Yıl: 2012

  • Arapçanın Tarihi 1( Eski Arapça )

     

    Güney Arapçası’nın en eski şekil veya lehçelerini bazı kitabelerle tanıyoruz ki bunlar Minae [59] Sebâ [60] Katebân ve Hadramut kitabelerinde [61] görülen eski lehçeler­dir. Bunların bir nevi devamı olan bu­günkü bazı lehçeler de [62] aynı grupta toplanır.

    Bu tasnifte. Kuzey Arapçası tâli gru­bunda, klasik Arapça [63] çekir­dek olmak üzere onun bağlı bulunduğu eski ve yeni lehçeler toplanır. Sadece Arapça, Arap dili denildiği zaman, umu­miyetle klasik Arapça ve geniş mana­sıyla da klasik Arapça ile birlikte onun bağlı olduğu veya ona bağlı olan lehçe­ler manzumesi kastedilir.

    Bütünü ile bu Arapça’nın tarihi, geliş­me ve yayılma safhaları bazı ara devre­ler birleştirilmek suretiyle sadeleştiril­miş bir plan içerisinde şöyle hulâsa edi­lebilir:

    1) Eski Arapça.

    2) Klasik Arapça ve ona kaynak olan eski edebî lehçeler. [64]

    3) Orta Arapça.

    4) Yeni [65] Arapça.

    5) Bu son iki safhada edebî yazı diline müvazî olarak devamlı gelişen mahallî lehçeler.

     

    1) Eski Arapça

     

    Eski Arapça’nın husu­siyetleri ve geçirdiği safhalar hakkında bilgilerimiz bazı eski kitabelere, bir dereceye kadar da Araplar’la münasebet­leri olmuş kavimlerin metinlerinde ge­çen kabile, şahıs ve yer adlarına dayan­maktadır.

    Bugün en eski Arapça vesika, milât­tan önce 853-626 yılları arasında Asurlular’ın Aribiler’e [66] karşı yaptıkları savaşlara dair Asurî metinle­rinde geçen kırk kadar has isimdir.

    Araplar’a ait en eski kitabeler, tahmi­nen milâttan önce VI. yüzyılın ortalarına kadar çıkan ve müsned denilen Güney Arabistan yazısından gelişmiş bir hatla yazılmış, sayılan çok fakat dilin yapısı ve hususiyetlerini aksettirebilecek uzun­luk ve zenginlikte olmayan metinlerdir. Bunlardan Medâinü Salih’in biraz güne­yinde. Kuzey Hicaz’da el-Ulâ ve civarında Dîdânî ve ühyânî kitabeler [67] Sînâ. Ür­dün ve Güney Filistin’de, hatta Mısır’da bulunan binlerce Semûdî kitabe ile baş­ta Suriye’de Şam’ın güneydoğusunda vol­kanik bir bölge olan es-Safât’ta, ayrıca Ürdün’de, Kuzey Hicaz’da bulunan ve sahiplerinin Semûdîler’le yakın akrabalıklan anlaşılan Safâtî kitabeler, Arap­ça’nın, Güney Arabistan kültürünün hâ­kim olduğu uzun devreden kalma vesi­kalar olup çoğu ticaret yolları üzerinde kayalara kazılmış isimlerden ve kısa hâ­tıra kayıtlarından [68] ibarettir.

    Daha sonra Arapça’nın teşekkülüne müessir olan Ârâmî kültürü IV. yüzyıl­dan itibaren tesirini kaybetmeye başlamıştır. Araplar kendi kitabelerinde Nabat dil ve yazısını kullanırlarken daha sonra bitişik Nabat yazısından Arap ya­zısı doğmuş ve Nabat dilinin yerini de Arapça almıştır. Bu bakımdan milâdî 328 tarihli en-Nemâre kitabesine, Nabat di­linde olmakla beraber, daha önceki de­virlerden kalan vesikalann Arapça’sın­dan farklı ve klasik Arapça’ya çok yakın bir Arapça’dan bazı unsurlar taşıdığı için ayn bir ehemmiyet verilir. “Bütün Araplar’ın meliki” İmruülkays’ın mezar taşındaki bu kitabenin yazısı da Nabatî yazıdan Arap yazısının doğuşuna doğru meydana gelen gelişmeleri aksettirme bakımından [69] halen mevcut en eski vesikadır. Böylece artık mevcudiyeti an­laşılan klasik Arapça milâdî 512 tarihli Zebed, 528 tarihli Üseys ve 568 tarihli Harran kitabelerinde açıkça ortaya çık­maktadır.

     Kaynak:DİA

  • Görmez:Cemaat En Az İki Genci Camiye Getirmeli

     

     

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, cami cemaatinin, evinden camiye gelirken, her cemaatin en az 2 genç cemaat getirmesini istedi. Prof. Görmez, cemaat profilinin gençleştirilmesini istedi.

    Sapanca Güral Otel’de gerçekleştirilen ‘Yurtdışı Hizmetleri Konferansı-Küresel Gelişmeler Yeni Perspektifler’ konulu programa katılmak için Sakarya’ya gelen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Yenikent Karaman 17 Ağustos Camii’ni ziyaret etti. Görmez, buradaki cami cemaatinden, camiye gelirken en az iki genci camiye getirmesini istedi.

    Görmez, Sakarya Valisi Mustafa Büyük’ü makamında ziyareti ardından, Sakarya İl Müftüsü İlyas Serenli ile birlikte Marmara depreminden sonra yapılan Yenikent Karaman 17 Ağustos Camii’ni ziyaret etti. Cami Dernek Başkanı Yunus Özçelik, 17 Ağustos Camii İmam Hatibi Yakup Alemdar, Ahmet Kopal ve Cami Müezzini Hüseyin Barutçu ile de görüşen Prof. Dr. Mehmet Görmez, cami cemaati ile bir süre sohbet etti.

    Cami cemaatinin, evinden camiye gelirken, her cemaatin en az 2 genç cemaat getirmesini isteyen Prof. Dr. Mehmet Görmez, cemaat profilinin gençleştirilmesini istedi. 17 Ağustos Camii din görevlilerine, sabah namazında kaç cemaat olduğunu soran Prof. Görmez, bu büyük eserin içinin dolu olması gerektiğini vurguladı.

    Kaynak : İnternethaber

  • Diyanet Din Eğitimine El Koyuyor

    Din eğitimi ve öğretimi konusunda Başkanlığımızca yürütülen hizmetlerdeki etkinlik ve verimliliğin arttırılması, söz konusu hizmetlerden yararlananların yeterliklerinin geliştirilmesi ve bu alanda yeni yöntemler oluşturulmasına katkı sağlanması amacıyla, 30 Mart-1 Nisan 2012 tarihlerinde Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinesinde yürütülen “Yaygın Din Eğitimi Sempozyumu” hazırlık çalışmaları tamamlanmıştır. 

     

     Ankara Rixos Otel’de üç gün boyunca iki ayrı salonda devam edecek olan Sempozyumda Yaygın Din Eğitimi ile ilgili konular ve sorunlar ele alınacaktır. 45 bilim adamının tebliğ sunacağı sempozyumda 45 bilim adamı da müzakere yapacak ve ayrıca yaygın din eğitimini alanda uygulayan 60 davetli, moderatörler yönetiminde farklı salonlarda tecrübe paylaşımı çalıştayları yaparak sorunların çözümüne ve verimliliğin artmasına katkı sağlayacaklardır. 

    Oturum başkanlarıyla birlikte 165 bilim adamı ve alan uzmanının katılımıyla gerçekleşecek olan sempozyum 1 Nisan 2012 Pazar günü değerlendirme oturumuyla tamamlanacaktır. Sempozyumda ele alınacak konular Program’da başlıklar halinde detaylı olarak yer almaktadır.


     


    “Yaygın Din Eğitimi Sempozyumu” programı için tıklayınız.

     

     


  • Özenti Olma!

     

    “Yaff choq manyaq bi topic, çüüş falan olrsn yaanıı xDasdf:P” diye başlasaydım yazıma birçoğunuz bu nasıl bir yazı diye hayrete düşebilir ve devamını okumadan sayfayı terk edebilirdiniz. Ancak günümüzde bu tip cümleleri o kadar çok görüyor ve duyuyoruz ki, sanırım bir süre sonra konuşmayı ve yazmayı beceremeyen bir topluluk haline geleceğiz gerekli önlemleri almazsak eğer. Oysa “dil” bir milletin en belirgin ve en güzel vasfıdır. Diller, bozulursa, ülkeler yok olur.

    Bu hale nasıl geldik, şöyle eskilere dönüp bir bakalım her beraber.

    Günümüzde yaşanan bu konuşma ve yazışma bozukluğu aslında yabancı dil hayranlığı ve batı taklitçiliği ile ortaya çıkmaya başladı. Bizler “dahi” anlamında olan “de” ayrı, birçok bitişik, pek çok ayrı yazılır hatta ince ve kalın okunmasına göre “şapka işareti” nerelerde nasıl kullanılır diye dilimizi en güzel bir şekilde öğrenmeye çalışırken, içimize sinsi sinsi işlemeye başlayan bu taklitçilik ve yabancı dil hayranlığı okuduğumuz kitapları, dinlediğimiz müzikleri, izlediğimiz programları birer birer değiştirmeye, bunlara bağlı olarak da kavramlarımızı farklılaştırmaya diğer adıyla modernleştirmeye! başladı. Cafe, shop, outlet, patisserie, center veya hard, slow, pop, rock, hip pop vs. gibi kavramlarımız yoktu önceleri mesela. Bir dilde yabancı sözcüklerin olması o dili zenginleştirir ama gereksiz yere ve yanlış kullanımlar da o dili öldürür.

    Tam sıradanlaşmaya ve normalleşmeye başlamıştı ki bu kavramlar, hızla gelişen ve yenilen dünyaya ayak uydurmak adına “internet” diye yeni bir kavram çıktı karşımıza. Bu kavramla birlikte alfabemize “q” , “w” , “x”gibi nur topu gibi yeni harfler eklendi!!! Her şeye hakkını vermek gerekir düsturundan yola çıkarak! alakalı-alakasız her yerde bu harfleri kullanmaya başladı milletimiz. Bizim için önemli ve değerli olan bazı kavramlar bu gereksiz ve bilinçsiz kullanımın kurbanı oldu maalesef. Mesela, “ashqım, sewgilim” kelimeleri bunun en bilindik örnekleri. Kelimeler böyle bozulunca onlara can veren ruh da maalesef yok oluyor. Bu nedenle, birçokları aşktan, sevgiden dem vurduğu halde ona varamıyor, onu bulamıyor.

    Özellikle gençlerimiz bu yozlaşma girdabının içine hızla sürüklenmekte ve farkında olmasalar bile yaşanan bu bozulmanın birer kurbanı olmaktadırlar. Her istediklerine hemen hemen rahat bir şekilde kavuşabilen bu güzelim gençliğe sahip çıkmaz, bilgisayar ve internet dünyasında kontrolsüz bir şekilde kaybolmalarına engel olmaz isek hem bu dünyada hem de ahirette bunun bedelini ağır bir şekilde ödeyebiliriz. Düşünün dilini bu şekilde kullanan bir öğretmen, eğitmen, hoca veya ebeveyn nasıl güzel bir miras bırakabilir kendisinden sonra gelenlere.

    Son olarak şunları söylemek istiyorum. Bir zamanlar mirc/irc, sonraları msn, şimdilerde ise facebook ve twitter çılgınlığı yaşanıyor ülkemizde ve dünyada. Yediden yetmişe hemen herkes bunları artık nerdeyse biliyor ve kullanıyor. Gelecekte isimleri değişik olacak ama bunlar yine var olacaklar. Bu yüzden kendimizi, yakınlarımızı ve sevdiklerimizi bize zararı dokunacak bu tip şeylerden korumalıyız. Eğer illa da olsun istiyorsak helal dairesinde dilimize ve kültürümüze sahip çıkmalıyız. “Yoqsa hepimis choq üsülürüs!!! :(bxvaasfd:(“


    İlyas UÇAR
    www.ilyasucar.com / ilyasucar@gmail.com

  • Klasik Arapça 16.Ders Tefalül, İfinlâl, İfillâl ve Tefalül Babına Mulhak 5 Bab

    https://www.youtube.com/watch?v=zaBYyFCf4o8&list=UUv37VpVXOqALdb8o5rQtjiw

  • Arapça İçin UNESCO Devreye Girdi

     

    3 gün sürecek olan konferansa, Arap ülkeleri dışında Asya, Afrika, Avrupa, Avustralya ve Amerika kıtalarından toplam 47 ülkeden 272 araştırmacı iştirak ediyor. 23 Mart’ta sona erecek olan konferans, dünya üzerinde Arap dili ve kültürüneilgi duyan ve bilimsel araştırma yapan yabancıların beklentilerinin karşılanması hedefliyor. Konferansta ayrıca, Arap dili vekültürünün, gelişen yeni iletişim koşulları içinde dünya dili olarak kullanılması, hükümetlerin ve bireylerin bu yöndeki çabaları ve karışaşılan güçlükler masaya yatırılacak.

    Uluslararası Arapça Dili Konseyi’nin Genel Sekreteri Dr. Ali Ben Abdullah Ben Musa, İHA’ya yaptığı açıklamada, “Kamu kurumları ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz konferansta Arapça’yı her yönüyle müzakere ediyoruz. Arapça’ya büyük bir ilgi sözkonusu. Konferansın sonunda, Arapça ile ilgili meselelerin özetlendiği çok önemli bir rapor yayınlayacağız. Arapça günümüzde artık daha yaygın olarak talep edilen bir lisan oldu. Beklentilerin üzerinde bir talep var. Bu konuya ilişkin de birçok tavsiyeler olması bekliyoruz” dedi.

    UNESCO’nun Beyrut Ofisi Müdürü Hamad ben Seif Alhammamy ise, “Bu konferans, Uluslararası Arap Dili Konseyi ile UNESCO tarafından düzenleniyor. Uluslararası öneme sahip bir konferans. Zaten UNESCO olarak diğer uluslararası kurumların katılımı ve işbirliğini açık bir şekilde görebilirsiniz. Arapça, UNESCO Yönetim Kurulu’nda kullanılan dillerden biri” diye konuştu.

    Konferansa İran’dan katılan Dr. Hassan el Haydari ise, Arapça’nın bozulmadan kullanılmaya devam etme noktasında bazı tehlikelerle karşı karşıya olduğunu belirterek, “Bu dilin uzmanları, Arapçayı günümüz dünyasında korumaya odaklanmalı” ifadelerini kullandı.

  • Klasik Arapça 19.Ders Lefif, Muzâaf ve Mehmuz Fiiller

    https://www.youtube.com/watch?v=cjpvOgW18Xo&list=UUv37VpVXOqALdb8o5rQtjiw

  • Klasik Arapça 17.Ders Sülasi Mücerred, Rubai Mücerred

    https://www.youtube.com/watch?v=8uQctx6RK7U&list=UUv37VpVXOqALdb8o5rQtjiw

  • Klasik Arapça 15.Ders Falele Babına Mulhak 6 Bab

     

     

     

    15.Ders

    Falele Babına Mulhak 6 Bab 15. Ders İzle-İndir  Fasih Klasik Arapça


    https://www.youtube.com/watch?v=48TJXrhvBCI&list=UUv37VpVXOqALdb8o5rQtjiw

  • Klasik Arapça 14.Ders İfîâl, İfivvâl, İfîlâl ve Falele Babları

     

     

     

    14.Ders

    İfîâl, İfivvâl, İfîlâl ve Falele Babları 14. Ders İzle-İndir  Fasih Klasik ArapçaDevamını Oku »