MED ve ÇEŞİTLERİ

42300

MED ve ÇEŞİTLERİ

 

I-Meddin Tanımı :

Med kelimesi sözlükte “arttırmak, ziyade etmek, uzatmak” demektir. Terim olarak meddin anlamı “harfin sesini med harflerinden biriyle uzatmak[66]”tır.

“Kısaltmak, hapsetmek” mânasına gelen kasr ise “harfin med harfi olmaksızın asıl sesiyle okunması yahut yalnız med harfinin isbat edilmesi” şeklinde tanımlanmıştır[67].

Med harfi, kendinden önceki harfin sesini, harekesi doğrultusunda uzatan harfe denir.

II-Med Harfleri :

Med harfleri üçtür :

1.Kendisinden önceki harf (mâ kabli) üstün harekeli olduğunda daima med harfi olan elif ( نا gibi);

2.Kendisi sâkin, bir önceki harf ötre harekeli vav (قولوا gibi);

3.Kendisi sâkin, bir önceki harf esre harekeli (في gibi)[68].

Med harfleri çoğu yerde yazıda görülmekle birlikte bazı drumlarda yalnız telaffuzda vardır ( له , به gibi)[69].

Mushaf’ın yazısına mahsus olmak üzere bazı kelimelerin sonunda bulunan elif’ler “vav” veya “yâ” şeklinde yazılmıştır ( الصلوة , الزكوة , كفي , زلفي gibi)[70].

Kendilerinden önceki harfi harekesi doğrultusunda uzatan med harfleri kendileri okunmadığı gibi, sâkin olmalarına rağmen bunlar üzerinde cezm işareti de bulunmaz[71].

III-Meddin Sebepleri :

Harfin sesini tabiî med ölçüsünün üzerinde uzatan sebepler ikidir :

1.Hemze :

Aslî harflerden olan hemze med harfinden sonra geldiğinde med sebebi olur ve ilgili harfin sesini tabiî med ölçüsünden daha fazla uzatır. Med sebebi olan hemze geçiş halinde (vasılda) okunmayan vasıl hemzesi değil, her durumda okunan katı’ hemzesidir[72].

2.Sükûn :

Harfin harekesizlik halidir. Sükûn cezm ( ْ ) işaretiyle gösterilir. Üzerinde cezm işareti bulunan harfe sâkin harf denir.

Sükûn iki kısma ayrılır :

A)Lâzımî Sükûn : Duruş (vakıf) ve geçiş halinde varlığını koruyan, her durumda mevcut olan sükundur (el-Cânne اَلْجَانَّ kelimesinin ilk nûnu – اَلْجَانْنَ – ile Âl-âne آلآنَ edatının lâmındakiنَ آلْآ sükûn gibi) .

B)Ârızî Sükûn : Duruş halinde mevcut olup geçişte ortadan kalkan sükundur. Bu sükûn kelime üzerinde duruş sebebiyle geçici olarak var olan sükundur (يَعْلَمُونَْ   يَوْمِ الدِّينِْ   نَسْتَعِينُْ gibi)[73].

IV-Meddin Kısımları :

Medler aslî ve fer’î olmak üzere ikiye ayrılır :

1.Aslî Med :

Aslî med tecvid ve kıraat kitaplarında daha çok tabiî med (medd-i tabiî) olarak geçer. Tabiî med sadece med harflerinden biriyle yapılan uzatmaya denir[74]. Med harfinin varlığı (zâtı) ancak bu med ile oluşur[75].

Tabiî med “hemze veya sükûn gibi sebeplere bağlı olmaksızın yalnız med harfleriyle oluşan med” olarak tanımlanır. Örnek : اُوتِينَا , نُوحِيهَا , قَالَ , غِيضَ , كُونُوا آمَنَ , لَهُ , بِهِ , طه ,vs.

Tabiî medlerin uzatılma süresi özellikle Kur’ân-ı Kerîm tilâveti sırasında hassasiyet isteyen bir konu olur. Bu süre için birim olarak elif ölçüsü kullanılır. Bu ise elif diyecek veya elif (ا) yazacak kadar bir süredir.”Bir parmak kaldırılacak kadar” ifadesi, öngörülen bu sürenin Kur’an’ı güzel okuyan üstatların ağzından onları dinleyerek tesbit edilmesi gerektiğini belirtir[76].

2.Fer’î Med :

Fer’î medler tabiî medden türeyen medlerdir. Fer’î med, med harfiyle med sebeplerinden birinin ortaklaşa meydana getirdiği mede denir. Bununla harfin sesi harekesi doğrultusunda bir miktar uzar ki, bu, tabiî med ölçüsünün üzerindedir.

Fer’î medlerin kısımları :

  1. A) Muttasıl Med (Medd-i Muttasıl) :

Med harfiyle med sebebi olan hemzenin aynı kelimede yan yana bulunmasıyla meydana gelen meddir ( شَاء , جِيئَ , سُوءَ gibi).

Muttasıl meddin tabiî med üzerine bir miktar med ilâve etmek suretiyle bir elif ölçüsünden fazla miktarda med edilmesi vâciptir. Kıraat imamları med ilâve edilmesi hususunda ittifak, meddin miktarında ihtilâf etmiştir. Muttasıl medde sadece bir elif (kasr) mertebesi yoktur.

Bağlı olduğumuz Âsım kıraatinin Hafs rivâyetinde muttasıl med ağırlıklı olarak tabiî med üzerine üç elif ilâveyle dört elif miktarı med edilir.

  1. B) Munfasıl Med (Medd-i Munfasıl) :

Med harfiyle med sebebi olan hemzenin ayrı kelimede yan yana bulunmasıyla meydana gelen meddir ( تُوبُوا اِلَي الَّلهِ , اِنِّي اَخَافُ , يَا اَبَتِ gibi).

Munfasıl med câiz meddir. Kıraat imamlarına göre bir, iki, üç, dört ve beş elif mertebeleriyle icrâ edilir. Âsım kıraatinin Hafs rivâyetinde munfasıl med genel olarak dört elif med edilir.

 

  1. C) Lâzım Med (Medd-i Lâzım) :

Med harfiyle med sebebi olan lâzımî (geçiş ve duruş hallerinde değişmeyen) sükûnun aynı kelimede yan yana gelmesiyle oluşan meddir. Kıraat imamları lâzımî meddin dört elif miktarı olduğu hususunda ittifak etmiştir.

Lâzımî med dört gruba ayrılır :

a.Medd-i Lâzım Kelime-i Musakkale :

( اَلْحَاقَّةُ ) örneğinde görüleceği üzere, med harfi (olan elif ا ) ile med sebebi olan (ve idgam sebebiyle şeddeli okunan ilk “kâf” ق harfindeki) lâzımî sükûn aynı kelimede yan yana gelmiştir ( اَلْحَا قْقَةُ ).

Bu gruba dahil olan medd-i lâzım örnekleri, kelimede meydana gelmesi ve idgamdan dolayı şeddeli okumanın telaffuzdaki ağırlığı sebebiyle kelime-i musakkale diye nitelendirilmiştir.

b.Medd-i Lâzım Kelime-i Muhaffefe :

( آلْاَن ) örneğinde ilk hemzeden sonra gelen med harfi ile med sebebi olan “lâm”ın lâzımî sükûnu aynı kelimede yan yana gelmiştir. Bir kelimede bulunması ve lâzımî sükûnun cezimli olmasından ötürü telaffuzunun hafif olması sebebiyle bu gruba giren medd-i lâzım örnekleri kelime-i muhaffefe olarak isimlendirilmiştir.

c.Medd-i Lâzım Harf-i Musakkal :

( الم , المر , المص ) mukataa harflerinde yer alan (لَامْ) ile (طسم) deki (سِينْ ) lafızlarında med harfi ile med sebebi olan lâzımî sükûn yan yana geldiği ve sâkin “mîm” ile sâkin “nûn” idgam ile okunduğu için bu tür medd-i lâzımlar harf-i musakkal olark vasıflandırılmıştır.

d.Medd-i Lâzım Harf-i Muhaffef :

(الم), (المر ) ve (طسم) deki مِيْم ,

( الر ) daki (لَامْ) ve

( حم) deki مِيْم

lafızlarında med harfi ile med sebebi olan lâzımî sükûn yan yana geldiği ve idgam edilmeden kolayca telaffuz edildiği için bu gruptaki medd-i lâzımlar harf-i muhaffef diye nitelendirilmiştir.

Med harfiyle lâzımî sükûn ayrı kelimelerde bulunursa o taktirde medd-i lâzım söz konusu değildir( قَالُوا اتَّخَذَالَّلهُ , وَالْمُقِىمِي الصَّلوَةِ , اِذاَ الشَّمْسُ gibi)[77].

  1. D) Ârız Med (Medd-i Ârız) :

Med harfiyle med sebebi olan ârızî (duruşta telaffuzda var olan, geçişte düşen) sükûnun aynı kelimede yan yana bulunmasıyla meydana gelen meddir. Medd-i ârız duruş (vakıf) haline mahsus bir meddidir. Vakıf sebebiyle kelimenin son harfi ârızî (geçici) olarak sükûn ile okunduğundan bu ismi almıştır (يَعْلَمُونَْ   يَوْمِ الدِّينِْ   نَسْتَعِينُْ gibi). Verilen örneklerde kelimelerin son harfi olan “nûn” duruş halinde sâkindir, sükûn ile okunur. Aynı harf geçişte (vasılda) hareke alır.

Ârızî med hüküm olarak câizdir. Kelimenin son harfinin harekesi üstün ise ( يَعْلَمُونَ) ise üç vecih câizdir:

-Tul (4 Elif )

-Tevassut (2-3 Elif)

-Kasr (1 Elif)

Kelimenin son harfinin harekesi esre ise ( يَوْمِ الدِّينِ ) ise dört vecih câizdir :

-Tul,

-Tevassut,

-Kasr,

-Revm.

Revm “harekeyi gizli/hafif sesle belirtmek” demektir ve sadece kasr vechiyle uygulanır.

Kelimenin son harfinin harekesi ötre ise ( نَسْتَعِينُ ) ise yedi vecih câizdir :

-Tul,

-Tevassut,

-Kasr,

-Tûl ile işmâm,

-Tevassut ile işmâm,

-Kasr ile işmâm,

-Revm.

İşmâm, “sükundan sonra dudakları yummak” demektir. Tul, tevassut ve kasr vecihlerinin üçüyle de câiz olan işmam, harfin sükûnundan sonra dudakları ileri uzatarak ötre harekeye işaret etmek suretiyle yapılır[78].

İşmâmın bir çeşidi de لاَ تَأْمَنَّا kelimesinde[79] görülür. Buradaki işmâm ilk “nûn” harfinin harekesine işaret etmek üzere sâkin ile hareke arasında harekeyi gizleyerek[80] (harekeyi sükûna karıştırmak suretiyle) icrâ edilir.

  1. E) Lîn Med (Medd-i Lîn) :

Lîn “yumuşaklık” demektir. “Lîn harfleri” denilen vav (و ) ve yâ ( ي ) mahreçlerinin uzatılması kolay ve yumuşak olduğundan (mahreçlerinde meddi kolay kabul ettiklerinden) bunların sebep olduğu medde yumuşak med anlamında medd-i lîn denilmiştir.

Üstün harekeli harften sonra sâkin (cezimli) olarak gelen vav (و ) ve yâ ( ي ) lîn harfidir. Buna göre lîn harfiyle med sebebi olan sükûnun meydana getirdiği med, medd-i lîn’dir.

Medd-i lîn’de med sebebi olan sükûn ârızı ve lâzımî olmak üzere iki kısma ayrılır :

  1. ( عَلَيْكْ , عَقِبَيْهْ , خَوْفْ ) örneklerinde lîn harfinden sonra gelen harflerin sükûnu ârızî (duruş halinde mevcut olup geçişte ortadan kalkan sükun) olduğundan, bu kelimelerde vakıf esnasında meydana gelen vecihler -medd-i ârızda- olduğu gibi son harfin harekesine göre ortaya çıkar.

Kelimenin son harfinin harekesi üstün ise (عَلَيْكَ ) ise üç vecih câizdir :

-Tul (3 Elif )

-Tevassut (2 Elif)

-Kasr (1 Elif)

 

Kelimenin son harfinin harekesi esre ise (عَقِبَيْهِ ) ise dört vecih câizdir :

-Tul,

-Tevassut,

-Kasr,

-Revm.

Kelimenin son harfinin harekesi ötre ise (خَوْفٌ) ise yedi vecih câizdir :

-Tul,

-Tevassut,

-Kasr,

-Tûl ile işmâm,

-Tevassut ile işmâm,

-Kasr ile işmâm,

-Revm.

  1. Kur’ân-ı Kerîm’de sadece iki yerde med sebebi lâzımî sükun olan medd-i lîn bulunur. Birisi Meryem Sûresi’nin evvelinde geçen كهيعص , diğeri Şûrâ Sûresi’nin başlangıcındaki عسق mukattaa harfleri içinde yer alan عَيْنْ lafzıdır. Burada lîn harfinden sonra gelen ve med sebebi olan “nûn” harfinin sükunu lâzımî sükun olduğundan tûl (3 Elif ) ve tevassut ( 2 Elif ) olmak üzere iki vecih vardır.

Medd-i lîn’in hükmü de –medd-i ârız da olduğu gibi- câizdir[81].

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here