Kane ve Benzerleri

İnne gibi harf değil, fiillerdir. Fiil başına gelince yardımcı fiil, isim cümlesi başına gelince nâkıs fiil olur. Normalde bir fiilden sonra fail ve meful gelir. Kane den sonra isim ve haber gelir. Aynı şekilde harekelenir.

Kane’nin ismi ‘merfu‘, haberi ‘mensub‘ dur.

 

كَانَ (Kane) İdi, oldu. Lafzattullah ile beraber kullanılırsa “dir, dır” anlamı alır.

كَانَ عَلِىٌّ طَالِباً : Ali öğrenci idi.

كَانَتْ آعِشَةُ طَالِبَةً : Ayşe öğrenci idi.

أَيْنَ كَانَتْ العَقْرَبُ؟ : Akrep nerede idi?

كَانَ المُدَرِّسُ فِي الفَصْلِ قَبْلَ خَمْسِ دَقَاىِٔقَ : Öğretmen beş dakika önce sınıftaydı.

يَقُولُونَ إنَّ الإمْتِحانَ سَيَكُونُ في الأسبوعِ الأَوَّلِ من شَهْرِ رَجَبٍ : Diyorlarki muhakkak imtihan Recep ayının ilk haftası olacak.

كُنْتُ مُتْعَباً اليَوْمَ فَلَمْ أَذْهَبْ إلى المَدْرَسَةِ : Bugün yorgundum, okula gitmedim.

أُرِيدُ أنْ أكُونَ مُدَرِّساً : Öğretmen olmak istiyorum.

كُنَّا نَظُنُّهُ بَعِيداً : Biz onun uzak olduğunu zannetmiştik.

أَبِي كَانَ يَعْمَلُ هُنَاكَ : Babam orada çalışıyor idi.

Kane’nin Muzari Formunda; Cezim halinde bazıları aşağıdaki şekilde kullanılır;

يَكُنْ –> يَكُ

تَكُنْ –> تَكُ

أَكُنْ –> أَكُ

نَكُنْ –> نَكُ

*(وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِنْ قَبْلُ وَ لَمْ تَكُ شَيْىٔاً)* : Sen hiçbir şey değilken seni yarattım.

Kane’nin haberi zamir şeklinde geldiğinde istenirse bitişik, istenirse ayrı yazılır;

أَخْشَى أَنْ أَكُونَ إِيَّاهُ / أَكُونَهُ : O olmaktan korkuyorum.

أصْبَحَ (Esbeha) Sabah oldu, oldu.

كَانَ الرَجُلُ الطَالِباً أصبَحَ مُعَلِّماً : Adam öğrenci idi öğretmen oldu.

أًصْبَحَ الرَجُلُ فِي القَرْيَةِ : Adam köyde sabahladı.

أَظْھَرَ (Ezhera) Öğlen oldu.

أَمْسَى (Emsâ) Akşam oldu, oldu.

أَمْسَى الجَوُّ لَطِيفاً : Hava akşam iyi oldu.

أَمْسَتْ المَرِيضَةُ ضَعِيفَةً : Hasta akşam zayıf düştü.

لَيْسَ (Leyse) Değildir. Önemi kuvvetlendirilmek istenirse haberin başına “bi” harfi konur”.

لَيْسَ الوَلَدُ بِطَالِبٍ : Çocuk kesinlikle öğrenci değildir.

Leyse’nin Bitişik Zamirler ile Kullanımı;

Zamirler Leyse’ye “Mazi Fiil”in bitişik zamirleri gibi bitişir.

لَيْسَ ، لَيْسَتْ ، لَيْسُوا ، لَسْنَ ، لَسْتَ ، لَسْتِ ، لَسْتُمْ ، لَسْتُنَّ ، لَسْتُ ، لَسْنَا

آمِنَةُ لَيْسَتْ بِطَبِيبَةٍ : Emine doktor değildir.

لَسْتَ بِكَبِيرٍ : Sen büyük değilsindir.

لَسْتُ بِمُدَرِّسٍ : Ben öğretmen değilim.

ما (Mâ) Değildir. (Haberin başına ‘بِ‘ harfi gelebilir.)

*(ما ھذا بَشَرًا)* : Bu insan değildir.

*(وما اللهُ بِغَافِلٍ عمَّا تَعْمَلُونَ)* : Allah ne yaptığınızdan ğafil değildir.

لا يَزَالُ (Lâ yezâlu) Halen.

لا يَزَالُ عَمَّارٌ مَرِيضاً : Ammar halen hastadır.

لا أَزَالُ ضَعِيفاً : Halen güçsüzüm.

أَوْشَكَ (Ewşeke) Neredeyse, üzere

يُوشِكُ الطُلابُ أَنْ يَرْجِعُوا إلى بِلادِھِمْ : Öğrenciler memleketlerine dönmek üzereler.

أُوشِكُ أَنْ أَتَزَوَّجَ : Evlenmek üzereyim.