İstanbul Müftüsünden Radikal Çıkış

42797

 

Diyanet’in ‘Biz Ramazan’ı değil, Ramazan bizi değiştirsin’ sloganı var. Biz Ramazan’ı nasıl değiştiriyoruz?

Herkes kendine göre Ramazan’dan istifade etmeye kalkışıyor. Ticaret yasak değil ama Ramazan’ı ticari meta hâline getirmek doğru değil. Ramazan’ı çeşitli sektörler kendileri açısındankullanmayakalkışırlarsa doğru olmaz. Zaman içinde de yanlışlara doğru gidilir.

Övünme, kendini gösterme propagandası tarzındaki hareketler yanlış olur. Ramazan bir ibadet ayıdır. Biz Ramazan’da daha iyi bir Müslüman daha iyi birinsanolma yolunda çaba gösteririz. Halbuki Ramazan’ı değiştirmek isteyenler Ramazan’ı kendilerine uydurup, ceplerini, kasalarını daha çok nasıl dolduracaklarına bakıyor. Bu manada bireğlencesektörü, otelturizmsektörü var, siyasetdünyasıvar. Bunların Ramazan’ıkullanmalarıbir noktada Ramazan’ı dönüştürmeye çalışmak.

HER RAMAZAN YENİ BİR KAMPANYA

Peki Ramazan bizi nasıl değiştirecek?

Bunun için Ramazan’a ve onun arka planındaki İslamkültürüne, medeniyetine, inancına teslim olmamız gerekir. Yapılacak iş gayetbasittir. Dinimiz ortadadır, esasları bellidir. Bu esaslar istikametinde kendimiziyenilemek, eksiğimiz varsa eksiğimizi telafi etmek, yanlışımız varsa yanlışımızdan dönmekle dönüşmek ve dönüştürmek. Kur’an elimizde Peygamber Efendimiz’in sünneti önümüzdedir. Onların rehberliğindehayatımızayön vermeliyiz.

Ramazan ayında herkeste ibadetlere daha yoğun bir ilgi oluyor. Bunu Ramazan geçtikten sonra neden kalıcı hale getiremiyoruz?

Bizgetirilsindiye uğraşıyoruz. Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şerif’inde ‘Ramazan gelince şeytanlar bağlanır’ der. Bazı şeyler iklim olarak, ortam olarak, bize odönemdebazı avantajlar sağlıyor. Ramazan’dan sonra bunu kalıcı hale getirelim diyekonuşuyoruz, istediğimiz de bu.Hayatınbirçok safhasındainsanlarışuurlu davranışa çekersiniz ama zaman içinde gevşeme-ler başlar tekraryenibirkampanyayaihtiyaç olur.Yenibir Ramazan gelir. Ama akıllıinsan, iyi Müslüman, onu kalıcı hale getirmesini bilir.

CAMİ NAMAZ KILANIN İHTİYACI

İstanbul Müftüsü olarak göre yapıyorsunuz. İstanbul’un sizdeki yeri ne?

İstanbulTürkiye’nin, aynı zamandadünyanınçok önemli bir şehri. İslam açısından da çok önemli. Müslümanlar Peygamber Efendimiz’i Medine-i Münevvere’demisafireden Ebu Eyyüb El Ensari’nin de dahil olduğu ordularlaİstanbul’u almaya çalışmışlar. Neticede burayı fethetmişler. Bu kadar minareler, camilerinsanahuzur veriyor.İstanbul’da cami çok gibi söyleniyor ama aslındaİstanbul’un çok daha camiye ihtiyacı var. Bilhassayeniyerleşime açılan yerlerde çok cami eksiğimiz var. Ama cami ihtiyacını namaz kılan hisseder.

Mimar Sinan Camii ve Çamlıca’da yapılacak camiye ihtiyaç var diyorsunuz yani değil mi?

MimarSinan Camii açıldı. Aslında oraya kaç tane daha cami lazım. Çok cami ihtiyacı var daha. Çünkü aslolan namazların 5 vakit cemaatle kılınmasıdır. Bunun için çok uzak yerlere gidilmez ama Cuma için daha büyük camilere ihtiyaç var. Bu manada önemli bir eksiğiMimarSinan Camii giderecek. Çamlıca Camii de önemli. Çünkü cuma camisine uzaktan da gelirinsanlar. Cuma cemaatle olmak, cem olmak, bütünleşmek anlamında zaten.

Engellilere yönelik ne gibi çalışmalarınız var?

Her gittiğim camide engelliler girebilir mi diye bakıyorum. Maalesef engellilerin girebileceği camiler az. Ama bunlar bir emirle olacak işler değil. Zaman alıyor. Tekrar tekrar söylemek, ikna etmek gerekiyor. Talimat da veriliyor. Ben elimden geldiği kadar bunların artmasına çalışıyorum.

KADINLAR BAYRAMI PAYLAŞMAYA GELSİN

Kadınlara camilerde daha fazla yer ayırma konusunda çalışmalarınız var. Ramazan itibariyle bu çalışmalar ne durumda?

Kadınlaraçısından camiler bir ihtiyaç.Kadınlarınnamaz kıldığı yerler ana mekanı görmüyor. Ana mekanı görmek önemli. Onun için tedbir almalarını istiyorum. Onlara da soruyorum ‘Siz dört duvar arasında mı namaz kılmak istersiniz, yoksa caminin kubbesini, içini gö-rerek mi kılmak istersiniz? Ya da namazdan önce, sonra şöyle bir baktığınızda huzur buluyor musunuz?’ Bu imkanıkadınlardanesirgemeyelim. Peygamber Efendimiz zamanındakadınlarcamiye geliyordu.Özelliklebayram namazına gelmelerini istiyordu. Bayram namazını da camide değil, musalla denilen cami dışında bir mekanda kıldırıyordu. Oraya namaz kılma durumunda olmayankadınlarınbile gelmesini istiyordu. O heyecana hepsi iştirak ediyordu. Bu sene her ilçemizde, isteyenkadınlarınbayram namazı kılabilmeleri içinhazırolmalarını ilçe müftülerimizden istiyoruz. Onlar da bu hususta heyecanlılar. Sitemizde hangi camiler olduğunu bildireceğiz.

Neden bütün camiler değil?

Bu sayıyı çok fazla tutmak istemiyoruz. Bütün camilerekadınlargelsin dediğimiz zaman birinde 3 kişi, birinde 5 kişi. O gelen de huzurlu olmak istiyor, ayırdığınız yer dolmadığı zamanerkeklerde yer bulamadığı zaman tenkitler oluyor. Onun için ‘Her ilçede 3-5 camide ilan edelim. İsteyen gelsin. Bir yerden başlayalım’ dedik.

“SAKIZ ORUCU BOZAR MI?” SORULARINDAN RAHATSIZ DEĞİLİM

Ramazan’ın medyadaki yansımasını nasıl buluyorsunuz?

Bu bir araştırmayı gerektirir.İncelemeyapmam lazım. Böyle bir imkanım yok ama medyanın Ramazan’ailgiduymasını, iftarprogramlarıyapmasını, sahurda dinikonuşmalar, açılımlar yapmasını memnuniyetle karşılıyorum. Ne kadarbilgilendiriciiyi istikamette ne kadar yönlendirici olursa o kadar iyi olur.

Her sene sakız orucu bozar mı gibi oruçla ilgili gündeme gelen sorulardan rahatsız mı Diyanet?
Ben rahatsız değilim ama soruyu dürüstçe soruyorlarsa. Dalga geçmek niyetiyle soruyorlarsa onlara cevap vermem.

Ramazan’da selamı yeniden yaymak projeniz nasıl başladı?

Ramazan ayı için ağırlıklı konu olarak selam konusunu seçtik. Selam bir kelime. Arkasında sevgi var, saygı var, toplumsal barış var, insanlara iyi davranmak var, pozitif enerji vermek var. Arka planında da Peygamber Efendimiz’in hadisi var. Peygamber Efendimiz selamın yaygınlaştırılmasını, Müslümanların birbirine selam vermesini istiyor.

Selam insanların birbirini sevdiğinin bir belirtisi olarak tespit ediliyor Peygamber Efendimiz tarafından. ‘İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız. Size bir şey söyleyeyim ki onu yaparsanız birbirinizi sevmiş olursunuz: Selamı yayın’ diyor. Selam sayesinde birbirimizi seviyor ve sevdiğimizi göstermiş oluyoruz. Bu iman etmiş olduğumuzu gösteriyor. İman da bizi cennete götürüyor. Netice olarak selam cennete götürüyor. Ama bu selam kuru bir laftan ibaret değil. Selam sahtekarlığı söz konusuysa Allah kimin dürüst kimin sahtekar olduğunu biliyor. Dürüstlük esastır.

Siz dürüstlüğe çok önem veriyorsunuz…

Ben gerçekten ona çok önem veriyorum. Fatiha Suresi’nde de istikamet olarak o vardır. İhlas da dürüstlüktür, nasihat kelimesinin de bir manası dürüstlüktür. Dürüstlük olmadan Müslümanlık olmaz. Bir defa sahtekarlık olmayacak. Peygamber Efendimiz de buyuruyor ki ‘Bir Müslüman yalan sözü ve sahtekarlığı terk etmezse bilin ki Allah’ın o insanın aç susuz kalmasına ihtiyacı yoktur.’ Orucu ‘şu şu davranışlardan uzak durmak’ diye tarif ediyoruz ama o uzak durmanın arkasında bizi iyiliğe götürmesi lazım. Bu şekilde oruç tutan sadece orucunu tutmuş olur.

ZENGİNİN İFTARI PAHALI OLABİLİR

Ramazan’daki lüks iftarlar çok gündeme geliyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

İsraf Ramazan’da da Ramazan dışında da doğru değildir. Sadece Ramazan’a, iftara ait bir olay değildir. İsraf haramdır, yanlıştır ama herkesin kendine göre bir bütçesi vardır. Kimisi kendi yemeğini evinde pişirir yer, misafirine de kendi evinde hazırladığı yemeği sunar. Kimisi de vardır ki dışarıda yemek yer, misafirini dışarıda ağırlar.

İnsanların imkanları da aynı değil. Farklı farklı lokantalar vardır sınıflarına göre. İsraf deyince daha çok dikkatimi çeken şu: Ortaya yemek gelir. O yemeğin yarısı yenmeyip dökülüyorsa bu kötüdür. Ama gelen yemek yeniyorsa ve o hizmetin de bir bedeli varsa, bazı insanlar da misafirlerine daha iyi ortamda daha iyi hizmet sunmak istiyorlarsa bu israf olmayabilir.

İnsanlar imkanlarını zorluyorlarsa, kendilerini sıkıntıya sokuyorlarsa, masaya konulan yemek gösterişten ibaretse ve bunlar yenmeyip dökülüyorsa o zaman sıkıntılı. Ama herhalde Türkiye’nin zenginlikte ilk yüze giren insanlarıyla imkanları asgari ücretle geçinen insanların da eşit sofralarda oturmasını bekleyemeyiz.

Peygamber Efendimiz’in yaşantısı açısından baktığımızda?

Peygamber Efendimiz’in sofrası sadeydi ama gelen misafirlerine de elinde var olan imkanları sunmaktan geri durmazdı. O günkü şartlar o kadardı. Helalinden olma şartıyla insanların ikramda bulunması güzel şeydir.

Ramazan eğlenceleri, şenlikleri diye adlandırılan bazı etkinlikler var. Bunları Ramazan’ın ruhuyla bağdaştırıyor musunuz?

Ramazan eğlencesi diye bir olay tarihte olabilir ama ben bu alanda çalışan bir akademisyen ve İstanbul Müftüsü olarak Asr-ı Saadet dönemine, Peygamber Efendimiz zamanında neler var ona bakarım. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki ‘Kim Ramazan’da sevabını Allah’tan bekleyerek oruç tutarsa günahları affedilir.’ Ayrıca gece namazları için, teravih vb. namazlar için böyle rivayetler vardır. Genel çerçeveden baktığın zaman Ramazan bir ibadet ayıdır. Teravih namazı saatlerini eğlence saatlerine dönüştürmek, insanları eğlence adına meşgul edip teravih kılmalarını engellemek doğru değildir.

İstanbul’da 80 camide hatimle teravih kılınıyor. İlgi nasıl?

Gayet iyi. İnternet sitemizde ilan edilmiş durumda bu camilerimiz. Cemaatimiz bu camilere hatimle teravih kılındığını bilerek geliyor. Halkımız hatimle teravih deyince çok zor diye düşünüyorlar ama normal teravihle, hatimle kılınan teravih arasında belki bir 10 dakika fark eder.

Enderun Usulü teravih de kılınıyor. Normal teravihten farkı ne?

Makam bilen imam ve müezzinlerin bir araya gelmesi, bir makam bütünlüğü ve makamlar arasında geçişi sağlama açısından bir farklılığı var. Bu konuda maharetli görevlilerimizden oluşan ekipler var. Bu ekipler değişik ilçelerde dolaşarak Enderun usulü teravihi icra ediyorlar. Gittikleri camilerimiz de yine internet sitemizde ilan edilmiş durumda. Camilerimizde de var.

Orucu bir saat fazla tuttuğumuza dair iddialara ne diyorsunuz?

Diyanet İşleri Başkanlığımız bu konuları enine boyuna görüşür, yapar. Takvimlerimiz ona göre düzenlenir. Onların da hesapları vardır. Kendi kafalarından hiçbir şey yapmazlar. İmsak’ın kitaplarımızda tarifi vardır. Bu tarifi dikkate alarak gerekli hesaplamalar yapılır ve ona göre imsak saati tespit edilir. Namaz saatlerimiz de hep böyledir. Sadece oruçla ilgili değil, namaz saatleri de aynı hesaplamalarla yapılır. Zaten orucun başlangıç saati sabah namazının vaktinin başlangıç saatidir. Orucun bitiş saati de akşam namazının vaktinin girdiği saattir. Bunlar oruca ait özel düzenlemeler de değildir.