Hz. Peygamber’in Fiilleri: Hadis Usulü Online Oku

42469


Hz. Peygamber’in Fiilleri:

 

Rasûlüllah (s.a.s)’ın fiilleri üçe ayrılır:


1.
Hz.
Peygamber’in bir beşer, bir insan olarak yaptığı fiillerdir. Yeme, içme,
giyinme, uyuma, yatıp kalkma gibi. (Örneğin sağ elle yemek yemesi, saçını
ortadan ayırması) Bu fiiller genel olarak ümmeti bağlamaz. Çünkü bunlar Allah
elçisinden bir peygamber sıfatıyla değil bir insan olması sıfatıyla meydana
gelmiştir.

Bununla birlikte, ashab-ı kiramdan, Allah
elçisini bu gibi fiillerinde de izleyenler vardı. Abdullah b. Ömer bunlardandır.

Hz. Peygamber’in ticaret, ziraat, savaş
tedbirleri, hastalık tedavisi gibi dünyevî işlerde kendi görgü ve tecrübesine
dayanarak yaptığı davranışlar da bu kısma girer. Çünkü bunlar şahsi tecrübeyle
ilgilidir. Buna şu olayı örnek verebiliriz: Hz. Peygamber, Medinelilerin
hurmaları aşıladıklarını görünce, aşılamamalarını bildirdi. Ancak ertesi yıl iyi
ürün alınmadığını görünce; hurma bahçesi sahiplerine “Siz dünyanıza ait
işleri daha iyi bilirsiniz”[1]

buyurdu.

Bedir Savaşı sırasında da savaş tecrübesine
dayalı şöyle bir olay yaşanmıştı. Hz. Peygamber, orduyu bir yere konaklatmak
istedi. Hubâb b. Münzir bu yerleştirmenin vahye mi, yoksa savaş taktiğine mi
dayandığını sordu. Allah elçisinin, bunun bir savaş taktiği olduğunu söyleyince,
Hubab b. Münzir bu konaklama yerinin uygun olmadığını söyledi ve daha uygun yeri
göstererek, gerekçelerini açıkladı. Bunun üzerine, ordu Hubâb’ın belirlediği
yere yerleştirildi.[2]


2.
Hz.
Peygamber’in sırf kendisine mahsus olduğu şer’i bir delille belirtilmiş olan
fiilleri. Gece teheccüd namazı kılması[3]
Ramazan’da “visal orucu” tutması, dörtten fazla kadınla evlenmesi buna örnek
olarak zikredilebilir. Diğer müslümanlar, Hz. Peygamber’in bu fiillerini kıyas
yoluyla delil olarak alamazlar. Çünkü bunların Hz. Peygamber’e ait oluşunda
şer’i deliller vardır.


3.
Hz.
Peygamber’in teşrîi nitelikli fiilleri. Namaz kılışı, oruç tutuşu, haccedişi,
ziraat ortaklığı kuruşu, borç alıp vermesi gibi. Bu tür fiilleri sünnet olup
bunlara uymak gerekir. Bu fiilleri de ikiye ayırmak mümkündür.


a.

Kur’ân’ın mücmellerini açıklamak için yaptığı fiiller. Bunlar Kur’ân’ın
tamamlayıcısı sayılırlar ve hangi mücmeli açıklamışlarsa onun hükmünü alırlar.
Mücmel ifadenin hükmü vacibse; onu açıklayan sünnetin hükmü de vacib, mücmelin
hükmü mendupsa, açıklayıcı sünnetin hükmü de mendup olur.


b.
Hz.
Peygamber’in bağımsız olarak ve bir işin mübah oluşunu göstermek üzere yaptığı
fiiller. Bu çeşit fiillerin vücub, nedb veya mübahlık gibi şer’î niteliği
bilinir. Bunlara ümmetin de uyması gerekir ve fiil yukarıdaki hükümlerden
birisine uyar. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurulmuştur: “Şüphesiz
Allah’ın Rasûlünde, sizin için Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve
Allah’ı çok ananlar için mükemmel bir örnek vardır.”
(el-Ahzâb: 33/21).

Sonuç olarak sünnet, Kur’ân’dan sonra ikinci
asıl kaynak olup, İslâm’ın pek çok hükmü ve belki İslâmî müessese ve esasların
bütünlüğü sünnetle tamamlanmıştır.[4]


 



 




[1]

Müslim, Fezâil: 141; bk. İbn Mâce, Rühün: 15.



[2]

Kettânî, et-Terâtibü’l-İdâriyye, Beyrut (t.y), 2/384.



[3]

el-Müzzemmil: 73/1-4; el-İsrâ: 17/79.



[4]

Hamdi Döndüren, Şamil İslam Ansiklopedisi: 5/460; İsmail Lütfi Çakan, Şamil
İslam Ansiklopedisi: 2/192.