Ana Sayfa Haber İlahiyat Haber İlahiyat öğrencilerine Arapçayı mutlaka öğretmeliyiz

İlahiyat öğrencilerine Arapçayı mutlaka öğretmeliyiz

41029

Bayburt Üniversitesi tarafından düzenlenen “Türkiye’de İlahiyat Fakültelerinin Dünü-Bugünü” konulu konferansa katılan Prof. Dr. Asri Çubukçu, üniversitelilere tecrübelerini aktardı. Prof. Dr. Çubukçu, “Medeniyet, kültür, ahlak ve iyimserlik numunesi olan dinimiz, bütün güzelliklere cevap verecek örneklerle doludur. Bu örnekleri iyi takip edersek iyi ilahiyatçılar oluruz. Bayburtlu, ilahiyatçıdan umduğunu bulmalı, ilahiyatçı da Bayburtlu”dan gereken ilgiyi mutlaka görmeli; bu sevgi yaşanmalıdır.”

 


Bayburt Üniversitesi tarafından düzenlenen “Türkiye’de İlahiyat Fakültelerinin Dünü-Bugünü” konulu konferansa katılan Prof. Dr. Asri Çubukçu, üniversitelilere tecrübelerini aktardı. Prof. Dr. Çubukçu, “Medeniyet, kültür, ahlak ve iyimserlik numunesi olan dinimiz, bütün güzelliklere cevap verecek örneklerle doludur. Bu örnekleri iyi takip edersek iyi ilahiyatçılar oluruz. Bayburtlu, ilahiyatçıdan umduğunu bulmalı, ilahiyatçı da Bayburtlu’dan gereken ilgiyi mutlaka görmeli; bu sevgi yaşanmalıdır.” dedi.

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde düzenlenen konferans, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından Yeni Cami Müezzini Abdullah Şahin tarafından ezbere okunan Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selçuk Coşkun’un yaptığı giriş konuşmasından sonra söz alan Prof. Dr. Çubukçu, anekdotlarla süslediği konuşmasında ilahiyat fakültelerinin geçmişinden ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ndeki öğrencilik yıllarından bahsederek, tecrübelerini aktardığı üniversiteli gençlere bazı tavsiyelerde bulundu. Konuşmasının başında Hz. Peygamber (S.A.V) dönemini anlatan Çubukçu, İslam’ın Mekke’de doğduğunu, Medine’de ise gerçek olgunluğuna, ihtişamına kavuştuğunu ve eleştirilerin aksine Mekke’nin başarısızlık değil, bir ‘hazırlık’ dönemi olduğunu söyledi. Çubukçu, “Medine dönemi İslam’ın gelişmesi, olgunlaşması, hukuklaşması demektir” dedi.

İlk medreselerden, bu kurumların eğitim kalitesini aktaran Prof. Dr. Çubukçu, “Nizamülmülk dönemindeki medreselerden yetişenler, medeniyetimizin en parlak simaları olmuştur” diye konuştu. İlahiyat fakültelerinin kronolojisini de veren Çubukçu, şu bilgileri verdi: “İlk dini kurum, 1949 yılında kurulan Ankara İlahiyat Fakültesi olmuştur. Daha sonra İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü açıldı. 1950-51 yıllarında imam-hatip okulları açılmış, bugün sayı 520’ye ulaşmıştır. Bu kurumlar, son derece şuurlu, kaliteli ve akıllı dini kurumlardır, halktan da destek almışlardır. Bu okulların açılmasında İstanbul’daki bilginlerin ve entelektüellerin ciddi anlamda katkısı olmuştur.” Çubukçu, İslam Enstitüsü’nden mezun olan / yetişen tefsir, hadis, fıkıh, kelam alanlarında eser veren önemli isimlere de değindi.

İlahiyat öğrencilerine Arapça’yı mutlaka öğretmeliyiz” diyen ve son olarak, kendisini dinleyen öğrencilere hayat tecrübesinden yola çıkarak önemli tavsiyelerde bulunan Çubukçu, şunları kaydetti: “Talebe olmaktaki en önemli şey, müfredat programları değişmesine rağmen, kişinin öğrenme konusundaki şevki ve heyecanıdır. Bizim ise hoca olarak o öğrenme heyecanını öğrenciye vermemiz gerek. Ne var ki heyecan; aklın ve bilimin önüne geçerse ben ondan korkarım. Talebelerim ilim konusunda beni mutlaka geçsin isterim. Gençler, sizler birbirinize Kur’an’dan, hadisten bahsedin. Kabiliyetlerinizi değerlendirin/konuşturun. Meraklarınızdan bahsedin birbirinize. Gençliğinizin kıymetin bilin ve iyi değerlendirin, zamanınızı kaliteli geçirin. Allah, hiçbir bilgiyi (duyduklarınızı bile) ziyan etmez. Sevgili gençler, insanın ilme karşı açlığı olmalı ve ahlaki yönünü kaybetmeden o açlığı doyurmanın peşine düşmeli. Bilgi bakımından güzel örnekler sunmalıyız. Olumsuzlukları güleryüzle karşılamak çok önemlidir. Mutlu olun. Ben Polyanna’yı 3 defa okudum, çünkü çok farklı bir hikaye..Türk – Müslüman eseri değil, ama bizim kendi Polyannamızı yetiştirmemiz lazım. Medeniyet, kültür, ahlak ve iyimserlik numunesi olan dinimiz, bütün güzelliklere cevap verecek örneklerle doludur. Bu örnekleri iyi takip edersek, iyi ilahiyatçılar oluruz. Bayburtlu, İlahiyatçıdan umduğunu bulmalı, İlahiyatçı da Bayburtlu’dan gereken ilgiyi mutlaka görmeli; bu sevgi yaşanmalıdır.”

Soru-cevapla devam eden konferansın sonunda söz alan Rektör Prof. Dr. Gökhan Budak, üniversitenin ilahiyat fakültesine kütüphanesini armağan eden Prof. Dr. Asri Çubukçu’ya teşekkür ederek, Bayburt Saat Kulesi minyatürü ile çini tabak plaket hediye etti. İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selçuk Coşkun tarafından konuğa üniversite adına çiçek sunulurken, Bayburt Meslek Yüksekokulu Müdürü İhsan Çubukçu ise, babası Prof. Dr. Asri Çubukçu’ya şahsı ve yüksekokulu adına, Öğretim Görevlisi Emine Taş ile birlikte, özel olarak yaptırdığı çiçeği takdim etti.

Rektör Prof. Dr. Gökhan Budak, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selçuk Coşkun, Belediye Başkanı Hacı Ali Polat, AK Parti İl Başkanı Yusuf Elçi, fakülte dekanları ve akademisyenlerin katıldığı konferans, öğrenciler tarafından büyük ilgi gördü.

 

Önceki İçerikTürkiyede Konuşulan Arapça Lehçeler Sempozyumu Düzenleniyor
Sonraki İçerikArınç, Türkiyenin En Büyük İlahiyat Fakültesinin Temelini Attı