Hadislerdeki İllet Çeşitleri Hadis Usulü Online Oku

43174


Hadislerdeki İllet Çeşitleri:

 

Hadislerin metin ve isnadında bulunan ve hadisin
muallel olmasına sebep olan illetleri el-Hakimu’n-Nisaburi on bölümde
toplamıştır. Bunları, aynı zamanda muallel hadislere misal vermiş olmak için,
bir kısmına örnekler göstererek sıralayalım:


1-

Sened görünüşte sahîh ise de, içinde yer alan râvilerden birinin, hadîsi rivâyet
ettiği şeyhle görüşüp görüşmediği, ondan işitme (sema) yoluyla hadis alıp
almadığı kesin değildir.

Mesela:

Ebu Hureyre’den (r.a.) Rasulullah’ın (s.a.v.)
şöyle dediği rivayet edilmiştir:


“Çok dedikodulu bir mecliste oturan o meclisten
kalkmadan önce “Subhaneke Allahumme ve bi hamdike lailahe illa ente, estağfiruke
ve etubu ileyk” diye dua ederse o mecliste ettiği dedikodunun günahı mağfiret
olunur.”

Bu hadisin illetini belirtmek üzere
Buhari ile Müslim arasında geçen bir olayı açıklamak gerekir.

Meşhur hadis alimi Müslim bir gün Buhari’ye
gelerek, gözlerini öper ve şöyle der:

“Bırak ayaklarını da öpeyim ey üstadların
üstadı; muhaddislerin efendisi; hadis illetlerinin tabibi! Muhammed b. Selam,
Mahled b. Yezid, İbnu Cureyc, Musa b. Ukbe, Suheyl-babası-Ebu Hureyre isnadıyla
sana bir mecliste dedikodu etmenin keffareti konusunda bir hadis rivayet etmiş;
bunun illeti ne, bana söyle.” Buhari:

“Güzel bir hadistir. Bu konuda yeryüzünde bundan
başka bir hadis bilmiyorum; fakat ma’luldür.” Müslim itiraz ederse de Buhari
illetini söylemez. Ancak ısrar edince aynı hadisin Musa b. İsmail-Vuheyb-Musa b.
Ukbe-Avn b. Abdullah isnadıyla kendisine ulaşan tarikını zikreder ve şunları
söyler

“Bu daha evladır; çünkü Musa b. Ukbe’nin
Suheyl’den bizzat işiterek rivayeti olduğu zikredilmemiştir.” Bunun üzerine
Müslim “Sana buğzeden ancak hasedinden eder. Dünyada senin bir mislin olmadığına
şehadet ederim.” diyerek hayranlığını belirtmekten kendisini alamaz.      

Buhari’nin illetlidir dediği hadisin isnadı ile
Müslim’in isnadı karşılaştırılırsa şu sonuca varılır: Buhari’nin isnadında Ebu
Hureyre atlanmış, hadis bir tabiin olan Avn b. Abdullah’dan rivayet edilmiştir.
O halde Müslim’in merfu olarak bildiği hadis aslında mürseldir. Ayrıca
Buhari’nin “Musa b. Ukbe’nin Süheyl’den doğrudan doğruya işiterek rivayeti
olduğu zikredilmemiştir.” sözü üzerinde durduğumuz illettir. O halde bu hadiste
iki illet vardır ve mualleldir.  


2-

Sika râvinin mürsel olarak rivâyet ettiği bir hadîsin başka bir yoldan müsned
(isnadı tam) olarak gelmesi ve bu müsned rivâyetin zahiren sahih olması,

Yukarıdaki misal bu illet çeşidi için de
verilebilir. Açıklamaya dikkat edilirse görülür ki Buhari’nin rivayetinde Ebu
Hureyre atlandığından hadis mürseldir. Bununla beraber Müslim’in sorduğu senedle
isnadı tam olarak rivayet ediliyor; o rivayet sahih görünüyor…


3-

Belli muayyen bir sahâbenin rivâyeti olarak bilinen bir hadîs, ayrı ayrı
memlekete mensup olan râvilerin birbirlerinden rivâyetleri sırasında, bir başka
sahâbeye nisbet edilerek rivayet edilmesi.


4-

Sahâbî’den bilinen bir hadîsin Tâbiî’ye nisbet edilerek rivayet edilmesi.

Osman b. Süleyman’dan… Babasından nakledildiğine
göre “Hz. Peygamber’i bir akşam namazında Tur suresi’ni okurken duymuştur.”

El-Hakimu’n-Nisaburi’ye göre bu hadis üç yönden
illetlidir. Önce Osman, Süleyman oğlu Osman değil; Ebu Süleyman oğlu Osman’dır.
İkincisi Osman’ın yalnızca Nafi’ b. Cübeyr b. Mut’im’den rivayeti vardır,
dolayısıyla babasından rivayeti söz konusu değildir. Üçüncüsü de Ebu Süleyman Hz.
Peygamber’i görmemiş; ondan hadis işitmemiştir. 


5-

An’ane ile[1]
rivayet edilen bir hadîsin isnadından bir râvi düşmesi olmuştur. Bu durum, aynı
hadîsin sahîh olarak bir başka tarîkden gelmesiyle anlaşılır.


6-

Bir râvi bir hadisi müsned olarak rivâyet etmiş olduğu halde, o râviden bir
başka şahıs bunu gayr-ı müsned (inkıtalı) olarak rivayet eder ve hadîs bu
şekliyle bilinir.


7-

Bir isnadda râvilerin isimleri muntazaman zikredilirken ikinci bir isnadda bir
râvinin ismi mübhem kalır.


8-

Bir şeyhle karşılaşıp bir kısım hadîsler aldığı halde, o şeyhten almadığı
hadisleri de doğrudan ona nisbet ederek rivâyet edecek olursa aradaki şahsı
zikretmediğinden bu hadîsler muallel olur.


9-

Bir râvinin hadîsleri aldığı muayyen bir tarîki vardır. Ancak o tarîkte yer alan
ricalden biri değişik bir yoldan da hadîs rivâyet eder. Böyle durumlarda râvi
dikkatsizliği yüzünden, bunu da mutâdı olan tarîkle rivâyet edecek olursa,
hadîsi muallel olur.


10-

Hadîs bir tarîkte merfu, başka bir tarîkde mevkûf gelmiştir.

[2]

Ebu Süfyan’dan, Cabir b. Abdullah’dan, Hz.
Peygamber’e nispet edilerek rivayet edilmiştir:


“Kim namaz esnasında gülerse namazı iade eder;
abdesti etmez.”

Bu hadisin başka bir yönden rivayeti şöyledir.

“Ebu Süfyan’dan rivayet edilmiştir, Cabir b.
Abdullah’a namazda gülen adam (ın hükmü) soruldu. O: “Namazı iade eder; abdesti
etmez.” dedi.

Burada şu önemli noktaya işaret etmek gerekir.
Bir hadisin birkaç senedi olur da illet yalnız bunlardan birisinde bulunursa
hadis o senetle illetlidir. Bu illetin diğer isnadlara yapılan rivayetlere bir
zarar vermesi bahis konusu olamaz.

Son olarak bir de metindeki illete misal vererek
bu konuyu bitirelim. Müslim’in rivayetine göre Katade Evzai’ye Enes b. Malik’den
naklen şunları yazmıştır:

“Hz. Peygamber’in, Ebu Bekir, Ömer ve Osman’ın
arkasında namaz kıldım; hepsi de namaza Fatiha ile başlıyor; kıraatin ne başında
ne sonunda “Besmele”yi okumuyorlardı.”

İbnu’s-Salah’a göre bir kısım alimler, “okumanın
başında ve sonunda besmeleyi okumuyorlardı.” kısmını illetli bulmuşlardır.
Nitekim hadisin Buhari ve Müslim’in ittifak ettikleri kısmında bu ifade yoktur.
Ayrıca hadisin bu kısmı değişik rivayet edildiği ve aralarında bir tercih
yapılmadığı için muztarib sayılmıştır.[3]



 




[1]

Hadisin “an” edatı ile rivayet edilmesidir.



[2]

Talat Koçyiğit, Mücteba Uğur, İ. Hakkı Ünal, İmam-Hatib Liseleri İçin Hadis
Usulü, 12. sınıf: 17-19; İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi,
Akçağ Yayınları: 2/120-121.



[3]

Talat Koçyiğit, Mücteba Uğur, İ. Hakkı Ünal, İmam-Hatib Liseleri İçin Hadis
Usulü, 12. sınıf: 19-20.