Sülasi Mezid Fiiller
SÜLASİ MEZİD FİİLLER VE ANLAM DEĞİŞİKLİKLERİ
إفعال İf’al Babı
Sülasi fiilin başına fethalı bir hemze getirilerek yapılır.
أَفْعَلَ ـ يُفْعِلُ ـ إفْعَالٌ
Özellikleri:
Lazım (geçişsiz) olan fiil, müteaddi (geçişli) olur. Fiil eğer müteaddi ise çift müteaddi (iki meful alan) fiil olur.
قَرُبَ (yaklaştı) — أَقْرَبَ (yaklaştırdı) رَكِبَ (bindi) —- أَرْكَبَ (bindirdi)
Olmak, vücud bulmak, mübalağa, arz, zamanın gelmesi gibi anlamlar katar.
أَحْصَدَ الزَّرْعُ (ekini biçme zamanı geldi)
أَشْغَلْتُهُ (onunla gereğinden fazla meşgul oldum)
أباعَ العَبْدَ (Köleyi satmak için arz etti)
2.تفعيل Tef’il Babı
Sülasi fiilin orta harfinin şeddelenmesiyle yapılır.
فَعَّلَ ـ يُفَعِّلُ ـ تَفْعِيلٌ
Özellikleri:
Lazım fiili müteaddi yapar. Müteaddi fiili iki meful alacak şekle getirir. (Çift müteaddi)
فَرِحَ (sevindi) ——- فَرَّحَ (sevindirdi)
عَلِمَ (bildi) —— عَلَّمَ (bildirdi/öğretti)
Bir işin çok, aşırı veya şiddetli yapıldığını bildirir
ضَرَبَ (dövdü) ————- ضَرَّبَ (çok dövdü)
مَزَقَ (yırttı) ——— مَزَّقَ (paramparça yaptı, parçaladı)
مفاعلة Mufa’ale Babı
Sülasinin birinci harfiyle ikinci harfinin arasına bir elif eklenerek yapılır.
فَاعَلَ ـ يُفَاعِلُ ـ مُفَاعَلَةٌ
Özellikleri:
Müşareket (bir işte/eylemde ortaklık bildirir)
ضَرَبَ (vurdu) ——– ضارَبَ (vuruştu)
كَتَبَ (yazdı) ———-كاتَبَ (yazıştı)
Bir işi yapmakta gayret ve devamlılık bildirir
طَلَبَ (istedi) ——– طالَبَ (devamlı istedi)
سَبَقَ ( geçti) ———- سابَقَ (geçmeye çalıştı)
إنفعال İnfi’al Babı
Sülasi fiilin başına kesralı elif ve sakin nun harfi getirilerek yapılır.
اِنْفَعَلَ ـ يَنْفَعِلُ ـ اِنْفِعَالٌ
Özellikleri:
Mutavaat (dönüşlülük) ifade eder.
كَسَرَ (kırdı) ——– اِنْكَسَرَ (kırıldı)
Lazım (geçişsiz)dır.
قَطَعَ (kesti) ———– اِنْقَطَعَ (kesildi)
إفتعال İfti’al Babı
Fiilin başına kesralı elif, ikinci harfinden önce fethalı te getirilerek yapılır.
اِفْتَعَلَ ـ يَفْتَعِلُ ـ اِفْتِعَالٌ
Özellikleri:
Mutavaat (dönüşlülük) ifade eder.
جَمَعَ (topladı) ———- اِجْتَمَعَ (toplandı) نَشَرَ (yaydı) ——- اِنْتَشَرَ (yayıldı)
Failinin gayretini ifade eder.
جَهَدَ (çalıştı) ——– اِجْتَهَدَ (çok çaba sarfetti, cehtetti)
Müşareket (ortaklık) bildirir.
خَصَمَ (hasım oldu) ——— اِخْتَصَمَ (münakaşa/kavga etti)
إفعلال İf’ilal Babı
Fiilden önce kesralı elif getirilerek son harf şeddelenir.
اِفْعَلَّ ـ يَفْعَلُّ ـ اِفْعِلاَلٌ
Özellikleri:
Renkle ifade edilen kusurları/değişimleri gösterir.
أَصْفَرُ (sarı) ——— اِصْفَرَّ (sarardı) أسْوَدُ (siyah) ——— اِسْوَدَّ (karardı, siyahlaştı)
Bedensel kusurları/değişimleri ifade etmekte kullanılır.
أحْدَبُ (kambur) ——— اِحْدَبَّ (kamburlaştı)
Bu babın meçhulü yoktur.
تفعّل Tefa’ul Babı
Fiilin başına fethalı te getirilerek orta harfi şeddelenir.
تَفَعَّلَ ـ يَتَفَعَّلُ ـ تَفَعُّلٌ
Özellikleri:
Tekellüf (zorla olmak/elde etmek) manası kazandırır.
كَبُرَ (büyük oldu) ——— تَكَبَّرَ (büyüklük tasladı, büyüklendi)
شَجُعَ (cesur oldu) ———– تَشَجَّعَ (kahramanlık tasladı)
Tef’il babından gelen bazı fiillerin mutâvaatını ifade eder, yani onları geçişsiz yapar.
كَسَّرَ (kırdı) ———– تَكَسَّرَ (kırıldı)
تفاعل Tefâ’ul Babı
Fiilin başına fethalı te getirilerek, ikinci harften önce elif eklenir.
تَفَاعَلَ ـ يَتَفَاعَلُ ـ تَفَاعُلٌ
,
Özellikleri:
Müşareket (ortaklık) bildirir.
تَكَالَمَ ( karşılıklı konuştu) تَضَارَبَ (karşılıklı vuruştu/dövüştü)
Bir işi yapar gibi görünmeyi, yahut kendinde olmayan birşeyi varmış gibi göstermeyi bildirir.
تَمَارَضَ (hastaymış gibi yaptı)
تَبَاكَى (yalancıktan ağladı)
تَنَاوَمَ (uyur gibi yaptı)
9. إستفعال İstif’al Babı
Sülasi fiilin başına kesralı elif, sakin sin ve fethalı te getirilerek yapılır.
اِسْتَفْعَلَ ـ يَسْتَفْعِلُ ـ اِسْتِفْعَالٌ
Özellikleri:
Talep / istek bildirir.
اِسْتَأْذَنَ (izin istedi) اِسْتَرْحَمَ (merhamet diledi)
اِسْتَغْفَرَ (af diledi)
Bulmak, öyle saymak manalarına gelir.
اِسْتَحَلَّ (helal saydı)
اِسْتَخَفَّ (hafif buldu)
اِسْتَقْبَحَ (çirkin buldu)
Değişikliği ifade eder.
حَجَر (taş) —– اِسْتَحْجَرَ (taşlaştı)
Cümle Örnekleri:
1- وَقَفَ الرَّجُلُ – أَوْقَفَ الرَّجُلُ السَّياَّرَةَ – دَخَلَ الْوَلَدُ فِي الْغُرْفَةِ – أَدْخَلَ الْوَلَدُ الْحَقِيبَةَ فِي الْغُرْفَةِ.
2- غَضِبَتْ لَيْلَى أَمْسِ. أَغْضَبَتْ لَيْلَى أُخْتَهاَ أَمْسِ – فَرِحَتِ الْأُمُّ بِزِياَرَةِ الْكَعْبَةِ. أَفْرَحَتِ الْأُمُّ بِنْتَهاَ بِزِياَرَةِ الْكَعْبَةِ .
3- أَغْلَقَ الْأَوْلاَدُ الناَّفِذَةَ – أُغْلِقَتِ النَّواَفِذُ – كَانَ الرَّجُلُ كَثِيرَ السُّؤاَلِ وَلَكِنَّ أَحَداً لَمْ يُعْطِهِ[1] شَيْئاً.
4- يُقِيمُ[2] بَيْنَ أَهْلِهِ . يَعِيشُ سَعِيداً . مَنْ يُقِمْ بَيْنَ أَهْلِهِ يَعِشْ سَعِيداً – يُعِينُ[3] مُسْلِماً . يُعِينُهُ اللَّهُ . مَنْ يُعِنْ مُسْلِماً يُعِنْهُ اللَّهُ.
5- اَلْأَئِمَّةُ الْأَرْبَعَةُ الَّذِينَ أَنْشَأُوا الْمَذاَهِبَ الْفِقْهِيَّةَ هُمْ : أَبُو حَنِيفَةَ وَ ماَلِكٌ وَ الشاَّفِعِيُّ وَ ابْنُ حَنْبَلٍ.
6- أَنْزَلَ اللَّهُ الْقُرْآنَ فيِ شَهْرِ رَمَضاَنَ وَ نَصَرَ الْمُسْلِمِينَ فيِ مَوْقِعَةِ بَدْرٍ- يُرْسِلُ بَعْضُ الْآباَءِ أَوْلاَدَهُمْ لِدِراَسَةِ الطِّبِّ – مِنَ الْآباَءِ مَنْ يُرْسِلُ أَوْلاَدَهُ لِدِراَسَةِ الطِّبِّ .
7- أَ كُنَّ يُرِدْنَ أَنْ يَكْتُبْنَ الرَّساَئِلَ ؟ لاَ ، لَمْ يَكُنَّ يُرِدْنَ كِتاَبَتَهاَ.
8- أَ كاَنَ يُرِيدُ أَنْ يَشْتَرِيَ السَّياَّرَةَ ؟ لاَ ، لَمْ يَكُنْ يُرِيدُ شِراَءَهاَ- هَلْ أَعْجَبَتْكَ تِلْكَ الْحِكاَيَةُ ؟ – هَلْ أَعاَنَ الرَّجُلُ عَدُوَّهُ ؟ – لاَ ، لَمْ يُعِنْ.
9- أَعْطَى ساَلِمٌ الْفُقَراَءَ مِماَّ أَعْطاَهُ اللَّهُ – إِذاَ وَجَدَ الْمُسْلِمُ أَذىً[4] فِي الطَّرِيقِ أَزاَلَهُ[5].
10- قَتَلَ الطاَّلِبُ الْوَقْتَ فِيماَ لاَ يُفِيدُ[6] – أَجاَبَ[7] أَحْمَدُ عَنْ كُلِّ الْأَسْئِلَةِ الصَّعْبَةِ .
11-كاَنَ يُثِيرُ[8] الْفُقَراَءَ عَلَى الْأَغْنِياَءِ – أَكْمَلَ أَحْمَدُ الْمَدْرَسَةَ – أَتْقَنَ أَحْمَدُ اللُّغَتَيْنِ الْعَرَبِيَّةَ وَ الْفاَرِسِيَّةَ.
12- هَذِهِ رِحْلَةٌ طَوِيلَةٌ وَ أَخْشَى أَنْ تَكُونَ مُتْعِبَةً وَ مُمِلَّةً . بِالْعَكْسِ سَتَكُونُ رِحْلَةً مُمْتِعَةً.
13- أَلْقاَهُ[9] فِي النَّهْرِ وَ غاَصَ فِي الْماَءِ. هَلْ أُغْلِقَ باَبُ الْمَلْعَبِ ؟ نَعَمْ ، أَغْلَقَ الْمُشْرِفوُنَ باَبَ الْمَلْعَبِ.
14- عَبْدُ اللَّهِ مُؤْمِنٌ بِاللَّهِ – ماَزاَلَ عَبْدُ اللَّهِ مُؤْمِناً بِاللَّهِ – أَنْتِ تُطِيعِينَ[10] واَلِدَيْكِ – أَسْرَعْتُ إِلَى رَجُلٍ يَطْلُبُ الْمُساَعَدَةَ .
15- لاَ يُحِبُّ أَبُوكِ إِلاَّ إِياَّكِ ياَ زَيْنَبُ – أَعْطِهِمُ الطَّعاَمَ -كاَنَتْ واَلِدَتيِ تُعِدُّ[11] طَعاَمَ الْفَطوُرِ.
16- أَخْرَجَ الْمُدَرِّسُ الدَّفْتَرَ – أَخْرَجَ التِّلْميِذُ دَفْتَرَ الْحِساَبِ- لِيُعْطِكَ كُتُبِي. أَراَنِي[12] الشُّرْطِيُّ إِياَّهُ.
17- أَنْتَ سَتُعِدُّ الْعَشاَءَ – أَحْضَرَتْ عاَئِشَةُ الدَّواَءَ والْماَءَ – سَأَذْهَبُ إِلَى الْمَطْبَخِ وَ أُعِدُّ الطَّعاَمَ سَريِعاً.
18- لِماَذاَ ذَهَبَتِ الْبِنْتُ إِلَى الْمَطْبَخِ ؟ ذَهَبَتِ الْبِنْتُ إِلَى الْمَطْبَخِ لِتُعِدَّ الطَّعاَمَ – أَحْضَرَ الْأَبُ سَحوُرَ الْأُسْرَةِ.
19- أَلاَ يُجِيبُ أَحْمَدُ عَنِ الْأَسْئِلَةِ فِي سُرْعَةٍ ؟ بَلَى ، يُجِيبُ عَنِ الْأَسْئِلَةِ فِي سُرْعَةٍ .
أَلاَ تُجِيبُ عَنِ الْأَسْئِلَةِ فِي سُرْعَةٍ ؟ بَلَى ، أُجيِبُ عَنِ الْأَسْئِلَةِ فِي سُرْعَةٍ .
Tercüme:
1- Adam durdu. Adam arabayı durdurdu. Çocuk odaya girdi. Çocuk çantayı odaya soktu.
2- Dün Leylâ kızdı. Dün Leylâ kızkardeşini kızdırdı. Anne kâbe ziyaretiyle sevindi. Anne kızını Kâbe ziyaretiyle sevindirdi.
3- Çocuklar pencereyi kapattı. Pencereler kapatıldı. Adamın çok isteği vardı fakat kimse ona birşey vermedi.
4- Ailesinin arasında ikamet ediyor. Mutlu yaşıyor. Kim ailesinin arasında ikamet ederse mutlu yaşar. Müslümana yardım ediyor. Allah ona yardım ediyor. Kim müslümana yardım ederse Allah (da) ona yardım eder.
5- Fıkhî mezhepleri inşa eden dört imam Ebû Hanife, Mâlik, Şâfii ve İbn Hanbel’dir.
6- Allah Kur’ân’ı Ramazan ayında indirdi ve Bedir savaşında müslümanlara yardım etti. Bazı babalar çocuklarını tıp tahsili için gönderiyor. Çocuklarını tıp tahsili için gönderen babalar vardır.
7- Mektupları yazmak istiyorlar mıydı? Hayır, onları yazmak istemiyorlardı.
8- Arabayı satın almak istiyor muydu? Hayır, onu satın almak istemiyordu. O hikaye hoşuna gitti mi? Adam düşmanına yardım etti mi? Hayır, yardım etmedi.
9- Sâlim Allah’ın kendisine verdiklerinden fakirlere verdi. Müslüman yolda bir eza gördüğü zaman onu izâle eder (giderir).
10- Öğrenci kendisine fayda vermeyen şeylerde vakti öldürdü. Ahmet tüm zor sorulara cevap verdi.
11- Fakirleri zenginlere karşı ayaklandırıyordu. Ahmet okulu tamamladı. Ahmet Arapça ve Farsça iki dili sağlamlaştırdı.
12- Bu uzun bir yolculuktur ve ben onun yorucu ve sıkıcı olmasından korkuyorum. Bilakis zevkli bir yolculuk olacak.
13- Onu nehre attı o da suyun içine çöktü. Oyun sahasının kapısı kapandı mı? Evet yöneticiler oyun sahasının kapısını kapattılar.
14- Abdullah Allah’a iman etmektedir. Abdullah hâlâ Allah’a iman etmektedir. Sen ana-babana itaat ediyorsun. Yardım isteyen adama koştum.
15- Baban yalnızca seni seviyor Ey Zeynep! Onlara yemek ver. Annem kahvaltı yiyeceğini hazırlıyordu.
16- Öğretmen defteri çıkardı. Öğrenci matematik defterini çıkardı. Kitaplarımı sana versin. Polis onu bana gösterdi.
17- Akşam yemeğini sen hazırlayacaksın. Aişe ilacı ve suyu getirdi. Mutfağa gidip çabucak yemek hazırlayacağım.
18- Kız niçin mutfağa gitti. Kız yemek hazırlamak için mutfağa gitti. Baba ailenin sahur yemeğini getirdi.
19- Ahmet sorulara süratle cevap vermiyor mu? Bilakis, sorulara süratle cevap veriyor. Sen sorulara süratle cevap vermiyor musun? Bilakis, sorulara süratle cevap veriyorum.
¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯