Bedel Arapça Gramer Dersleri

 

  • Bedel, kendisinden önceki kelimeyi açıklayıp pekiştiren ve hareke (i’rab) bakımından ona uyan kelimedir. Bedelden önceki kelimeye mübdel’i minh (kendisinden bedel yapılan) denir. Bedel ile mübdel’i minh arasında marife nekre olması bakımından bir uyumluk aranmaz. Yalnız nekre bir kelime, marife bir kelimeden bedel olunca, bir sıfatla mevsuf olması gerekir.
  • Örnek: El-Alak, 15,16 ( لَنَسْفَعاً بِالنَّاصِيَةِ : نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍ.. “Alnından yakalayacağız, yalancı yanılmış alnından.”) Burada ( نَاصِيَةٍ ) kelimesi, marife olan (  بِالنَّاصِيَةِ ) kelimesine bedeldir ve nekredir. Bu nedenle de, mevsuf’tur. ( كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍ ) kelimeleri ise, onun sıfatıdır. Dört çeşit bedel vardır:
  • 1) Bedelü’l-Mutâbık (zatları birdir); mübdel’i minh’e eşit olup, ona tamamen (hem hareke olarak, hem de varlık olarak) uyar. Bedelü’l-Mutâbık, aynı zamanda bir atf-ı beyandır. İkisinin ayrı şeyler olduğunu söyleyen alimler de vardır. İkisi arasındaki fark için, Atf-ı beyan dosyasına bakınız.
  • (a) REF halindeki bedel: ( حَضَرَ أَخُوكَ خَالِدٌ “Kardeşin Hâlid geldi”),
  • (b) NASB halindeki bedel: ( كَافَأْتُ التِّلْمِيذَ خَالِداً “Öğrenci Hâlid’i mükafatlandırdım”),
  • (c) CAR halindeki bedel: ( سَلَّمْتُ عَلَى أَخِيكَ خَالِدٍ “Kardeşin Hâlide selam verdim”)
  • 2) Bedelü’l-Ba’d mine’l-küll (mübdel’i minh’in cüzüdür); mübdel’i minh’den bir parça olup, sonlarında mübdel’i minh’e ait bir zamir bulunur.
  • (a) REF halindeki bedel: ( اِنكَسَرَ الْكُرْسِيُ ّ رِجْلُهُ “Sandelyenin ayağı kırıldı”),
  • (b) NASB halindeki bedel: ( قَرَأْتُ الْكِتَابَ ثُلُثَهُ “Kitabın üçte birini okudum”),
  • (c) CAR halindeki bedel: ( نَظَرْتُ إِلَى السَّفِينَةِ شِرَاعِهَا “Geminin yekenlisine baktım”)
  • 3) Bedelü’l-İştimal (aralarında bir ilişki vardır); mübdel’i minh’in cüzü (parçası) değildır.
  • (a) REF halindeki bedel: ( أَعْجَبَنِي الْأُسْتَاذُ عِلْمُهُ “Hocanın ilmi hoşuma gitti”),
  • (b) NASB halindeki bedel: ( سَمِعْتُ أَخَاكَ قِرَاءَتَهُ “Kardeşinin okuyuşunu işittim”),
  • (c) CAR halindeki bedel: ( عَجِبْتُ مِنَ الْأَسَدِ إِقدَامِهِ “Aslanın gelmesinden şaşırdım”)
  • 88/17 : ( أَفَلَا يَنْظُرُونَ إِلَى الْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ ) “Hala bakmazlar mı deveye, nasıl yaratılmış.” İ’râbı ; ( أَ ) : Soru harfidir. ( فَ ) : Başlama harfidir. ( لاَ ) : Nefiy harfidir. ( يَنْظُرُونَ ) : Muzari fiil ve fâil olan muttasıl zamir cemî vâvı, REF mahallindedir. ( إِلَى ) : Mecrûr’un sıfatını veya vasfını işâret eden harf-i cerdir. ( الْإِبِلِ ) : Marife ve mecur isimdir. Bu nedenle cümlede ; “Sizin çok iyi bildiğiniz devenin vasıfları nasıl yaratılmış (deve bu vasıflara nasıl sahip olmuş) diye hiç düşünmezler mi?” anlamı saklıdır. ( كَيْفَ ) : soru zamiri NASB mahallinde hâldir. ( خُلِقَتْ ) : Meçhul, mazi fiil ve nâibu fâili ( هِيَ ) olarak takdir edilen müstetir zamirdir. Bu cümle, ( الْإِبِلِ )’den Bedel-i iştimaldir. Yani ( أَفَلَا يَنْظُرُونَ إِلَى الْإِبِلِ كَيْفِيَّةٌ خَلَقَهَاYaratılışının nasıllığına bakmazlar mı?“) terkibini kasteder.
  • 4) Bedelü’l-Galat (Kur’an-ı Kerim ve hadis-i Şeriflerde vaki olmaz); mübdel’i minh’le hiçbir ilgisi bulunmayan, yanlışlıkla söylenen sözdür.
  • 5) Bedel’deki Saklı Bilgiler : Geçmişin muhasebesini yapana tevbe kapısı açılır, tevbe amelini yapanda üzüntü ve gözyaşı olur. (Atfı beyanda ise, geçmişten ders alıp bu güne ışık tutan ameli öğretir, bu ameli yapanda üzüntü ve gözyaşı olmaz.)