Yıl: 2012
-
Görmez:Cemaat En Az İki Genci Camiye Getirmeli
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, cami cemaatinin, evinden camiye gelirken, her cemaatin en az 2 genç cemaat getirmesini istedi. Prof. Görmez, cemaat profilinin gençleştirilmesini istedi.
Sapanca Güral Otel’de gerçekleştirilen ‘Yurtdışı Hizmetleri Konferansı-Küresel Gelişmeler Yeni Perspektifler’ konulu programa katılmak için Sakarya’ya gelen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Yenikent Karaman 17 Ağustos Camii’ni ziyaret etti. Görmez, buradaki cami cemaatinden, camiye gelirken en az iki genci camiye getirmesini istedi.
Görmez, Sakarya Valisi Mustafa Büyük’ü makamında ziyareti ardından, Sakarya İl Müftüsü İlyas Serenli ile birlikte Marmara depreminden sonra yapılan Yenikent Karaman 17 Ağustos Camii’ni ziyaret etti. Cami Dernek Başkanı Yunus Özçelik, 17 Ağustos Camii İmam Hatibi Yakup Alemdar, Ahmet Kopal ve Cami Müezzini Hüseyin Barutçu ile de görüşen Prof. Dr. Mehmet Görmez, cami cemaati ile bir süre sohbet etti.
Cami cemaatinin, evinden camiye gelirken, her cemaatin en az 2 genç cemaat getirmesini isteyen Prof. Dr. Mehmet Görmez, cemaat profilinin gençleştirilmesini istedi. 17 Ağustos Camii din görevlilerine, sabah namazında kaç cemaat olduğunu soran Prof. Görmez, bu büyük eserin içinin dolu olması gerektiğini vurguladı.
Kaynak : İnternethaber
Diyanet Din Eğitimine El Koyuyor
Din eğitimi ve öğretimi konusunda Başkanlığımızca yürütülen hizmetlerdeki etkinlik ve verimliliğin arttırılması, söz konusu hizmetlerden yararlananların yeterliklerinin geliştirilmesi ve bu alanda yeni yöntemler oluşturulmasına katkı sağlanması amacıyla, 30 Mart-1 Nisan 2012 tarihlerinde Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinesinde yürütülen “Yaygın Din Eğitimi Sempozyumu” hazırlık çalışmaları tamamlanmıştır.
Ankara Rixos Otel’de üç gün boyunca iki ayrı salonda devam edecek olan Sempozyumda Yaygın Din Eğitimi ile ilgili konular ve sorunlar ele alınacaktır. 45 bilim adamının tebliğ sunacağı sempozyumda 45 bilim adamı da müzakere yapacak ve ayrıca yaygın din eğitimini alanda uygulayan 60 davetli, moderatörler yönetiminde farklı salonlarda tecrübe paylaşımı çalıştayları yaparak sorunların çözümüne ve verimliliğin artmasına katkı sağlayacaklardır.
Oturum başkanlarıyla birlikte 165 bilim adamı ve alan uzmanının katılımıyla gerçekleşecek olan sempozyum 1 Nisan 2012 Pazar günü değerlendirme oturumuyla tamamlanacaktır. Sempozyumda ele alınacak konular Program’da başlıklar halinde detaylı olarak yer almaktadır.
“Yaygın Din Eğitimi Sempozyumu” programı için tıklayınız.
Özenti Olma!
“Yaff choq manyaq bi topic, çüüş falan olrsn yaanıı xDasdf:P” diye başlasaydım yazıma birçoğunuz bu nasıl bir yazı diye hayrete düşebilir ve devamını okumadan sayfayı terk edebilirdiniz. Ancak günümüzde bu tip cümleleri o kadar çok görüyor ve duyuyoruz ki, sanırım bir süre sonra konuşmayı ve yazmayı beceremeyen bir topluluk haline geleceğiz gerekli önlemleri almazsak eğer. Oysa “dil” bir milletin en belirgin ve en güzel vasfıdır. Diller, bozulursa, ülkeler yok olur.
Bu hale nasıl geldik, şöyle eskilere dönüp bir bakalım her beraber.
Günümüzde yaşanan bu konuşma ve yazışma bozukluğu aslında yabancı dil hayranlığı ve batı taklitçiliği ile ortaya çıkmaya başladı. Bizler “dahi” anlamında olan “de” ayrı, birçok bitişik, pek çok ayrı yazılır hatta ince ve kalın okunmasına göre “şapka işareti” nerelerde nasıl kullanılır diye dilimizi en güzel bir şekilde öğrenmeye çalışırken, içimize sinsi sinsi işlemeye başlayan bu taklitçilik ve yabancı dil hayranlığı okuduğumuz kitapları, dinlediğimiz müzikleri, izlediğimiz programları birer birer değiştirmeye, bunlara bağlı olarak da kavramlarımızı farklılaştırmaya diğer adıyla modernleştirmeye! başladı. Cafe, shop, outlet, patisserie, center veya hard, slow, pop, rock, hip pop vs. gibi kavramlarımız yoktu önceleri mesela. Bir dilde yabancı sözcüklerin olması o dili zenginleştirir ama gereksiz yere ve yanlış kullanımlar da o dili öldürür.
Tam sıradanlaşmaya ve normalleşmeye başlamıştı ki bu kavramlar, hızla gelişen ve yenilen dünyaya ayak uydurmak adına “internet” diye yeni bir kavram çıktı karşımıza. Bu kavramla birlikte alfabemize “q” , “w” , “x”gibi nur topu gibi yeni harfler eklendi!!! Her şeye hakkını vermek gerekir düsturundan yola çıkarak! alakalı-alakasız her yerde bu harfleri kullanmaya başladı milletimiz. Bizim için önemli ve değerli olan bazı kavramlar bu gereksiz ve bilinçsiz kullanımın kurbanı oldu maalesef. Mesela, “ashqım, sewgilim” kelimeleri bunun en bilindik örnekleri. Kelimeler böyle bozulunca onlara can veren ruh da maalesef yok oluyor. Bu nedenle, birçokları aşktan, sevgiden dem vurduğu halde ona varamıyor, onu bulamıyor.
Özellikle gençlerimiz bu yozlaşma girdabının içine hızla sürüklenmekte ve farkında olmasalar bile yaşanan bu bozulmanın birer kurbanı olmaktadırlar. Her istediklerine hemen hemen rahat bir şekilde kavuşabilen bu güzelim gençliğe sahip çıkmaz, bilgisayar ve internet dünyasında kontrolsüz bir şekilde kaybolmalarına engel olmaz isek hem bu dünyada hem de ahirette bunun bedelini ağır bir şekilde ödeyebiliriz. Düşünün dilini bu şekilde kullanan bir öğretmen, eğitmen, hoca veya ebeveyn nasıl güzel bir miras bırakabilir kendisinden sonra gelenlere.
Son olarak şunları söylemek istiyorum. Bir zamanlar mirc/irc, sonraları msn, şimdilerde ise facebook ve twitter çılgınlığı yaşanıyor ülkemizde ve dünyada. Yediden yetmişe hemen herkes bunları artık nerdeyse biliyor ve kullanıyor. Gelecekte isimleri değişik olacak ama bunlar yine var olacaklar. Bu yüzden kendimizi, yakınlarımızı ve sevdiklerimizi bize zararı dokunacak bu tip şeylerden korumalıyız. Eğer illa da olsun istiyorsak helal dairesinde dilimize ve kültürümüze sahip çıkmalıyız. “Yoqsa hepimis choq üsülürüs!!! :(bxvaasfd:(“
İlyas UÇAR
www.ilyasucar.com / ilyasucar@gmail.com
Klasik Arapça 16.Ders Tefalül, İfinlâl, İfillâl ve Tefalül Babına Mulhak 5 Bab
https://www.youtube.com/watch?v=zaBYyFCf4o8&list=UUv37VpVXOqALdb8o5rQtjiw
Arapça İçin Unesco Devreye Girdi
3 gün sürecek olan konferansa, Arap ülkeleri dışında Asya, Afrika, Avrupa, Avustralya ve Amerika kıtalarından toplam 47 ülkeden 272 araştırmacı iştirak ediyor. 23 Mart’ta sona erecek olan konferans, dünya üzerinde Arap dili ve kültürüneilgi duyan ve bilimsel araştırma yapan yabancıların beklentilerinin karşılanması hedefliyor. Konferansta ayrıca, Arap dili vekültürünün, gelişen yeni iletişim koşulları içinde dünya dili olarak kullanılması, hükümetlerin ve bireylerin bu yöndeki çabaları ve karışaşılan güçlükler masaya yatırılacak.
Uluslararası Arapça Dili Konseyi’nin Genel Sekreteri Dr. Ali Ben Abdullah Ben Musa, İHA’ya yaptığı açıklamada, “Kamu kurumları ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz konferansta Arapça’yı her yönüyle müzakere ediyoruz. Arapça’ya büyük bir ilgi sözkonusu. Konferansın sonunda, Arapça ile ilgili meselelerin özetlendiği çok önemli bir rapor yayınlayacağız. Arapça günümüzde artık daha yaygın olarak talep edilen bir lisan oldu. Beklentilerin üzerinde bir talep var. Bu konuya ilişkin de birçok tavsiyeler olması bekliyoruz” dedi.
UNESCO’nun Beyrut Ofisi Müdürü Hamad ben Seif Alhammamy ise, “Bu konferans, Uluslararası Arap Dili Konseyi ile UNESCO tarafından düzenleniyor. Uluslararası öneme sahip bir konferans. Zaten UNESCO olarak diğer uluslararası kurumların katılımı ve işbirliğini açık bir şekilde görebilirsiniz. Arapça, UNESCO Yönetim Kurulu’nda kullanılan dillerden biri” diye konuştu.
Konferansa İran’dan katılan Dr. Hassan el Haydari ise, Arapça’nın bozulmadan kullanılmaya devam etme noktasında bazı tehlikelerle karşı karşıya olduğunu belirterek, “Bu dilin uzmanları, Arapçayı günümüz dünyasında korumaya odaklanmalı” ifadelerini kullandı.
Klasik Arapça 19.Ders Lefif, Muzâaf ve Mehmuz Fiiller
https://www.youtube.com/watch?v=cjpvOgW18Xo&list=UUv37VpVXOqALdb8o5rQtjiw
Klasik Arapça 17.Ders Sülasi Mücerred, Rubai Mücerred
https://www.youtube.com/watch?v=8uQctx6RK7U&list=UUv37VpVXOqALdb8o5rQtjiw
Klasik Arapça 15.Ders Falele Babına Mulhak 6 Bab
Klasik Arapça 14.Ders İfîâl, İfivvâl, İfîlâl ve Falele Babları
14.Ders
İfîâl, İfivvâl, İfîlâl ve Falele Babları 14. Ders İzle-İndir Fasih Klasik ArapçaDevamını Oku »
18 Milyonluk Cami
Cami inşaatının Antalyalı hayırseverlerin katkısıyla devam ettirildiğini anlatan iş adamı Hüseyin Avşaroğlu, cami için temelinin atıldığı tarihten bu yana 3 milyon lira harcama yapıldığını belirtti. Avşaroğlu, gönüllülük esasına dayalı yürütülen faaliyetlerin Antalyalı hayırseverlerin yardımlarıyla tamamlanacağına inandığını söyledi.
AÜ Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe de, “Atalarımız ‘başlamak bitirmenin yarısı’ demiş. Geçen yıl temelini attığımız inşaatı hayırsever iş adamlarımız sayesinde hızla ilerletiyoruz. Camiyi, Antalyalıların verdiği büyük destekle yakın sürede bitireceğiz.” dedi.
CAMİNİN ÖZELLİKLERİ
Türkiye’nin en büyük kubbeli camilerinden biri olan Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii kapalı alanda 3 bin 500 açık alanda da 3 bin 500 cemaat kapasiteli olarak, toplam 7 bin kişinin aynı anda ibadet etmesine imkan tanıyacak. 2 bin 300 metrekarelik ana mekanı örten kubbe 35 metre çapında ve yerden yüksekliği 37,50 metre. Caminin kubbe genişliği Selimiye Camii’nin kubbesinden 4,5 metre daha geniş.12 kolonla yere oturan kubbe 8 kapılı, 38 pirinç kafes ve pencereden oluşan açıklarla Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyor. Camide 75 metre yüksekliğinde 4 adet minare bulunuyor. Selimiye Camii’ni andıracak minarelerde 3 şerefe bulunacak. Kadınların ibadet ve günlük kullanımı için bin 800 metrekare ayrılan camide abdest alma yerleri, ibadet alanı, çocuk bakım odaları, toplantı ve okuma salonu bulunacak. İbadete gelen engelli ve yaşlı vatandaşlar için iki adet asansörün bulunacağı camide 280 araçlık kapalı otopark bulunacak. Her katı 600 metrekare olan ve bir katı bayanlar için olmak üzere 3 kat abdest alma yeri bulunan camide ayrıca 4 adet gasilhane de projede yer alıyor.