Cerh Ve Ta’dîl Hadis Usulü Online Oku

41449


Cerh Ve Ta’dîl

 


Cerh:

Ravinin, rivayetinin reddedilmesini gereken bir niteliğe sahip olduğunu tesbit
etmek yahut kabul edilmesini gerektiren bir niteliğe sahip olmadığını
belirterek, rivayetinin reddedilmesini gerektirecek şekilde sözkonusu
edilmesidir. Ravi hakkında: O kezzâbtır (çok yalancıdır), fasıktır, zayıftır,
sika değildir, muteber değildir ya da hadisi yazılmaz, demek gibi.

Cerh mutlak ve mukayyed olmak üzere iki kısma
ayrılır:


Mutlak:

Ravinin herhangi bir kayıt sözkonusu edilmeden cerh edildiğini belirtmek. Bu her
halükârda onun rivayetinin reddedilmesini gerektirir.


Mukayyed:

Ravinin şeyh (hoca) ya da taife ya da buna
benzer muayyen bir şeye nisbetle cerhedildiğinin sözkonusu edilmesi. Bu o
muayyen şey, hakkındaki rivayetinin reddedilmesini gerektiren bir illet olur,
başka hususlar için olmaz.

Mesela: İbn Hacer, et-Takrib‘de Zeyd b.
el-Humam hakkında: “Ondan Muslim de rivayet etmiştir” demiştir. O doğru
sözlüdür. Fakat es-Sevrî yoluyla gelen hadiste hata eder. Bu durumda onun es-Sevrî’den
rivayet ettiği hadisleri zayıf olur, başkaları olmaz. Hulâsa müellifinin İsmail
b. Ayyâş hakkındaki: Ahmed, İbn Maîn’in ve Buhârî Şam ehlinden yaptığı
rivayetlerde sika olduğunu fakat Hicazlılardan yaptığı rivayette zayıf olduğunu
belirtmişlerdir. Bu durumda onun Hicazlılardan rivayet ettiği hadisleri zayıf,
Şamlılardan rivayetleri zayıf değildir. Yine eğer mesela, Allah’ın sıfatları ile
ilgili hadisler de zayıftır, denilecek olursa, diğer hususlara dair hadisler de
zayıf olmaz.

Fakat cerhin kayıtlı olarak sözkonusu
edilmesinden kasıt, onun bu kayıtlı konuda sika olduğu iddiasını bertaraf etmek
ise, başka hususlarda zayıf olmasına da engel değildir.

Cerhin birtakım mertebeleri vardır:

En yüksek mertebe, bu hususta en ileri noktaya
ulaşıldığına delâlet eden ifadelerdir. İnsanlar arasında en yalancı kişidir,
yalancılık ta bir rükündür ifadeleri gibi.

Bundan sonra mübalağaya delâlet eden ifadeler
gelir. O kezzabtır (çok yalancıdır), vaddâ’dır (çok hadis uydurur) ve deccaldir
ifadeleri gibi. En hafifleri ise o leyyin (yumuşak, gevşek), hıfzı kötü ya da
hakkında ileri geri konuşulmuştur, anlamındaki tabirlerdir.

Bunlar arasında ise bilinen çeşitli mertebeler
vardır.

Cerhin kabul edilmesi için beş şart aranır:


1-

Cerh yapanın adaletli olması gerekir. Fâsıkın cerhi kabul edilmez.


2-

Uyanık birisi tarafından yapılmalıdır. Gafleti bulunanın (yanılan birisinin)
cerhi kabul edilmez.


3-

Cerhin sebeplerini bilen birisi tarafından yapılmalıdır. Cerh ve tenkid
sebeplerini bilmeyenin cerhi kabul edilmez.


4-

Cerhin sebebini açıklamalıdır. Müphem ifadelerle cerh kabul edilmez. Mesela:
Zayıftır demek ya da hadisi reddolunur demekle yetinilmez. Ayrıca bunun sebebini
de açıklaması gerekir. Çünkü cerhedilmesini gerektirmeyen bir sebeple onu
cerhetmeye kalkışmış olabilir. Meşhur olan görüş bu cerhin kabul edilmesidir.
İbn Hacer de müphem cerhin -âdil olduğu bilinen kimseler dışında- kabul
edilmesini tercih etmiştir. Adil olduğu bilinen kimseler hakkında ise sebebi
açıklanmadıkça cerhi kabul etmez.

Tercihe değer olan görüş de budur. Özellikle
cerh yapan kişi bu alanın imamlarından (önder alimlerinden) birisi ise.


5-

Adaleti mütevatir, imameti meşhur kimse hakkında yapılmamalıdır. Nafi, Şu’be,
Malik ve Buhârî gibi. Bu ve benzerleri hakkındaki cerh ifadeleri kabul edilmez.

 


Ta’dîl:

Ravinin rivayetinin kabul edilmesini gerektiren bir sıfata sahip olduğunun,
rivayetinin de reddedilmesini gerektiren bir niteliğinin bulunmadığının
belirtilmesi suretiyle ravinin sözkonusu edilmesidir. O sikadır, o sağlam
birisidir, onda bir beis yoktur ya da hadisi reddolunmaz denilmesi gibi.

Mutlak ve mukayyed olmak üzere iki kısma
ayrılır:


1- Mutlak:

Ravinin herhangi bir kayıt sözkonusu edilmeden adalet ile anılmasıdır. Bu onun
her durumda sika olduğunun belirtilmesi demektir.


2- Mukayyed:

Ravinin şeyh, taife ya da buna benzer muayyen bir şeye nisbetle âdil olduğunun
belirtilmesidir. O vakit bu, o muayyen şeye nisbetle sika olduğunu -başka
hususlarda böyle olmadığını- ifade etmek olur.

O, ez-Zührî’den rivayet ettiği hadisleriyle
yahut Hicazlılardan rivayet ettiği hadisleriyle sika birisidir, denilmesi gibi.
Onun, kendilerinden rivayet yapması halinde sika olduğu belirtilen hadis
rivayetleri dışında sika kabul edilmez. Ancak bundan maksat bu kimselerden
yaptığı rivayetinin zayıf olduğu iddiasını bertaraf etmek ise, o takdirde
bunların dışındakilerden yaptığı rivayetlerde de sika olmasına engel değildir.

Tadilin mertebeleri vardır: En üstün mertebe, bu
hususta en ileri noktada olduğuna delâlet eden ifadelerdir. İnsanların en
sikasıdır, sağlam rivayet etmekte en ileri nokta odur, gibi.

Sonra bir ya da iki sıfat ile pekiştirilen
sikalıktır. Mesela sikadır, sikadır yahut sikadır, sebt (sağlam)dır ya da buna
benzer ifadeler.

En alt mertebesi ise en hafif cerhe yakın
olduğunu hissettiren ifadelerdir. Salihtir yahut mukaribdir ya da hadisi rivayet
edilir yahut buna benzer ifadeler gibi. Bunun arasında ise bilinen daha başka
mertebeler de vardır.

Tadilin kabul edilmesi için dört şart aranır:


1-

Tadil yapanın adaletli olması gerekir, fâsık bir kimsenin tadili kabul edilmez.


2-

Uyanık olması gerekir. Dış görünüşe aldanan gafil kimsenin tadili kabul edilmez.


3-

Adalet sebeplerini bilen bir kimse tarafından yapılmalıdır. Kabul ve red
sıfatlarını bilmeyenin tadili kabul edilmez.


4-

Rivayetinin reddedilmesini gereken yalancılık, açık fasıklık ya da buna benzer
bir husus ile ün salmış bir kimse hakkında yapılmamış olmalıdır.