Hal Cümlesi Arapça Gramer Dersleri

 

 

  • Hâl; fiil işlenirken mârife olan fâilin, mefulün veya her ikisinin durumunu gösteren MANSUB ve NEKRE isimdir. Masdar, isim cümlesi, fiil cümlesi, şibhi cümle de HÂL olabilir. Nekre olan ve illetli harf bulunmayan bir kelime olduğu takdirde Hâl, üstün tenvinli olarak gelir.
  • Hâl, Türkçe’deki “durum zarfı” karşılığıdır. Fiile sorulan NASIL? sorusunun cevabıdır. Türkçe’ye -rek, -rak, -dığı halde, -ken, -mış olduğu halde diye tercüme edilir. Durumu açıklanan fâil’e veya meful’e sahib-i hâl (zû’l hâl) denir.
  • İsim cümlesi olan Hâl, ( وَ ) hâl vav’ı ile temel cümleye bağlanır. Olumlu muzari cümle hâl ise, temel cümleye hâl vav’ı olmadan bağlanır. Şibhi cümle hâl ise, temel cümleye hâl vav’ı olmaksızın bağlanır.
  • Hâl cümlesi, sıfat cümlesi ve sıla cümlesi arasındaki farklar:
  • Hâl cümlesi: ( رَأَيْتُ رَّجُلاً يَحْضُرُ ) “Gelen adamı gördüm.” Cümlesinde üstün tenvin’li ( رَّجُلاً ) hâl sahibidir ve nekre isimdir. Bu cümleyi kuran kişi, gelen adamın, aslında gönderilen olduğunu bildiğini ama gelenin, o anda bunu bilmediğini anlatmaktadır.
  • Sıfat cümlesi: ( رَأَيْتُ الرَّجُلَ يَحْضُرُ ) “Gelen (bir) adam gördüm.” Cümlesinde fetha’lı ( الرَّجُلَ ) mefuldür, göreceli (kıyasi) olarak sıfatlanandır ve marifedir. Bu cümleyi kuran kişi, bir durumu yorum yapmadan anlatmaktadır.
  • Sıla cümlesi: ( رَأَيْتُ الرَّجُلَ الَّذِي يَحْضُرُ ) “Gelen adamı gördüm.” Cümlesinde mahallen mansub ( الرَّجُلَ الَّذِي يَحْضُرُ ) sıfat tamlamasıdır ve mevsuf mârifedir. Bu cümleyi kuran kişi, hem kendisinin hem de gelenin aslında gönderilen biri olduğunu o anda bildiklerini anlatmaktadır.