İholarda Talebe Yetişilemiyor

41240

Devlet nezdinde hep üvey evlat gibiydiler. Ama halk bu okulları her zaman sahiplendi. Varlıkları, değerlerine sahip çıkan nesiller adına garanti kabul edildi. Gelgelelim 28 Şubat fırtınasında vebalı muamelesi gördüler. Ortaokul kısmı kapatıldı, liseye dokunmadılar ama binbir engel üreterek topal ördek konumuna getirdiler. Oysa geçen zaman imam hatip liselerine olan talebi azaltmadı. 12 yıllık zorunlu kesintili eğitimle yeniden sisteme katılan imam hatip ortaokulları, 2012–2013 dönemine dair öğrenci alımını sürdürüyor. Daha doğrusu devam ettirmeye çalışıyor! Çünkü Ankara’nın hesapları Türkiye’yi pek kuşat(a)mıyor. Talep yoğunluğuna rağmen devlet arzda geri kalıyor. Hatta kimi iddialara göre, kamuoyunda “Her tarafta imam hatip ortaokulu açılıyor!” algısı oluşturmamak için müstakil veya imam hatip lisesi bünyesinde açılan okul sayısı belirli seviyelerde tutulmaya çalışılıyor. Tabii şikâyetler bununla sınırlı değil…

Nail Tan, imam hatip ortaokullarının tekrar faaliyete geçeceğini duyunca sevinen babalardan: “Neticede belirli bir potansiyeli var. Artık öyle bir dönemde yaşıyoruz ki güven tesisi çok zor. Durum okullarda daha belirgin. Bu sebeple her anne baba gibi ben de evladımı, başına bir şey gelmeyeceğinden emin ve ötesinde değerlerine vâkıf bir şekilde yetiştirmek istiyorum. İmam hatip bu fırsatı sunuyor.” Gelgelelim Tan’ın heyecanı ara sınıflara öğrenci alınmayacağı açıklanınca yarım kalmış. Çünkü kızı ilköğretim 5’inci sınıfı geçen yıl bitirmiş: “Keşke bir imkân olsaydı. Kaldı ki eskisi gibi ilkokul için 5 sene ayrılsaydı, şansımız vardı.”

Aslında Nail Tan’ın temennisi birçok ebeveynin zihnindeki “acabalara” işaret ediyor. Evet, aile çocuğunu imam hatip ortaokuluna göndermek istiyor, öğrencinin yaşı da tutuyor ama gidebileceği okul var mı? Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ilk duyurularında imam hatip ortaokuluna kayıt için 17 Ağustos’u son tarih ilan etmişti. Fakat birçok ebeveyn kayıt için müracaat ettiğinde belirsizliklerle karşılaşıyordu. Bazı okullarda anne babalara, “Okulun kontenjanı belli, eğer fazla talep olursa, kura çekeriz.” deniyordu. Aileler de garanti verilmeyen bir yola çıkıp sonrasında zor durumda kalacaklarına kayıt yaptırmadan yüz geri ediyordu. İsmini vermek istemeyen bir babanın yorumu şöyle: “İmam hatibi istedik oğlumuz için. Daha koruyucu bir ortam olarak görüyoruz. Ancak başvuruya gidince talebe göre pozisyon alınacağı söylendi. Biz de geri adım attık. Çünkü imam hatip olmazsa tekrardan ortaokul aramamız gerekecek, o vakte kadar ya diğerleri de dolarsa ne yaparız? Kocaman bir soru işareti.” Neyse ki MEB duruma müdahale edip il millî eğitim müdürlüklerine kayıt işlemlerinin devam ettiğini duyurdu. Başvuran her öğrencinin alınacağını bildirdi. Aslında bakanlık bu kararı almak zorunda kaldı desek daha doğru olur.

İstanbul, birçok konu gibi imam hatip ortaokulu açısından da yoğunluğun en fazla yaşandığı şehir. İlk planlamalara göre 22 bin 709 kontenjan ayrılmış. Ramazan Bayramı öncesine kadarki başvuru 15 bin 661. Eylül başına kadar sayı 18 bini aşmış. Yetkililer birçok ailenin ya tatilde ya da memleketinde bulunduğuna dikkat çekiyor ve talebin hesaplanan kontenjanın fazlasıyla üzerine çıkacağını öngörüyor. Öyle ki 30 bine dayanma riski (!) bile var. Evet, risk… Çünkü sayı buraya ulaşırsa derslik ve okul problemi had safhaya çıkacak. Tabii bunun işaretleri şimdiden alınıyor. Mesela Fatih için 2 okulda 250 öğrenci düşünülmüş. Ancak başvuru 501. Yine Güngören’de kontenjan 400, müracaat 600.

Bir de kimi çevrelerce ortaya atılan asılsız dedikleri iddialardan şikâyetçi yetkililer. En çok dillendirileni, bütün imam hatip ortaokullarının ilköğretimlerden dönüştürüldüğü yönündeki. Sayılarla cevaplama yoluna gidiyor, İstanbul Millî Eğitim. İl genelinde açılan imam hatip ortaokulu sayısı 85 ve bunun en az yüzde 30’u imam hatip liseleri kapsamında faaliyete geçiyor. Tabii gözden kaçan veya görülmek istenmeyen bir nokta da şu ki, 2012- 2013 için imam hatip ortaokulu unvanlı eğitim kurumlarında sadece 5’inci sınıf öğrencileri öğrenim görecek. Üst sınıfların yer almaması derslik problemini önümüzdeki yıllara öteliyor. Yine sistemin 3 yıl sonra rayına gireceği düşünülüyor.

Beklenti büyük

ÖNDER İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği Genel Müdürü Sabri Otağ, süreci yakından takip eden bir isim. Ellerindeki verilere göre ağustos sonu itibarıyla Türkiye geneli başvuru sayısı 66 bin 500’e yaklaşıyor. İşlemler bittiğinde bunun 100 bine ulaşacağını tahmin ediyor. Lakin bu, beklentinin altında bir sayı. “28 Şubat öncesi imam hatip liseleri orta bölümünde yaklaşık 400 bin öğrenci okuyordu. Bu bütün imam hatip lisesi öğrencilerinin 3’te 2’siydi. Şimdi bu rakamların çok uzağındayız. Tabii bunda bazı planlama eksiklerinin payı büyük.”

Otağ’a göre söz konusu aksaklıkların başında başvuruların bu yıl için, e-kayıt sistemine katılmaması var. Müracaatları günbegün takip ve buna göre altyapı çalışmalarını yürütme imkânı verecek sistem oluşturulmayınca problem daha ilk adımda kendini hissettiriyor.

İkincisi ilçe millî eğitim müdürlüklerinin iradesiyle oluşturulan imam hatip ortaokullarından çoğunun merkezden uzak ve teknik yönden sıkıntılı binalarda oluşturulması. “Özellikle kız öğrenciler için vazgeçme sebebi olabiliyor bu durum. Kasıt aramıyorum ama bu tercih hatası talebi yüzde 20 oranında olumsuz etkiledi bana göre.” diyor, ÖNDER Genel Müdürü.

Ahmet Bey tam da tarif edilen ebeveynlerden. Kızı bu yıl, oğlu da gelecek yıl imam hatip ortaokuluna gidecek yaşta. Çok da arzu ediyor, çocuklarının bu eğitim kurumlarına gitmesini ama evine uzak yerdeki bir okula göndermeye de gönlü el vermiyor: “Keşke daha hassas davransalardı. Tamam, benim maddî durumum var. Servis tutar daha uzak yerdeki daha düzgün bir okula gönderebilirim. Ya durumu olmayanlar, onlar ne yapsın? Yazık değil mi insanlara? Kolaylaştırmak varken niye zorlaştırılıyor? Daha merkezî bir yer de istenilse seçilebilirdi. İnşallah okullar açılana kadar ya da gelecek seneler için daha derli toplu bir plan hazırlanır.”

Duyuru konusunda da yeterince titiz davranılmadığını düşünüyor, Otağ. Her ne kadar kimi çevreler, bazı medya organlarını da işe katarak, Türkiye genelinde bir imam hatip seferberliği başlatıldığını, kötü bir sunumla ve gelecek için karanlık bir tablo gibi verse de…

Bir de müfredat var, tabii. Bakanlığın ifadesi hazırlıkların devam ettiği yönünde. Ama hangi minvalde? Sabri Otağ, millet nazarındaki hüsn-i kabulün zedelenmemesi gerektiği görüşünde, “1950’lerde şuurlu bir öğrenci birikimi vardı. Mezuniyetleri itibarıyla da bayağı donanımlıydı. Aynı durum bugün de sağlanmalı. Yine devrin şartları göz önüne alınarak gelişmelere uygun öğrenim tasarlanmalı. Millî ve manevî değerler verilirken dünyayı okuyabilen çocuklar yetişmeli. Müfredat bunu sağlayacak kapasitede olmalı.”

Genel Müdür’ün talepleri işin bir tarafı. Ama asıl ehemmiyetli nokta muhakkak ki öğretmen. Millî eğitim camiasında din öğretimiyle ilgilenenlerin en büyük beklentisi eylüldeki 40 binlik atama. Sistemin sağlıklı yürütülebilmesi ve gelecek için sağlam bir zemin oluşturulması için 10 binlik pay beklentisi var. Meslek ve din kültürüne dönük bu talep karşılanır mı bilinmez ama beklenti büyük. Bunun yanında son 2 yılını İstanbul’un önemli imam hatip liselerinden birinde geçiren öğretmen B. Bey daha hassas bir konuya değiniyor, “İmam hatip ortaokullarında görevlendirilecek öğretmen ve idarecilerin tamamı hizmet içi eğitimden geçirilmeli.” “Çünkü…” diyor, “Anlaşılan imam hatip lise öğretmenleri ortaokula kaydırılacak. Ama yaş aralığı ve davranış farklılığı söz konusu. 15 ila 18 aralığından 11 ila 14’e düşecek sınıflar. Öğretmenin sözlerinden, davranışlarından daha kolay etkilenecek bir kitle. Yanlışlıklar büyük problemlere yol açar. Çocuk ezilir, duygularını bastırır, imam hatip zihninde kötü bir yere oturur, ötesinde nefret eder. Günümüzde vaktiyle aldıkları baskıcı din eğitimi sebebiyle bu durumun çok ötesinde olumsuzluklar yaşayanları düşünün.”

Nihayet bütün sıkıntılara ilişkin Millî Eğitim Bakanlığı’nın vereceği cevaplar da vardır muhakkak. Ancak gönderdiğimiz soruların karşılığını dergi yayına hazırlanana kadar alamadığımız için burada yer veremiyoruz. Kim bilir, belki de tablo görüldüğü oranda sıkıntılı değildir!

Aksiyon