Muttasıl Zamirler
b) Fiillerin sonuna birleşen muttasıl zamirler:
Söz konusu bu birleşik zamirler fiillerin sonuna birleştiği takdirde o cümlenin mef’ûlü olurlar. Mâzî fiilin her sigasının sonuna gelebilecek mef’ûl zamirlerin çekim tablosunu كَتَبَ fiilinde şöyle gösterebiliriz:
|
Cemi |
Tesniye |
Müfred |
||||||
| Müzekker |
كَتَبَهُمْ |
كَتَبَهُمَا |
كَتَبَهُ |
Gâib | ||||
|
Onları/onlara yazdı |
O ikisini/o ikisine yazdı |
Onu/ona yazdı |
||||||
| Müennes |
كَتَبَهُنَّ |
كَتَبَهُماَ |
كَتَبَهاَ |
Gâibe | ||||
| Müzekker |
كَتَبَكُمْ |
كَتَبَكُماَ |
كَتَبَكَ |
Muhâtab | |||
|
Sizi/size yazdı |
İkinizi/ikinize yazdı |
Seni/sana yazdı |
|||||
| Müennes |
كَتَبَكُنَّ |
كَتَبَكُماَ |
كَتَبَكِ |
Muhâtaba | |||
| Müz + Müe |
كَتَبَنَا |
كَتَبَنَا |
كَتَبَنِى |
Mütekellim | ||||
|
Bizi/bize yazdı |
İkimizi/ikimize yazdı |
Beni/bana yazdı |
||||||
Burada çekilen tablo كَتَبَ fiiline aittir. Fiilin diğer tüm siygalarına bu zamirler eklenebilir. Ancak fiillerin sonuna birleşen şahıs zamirleri (fâil zamirler) ile mef’ûl zamirler karıştırılmamalıdır. Örneğin; كَتَبْناَ (Biz yazdık) ve كَتَبْتُ (Ben yazdım) fiilindeki تُ ve ناَ zamirleri fâildir.
|
كَتَبْناَ الدَّرْسَ. |
Dersi yazdık. |
|
Mef’ûl Fiil+Fâil |
|
|
كَتَبْناَهُ. |
Onu (dersi) yazdık. |
| Fiil+Fâil+Mef’ûl | |
(كَتَبْناَهُ) kelimesindeki (هُ) zamiri ise mef’ûldür. Diğer örnekler:
| كَتَبْتُكَ | Seni yazdım. | كَتَبْتَهُ | Onu yazdın. | ||
|
شَرِبْتَهُ |
Onu içtin. |
وَجَدْتُنَّهُمْ |
Onları buldunuz. | ||
ise muttasıl meful zamirdir. هُمْ muttasıl fâil zamir, تُنَّ ibaresinde وَجَدْتُنَّهُمْMesela;
Kâide: a) Fâil durumunda olan gâib cemi müzekker zamirini (وا), mef’ûl zamire bağlarken cemi alâmeti olan vav ve elifin elifi düşer:
|
وَجَدوُهُ |
Onu buldular. |
وَجَدوُهُمْ |
Onları buldular. |
|
شَرِبوُهُ |
Onu içtiler. |
كَتَبوُكُمْ |
Sizi yazdılar. |
b) Muhâtab cemi müzekkerin son harfi olan cezimli mimin (تُمْ ) cezmini kaldırıp ötre ve vav koymak suretiyle meful zamire bağlarız. Yani تُمْ fâil zamirine bir başka mef’ûl zamirin bitişmesi halinde geçiş, mime eklenen bir vâv ile yapılır:
| وَجَدْتُمُوهُ | Onu buldunuz. | وَجَدْتُمُوهُمْ | Onları buldunuz. |
| شَرِبْتُمُوهُ | Onu içtiniz. |
سَمِعْتُمُوهُ |
Onu duydunuz. |
c) كَتَبَنِي (beni yazdı) de yer alan ن harfine Arapça’da nûn-u vikâye (koruyucu nun) denir. Fiil, muttasıl mütekellim zamiri olan ي ile birleştiğinde araya bir ن gelir. كَتَبَنِي örneğindeki ن harfi üstünle biten fiilin sonunu esreden korumuştur:
| وَجَدْتَنيِ | Beni buldun. | كَتَبْتُنَّنيِ | Beni yazdınız. | |
| وَجَدوُنيِ | Beni buldular. |
سَمِعْتُمُونيِ |
Beni duydunuz. | |
d) Muttasıl…هُمْ ve…كُمْ zamirlerinden sonra hemze-i vasıl’dan olan harfi tarif gelirse geçiş, sonlarındaki sakin mimlerin ötre ile harekelenmesi ile olur.
|
شَكَرَكُمُ الرَّجُلُ. |
Adam size teşekkür etti. |
|
شَكَرَهُمُ الرَّجُلُ. |
Adam onlara teşekkür etti. |
|
مَنَحَكُمُ اللَّهُ هَذِهِ السَّعاَدَةَ. |
Allah size bu saadeti bağışladı. |
|
مَنَحَهُمُ اللَّهُ هَذِهِ النِّعْمَةَ. |
Allah onlara bu nimeti bağışladı. |
Karşılaştırmalı Cümle Örnekleri
|
مَنَحَناَ اللَّهُ هَذِهِ الْفُرْصَةَ. |
Allah bize bu fırsatı bağışladı. | |
|
شَكَرَناَ الرَّجُلُ فِي سَعاَدَةٍ. |
Adam bize saadet içinde teşekkür etti. | |
|
شَكَرْتُمُوناَ فِي سَعاَدَةٍ. |
Bize saadet içinde teşekkür ettiniz. | |
|
شَكَرْتُمُونِي فِي سَعاَدَةٍ. |
Bana saadet içinde teşekkür ettiniz. | |
|
شَكَرْتُمُوهُ فِي سَعاَدَةٍ. |
Ona saadet içinde teşekkür ettiniz. | |
|
شَكَرْتُمُوهاَ فِي سَعاَدَةٍ. |
Ona saadet içinde teşekkür ettiniz. | |
|
شَكَرْتُمُوهُنَّ فِي سَعاَدَةٍ. |
O (baya)nlara saadet içinde teşekkür ettiniz. | |
|
هَلْ رَكِبَ التِّلْمِيذُ الدَّراَّجَةَ ؟ |
Öğrenci bisiklete bindi mi? | |
|
نَعَمْ ، رَكِبَهاَ. |
Evet, ona bindi. | |
|
كَيْفَ رَكِبَ التِّلْمِيذُ الدَّراَّجَةَ ؟ |
Öğrenci bisiklete nasıl bindi? | |
|
رَكِبَهاَ التِّلْمِيذُ كَثِيراً. |
Öğrenci ona çok bindi. | |
|
ماَذاَ لَعِبَ الْفَرِيقُ ؟ |
Takım ne oynadı? | |
|
لَعِبَ الْفَرِيقُ الْمُباَراَةَ. |
Takım maç oynadı. | |
|
هَلْ قَرَأُوا الْقِصَّةَ ؟ |
Hikayeyi okudular mı? | |
|
نَعَمْ ، قَرَأُوهاَ. |
Evet onu okudular. | |
|
هَلْ فَتَحُوا الْكُتُبَ ؟ |
Kitapları açtılar mı? | |
|
نَعَمْ ، فَتَحُوهاَ. |
Evet onları açtılar | |
|
سَأَلْناَهُ عَنْ حاَلِهِ. |
Ona durumu (hali) hakkında sorduk. | |
|
نَصَرَكَ صَدِيقُكَ. |
Arkadaşın sana yardım etti. | |
|
نَفَعَنِي الدَّواَءُ. |
İlaç bana fayda verdi. | |
|
نَفَعَنِي اِجْتِهاَدِي. |
Çalışmam bana fayda verdi. | |
|
شاَهَدْتُهُ[5] وَ أَصْدِقاَءَهُ فِي السُّوقِ. |
Onu ve arkadaşlarını çarşıda gördüm. | |
|
ماَذاَ شاَهَدْتَ فِي الْحَدِيقَةِ ؟ |
Bahçede ne gördün? | |
|
شاَهَدْتُكَ فِي الْحَدِيقَةِ. |
Bahçede seni gördüm. | |
|
شاَهَدْتَنِي فِي الْحَدِيقَةِ. |
Bahçede beni gördün. | |
|
مَتَى زاَرَ واَلِدُكَ الطَّبِيبَ ؟ |
Baban doktoru ne zaman ziyaret etti? | |
|
مَتَى زاَرَتْ واَلِدَتُكَ الطَّبِيبَ ؟ |
Annen doktoru ne zaman ziyaret etti? | |
|
زاَرَتْ واَلِدَتِي الطَّبِيبَ أَمْسِ. |
Annem doktoru dün ziyaret etti. | |
|
زاَرَتْ واَلِدَتُهُ الطَّبِيبَ أَمْسِ ياَ أُسْتاَذِي! |
Annesi doktoru dün ziyaret etti ey hocam! | |
|
هَلِ الْأَوْلاَدُ زاَروُا الْمَرِيضَ ؟ |
Çocuklar hastayı ziyaret ettiler mi? | |
|
نَعَمْ ، اَلْأَوْلاَدُ زاَرُوهُ. |
Evet, çocuklar onu ziyaret ettiler. | |