USUL-İ HADÎS Hadis Usulü Online Oku

42921

USUL-İ HADÎS

 

USUL-İ
HADÎSİN MAHİYETİ

 


1- Usûl-i Hadîsin Muhtevâsı:

 

Hadis Usulü adıyla inceleyeceğimiz konu, aslında
Hadis Usulü Bilimi (İlmi Usuli’l-Hadis) dir. Hadis İlminin Dirayetü’l-hadis diye
bilinen koludur. Hadis ilminin diğer kolunun adı da Rivayetü’l-hadis ilmidir.

Dilimizde kullanımı ile Hadis Usulü, asli
ifadesiyle Usulu’l-hadis teriminin temel kelimesi hadis’tir. Hadis’in sözlük
anlamı yeni’dir. Eski demek olan kadim’in zıddıdır.

Hadis kelimesi Kur’an-ı Kerim’de söz ve haber
anlamlarında kullanılmıştır.[1]
Mesela “Haydi onun gibi bir söz getirsinler” (Tur: 52/34) ayetinde söz,
“Musa’nın haberi sana ulaştı mı?” (Taha: 20/9; ez-Zariyat: 51/24; en-Naziat:
79/15.) ayetinde de haber anlamındadır.

Hadisin terim anlamı ise, söz, fiil, takrir
(onay), ahlaki ve fiziki vasıf olarak Hz. Peygambere izafe edilen her şeyin
yazılı metinleri demektir. Çok özel ve dar anlamda peygamber sözüne de hadis
denir. Hadisin çoğulu ehadis’dir.

Usul, asl’ın çoğuludur. Asıllar, kökler,
kaynaklar manasına gelmektedir. Terim olarak yol, yöntem, nizam, kaide, düzen ve
metod ahlamlarında kullanılmaktadır. Bu manada bir ilmin asıl mevzuundan önce
öğrenilmesi gerekli esaslar, prensipler ve başlangıç bilgileri ve tekniklerini
ifade etmektedir.

Hadis Usulcüleri denilince, hadi ilminin 
dirayete dayanan prensipler bölümü (usuliyyat) ile meşgul olan alimler (usuliyyun)
anlaşılır.

Hadis usulü ilmi de hadis ilminin dayandığı
prensipler, hadis teknolojisi demektir. Bu bilim dalına başlangıçta Mustalahu’l-hadis
de denilmiştir. Usul konularını anlatmak için Ulumu’l-hadis ifadesinin
kullanıldığı da olmuştur.[2]

Hadis Usulü, kabul ve red yönünden hadisin sened
ve metnini inceleyen ilim dalıdır.

Hadis ilmi temelde rivayetu’l-hadis ve
dirayetu’l-hadis diye iki ana bilim dalına ayrılmaktadır. Rivayetü’l-hadis ilmi,
Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)’in söz, fiil, takrir ve hallerini; bunların zabt edilip
usulüne uygun olarak sonraki nesillere nakledilmelerini (rivayetlerini) konu
edinen hadis ilim dalıdır.

Mustalahu’l-hadis ve usûlü’l-hadis diye de
isimlendirilen dirayetü’l-hadis ilmi, “Sened ve metnin durumlarını anlamaya
imkan veren kaideler ilmi” olarak tarif edilmektedir. Bu tariften açıkça
anlaşılacağı gibi dirayetü’l-hadis ilmi, genel ve teorik kaideler vaz ederek
râvî, rivayet ve merviyy konularının tetkik ve tenkidine zemin hazırlamaktadır.
Bu ilim edebiyatı da prensipler edebiyatı demektir.[3]

Zaten usûl, aslın çoğulu olarak, asıllar,
kökler, kaynaklar anlamındadır. Terim olarak da yol, yöntem, kaide, düzen ve
metod anlamlarına gelen usül, bir ilmin asıl mevzuundan önce öğrenilmesi gereken
esaslar, prensipler, başlangıç bilgileri ve teknikleri demektir. Böyle olunca,
hadis usûlü, hadis ilminin dayandığı prensipler, hadis metodolojisi anlamına
gelmektedir. Hadis usulcüleri denilince de hadis ilminin dirayete dayanan
prensipler bölümü (usuliyyat) ile meşgul olan âlimler (usûliyyun) akla gelir.

Dirayetü’l-hadis ilmi ve dolayısıyla hadis usûlü
edebiyatı da temellerini, rivayetü’l-hadis ilmi ve edebiyatı gibi ashab-ı
kiramın hadis nakli ve rivayetinde gösterdikleri titizlik, araştırma (tesebbüt-taharri)
ve denetim faaliyetlerinde bulmaktadır. Ashabın üst seviyede bir dikkat ve
titizliğe sahip olmaları yanında, birbirlerinden duydukları hadisleri daha iyi
bilenden tahkik etmekten de geri kalmadıkları bilinmektedir. Hz. Aişe’nin yirmi
kadar sahabînin rivayetlerini tashih ettiğine dair hadisleri Bedreddin ez-Zerkeşî
“el-Icabe” adlı eserde toplamış bulunmaktadır. Öte yandan Hatib Bağdadî de hadis
öğrenmek ve bildikleri hadisleri kontrol etmek için uzun yolculuklara çıkan
sahabîleri “er-Rihle fı talebi’l-hadis” adlı eserinde tanıtmaktadır.

Ashab ile başlayan bu araştırma ve tetkik
gayretleri, dirayetü’l-hadise ait kaidelerin şekillenmesine zemin hazırlamıştır.
Tebliğ görevi ve Hz. Peygamber’e yalan isnad etmeme dikkati, hadis ilmine dair
tüm faaliyetlerin temelinde yatan gerçek olmanın yanında, hadis usûlünün, en
erken bir dönemden itibaren uygulama alanına intikalini de gerçekleştirmiş olan
asıl sebeptir. Ancak hadis usûlüne dair edebiyatı müstakil hüviyetleri ile
rivayetü’l-hadis edebiyatından daha sonraki bir dönemde bulabilmekteyiz.

[4]

Önceki bahislerde Hadîs ilminin doğuşu,
gelişmesi, bu sahada verilen belli başlı eserler üzerine yeterli açıklamalar
yaptık. Buralarda üzerinde durulmuş mes’eleler çoğunluk itibâriyle hadîslerin
rivâyetiyle ilgilidir. Tanıtılan kitaplar bile rivâyetle ilgili te’lîflerdir.
Hadîs İlminin bu şûbesine rivâyetü’l-hadîs ilmi denir.

Halbuki hadîsçilerin meşguliyet sâhasına giren
başka mes’eleler de vardır: Rivâyetin şartları, çeşitleri, herbir çeşide
terettüp eden hüküm, râvilerin ahvâli, şartları, merviyyâtın envâı, merviyyattan
istifâde şartları vs. gibi. Bu çeşit mes’elelerle meşguliyeti kendisine konu
edinen branşa dîrâyetu’l-hadîs denir.[5]
Usûl-i hadîs deyince öncelikle hatıra gelen muhteva ve müfredat da budur. Şunu
hemen kaydedelim ki, Usûl-i Hadîs ilmine ulûmu’l-hadîs de denmiştir ki, hadîs
ilimleri mânâsına gelir. Böylece hadîsle ilgili ilimlerin birçok şubelere
ayrıldığı ifâde edilir. Usûl-i Hadîs daha ziyâde ıstılahlar üzerinde durduğu
için ona mustalahu’l-hadîs de denmiştir. Bu ilme ilmu dirâyeti’l-hadîs veya
ilmu’l-hadîs dirâyeten tesmiyesi de vâriddir ki, bu durumda, râvileri tedkik
keyfiyeti düşünülmüş olmaktadır.

Mukaddimemizin bu kısmında daha ziyâde bir kısım
nazârî bilgiler, umûmî prensipler üzerinde durup, usûle giren ıstılahların
tarifelerini, açıklamalarını yapacağız: Hadîs nedir? Çeşitleri nelerdir, hangi
şartlar ve vasıflarda hadîs, sahîh veya hasen olur? Hadîs ne yollarla alınır ve
verilir? Senet nedir? Çeşitleri nelerdir? Senette yer alan râvilerde ne gibi
vasıflar aranır, hangi evsafı taşıyan râvi makbuldur, hangi evsafı taşımayanlar
gayr-ı makbuldur? vs.

Bir cümle ile hadîsin kabûl veya red durumları,
râvi ile mervî’nin çeşitli durumlarını inceleyeceğiz.[6]

İslam alimleri
her ilmin olduğu gibi hadis ilminin de esaslarını ve metodlarını tesbit
etmişlerdir. Bu ilmin konusu Hz. Peygambar’in hadisleri olunca metodolojisi de
diyebileceğimiz usulü, bunları bilmeye, sahihini zayıfından ve mevzu olanlardan
ayırdetmeye yarayacak esaslar, kaideler ile hadisleri nakleden ravilerin
hallerini açığa çıkarmaya yarayacak kurallardan ibarettir. Buna göre Hadis
Usulü, hadisler ve ravilerinin hallerini bilmeye yarayacak kaide ve esaslardan
ibaret bir ilimdir. Tarifi açıklamak gerekirse bir hadis isnad ve metinden
ibarettir. İsnad metni rivayet edenlerin isimlerinin sıralanması, metni ise
bildiğimiz gibi isnadla rivayet edilen Hz. Peygamber’in bir sözü, bir fiili,
davranışı, takriri veya onunla ilgili bir özelliği bizlere aktaran ifadelerdir.
Hadise güven ancak ravilerin güvenilir kimseler olduklarının açığa çıkmasından
sonradır. Şayet raviler adalet ve zabt bakımından güvenilir kimseler değilseler
hadis ilk planda sahih kabul edilemez. Böylece hadisin sahih kabul edilebilmesi
ilk olarak ravilerinin sika olmalarıyla mümkün olmakta daha sonra başka
özellikler aranmaktadır. Öyleyse Hadis Usulü hadis ilmi hadislerin kabul veya
rededilebilmesi için bir taraftan onlarda bulunması gerekli esasları tesbit
etmekte öte yandan ravilerinin adalet adalet ve zabt yönünden güvenilir olup
olmadıklarını araştırma esasları tesbit etmektedir. O halde tarifimizi biraz
daha genişleterek tekrar edecek olursak Hadis Usulü hadis ilmi kabul ve red
itibariyle hadisler ve ravilerinin hallerini bilmeye yarayacak esaslar ve
kaidelerden ibaret bir ilimdir.
[7]

  



 




[1]

Bu kullanımlar için bk. En-Nisa: 4/78, 87, 140; el-En’am: 6/68; el-A’raf:
7/185; Yusuf: 12/101; er-Ra’d: 13/10; Taha: 20/9; el-Casiye: 45/6;
ez-Zariyat: 51/24; et-Tur: 52/34; en-Necm: 53/59-60; et-Tahrim: 66/3;
el-Mürselat: 77/50; en-Naziat: 79/15; el-Ğaşiye: 88/1. (İsmail Lütfü Çakan,
Hadis Usulü, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları: 13.)



[2]

İsmail Lütfü Çakan, Hadis Usulü, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Vakfı Yayınları: 13, 14.



[3]

İsmail Lütfü Çakan, Hadis Edebiyatı, İstanbul 1985, 162; Sabahattin
Yıldırım, Şamil İslam Ansiklopedisi: 6/257.



[4]

İsmail Lütfü Çakan, Hadis Edebiyatı, İstanbul 1985, 162; Sabahattin
Yıldırım, Şamil İslam Ansiklopedisi: 6/257.



[5]

İbnu’l-Ekfâni’nin tarifine göre rivâyetu’l-hadis ilmi “Hz. Peygamber
(aleyhissalâtu vesselâm)’in söz ve fiillerine, bunların rivâyetine, zabtına
ve elfâzının tahririne, şümûlü olan bir ilimdir. Dirâyetu’l-hadîs ilmi ise,
rivâyetin hakikatını, şartlarını, nevîlerini, ahkâmını, râvilerin hal ve
şartlarını, merviyyâtın sınıflarını ve bunlara müteallik hususları öğreten
bir ilimdir”. Rivâyetin hakîkatı, sünnetin ve benzerlerinin nakli; tahdis,
ihbâr vs. suretinde rivâyet edene nisbetidir. Şartları, râvinin merviyyatı,
sema, kitabet, vs. tahammül yollarından hangisiyle tahammül ettiğidir.
Nevilerî: İttisal, intıkâ vs.’yi ifade eder. Ahkâmı ise kabul ve redd
durumunu ifade eder. Ravilerin halinden adalet ve cerh durumları tahammül ve
edâdaki şartları maksûddur. Merviyyatın sınıfları, müsned, mu’cem, cezâ v.s.
te’lif çeşitlerini ifâde eder. (İbrahim Canan)



[6]

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 1/475-476.



[7]

Talat Koçyiğit, Mücteba Uğur, İ. Hakkı Ünal, İmam-Hatib Liseleri İçin Hadis
Usulü, 12. sınıf: 81.