TENVİN ve SÂKİN NÛN’UN HALLERİ

46426

TENVİN ve SÂKİN NÛN’A AİT HALLER

 

Tenvin, isimlerle isim asıllı kelimelerin sonuna gelen ve çift hareke (iki üstün, iki esre, iki ötre) ile gösterilen sâkin nûn olup isimlik belirtisidir[89]. Sâkin nûn ise harekesi olmayan ve üzerinde cezim işareti bulunan nûn’dur.

Kur’an kıraatinde sâkin nûn ve onun hükmünde olan tenvinde bunları izleyen harflere göre bazı değişim ve dönüşümler olur[90]. Tenvin ve sâkin nûn’a ait bu değişim ve dönüşüm dört halde bulunur :

1.İzhâr :

Sözlükte “bir şeyi açıklamak, ortaya çıkarmak; açıktan okumak” mânalarına gelir. Tecvid ilminde “iki harfin arasını ayırma” (harfi mahrecinde okuma) demektir.

Sâkin nûn veya tenvinden sonra ( أ , ح , خ , ع , غ , ه ) harflerinden birinin gelmesi halinde sâkin nûn veya tenvin bu harflerin önünde idgam, iklâb veya ihfâ edilmeden izharla okunur (gerçek sesleriyle telaffuz edilir). Burada izhar yapmaya sebep, sâkin nûn veya tenvinle izhar harflerinin mahreçlerinin birbirine olan uzaklığıdır.

Örnek : ( عَلِيماً حَكِيماً , مِنْهُ )[91].

2.İdgam :

Sâkin nûn veya tenvinden sonra “yermilûne” ( يرملون ) kelimesini oluşturan harflerden biri bulunduğunda sâkin nûn veya tenvin bu harflere katılarak okunur (idgam). Bu harflerle yapılan idgam iki kısma ayrılır :

  1. İdgam Maa’l-Gunne (gunneli idgam) :

( يرملون ) ifadesinde yer alan “yâ”, “nûn”, “mîm” ve “vav” harflerinden önce gelen sâkin nûn veya tenvinin hafifçe uzatılan geniz sesi eşliğinde bu harflere katılarak seslendirilmesine denir.

Örnek : ( مِنْ نَذِيرٍ , مَلِكاً نُقاَتِلُ , وَمَنْ يَبْتَغِ , وَمِنْ وَراَئِهِمْ , مُنَادِيأً يُناَدِي , مَهْزُومٌ مِنَ الْاَحْزاَبِ )

  1. İdgam Bilâ-Gunne (gunnesiz idgam) :

Sâkin nûn veya tenvinin aynı ifade içinde geçen “lâm” veya “râ” harfine bütünüyle katılarak okunmasına denir.

Örnek : ( غَفُورٌ رَحِيمٌ , خَيْراً لَهُمْ , مِنْ لَدُنَّا , مِنْ رَبِّهِمْ ).

Sâkin nûn ile ( ينمو ) harflerinden “vav” veya “yâ” aynı kelimede bulunursa idgam değil izhar geçerlidir (دُنْيَا , بُنْيَانٌ قِنْوَانٌ , صِنْوأنٌ )[92].

3.İklâb :

Sözlükte “döndürmek, çevirmek” anlamlarına gelen iklâb, tecvid terimi olarak bâ (ب ) harfinin önünde bulunan sâkin nûn veya tenvinin idgam yapılmaksızın”mîm”e dönüşmesini ifade eder[93]. Uygulamada sâkin nûn veya tenvin tam bir “mîm”e çevrilir, “mîm” ihfâ edilerek okunur.

Örnek :   مِمْ بَعْدِ :سَمِيعُمْ بَصِيرٌ   مِنْ بَعْدِ    : سَمِيعٌ بَصِيرٌ

İklâb uygulamasının sebebi, yan yana gelen sâkin nûn ile “bâ”nın mahreçlerinin idgam edilecek kadar yakın ve izhar edilecek kadar uzak olmayışı şeklinde açıklanmıştır[94].

 

4. İhfâ:

İhfâ “gizlemek” demektir. Tecvid ilminde ihfâ “tenvîn veya sâkin nûn’un zâtını gizleyip, gunne sıfatını belirtmek” şeklinde açıklanmıştır. Zâtını gizlemekten kasıt, nûn’u mahrecinden ayırıp gunne sıfatıyla seslendirmektir.

İhfâ harfleri şunlardır :

ت , ث , ج , د , ذ , ز , س , ش , ص , ض , ط , ظ , ف , ق , ك                  

Örnek : فَتْحٌ قَرِيبٌ , مَنْ شَكَرَ ,   اُنْزِلَ

Tenvinle sâkin “nûn”un ihfâ harflerinden önce gelmesi durumunda ihfâ yapılır ve buna dil ihfâsı denir. İhfâ uygulamasına gerekçe olarak, “nûn”un bu harflere idgam edilecek kadar yakın, izhar edilecek kadar uzak bulunmaması gösterilmiştir[95].

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here