوْضِعٌ |
koymak, konulacak yer, zaman (yer) | |
|
وَقَفَ يَقِفُ |
durdu, ayakta durdu |
مَوْقِفٌ |
durma, durma yeri ve zamanı (durak) | |
|
وَلَدَ يَلِدُ |
doğurdu |
مَوْلِدٌ |
doğurmak, doğum yeri ve zamanı (doğum) | |
|
وَعَدَ – يَعِدُ |
vaad etti, söz verdi |
مَوْعِدٌ |
söz verilen yer, zaman (randevu) | |
|
يَسَرَ -ِ |
kumar oynadı |
مَيْسِرٌ |
kumar oynama, kumar oynama yeri, zamanı (kumarhane) | |
*Aşağıdaki fiiller ise kaide dışı muzâride orta harfi zammeli olduğu halde mimli masdarı, ism-i zaman ve mekânları (مَفْعِلٌ) kalıbında gelenlerdir:
|
سَجَدَ -ُ |
secde etti |
مَسْجِدٌ |
secde etmek, secde yeri ve zamanı (mescid) |
|
شَرَقَ -ُ |
doğdu |
مَشْرِقٌ |
doğmak, doğma yeri ve zamanı (doğu) |
|
غَرَبَ -ُ |
battı |
مَغْرِبٌ |
batmak, batış yeri ve zamanı (batı) |
*Bazı sülâsî fiillerin masdarları ise sonuna tâ-i merbûta (ة)alır:
|
عَرَفَ -ِ |
bildi, tanıdı |
مَعْرِفَةٌ |
bilmek |
|
غَفَرَ -ِ |
bağışladı |
مَغْفِرَةٌ |
bağışlamak |
|
وَعَظَ يَعِظُ |
vaaz verdi, nasihat etti |
مَوْعِظَةٌ |
öğüt vermek |
3- Yapma Masdar:
İsmin son harfini esre yapıp yanına (يَّةُ) getirilerek yapılan, hal ve sıfat gösteren masdara yapma masdar denir:
|
اَلْإِنْساَنُ |
insan |
اَلْإِنْساَنِيَّةُ |
insanlık | |
|
اَلْمَسْؤُولُ |
sorumlu |
اَلْمَسْؤُولِيَّةُ |
sorumluluk | |
|
اَلْجاَهِلُ |
câhil |
اَلْجاَهِلِيَّةُ |
cahillik | |
|
اَلْحاَكِمِيَّةُ |
hâkimiyet |
اَلأُلوُهِيَّةُ |
ulûhiyyet | |
|
اَلرُّبُوبِيَّةُ |
Rubûbiyyet (Rablık) |
اَلْقَوْمِيَّةُ |
milliyetçilik | |
|
اَلْحَنَفِيَّةُ |
hanefîlik |
اَلْوَهاَّبِيَّةُ |
vahhâbîlik | |
|
اَلْمَدْرَسِيَّةُ |
okulla ilgili |
اَلْاِشْتِراَكِيَّةُ |
sosyalizm | |
|
اَلشُّعُوبِيَّةُ |
ulusçuluk |
اَلْعِلْماَنِيَّةُ |
laiklik | |
|
اَلصِّناَعِيَّةُ |
sanayicilik, sanayi ile ilgili |
اَلْبَحْرِيَّةُ |
denizcilik | |
Masdarların Cümle İçinde Kullanılışı:
Masdarlar mübtedâ, haber, fâil ya da mef’ûl vb. gibi cümlenin herhangi bir unsuru olabilir.
|
بَكَي الطِّفْلُ مِنَ الْجُوعِ. |
Çocuk açlıktan ağladı. |
*Masdarın yerine (أَنْ) ve fiil getirilebildiği takdirde masdarlar fiil gibi (şibh-i fiil) amel edip fâil ve mef’ûlün bih alabilir:
|
يُرِيدُ الرَّجُلُ أَنْ يَزُورَهُ. |
Adam onu ziyaret etmek istiyor. |
يُرِيدُ الرَّجُلُ زِياَرَتَهُ. |
Adam onu ziyaret etmek istiyor. |
|
خاَلِدٌ كَثِيرُ النَّصْرِ صَدِيقَهُ. (خاَلِدٌ كَثِيرُ أَنْ يَنْصُرَ صَدِيقَهُ.) |
Halit arkadaşına çok yardım eder. (Halit’in arkadaşına yardımı çoktur.) |
Burada صَدِيقَهُ harfi tarifli olan النَّصْرِ masdarının mef’ûlün bihidir.
*Masdar tenvinli olarak geldiğinde de fiil gibi amel eder.
|
إِطْعاَمٌ يَتِيماً خَيْرٌ (أَنْ يُطْعِمَ الْمَرْءُ يَتِيماً خَيْرٌ). |
Yetimi yedirmek hayırlıdır. |
Burada إِطْعاَمٌ masdarı şibh-i fiildir ve يَتِيماً de mef’ûlüdür.
*Masdarlar umûmiyetle fâillerine muzâf olurlar. Fâille masdar biraraya gelince masdar muzaf ve fâil de muzafun ileyh durumuna gelir:
|
خَلْقُ اللَّهِ |
Allah’ın yaratması/Allah’ın yaratışı | |||
|
دُخُولُ الرَّجُلِ |
adamın girmesi/adamın girişi | |||
|
بَعْثُ الْخَلِيفَةِ |
halifenin göndermesi, gönderişi | |||
|
صِدْقُ الْمَرْءِ عِزٌّ (أَنْ يَصْدُقَ الْمَرْءُ عِزٌّ) . |
Kişinin doğruluğu şereftir. | |||
عِباَدَةُ الْإِنْساَنِ سَبَبٌ لِكَماَلِهِ.(أَنْ يَعْبُدَ الْإِنْساَنُ سَبَبٌ لِكَماَلِهِ.) |
Kişinin ibadet etmesi kemali için sebebtir. | |||
Eğer bir masdara hem bir fâil hem de mef’ûl bağlıysa, fâil mecrûr durumunda muzafun ileyh olarak masdardan sonra gelir, mef’ûl (nesne) de mansûb durumunda onu takip eder:
|
خَلْقُ اللَّهِ الْأَرْضَ |
Allah’ın arzı yaratması/yaratışı |
|
دُخُولُ الرَّجُلِ الْبَيْتَ |
adamın eve girişi |
|
بَعْثُ الْخَلِيفَةِ رَسُولاً |
halifenin bir elçi göndermesi |
*Masdarlar bazen semâî müennes olarak kabul edilirler:
|
قاَلَ رَسُولُ اللَّهِ : طَلَبُ الْعِلْمِ فَرِيضَةٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ وَ مُسْلِمَةٍ. |
|
Allah’ın Rasûlü: “İlim talebi her müslüman erkek ve kadına farzdır.” dedi. |
شَرِبَ الرَّجُلُ شَرْباَتٍ عَدِيدَةً. |
|
Adam defalarca (bir çok kere) içti. |
*Masdar çok yoğun bir şekilde mef’ûl olarak kullanılır. Özellikle mef’ûllerini harf-i cer vasıtasıyla alan fiiller masdarı çok sık alır:
|
مَنَعَ مِنْ |
..bir şeyi yasakladı |
|
مَنَعَهُ أَحْمَدُ مِنَ الدُّخُولِ. |
Ahmet ona girmeyi yasakladı. |
|
دَعاَ إِلَى |
..bir şeye davet etti, çağırdı |
|
دَعاَهُمْ إِلَى الْخُرُوجِ. |
Onları çıkmaya davet etti. |
|
أَمَرَ بِ |
..bir şeyi emretti |
|
أَمَرُوناَ بِالسَّماَعِ. |
Bize dinlememizi emrettiler. |
Masdar-ı Binâ-i Merre (Tekrar ismi):
Kemmiyete (niceliğe ve sayıya) delâlet eden masdar çeşididir. Sülâsî fiilden (فَعْلَةٌ) vezninde gelir. Bir işin kaç kere yapıldığını gösterir:
|
ضَرَبَ |
vurdu |
ضَرْبَةً |
bir kere vurmak | |
|
أَكَلَ |
yedi |
أَكْلَةً |
bir kere yemek | |
|
ضَرَبَ الرَّجُلُ اللِّصَّ ضَرْبَةً |
Adam hırsıza bir defa vurdu. |
|||
|
ضَرَبَ الرَّجُلُ اللِّصَّ ضَرْبَتَيْنِ |
Adam hırsıza iki defa vurdu. |
|||
|
أَكَلَ الْوَلَدُ أَكْلَةً |
Çocuk bir defa yedi. |
|||
|
أَكَلَ الْوَلَدُ أَكْلَتَيْنِ |
Çocuk iki defa yedi. |
|||
Görüldüğü gibi müfred kalıp (فَعْلَةً) şeklinde gelirken tesniye kalıbı ona uyumlu olarak (فَعْلَتَيْنِ) şeklinde cemi kalıbı da (فَعَلاَتٍ) durumunda gelmektedir:
|
ضَرَبَ الرَّجُلُ اللِّصَّ ضَرَباَتٍ عَدِيدَةً |
Adam hırsıza birçok defalar vurdu. |
|
أَكَلَ الْوَلَدُ أَكَلاَتٍ عَدِيدَةً |
Çocuk birçok defa yedi. |
|
أَكَلَ الْوَلَدُ ثَلاَثَ أَكَلاَتٍ |
Çocuk üç defa yedi. |
*Mezîd fiillerin masdaru binâ-i merre’si kendi fiillerinin masdarlarına tâ-i merbûta (ة) getirilerek yapılır:
|
اِبْتَسَمَ يَبْتَسِمُ اِبْتِساَمٌ |
gülümsedi |
اِبْتِسَامَةٌ |
bir gülümseyiş |
|
اِنْطَلَقَ يَنْطَلِقُ اِنْطِلاَقٌ |
fırladı, gitti |
اِنْطِلاَقَةٌ |
bir gidiş |
Masdarın sonunda zaten (ة) varsa, bir defa oluşu ifade etmek için sona (واَحِدَةٌ) kelimesi eklenir:
|
رَحِمَ يَرْحَمُ رَحْمَةٌ |
acıdı, merhamet etti |
رَحْمَةٌ واَحِدَةٌ |
bir acıyış |
|
أَجاَبَ يُجِيبُ إِجاَبَةً |
cevap verdi |
إِجاَبَةٌ واَحِدَةٌ |
bir cevaplandırış |
Masdar-ı Binâi Nevi (Tarz, durum ismi) :
Keyfiyete (nasıllığa) delâlet eden masdar çeşididir. Türkçe’deki durum zarfına benzer. Fiilin olma tarzını anlatan isimdir. Sülâsî fiilden (فِعْلَةٌ) vezninde gelir:
|
ضَحِكَ يَضْحَكُ |
güldü |
ضِحْكَةً |
gülme tarzı | ||
|
خَلَقَ يَخْلُقُ |
yarattı |
خِلْقَةً |
yaratma tarzı | ||
|
مَشَى يَمْشِي |
yürüdü |
مِشْيَةً |
yürüme tarzı | ||
|
مَشَى الْوَلَدُ مِشْيَةَ الرَّجُلِ. |
Çocuk adam yürüyüşüyle yürüdü (adam gibi yürüdü). |
||||
|
جَلَسَ التِّلْمِيذُ جِلْسَةَ الْمُعَلِّمِ. |
Öğrenci öğretmen gibi oturdu. |
||||
|
فَتَحَ الرَّجُلُ الْباَبَ فِتْحَةَ اللِّصِّ. |
Adam kapıyı hırsız açışıyla açtı (hırsız gibi yavaşça açtı). |
||||