Peygamberler Tarihi M.Asım Köksal

Hızır Aleyhisselâm

 

Kur’ân-I Kerimin Mûsâ Ve Hızır Aleyhisselamların
Buluşmaları Hakkındaki Açıklaması:
    Başa Dön

 

Mûsâ Aleyhisselâmla Hızır
Aleyhisselâmın buluşmaları ve aralarında geçenler, Kur’ân-ı Kerim’de şöyle
açıklanır:

“Bir zaman, Mûsâ, genç adamına
şöyle demişti: “Ben, iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayıp
gideceğim. Yahud, (maksadıma erinceye dek) uzun za­manlar geçireceğim!”

Bunun üzerine, onlar, bu iki deniz
arasının birlekşik yerine ulaşınca, balıklarını, unuttular. (Balık) denizde bir
deliğe doğru yolunu tutmuştu. Vaktâ ki, (Oradan geçip gittiler) Mûsâ, genç
(adamına): Kuşluk yemeğimizi getir!

Bu yolculuğumuzdan, yorgun
düştük!” dedi.

Genç: “Bak hele! Kayaya
sığındığımız vakit ben, balığı unutmuşum!

Gerçek, onu, söylememi, şeytandan
başkası unutturmadı.

O, şaşılacak bir suretle denize
(atladı) yolunu, tutup gitti” dedi.

(Mûsâ): “İşte, bizim
arayacağımız, bu idi.”dedi.

Hemen, izlerinin üzerinden, gerisin
geri döndüler.

Derken, kullarımızdan, (öyle) bir
kul buldular ki, biz, ona, tarafımızdan, bir rahmet vermiş, kendisine,
nezdimizden (özel) bir ilim öğretmiştik.

Mûsâ, ona: “Sana öğretilen
ilimden, bana da, öğretmek üzere, sana, tâbi olayım mı?” dedi.

O da (Musa’ya):

“Doğrusu, sen, benim yanımda,
asla sabredemezsin!

(İç yüzünü) kavrayamadığın bir
bilgiye nasıl sabredebilirsin ?” dedi.

Oda:

Allah, dilerse, beni sabredici
bulacaksın.

Sana, hiç bir işde karşı
gelmeyeceğimi” dedi.

(O da) bu suretle bana tâbi
olursan, artık, ben, sana anıp söyleyinceye kadar, ba­na, hiç bir şey
sorma!” dedi.

Bunun üzerine, kalkıp gittiler.

Nihayet, (bir) gemiye bindikleri
zaman, o, bunu, deliverdi.

(Mûsâ):

“içindekileri (suda) boğasın
diye mi, onu, dektin?I”

“And olsun ki: Sen büyük bir
iş işledin!” dedi.

Oda:

“Sen, beraberimde asla
sabredemezsin! demedim mi?” dedi.

(Mûsâ):

“Unuttuğum şeyden dolayı, beni
sorumlu tutma! Şu arkadaşlığımızda bana, güç­lük yükleme!” dedi.

Yine, gittiler.

Nihayet, bir oğlan çocuğuna
rastladıkları zaman, o, hemen, onu öldürdü!

(Mûsâ):

“Sen, tertemiz (masum) bir can
(diğer) bir canı karşılığı olmaksızın öldürdün hâl?

And olsun ki: sen çok kötü bir şey
yaptın!” dedi.

(O zat):

“Ben, sana: beraberimde asla
sabredemezsin!” demedim mi?” dedi.

(Mûsâ):

“Eğer, bundan sonra, sana, bir
şey sorarsam, artık, benimle arkadaşlık etme! (o takdirde) tarafından muhakkak
bir özre ulaşmışsındır (benden ayrılmakta mâzursun-dur) dedi.

Yine, gittiler.

Nihayet, bir memleket halkına
vardılar ki, ora ahâlisinden, yemek istedikleri hade, kendilerinin,
konuklamaktan kaçınmışlardı.

Derken, yıkılmaya yüz tutmuş bir
duvar buldular.

O, bunu, hemen doğrultuverdi.

(Mûsâ):

“İsteseydin, herhalde, buna
karşılık, bir ücret alabilirdin!?” dedi.

O:

“İşte, dedi, bu, benimle senin
aynlışımızdır.

Sana, üzerinde asla sabredemediğin
şeylerin iç yüzünü haber vereceğim:

O gemi ki, denizde iş yapan
yoksullarındı.

Onun için, ben, onu, kusurlu yapmak
istedim ki, arkalarında, her (sağlam) gemiyi zorla almakta olan bir hükümdar
vardı.

Oğlana gelince; Onun anası da,
babası da iman etmiş kimselerdi.

Bunun için, onları, bir azgınlık ve
kâfirlik bürümesinden endişe ettik te, istedik ki, onların Rabbi, bunun yerine,
kendilerine, temizlikçe daha hayırlısını, merhametçe daha yakınını versin.

Duvara gelince; bu, o şehirde iki
yetim oğlancığındı. Altında da, onlara ait bir defi­ne vardı.

Babaları, iyi bir adamdı.

Bunun için, Rabb’in diledi ki,
ikisi de, erginlik çağına ersinler, definelerini çıkarsın­lar.

Bu, Rabb’inden bir merhametti.

Ben, bunları kendi rey ve görüşümle
yapmadım.

İşte, üzerlerine sabredemediğin
şeylerin içyüzü![117]

 



[1] Taber-i Tarih c.1,s.188, Sâlebi-Arâis
s.220,lbn.Asâkir-Tarih c.5, s.144, Ibn.Esir-Kâmil c.1,s.16O Ebülfida-Elbidaye
vennihaye el, s.326.

[2] İbn. Asakir-Tarih c.5,s.145.

[3] ibn. Asâkir-Tarih c.5,s.144.

[4] Taberi-Tarih c.1,s.188 Sâlebi-Arâis s.220,223,224, İbn.
Esir-Kâmil c.1,s.160-161, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.l,s.326-336.

[5] Sâlebi-Arâis s.220, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1
;s.327

[6] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.2,s.312, Buhari-Sahih c.
4.S.129 Tirmizi Sünen c.5,s.313, Taberi-Tarih c.l,s.194, Sâlebi-Arâis s.220.

[7] Kehf: 65, Ahmed b. Hanbel-Müsned C.5,s.118-119,
Buhari-Sahih c.l,s.38 Müslim-Sahih c.4,s. 1847-1848, Tiri-mizî-Sünen C.5.S.309.

[8] M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet
Vakfı Yayınları: 2/107.

[9] Ahmed b. Hanbel-Müsned c.5,s.116, Buhari-Sahih c.1
,s.26 27, Müslim-Sahih C.4.S.1853

[10] Müslim-Sahih c.4,s.1853.

[11] Ahmed b. Hanbel-Müsned c.5,s.116, Buharî-Sahih c.1
,s.26-27, Müslim-Sahîh c.4,s.1853.

[12] Ahmed b. Hanbel-Müsned c.5,s.116, Buharî-Sahih c.1
,s.26-27.

[13] Ahmed b. Hanbel-Müsned c.5,s.116, Buharî-Sahih
c.1,s.26-27,Müslim- Sahih C.4.S.1853.

[14] Müslim-Sahîh C.4.S.1853.

[15] Ahmed b. Hanbel-Müsned C.5.S.117, Müslim-Sahih
c.4,1853

[16] Ahmed b. Hanbel-Müsned C.5.S.117,122 Buharî-Sahih
c.1,s.27-28, Müslim Sahih c.4,s.1853.

[17] Zamanımızdaki Müslüman Müelliflerinden de, maalesef bu
görüşü benimseyerek Tavratta, böyle bir hâdiseden bahsedilmemiş olduğunu,
Kılkamış Destanında Mûsâ adındaki bir Balıkçıdan söz edildiğini, Buharînin
Sa-hih’inde bulunmadıkça, Müfessirlerin görüşlerini kabul edemeyeceğini ileri
sürenler bulunduğu işitildiğinden, hâdiseyi, Sahih-i Buharı ve diğer Hadis
Mecmualarından nakil etmeyi uygun gördük.

[18] Buharî-Sahih c.4,s.127, Müslim-Sahih c.4,s.1847,
Tirmizî-Sünen c.5,s.3O9.

[19] Buharî-Sahih c.1,s.38.

[20] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.117, Buharî-Sahih
c.1,s.38   Müslim-Sahih c.1,s.38 c.4,s.127, Müslim-Sahih c.4,s.1847,
Tirmizî-Sünen c.5,s.3O9.

[21] Buharî-Sahih C.5.S.230.

[22] Müslim-Sahih c.4,s.1847, Tirmizî-Sünen c.5,s.3O9.

[23] Ahmed b. Hanbel-Müsned c.5,s.121, Müslim-Sahih
c.4,s.185O.

[24] Ahmed b. Hanbel-Müsned c.5,s.12O, Buharî-Sahih
c.5,s.232.

[25] Ahmed b. Hanbel-Müsned c.5,s. 118, Buharî-Sahih
c.5,s.234.

[26] Buharî-Sahih c.5,s.232.

[27] Ahmed b. Hanbel-Müsned c.5,s.118, Buharî-Sahih
c.1,s.38, c. 5, s. 230, Müslim-Sahih C.4.S.1847-1848, Tirmi-zi Sünen c.5,s.3O9.

[28] Ahmed b. Hanbel-Müsned c.5,s.119-121, Müslim-Sahih
c.4,s. 1850.

[29] Ahmed b. Hanbel-Müsned C.5.S.120 Buhâri-Sahih
C.5.S.232.

[30] Ahmed b. Hanbel-Müsned C.5.S.118-120, Buhâri-Sahih
c.5,s. 230, Müslim-Sahih c.4,s.185O.

[31] Ahmed b. Hanbel-Müsned C.5.S.118-120 Buharî-Sahih
c.5,s.23O.

[32] A.b.Hanbel-Müsned c.5,s.117, Buharî-Sahih c.1,s.38,
c.5,s. 230 Müslim-Sahih c.4,s.1848, Tirmizî-Sünen c.5,s.3O9.

[33] Ahmed b. Hanbel-Müsned c.5,s.12O, Buharî-Sahih
c.5,s.232.

[34] A.b.Hanbel-Müsned c.5,s.118, Buharî-Sahih C.1.S.38,
c.5,s. 230 Müslim-Sahih c.4,s.1848, Tirmizî-Sünen C.5.S.309.

[35] Ahmed b. Hanbel-Müsned C.5.S.117, Buharî-Sahih c.5,s.
230-232.

[36] A.b.Hanbel-Müsned c.5,s.12O, Buharî-Sahih c.5,s.232.

[37] Buharî-Sahih c.1,s.38-39.

[38] Ahmed b. Hanbel-Müsned c.5,s.12O Buharî-Sahih
c.5,s.232.

[39] Ahmed b. Hanbel-Müsned c.5,s.117-118,Buharî-Sahih
c.1,s.39, c.5,s.230-231, Müslim-Sahih c.4,s. 1848-1849,Tirimizî-Sünen c.5,s.
309-310.

[40] Ahmed b. Hanbel-Müsned c.5,s.12O, Müslim-Sahih
c.4,s.1851.

[41] A.b. Hanbel-Müsned c.5,s.12O, Buharî-Sahih c.1,s.39,
Müslim-Sahih c.4,s.1851, Tirimizî-Sünen c.5,s.31O.

[42] A.b. Hanbel-Müsned c.5,s.12O, Müslim-Sahih c.4,s.1851.

[43] A.b. Hanbel-Müsned c.5,s.12O, Buharî-Sahih c.5,s.231,
Müslim-Sahih c.4,s.1848, Tirmizî-Sünen c.5,s.31O.

[44] Müslim-Sahih c.4,s.1851.

[45] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.119, Müslim-Sahih
c.4,s.1851.

[46] A.b. Hanbel-Müsned c.5,s. 120, Buharî-Sahih c.1,s,39,
Müslim-Sahih c.4,s.1848, Tirmizî-Sünen C.5.S.310.

[47] A.b. Hanbel-Müsned c.5,s.119, Buharî-Sahih c.1,s.39,
Müslim-Sahih c.4,s.1848, Tirmizî-Sünen C.5.S.310.

İlgili Makaleler