Yıl: 2014

  • İstisna Arapça الاِسْتِثْنَاءُ

     

    الاِسْتِثْنَاءُ

    İstisna’nın üç elemanı vardır.

    المُسْتَثْنَى : (Mustesna) Hariç olan.

    المُسْتَثْنَى مِنْهُ : (Mustesna Minhu) Hariç olunan.

    أَدَاةُ الاِسْتِثْنَاءِ : (Edatul İstisna) İstisna kelimeleri. (إِلا ، غَيْرُ ، سِوَى ، ماعَدَا ، ماخَلَا)

    İstisna Çeşitleri

    1) İstisna Muttasıl (مُتَّصِلٌ); Mustesna ve mustesna minhu aynı cinstir.

    نَجَحَ الطُلابُ كُلُّهُمْ إِلَّا خَالِداً : Halit dışında tüm öğrenciler geçti.

    2) İstisna Munkatı (مُنْقَطِعٌ); Mustesna, mustesna minhu’den tamamen farklı bir cinstir.

    وَصَلَ الضُيُوفُ إِلا أمْتِعَةَهُمْ : Bagajları hariç misafirler geldiler.

    3) İstisna Müferrağ (مُفَرَّعٌ); Mustesna minhu’nun cümlede bulunmaması durumudur. (Bu açıdan bakıldığında, yukarıdaki örneklerdekilere de tam istisna denir)

    ما جَاءَ إِلا حَامِدٌ : Hamit dışında kimse gelmedi.

    Müferrağ istisna cümleleri ya olumsuz, ya yasaklayıcı ya da soru cümleleri şeklindedir.

    إِلا Kullanılan İstisna Cümleleri’nin İrabları

    – Munkatı (farklı cins) istisnalarda mustesna her zaman mensuptur.

    لِكُلِّ دَاءٍ دَوَاءٌ إِلا المَوْتَ : Ölüm hariç her hastalığın ilacı vardır.

    – Muttasıl (aynı cins) istisnalardan olumlu cümlelerde mustesna mensuptur.

    يَغْفِرُ اللهُ الذُنُوبَ كُلَّها إِلا الشِرْكَ : Allah şirk dışında tüm günahları bağışlar.

    – Muttasıl istisnalardan olumsuz, yasaklayıcı ve soru cümleleri için iki ihtimal vardır; mustesna ya mensup olur yada mustesna minhu ile aynı irabta olur.

    ما حَضَرَ الطُلابُ إِلا حَامِداً / حَامِدٌ : Hamit dışında kimse gelmedi.

    ما سَأَلْتُ الطُلابَ إِلا حَامِداً / حَامِداً : Hamit dışında hiçbir öğrenciye sormadım.

    ما اِتَّصَلْتُ بِالطُلابِ إِلا حَامِداً / حَامِدٍ : Hamit dışında kimseyle görüşmedim.

    لا يَخْرُجْ أَحَدٌ إِلا حَامِداً / حَامِدٌ : Hamit dışında kimse çıkmasın.

    لا تَسْأَلْ أَحَداً إِلا حَامِداً / حَامِداً : Hamit dışında kimseye sorma.

    لا تَتَّصِلْ بِأَحَدٍ إِلا حَامِداً / حَامِدٍ : Hamit dışında kimseyle görüşme.

    هَلْ غَابَ أَحَدٌ إِلا حَامِداً / حَامِدٌ؟ : Hamit dışında gelmeyen var mı?

    هَلْ رَأَيْتَ أَحَداً إِلا حَامِداً / حَامِداً؟ : Hamit dışında kimseyi gördün mü?

    هَلْ اِتَّصَلْتَ بِأَحَدٍ إِلا حَامِداً / حَامِدٍ؟ : Hamit dışında kimseyle görüştün mü?

    – Müferrağ (cümlede bulunmayan) istisnaların belli bir irabı yoktur. Cümlenin durumuna göre davranılır. Doğru irabı bulmak için إِلا cümleden çıkarılıp cümle kurgulandığında daha net bir sonuç elde edilir.

    ما رَسَبَ إِلا بِلالٌ : Bilal dışında başarısız olan yok. (Burada mustesna konumunda olan بِلالٌ  faildir ve bu yüzden merfudur.)

    ما رَأَيْتُ إِلا بِلالاً : Bilal dışında kimseyi görmedim. (Mefulun bih konumundadır.)

    ما بَحَثْتُ إِلا عَنْ بِلالٍ : Bilal dışında kimseyi aramadım. (Mecrurdur.)

    غَيْرُ ve سِوَى Kullanılan İstisna Cümleleri’nin İrabları

    Bu kelimelerden sonra kullanılan mustesna mecrurdur. Çünkü bu kelimeler isim tamlaması şeklinde kullanılır. Edatul istisnanın irabı ise cümlenin durumuna göre değişir.

    نَجَحَ الطُلابُ غَيْرَ حَامِدٍ : Hamit dışındaki öğrenciler geçtiler.

    ما نَجَحَ الطُلابُ غَيْرَ حَامِدٍ : Hamit dışında kimse geçemedi.

    ما نَجَحَ غَيْرُ حَامِدٍ : Hamit dışında kimse geçemedi.

    ما سَأَلْتُ غَيْرَ حَامِدٍ : Hamit dışında kimseye sormadım.

    ماخَلَا ve ماعَدَا Kullanılan İstisna Cümleleri’nin İrabları

    Bu kelimelerden sonra kullanılan mustesna mensup olur.

    اِخْتَبَرْتُ الطُلابَ ماعَدَا ثَلاثَةً : Üçü hariç öğrencileri sınav yaptım.

    كُلُّ شَيْءٍ ماخَلَا اللهَ بَاطِلٌ : Allah hariç her şey geçersizdir.

  • Şart Cümleleri Arapça

     

    Şart cümleleri iki kısımdan oluşur. Birinci kısma şart (الشَرْطُ), ikinci kısma cevap (جَوَابُ الشَرْطِ) denir.

    لَوْ : (Eğer) Geçmişte yerine getirilmemiş bir durum için kullanılır. Cevap cümlesine ‘Lam’ harfi ile vurgu yapılır. Eğer cevap olumsuzsa ‘Lam’ harfi kullanılmaz. Fiiller cezmedilmez.

    لَوْ اِجْتَھَدْتَ لَنَجَحْتَ : Çabalasaydın geçerdin.

    لَوْ عَرَفْتُ أَنَّكَ مَرِيضٌ ما تَأَخَّرْتُ : Hasta olduğunu bilseydim geç kalmazdım.

    لَوْ سَمِعْتَ قِصَّتَهُ لَيَبْكَيْتَ : Hikayesini duysaydın ağlardın.

    لَوْلا : (Olmasaydı) Geçmişte bir durumun olmaması sonucunda gerçekleşmesi muhtemel durumu ifade etmek için kullanılır. Sonrasında gelen isim mubtedadır. Mubteda yerine أَنَّ ile de cümle kullanılabilir. İkinci cümle cevabıdır ve mazi fiil kullanılır. Cevap cümlesine ‘Lam’ harfi ile vurgu yapılır. Eğer cevap olumsuzsa ‘Lam’ harfi kullanılmaz. Fiiller cezmedilmez.

    لَوْلا فَضْلُ اللهِ عَلَيْھِمْ لَماتُوا : Allah’ın ihsanı üzerlerine olmasaydı öleceklerdi.

    لَوْلا الإِخْتِبَارُ ما حَضَرْتُ اليَوْمَ : İmtihan olmasaydı bugün gelmeyecektim.

    لَوْلا أَنَّنِي مَرِيضٌ لَسَافَرْتُ مَعَكَ : Hasta olmasaydım seninle beraber seyahat edecektim.

    إِذا : (Eğer, inde) Bazen muzari fiil ile birlikte kullanılmakla beraber, genellikle mazi fiili ile birlikte kullanılır ama geleceği ifade eder. Bazı durumlarda cevap ‘ف’ harfi alır. Fiiller cezmedilmez.

    إِذا جَاءَ رَمَضَانُ فُتِحَتْ أَبْوَابُ الجَنَّةِ : Ramazan geldiğinde cennetin kapıları açılır.

    Cevabın ‘ف’ eki aldığı durumlar;

    – İsim cümleleri,

    إِذا اِجْتَھَدْتَ فَالنَجَاحُ مَضْمُونٌ : Çabaladığında başarı kesindir.

    – Cevap cümlesi fiili talep (Emir, Nehiy, Soru) ise,

    إِذا رَأَيْتَ خَالِداً فَاسْأَلْهُ عن الكِتابِ : Halit’i görürsen ona kitabı sor.

    إِذا وَجَدْتَ المَرِيضَ نَاىِٔماً فَلا تُوقِظْهُ : Hastayı uyurken bulduğunda onu uyandırma.

    إِذا رَأَيْتُ بِلالاً فَمَاذا أَقُولُ لُهُ؟ : Bilali gördüğümde ona ne sorayım?

    Cevapta ‘ف’ yerine ‘إِذا’ kullanılabilir;

    وَاِذَا ذُكِرَ الَّذٖينَ مِنْ دُونِهٖ اِذَا هُمْ يَسْتَبْشِرُونَ : Allah’tan başkaları (ilâhları) anıldığında bakarsın sevinirler.

    İn ve Kardeşleri

    Hem mazi hem de muzari fiillerle birlikte kullanılırlar. Şart ve cevap cümlelerinden oluşup, cevap cümleleri bazı durumlarda ‘ف’ eki alır. Cezmeder.

    إِنْ تَجْتَھِدْ تَنْجَحْ : Çabalarsan, başarırsın.

    إِنْ تَذْھَبْ إلى السُوقِ أَذْھَبْ مَعَكَ : Çarşıya gidersen seninle beraber gelirim.

    وَإِلَّا تَغْفِرْ لِي وَتَرْحَمْنِي أَكُنْ مِنَ الْخَاسِرِينَ : Beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum.

    مَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ : Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür.

    مَنْ يَغِبْ أَكْثَرَ مِنْ أُسْبُوعَيْنِ يُفْصَلْ : Kim iki haftadan fazla gelmememezlik yaparsa kovulur.

    وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ اللهُ : Ne iyilik yaparsanız Allah onu bilir.

    مَتَى تُسَافِرْ أُسَافِرْ : Ne zaman yola çıkarsan, ben de o zaman çıkarım.

    أَيْنَ تَسْكُنْ أَسْكُنْ : Nereye oturursan, oraya otururum.

    أَيْنَمَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ : Her nerede olursaniz olun ölüm size yetişecektir. (Vurgu için eyne’ye mâ eklenmiştir.)

    أَيْنَمَا تَكُونُو أَزُرْكُمْ : Her nerede iseniz sizi ziyaret edeceğim.

    أَيَّ مُعْجَمٍ نَجِدْ فِي المَكْتَبَةِ نَشْتَرِهِ : Kitapçıda hangi sözlüğü bulursak alalım.

    مَھْمَا تَقُلْ نُصَدِّقْكَ : Her ne söylersen sana inanırız.

    Şart ve cevap cümlelerinin zamanları;

    – Hem şart hem de cevap her ikisi de muzari olabilir. Bu durumda her ikisi de meczumdur.

    وَإِنْ تَعُودُوا نَعُدْ : Eğer dönerseniz, biz de döneriz.

    – Hem şart hem de cevap her ikisi de mazi olabilir. Fakat anlam olarak geleceği ifade eder. Mazi fiiller mebni olduğundan harekeler etkilenmez.

    وَإِنْ عُدْتُمْ عُدْنَا : Siz dönerseniz biz de döneriz.

    – Şart mazi, cevap muzari olabilir. Bu durumda cevap meczumdur.

    مَنْ كَانَ يُرِيدُ حَرْثَ الْآخِرَةِ نَزِدْ لَهُ فِي حَرْثِهِ : Ahiret kazancını isteyenin kazancını artırırız.

    – Şart muzari, cevap mazi olabilir. Bu durumda şart meczumdur.

    مَنْ يَقُمْ لَيْلَةَ القَدْرِ إيمَاناً والحْتِسَاباً غُفِرَ لَهُ ما تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ : Kim iman ve ümit ile Kadir gecesi kalkar ise geçmiş günahları affedilir.

    Cevabın ‘ف’ eki aldığı durumlar;

    – Önceki iki durum (isim cümlesi veya talep fiili olma) burada da geçerlidir.

    – Eğer fiil camid (türememiş, doğal, çekimsiz) fiil ise,

    مَنْ غَشَّنا فَلَيْسَ مِنَّا : Kim bizi kandırırsa bizden değildir.

    – ‘قَدْ’ eki almışsa,

    وَمَنْ يُطِعِ اللهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا : Kim Allah’a ve Peygamber’ine itaat ederse, şüphesiz büyük bir kurtuluşa ermiş olur.

    – ‘ما’ olumsuzluk eki almışsa,

    مَھْمَا تَكُنْ الظُرُوفُ فَما أَكْذِبُ : Koşullar ne olursa olsun yalan söylemem.

    – ‘لَنْ’ eki almışsa,

    مَنْ لَبِسَ الحَرِيرَ فِي الدُنْيَا فَلَنْ يَلْبَسَهُ فِي الآخِرَةِ : Kim dünyada ipek giyerse ahirette giymeyecek.

    – ‘سَ’ eki almışsa,

    إِنْ تُسَافِرْ فَسَأُسَافِرُ : Seyahat edersen ben de seyahat edeceğim.

    – ‘سَوْفَ’ eki almışsa,

    وَإِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةً فَسَوْفَ يُغْنِيكُمُ اللهُ مِنْ فَضْلِهِ إِنْ شَاءَ :  Eğer fakirlikten korkarsanız, bilin ki Allah dilerse sizi bol nimetiyle zenginleştirecektir.

    – ‘كَأَنَّمَا’ eki almışsa,

    أَنَّهُ مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الْأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا : Kim bir kimseyi bir kimseye veya yeryüzünde bozgunculuğa karşılık olmadan öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur.

    Eğer cevap ‘ف’ eki almışsa muzari fiil cezim olmaz.

  • Hal Arapça

    الحَالُ

    Hal, كَيْفَ sorusunun cevabı olarak cümlede yer alıp, hal sahibi‘nin durumunu bildiren mensup halde olan isimlerdir.

    كَيْفَ جَاءَ بِلالٌ؟ : Bilal nasıl geldi?

    جَاءَ بِلالٌ رَاكِباً : Bilal binici olarak geldi. (Bu cümlede بِلالٌ  hal sahibi, رَاكِباً de halidir.)

    جَاءَتْنِي الطِفْلَةُ بَاكِيَةً، ورَجَعَتْ ضَاحِكَةً : Kız çocuğu bana ağlayarak geldi, gülerek döndü.

    أُحِبُّ اللَحْمَ مَشْوِيّاً، والسَمَكَ مَقْلِيّاً، والبَيْضَ مَسْلُوقاً : Eti ızgara, balığı kızartma, yumurtayı haşlama seviyorum.

     

    Hal sahibi kelime cümle içinde aşağıdaki konumlarda bulunabilir;

    – Fail,

    كَلَّمَنِي الرَجُلُ بَاسِماً : Adam benimle gülümseyerek konuştu.

    – Naib fail,

    يُسْمَعُ الأَذَانُ وَاضِحاً : Ezan net duyulur.

    – Mef’ulun bih,

    اِشْتَرَيْتُ الدَجَّاجَةَ مَذْبُوحَةً : Tavuğu kesilmiş aldım.

    – Mübteda,

    الطِفْلُ فِي العُرْفَةِ نَاىِٔماً : Odadaki çocuk uyuyor.

    – Haber,

    ھذا الھِلَالُ طَالِعاً : Bu hilal doğuyor (yükseliyor).

     

    Hal sahibi yukarıdaki örneklerde olduğu gibi genellikle belirlidir. Şu durumlarda ise belirsiz olur;

    – Bir sıfatla sıfatlanırsa,

    جَاىَٔنِي طَالِبٌ مُجْتَھِدٌ مُسْتَأْذِناً : Çalışkan bir talebe izin istemek için bana geldi.

    – Belirsiz bir isim tamlaması olursa,

    سَأَلَنِي ابْنُ مُدَرِّسٍ غَاضِباً : Öğretmenin oğlu kızgın bir şekilde bana sordu.

    Eğer bu şartlardan birine uymazsa, o zaman;

    – Hal, sahibi hal’dan önce gelir,

    جَاءَنِي سَاىِٔلاً طَالِبٌ : Bir öğrenci bana soru sormaya geldi.

    – Hal bir cümle olarak gelir,

    جَاءَنِي وَلَدٌ وھو يَبْكِي : Bir çocuk bana ağlayarak geldi.

    Bazen de hal sahibi bu şartlara uymadan belirsiz olur;

    صَلَّى رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عليهِ وسَلَّمَ قَاعِداً، وصَلَّى وَرَاءَهُ رِجَالٌ قِيَاماً : Rasulullah (SAV) oturarak namaz kıldı ve bazı adamlar arkasında ayakta namaz kıldı.

     

     

    Hal Çeşitleri

    – Kelime;

    دَخَلَ المُدَرِّسُ الفَصْلَ حَامِلاً كُتُباً كَثِيرَةً : Öğretmen bir çok kitap taşırken sınıfa girdi.

    – Fiil cümlesi;

    جَلَسْتُ أَسْتَمِعُ إِلى تِلَاوَةَ القُرْآنِ الكَرِيمِ مِنْ الإِذَاعَةِ : Radyodan Kuran-ı Kerim tilâveti dinlemek için oturdum. (Muzari Fiil)

    اِلْتَحَقْتُ بِالجَامِعَةِ وقد تَخَرَّجَ أَخِي : Üniversiteye kardeşim mezun olduktan sonra katıldım. (Mazi Fiil; Hal mazi fiil cümlesi ise قد kullanılmak zorundadır.)

    – İsim cümlesi;

    حَفِظْتُ القُرْآنَ وأَنا صَغِيرٌ : Küçükken Kuran’ı ezberledim.

    جَاءَ الجَرِيحُ دَمُهُ يَتَدَفَّقُ : Yaralı kanı fışkırıyorken geldi.

     

     

    Hal cümlesi ana cümleye bir zamir ya da ‘ve’ bağlacı ya da her ikisiyle birden bağlanır;

    جَاءَتْ الأَخَوَاتُ يَضْحَكْنَ : Kız kardeşler gülerek geldiler. (Burada نَ zamiri hal cümlesini ana cümleye bağlar.)

    دَخَلْتُ مَكَّةَ والشَمْسُ تَغْرُبُ : Mekke’ye güneş batarken girdim. (Burada و bağlacı hal cümlesini ana cümleye bağlar.)

    رَجَعَ الطُلَّابُ وھم مُتْعَبُونَ : Öğrenciler yorgun döndüler. (Burada و bağlacı ve ھم zamiri hal cümlesini ana cümleye bağlar.)

     

     

    Hal ve hal sahibi sayı ve cinsiyet bakımından birbirine uyarlar;

    جَاءَ الطَالِبُ ضَاحِكاً

    جَاءَ الطَالِبانِ ضَاحِكَيْنِ

    جَاءَ الطُلابُ ضَاحِكِينَ

    جَاءَتْ الطَالِبَةُ ضَاحِكَةً

  • Temyiz Arapça Temyiz Mümeyyiz

     

    التَمْيِيز

    Bir önceki kelimede veya tüm cümledeki belirsiz ifadeyi belirtmek ve tanımlamak için kullanılan isme temyiz denir. Temyiz, meyyeze (ayırt etmek) fiilinin mastarı olup ayırt edici görevindedir. Ayırt ettiği kelimeye de mümeyyiz (ayırt edilen) denir.

     

    شَرِبْتُ لِتْراً حَلِيباً : Bir litre süt içtim.

    Burada حَلِيباً  (temyiz),  bir önceki kelime olan لِتْراً  (mümeyyiz) in ne olduğunu bize açıklar.

     

    إِبْرَاھِيمُ أَحْسَنُ مِنِّي خَطّاً : İbrahim el yazısı olarak benden daha iyidir.

    Bu örnekte خَطّاً belirleyici (temyiz) görevindedir. Eğer temyiz (ayırt etme) olmasaydı cümle “İbrahim benden daha iyidir” şeklinde olacaktı. Bu durumda akla ne olarak daha iyi sorusu gelecekti. İşte bu belirsiz durumu ortadan kaldırmak için ‘temyiz’ kullanılır.

     

    Mümeyyez bakımından temyiz ikiye ayrılır;

     

    1) Temyizu Zâti تَمْيِيزُ الذَاتِ

    Miktarsal kelimelerden sonra kullanılır. Dört çeşittir;

    a) Rakam,

    يَا أَبَتِ إِنِّي رَأَيْتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا : Babacığım! Rüyamda onbir yıldız gördüm.

    (Rakamların Temyiz’i : 11 – 99 arası mensup’tur, 3 – 10 arası çoğul ve mecrur’dur, 100 ve 1000 den sonrası tekil ve mecrur’dur.)

    b) Uzunluk,

    اِشْتَرَيْتُ مِتْراً حَرِيراً : Bir metre ipek kumaş aldım.

    c) Kapasite ölçüsü,

    أَعْطِنِي لِتْرَيْنِ حَلِيباً : Bana iki litre süt ver.

    d) Ağırlık,

    عِنْدِي كِيلُوغِرَامٌ بُرتُقَالاً : Bir kilo portakalım var.

     

    Miktarsal kelimelere benzeyen kelimeler de temyiz alırlar (mümeyyez olurlar);

    كَمْ بِنْتاً لَكَ؟ : Senin kaç kızın var?

    ما فِي السَمَاءِ قَدْرُ رَاحَةٍ سَحَاباً : Gökyüzünde avuç içi (boyutu) kadar bulut yok.

    ھَلْ عِنْدَكَ كِيسٌ دَقِيقاً؟ : Bir çuval unun var mı?

    فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ : Kim zerre (ağırlığı) kadar iyilik yapmışsa onu görür.

     

    Zâti temyizler mensup olmakla birlikte cer harfi alarak ya da isim tamlaması şeklinde kullanılarak mecrur olduğu durumlar da olur.

    اِشْتَرَيْتُ مِتْراً حَرِيراً  –>  اِشْتَرَيْتُ مِتْراً مِنْ حَرِيرٍ  /  اِشْتَرَيْتُ مِتْرَ حَرِيرٍ

    Ancak bu kural rakamların temyiz’ine uygulanmaz, onların kendi kuralları vardır.

     

    Eğer miktar isim tamlaması şeklinde belirtiliyorsa;

    أَعْطِنِي مِلْأَ كَفٍّ سُكَّراً  (Bu şekilde kullanılabilir.)

    أَعْطِنِي مِلْأَ كَفٍّ مِنْ سُكَّرٍ  (Bu şekilde kullanılabilir.)

    أَعْطِنِي مِلْأَ كَفِّ سُكَّرٍ  (Bu şekilde bir kullanım doğru olmaz.)

     

     

    2) Temyizu Nisbeti تَمْيِيزُ النِسْبَةِ

    Tüm cümledeki belirsiz ifadeyi belirtmek ve tanımlamak için kullanılır. Bu temyizler her zaman mensup’turlar. Bu temyiz cümlede nesne konumunda da olabilir, fail konumunda da.

    حَسُنَ ھذا الطَالِبُ خُلُقاً : Bu öğrenci ahlak bakımından iyidir. (Nesne konumunda)

    Bu cümle şu şekilde de kurulabilir,

    حَسُنَ خُلُقُ ھذا الطَالِبِ : Bu öğrencinin ahlakı iyidir. (Fail konumunda)

  • Bedel Arapça

    Bedel

    Bedel kendisinden önceki kelimeyi açıklayıp pekiştiren ve irâb (hareke) bakımından ona uyan kelimedir. Bedel’den önceki kelimeye mübde’l-minhu (kendisinden bedel yapılan) denir. 4 çeşit bedel vardır:

    1) Tam bedel;

    نَجَحَ أَخُوكَ مُحمَّدٌ : Kardeşin Muhammed geçti.

    2) Kısmi bedel;

    أَكَلْتُ الدَجَّاجَةَ نِصْفَھا : Tavuğun yarısını yedim.

    3) İçerik bedel;

    أَعْجَبَنِي ھذا الكِتَابُ أُسْلُوبُهُ : Kitabın tarzı hoşuma gitti.

    4) Benzemez (yanlışlıkla söylenen) bedel;

    أَعْطِنِي الكِتَابَ الدَفْتَرَ : Bana kitab ver, (hayır yanlış söyledim) defter.

     

    Bedel ve mubdel minhu;

    – Belirlilik ve belirsizlik bakımından benzer olmalarına gerek yoktur,

    أَعْرِفُ لُغَتَيْنِ : الفرَنْسِيَّةَ، والإِسْبَانِيَّةَ : İki dil biliyorum; Fransızca ve İspanyolca.

    – Her ikisi de isim olabilir,

    يَسْأَلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ فِيهِ : Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar. (2; 217)

    – Her ikisi de fiil olabilir,

    وَمَنْ يَفْعَلْ ذَٰلِكَ يَلْقَ أَثَامًا يُضَاعَفْ لَهُ الْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ : Bunları yapan günaha girmiş olur. Kıyamet günü azabı kat kat olur. (25; 68-69)

    – Her ikisi de cümle olabilir,

    وَاتَّقُوا الَّذِي أَمَدَّكُمْ بِمَا تَعْلَمُونَ أَمَدَّكُمْ بِأَنْعَامٍ وَبَنِينَ : O Allah’tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte, Davarlar, oğullar, (26; 132-133)

    – Farklı olabilirler,

    أَفَلَا يَنْظُرُونَ إِلَى الْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ : Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış? (88; 17)

  • Mefuller – Mansuplar

    Mensuplar

    Cümle içindeki durumundan ötürü nasbı gereken unsurlara mansublar المَنْصُوبَاتُ denir.

     

    1- MUTLAK MEFUL المَفْعُولُ المُطْلَقُ

    Mutlak meful, fiilden sonra, fiilin manasını kuvvetlendirmek, çeşidini bildirmek, sayısını bildirmek veya vekalet etmek için gelen, o fiille aynı kökten bir mastardır. Dört farklı kullanımı vardır;

    a) Kuvvetlendirmek için; Fiilin mastarı tekrar edilir.

    كَسَرَ الوَلَدُ الزُّجَاجَ كَسْرًا : Çocuk camı bir kırdı ki!
     
    نَامَ الرَّجُلُ المُتْعَبُ نَوْمًا : Yorgun adam öyle uyudu ki!
     
    أَكَلَ الجَائِعُ أَكْلاً : Aç öyle yedi ki!

    Manayı daha da kuvvetlendirmek (tekid) için, mastar bir daha tekrar edilir.

    إِذَا دُكَّتِ الأَرْضُ دَكًّا دَكًّا : Dünya, ezilip paramparça olduğu zaman.

    b) Çeşit bildirmek için;

    ضَرَبَهُ ضَرْبَ الظَّالِمِ : Onu, zalimin döğdüğü gibi döğdü.
     
    ضَرَبَهُ ضَرْبَ المُؤَدِّبِ : Onu, terbiye edenin döğüşü ile döğdü.

    يَنَامُ المَرِيضُ نَوْمًا هَادِئًا : Hasta sakin bir uyku uyuyor.

    c) Sayı belirtmek için (Masdar Bina-yı Merre kalıbı);

    أَكَلَ المَرِيضُ أَكْلَةً : Hasta bir defa yemek yedi.

    أَكَلَ المَرِيضُ ثَلاَثَ أَكْلاَتٍ : Hasta üç defa yedi.

    دَقَّ الخَادِمُ الجَرَسَ دَقَّتَيْنِ : Hizmetçi zili iki defa çaldı.

    d) Fiile vekalet etmek için;

    صَبْراً : Sabır (emir fiil yerine kullanılmıştır اِصْبِرْ)

    شُكْراً : Teşekkür ederim (muzari fiil yerine kullanılmıştır أَشْكُرُ)

    مَھْلاً : Müsade edin, yavaş olun (emir fiil yerine kullanılmıştır اِھْمَلْ)

     

    Mastar Yerine Kullanılan Kelimeler

    Mutlak meful, cümle içinde kullanılan fiilin mastarından yapılmakla beraber, başlıca şu kelimeler de mastar yerine kullanılır:

    – كُلٌّ, أَيَّ, بَعْضٌ kelimeleri mastar ile birlikte isim tamlaması olacak şekilde kullanılırlar,

    فَلاَ تَمِيلُوا كُلَّ المَيْلِ : Tamamen meyletmeyin.

    آخَذَنِي المُدِيرُ بَعْضَ المُؤَاخَذَةِ : Müdür bir ölçüde beni cezalandırdı.

    أَيَّ نَوْمٍ تَنَامُ؟ : Ne uykusu uyuyorsun?

    – Failin yaptığı işin kaç defa olduğunu gösteren sayı (Masdar Bina-yı Merre kalıbı),

    إِنْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً فَلَنْ يَغْفِرَ اللهُ لَهُمْ : Onlar için 70 defa istiğfar etsen, Allah onlara mağfiret etmeyecek.

    طُبِعَ الكِتَابُ ثَلاثَ طَبَعَاتٍ : Kitap üç kez basıldı.

    – Mutlak meful olarak kullanılan mastar bazan hazfolunur, niteliği bildiren sıfat onun yerine kullanılır,

    فَھِمْتُ الدَرْسَ جَيِّداً : Dersi iyice anladım. (Aslı şöyledir; فَھِمْتُ الدَرْسَ فَھْماً جَيِّداً)

    فَلْيَضْحَكُوا قَلِيلاً وَاليَبْكُوا كَثِيرًا : Az gülsünler, çok ağlasınlar.

    – Mastar’ın ismi; mastar ile aynı anlama gelen fakat ondan daha az harf içeren isim,

    كَلَّمَنِي كَلاماً شَدِيداً : Benimle sert kelimeler ile konuştu.

    – Soydaş (kökü aynı olan) mastar;

    • Mezîd (ek almış) fiilin mastarı yerine mücerred (ek almamış) fiilin mastarı kullanılır,

    اِشْتَرَيْتُ ھذه السَيَّارَةَ شِرَاءً مُبَاشِراً : Bu arabayı direk aldım.

    • Mezîd (ek almış) fiilin mastarı yerine bir başka kalıptaki mezîd (ek almış) fiilin mastarı kullanılır,

    تَبَسَّمْتُ اِبْتِسَاماً : Gülümsedim.

    – Mastar işaret zamirine bedel olarak kullanılır,

    أَتَسْتَقْبِلُنِي ھذا الاِسْتِقْبَالَ؟ : Beni böyle mi karşılıyorsun?

    – Zamir mastar’ı referans eder,

    اِجْتَھَدْتُ اِجْتِھَاداً لَمْ يَجْتَھِدْهُ غَيْرِي : Kimsenin onu çalışamayacağı şekilde çalıştım. (Burada  اِجْتِھَاداً   هُ  mastarını işaret eder.)

    – Aynı manaya gelen (eşanlamlı) mastarlar,

    عِشْتُ حَيَاةً سَعِيدَةً : Mutlu bir hayat yaşadım. (عِيشَةً  حَيَاةً  ile eşanlamlıdır.)

     

     

    2- MEFULUN BİH المَفْعُولُ بِهِ

    Failin işlediği işten etkilenen isme mefulun bih denir. Fiil, mefulun bih’ten önce doğrudan doğruya, kendisi gelmişse, yani fiille meful arasında cer harfi yoksa, böyle mefule sarih mefulun bih denir.

    اِشْتَرَيْتُ قَلَمًا : Bir kalem satın aldım.
     
    قَرَأْنَا الكِتَابَ : Kitabı okuduk.

    Bazı fiiller de, mefullerine, ancak cer harfi ile tesir ederler. Böyle, önünde cer harfi bulunan mefulun bih’e de gayri sarih mefulun bih denir.

    مَرَرْنَا بِالمَكْتَبَةِ : Büroya uğradık.
     
    قَالَ لِلطَّالِبِ : Öğrenciye dedi.

    Bazı fiiller iki meful alırlar.

    عَلَّمَ الأُسْتَاذُ الطَّالِبَ الدَّرْسَ : Hoca öğrenciye dersi öğretti.

     

     

    3- EL MEFULUN LİECLİHİ المَفْعُولُ لِأَجْلِهِ

    Bir fiilin ne diye olduğunu, sebebini bildiren mensup mastara denir. Bu meful, لِمَ (Niçin?) sorusuna cevap teşkil eder. Bu mastar genellikle korku, sevgi, arzu, saygı gibi zihinsel eylemler için kullanılır.

    نَصُومُ إِطَاعَةً لِلهِ : Allah’ın emrine uyalım diye oruç tutarız.

    يَسْتَمِعُ المَرِيضُ إِلَى الطَّبِيبِ رَجَاءَ الشِّفَاءِ : Hasta, hekimi, şifa ümit ettiği için dinler.

    لَمْ أَقْرَعْ الجَرَسَ مَخَافَةَ أَنْ يَسْتَيْقِظَ المَرِيضَ : Hastayı uyandırmaktan korktuğum için zili çalmadım. (İsim tamlaması şeklinde kullanılmıştır.)

    Mensup olduğu gibi, önüne cer harfi gelirse, mecrur da olur.

    نَصُومُ لإِطَاعَة اللهِ : Allah’a itaat için oruç tutarız.
     
    يَسْتَمِعُ المَرِيضُ إِلَى الطَّبِيبِ لِرَجَائِهِ الشِّفَاءَ : Hasta, şifa umduğu için doktoru dinler.

     

     

    4- EL MEFULU FİHİ المَفْعُولُ فِيهِ

    Fiilin işlendiği yeri veya zamanı bildiren isimler veya zarflardır.

    مَكَثَ المُسَافِرُ فِي المَدِينَةِ يَوْمًا : Yolcu, şehirde bir gün kaldı.

    دَخَلَتِ القَافِلَةُ المَدِينَةَ لَيْلاً : Kervan, şehre geceleyin girdi.

    وَقَفَ اللِّصُّ أَمَامَ البَابِ : Hırsız kapının önünde durdu.

    El Mefulu fih edatı olarak فِي ve بِ cer harfleri de kullanılabilir.

    يَعُومُ الشَّابُّ فِي البَحْرِ : Genç denizde yüzüyor.

    أُنْشِئَتْ مَدْرَسَةٌ جَدِيدَةٌ بِالمَدِينَةِ : Şehirde yeni bir okul yapıldı.

    Şu şekil kelimeler, el mefulu fih olarak kullanılır ve mensup olurlar;

    – Yer ve Zaman zarfına muzaaf olan كُلَّ ve بَعْضَ

    جَرَى الرِّيَاضِيُّ كُلَّ المَسَافَةِ : Sporcu, mesafenin hepsini koştu.

    نَزَلَ الثَّلجُ بَعْضَ اللَّيْل : Gecenin bir kısmında kar yağdı.

    – Zarf manası taşıyan mastar,

    سَافَرَتِ السَّفِينَةُ طُلُوعَ الشَّمْسِ : Gemi, güneş doğarken yola çıktı.

    كَانَ ذَلِكَ مَقْدَمَ الحُجَّاجِ : O (iş), hacıların geldiği zaman oldu.

    مَاتَ صَلَوَاةَ العَصْرِ : İkindi namazı vaktinde öldü.

    – Sayı,

    اِنْتَظَرْنَاهُمْ خَمْسَةَ أَيَّامٍ : Onları beş gün bekledik.

    قَطَعَ القِطَارُ تِسْعِينَ كِلُو مِتْرًا : Tren 90km yol aldı.

    – Sıfat,

    جَلَسْتُ طَوِيلاً : Uzunca oturdum. Aslı جَلَسْتُ وَقْتاً طَوِيلاً dır ve ‘Uzun bir vakit oturdum’ anlamındadır.

    Bazı zarflar ise nasb konumunda olmasına karşın mebnidir. Yani sonu değimez. أَيْنَ ، أَمْسِ ، حَيْثُ ، قَطُّ ، ھُنا ، مَتَى gibi.

    مَتَى خَرَجْتَ؟ : Ne zaman çıktın?

    أَيْنَ تَدْرُسُ؟ : Nerede okuyorsun?

    لَمْ أَغِبْ أَمْسِ : Dün yok değildim.

    لَمْ أَذُقْ ھذه الفَاكِھَةَ قَطُّ : Bu meyveyi asla tatmadım.

    اِجْلِسْ حَيْثُ شِىْٔتَ : Nereye istersen otur.

     

     

    5- EL MEFULU MAAHU المَفْعُولُ مَعَهُ

    El mefulu maah, beraberlik bildiren isimdir. Maiyyet vav’ından sonra gelir.

    جَرَى الوَلَدُ وَ الشَّاطِئَ : Çocuk kıyı boyunca koştu.

    كُلُّ شَيْءٍ وَ ثَمَنَهُ : Her şeyin bir fiyatı vardır.

    تَحَرَّكَ الجَيْشُ وَ الفَجْرَ : Ordu fecir vakti harekete geçti.

  • Şuru Başlama Fiilleri

    أَفْعَالُ الشُرُوعِ

    (Şuru) Başlama Fiilleri

     

    طَفِقَ ، جَعَلَ ، أَخَذَ ، شَرَعَ

    Bu fiiller bir cümlenin başına gelip ikinci bir fiil ile birlikte kullanıldığında başlangıç ifade ederler. Sonra gelen fiil cümlenin haberi olup muzari formundadır.

     

    طَفِقَ بِلالٌ يَكْتُبُ : Bilal yazmaya başladı.

    أَخَذَ المُدَرِّسُ يَشْرَحُ الدَرْسَ : Öğretmen dersi anlatmaya başladı.

    جَعَلْتُ آكُلُ : Yemeğe başladım.

  • Meçhul Fiiller

    Malum fiil cümlelerinde fail’in çıkartılıp, mef’ulun failin yerini alması ile oluşan fiillere “Meçhul Fiiller” denir. (Edildi, yapıldı vb. şeklinde.)

    Meçhul fiiller başkasına geçen, mef’ulu olan fiiller (Müteaddi Fiiller) ile yapılır, failin kendisinde kalan fiiller (Lazım Fiiller) ile yapılmaz.

    Mef’ul failin yerini alır, mensup iken merfu olur.

     

    Mazi Fiil

    Malum mazi fiil meçhul yapılırken; sondan bir önceki harfin (aynel fiil) harekesi ‘esre’, ondan önceki harekeli harfler ‘ötre’ yapılır.

    قَتَلَ  –>  قُتِلَ  ،  شَرِبَ  –>  شُرِبَ

    خُلِقَ الإنْسَانُ مِن طِينٍ : İnsan çamurdan yaratılmıştır.

    فِي أَيِّ عَامٍ وُلِدْتُ؟ : Kaç yılında doğdun?

     

    Muzari Fiil

    Malum muzari fiil meçhul yapılırken; sondan bir önceki harfin (aynel fiil) harekesi ‘üstün’,  muzaraat harfinin harekesi ‘ötre’ yapılır.

    يَقْتُلُ  –>  يُقْتَلُ  ،  يَفْتَحُ  –>  يُفْتَحُ

    يُقْتَلُ آلافٌ مِن النَاسِ في الحُرُوبِ : Savaşlarda binlerce insan öldürüldü.

    لا يُلْدَغُ المُؤْمِنُ مِن جُحْرٍ واحِدٍ مَرَّتَيْنِ : Bir mümin aynı delikten iki kez ısırılmaz. (Aynı hatayı iki kez tekrarlamaz)

     

    Müennes Fiiller

    Mef’ul müennes ise meçhul fiil de ona göre şekillenir.

    سَرَقَ اللِصُّ السَاعَةَ  –>  سُرِقَتْ السَاعَةُ

    عَمَّ سُىِٔلَتْ آمِنَةُ؟ : Emine neyden soruldu?

    تُقْرَأُ سُورَةُ الفَاتِحَةِ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ : Fatiha her rekatte okunur.

     

    Bitişik Zamirler İle

    قَتَلَھُم المُجْرِمُونَ  –>  قُتِلُوا

    سَأَلَنِي المُدِيرُ  –>  سُىِٔلْتُ

     

    Misal Fiiller

    Malum misal fiiller muzari yapılırken başlarında bulunan illet harfleri atılırdı. Meçhul misal fiilerde ise illet harfi atılmaz.

    يَجِدُ  –>  يُوجَدُ  ،  يَلِدُ  –>  يُولَدُ

    لا يُوجَدُ ھاذا الكِتَابُ فِي المَكْتَبَاتِ : Bu kitap kitapçılarda bulunmaz.

    لَمْ يَلِدْ ولَمْ يُولَدْ : O doğurmamış ve doğmamıştır.

     

    Ecvef Fiiller

    قَالَ –> قِيلَ  ،  بَاعَ –> بِيعَ

    يَقُولُ –> يُقَالُ  ،  يَبِيعُ –> يُبَاعُ

     

    Nâkıs Fiiller

    بَنَى –> بُنِيَ

    يَبْنِي  –>  يُبْنَى

     

    Muzaaf Fiiller

    صَبَّ –> صَبَبَ –> صُبِبَ –> صُبَّ

  • Muzaaf Fiiller

     

    Fiillerin asıl hallerinden ‘Aynel Fiil’i ve ‘Lamel Fiil’i aynı olup bu iki harfi idğam ettirilerek (kaynaştırılarak) yazılan fiillere Muzaaf Fiiller denir.

     

    حَجَجَ  –>  حَجَّ

    ظَنَّ / يَظُنُّ  ،  جَرَّ / يَجُرُّ  ،  مَرَّ / يَمُّ  ،  عدَّ / يعُدُّ  ،  سَبَّ / يَسُبُّ  ،  رَدَّ / يَرُدُّ  ،  صَبَّ / يَصُبُّ  ،  سَدَّ / يَسُدُّ

    • Mazi Fiil Çekimi;

    حَجُّوا

    حَجَجْنَ

    حَجَجْتُمْ

    حَجَجْتُنَّ

     

    حَجَّا

    حَجَّتَا

    حَجَجْتُما

    حَجَجْتُما

    حَجَجْنَا

    حَجَّ

    حَجَّتْ

    حَجَجْتَ

    حَجَجْتِ

    حَجَجْتُ

    • Muzari Fiil Çekimi;

    يَحُجُّونَ

    يَحْجُجْنَ

    تَحُجُّونَ

    تَحْجُجْنَ

     

    يَحُجَّانِ

    تَحُجَّانِ

    تَحُجَّانِ

    تَحُجَّانِ

    نَحُجُّ

    يَحُجُّ

    تَحُجُّ

    تَحُجُّ

    تَحُجِّينَ

    أَحُجُّ

    • Cezim Hali (Normalde sonu cezim olanlarda, iki sakin yan yana geldiği için fethalı olur.);

    يَحُجُّوا

    يَحْجُجْنَ

    تَحُجُّو

    تَحْجُجْنَ

     

    يَحُجَّا

    تَحُجَّا

    تَحُجَّا

    تَحُجَّا

    نَحُجَّ

    يَحُجَّ

    تَحُجَّ

    تَحُجَّ

    تَحُجِّي

    أَحُجَّ

    (Sonu cezim olanlar fiilin orjinal halinden şu şekilde de cezim yapılabilir; يَحْجُجْ)

    • Emir Fiil Çekimi (Normalde sonu cezim olanlarda, iki sakin yan yana geldiği için fethalı olur.);

    حُجُّوا

    اُحْجُجْنَ

    حُجَّا

    حُجَّا

    حُجَّ

    حُجِّي

    (Sonu cezim olanlar fiilin orjinal halinden şu şekilde de emir yapılabilir; اُحْجُجْ)

     

     

    شَمِمَ  –>  شَمَّ

    شَمَّ / يَشَمُّ  ،  مَسَّ / يَمَسُّ

    • Mazi Fiil Çekimi;

    شَمُّوا

    شَمِمْنَ

    شَمِمْتُمْ

    شَمِمْتُنَّ

     

    شَمَّا

    شَمَّتا

    شَمِمْتُما

    شَمِمْتُما

    شَمِمْنا

    شَمَّ

    شَمَّتْ

    شَمِمْتَ

    شَمِمْتِ

    شَمِمْتُ

    • Muzari Fiil Çekimi;

    يَشَمُّونَ

    يَشْمَمْنَ

    تَشَمُّونَ

    تَشْمَمْنَ

     

    يَشَمَّانِ

    تَشَمَّانِ

    تَشَمَّانِ

    تَشَمَّانِ

    نَشَمُّ

    يَشَمُّ

    تَشَمُّ

    تَشَمُّ

    تَشَمِّينَ

    أَشَمُّ

    • Cezim Hali (Normalde sonu cezim olanlarda, iki sakin yan yana geldiği için fethalı olur.);

    يَشَمُّوا

    يَشْمَمْنَ

    تَشَمُّوا

    تَشْمَمْنَ

     

    يَشَمَّا

    تَشَمَّا

    تَشَمَّا

    تَشَمَّا

    نَشَمَّ

    يَشَمَّ

    تَشَمَّ

    تَشَمَّ

    تَشَمِّي

    أَشَمَّ

    (Sonu cezim olanlar fiilin orjinal halinden şu şekilde de cezim yapılabilir; يَشْمَمْ)

    • Emir Fiil Çekimi (Normalde sonu cezim olanlarda, iki sakin yan yana geldiği için fethalı olur.);

    شَمُّوا

    اِشْمَمْنَ

    شَمّا

    شَمّا

    شَمَّ

    شَمِّي

    (Sonu cezim olanlar fiilin orjinal halinden şu şekilde de emir yapılabilir; اِشْمَمْ)

     

  • Fiillerin asıl hallerinden ‘Aynel Fiil’i ve ‘Lamel Fiil’i aynı olup bu iki harfi idğam ettirilerek (kaynaştırılarak) yazılan fiillere Muzaaf Fiiller denir.

     

    حَجَجَ  –>  حَجَّ

    ظَنَّ / يَظُنُّ  ،  جَرَّ / يَجُرُّ  ،  مَرَّ / يَمُّ  ،  عدَّ / يعُدُّ  ،  سَبَّ / يَسُبُّ  ،  رَدَّ / يَرُدُّ  ،  صَبَّ / يَصُبُّ  ،  سَدَّ / يَسُدُّ

    • Mazi Fiil Çekimi;

    حَجُّوا

    حَجَجْنَ

    حَجَجْتُمْ

    حَجَجْتُنَّ

     

    حَجَّا

    حَجَّتَا

    حَجَجْتُما

    حَجَجْتُما

    حَجَجْنَا

    حَجَّ

    حَجَّتْ

    حَجَجْتَ

    حَجَجْتِ

    حَجَجْتُ

    • Muzari Fiil Çekimi;

    يَحُجُّونَ

    يَحْجُجْنَ

    تَحُجُّونَ

    تَحْجُجْنَ

     

    يَحُجَّانِ

    تَحُجَّانِ

    تَحُجَّانِ

    تَحُجَّانِ

    نَحُجُّ

    يَحُجُّ

    تَحُجُّ

    تَحُجُّ

    تَحُجِّينَ

    أَحُجُّ

    • Cezim Hali (Normalde sonu cezim olanlarda, iki sakin yan yana geldiği için fethalı olur.);

    يَحُجُّوا

    يَحْجُجْنَ

    تَحُجُّو

    تَحْجُجْنَ

     

    يَحُجَّا

    تَحُجَّا

    تَحُجَّا

    تَحُجَّا

    نَحُجَّ

    يَحُجَّ

    تَحُجَّ

    تَحُجَّ

    تَحُجِّي

    أَحُجَّ

    (Sonu cezim olanlar fiilin orjinal halinden şu şekilde de cezim yapılabilir; يَحْجُجْ)

    • Emir Fiil Çekimi (Normalde sonu cezim olanlarda, iki sakin yan yana geldiği için fethalı olur.);

    حُجُّوا

    اُحْجُجْنَ

    حُجَّا

    حُجَّا

    حُجَّ

    حُجِّي

    (Sonu cezim olanlar fiilin orjinal halinden şu şekilde de emir yapılabilir; اُحْجُجْ)

     

     

    شَمِمَ  –>  شَمَّ

    شَمَّ / يَشَمُّ  ،  مَسَّ / يَمَسُّ

    • Mazi Fiil Çekimi;

    شَمُّوا

    شَمِمْنَ

    شَمِمْتُمْ

    شَمِمْتُنَّ

     

    شَمَّا

    شَمَّتا

    شَمِمْتُما

    شَمِمْتُما

    شَمِمْنا

    شَمَّ

    شَمَّتْ

    شَمِمْتَ

    شَمِمْتِ

    شَمِمْتُ

    • Muzari Fiil Çekimi;

    يَشَمُّونَ

    يَشْمَمْنَ

    تَشَمُّونَ

    تَشْمَمْنَ

     

    يَشَمَّانِ

    تَشَمَّانِ

    تَشَمَّانِ

    تَشَمَّانِ

    نَشَمُّ

    يَشَمُّ

    تَشَمُّ

    تَشَمُّ

    تَشَمِّينَ

    أَشَمُّ

    • Cezim Hali (Normalde sonu cezim olanlarda, iki sakin yan yana geldiği için fethalı olur.);

    يَشَمُّوا

    يَشْمَمْنَ

    تَشَمُّوا

    تَشْمَمْنَ

     

    يَشَمَّا

    تَشَمَّا

    تَشَمَّا

    تَشَمَّا

    نَشَمَّ

    يَشَمَّ

    تَشَمَّ

    تَشَمَّ

    تَشَمِّي

    أَشَمَّ

    (Sonu cezim olanlar fiilin orjinal halinden şu şekilde de cezim yapılabilir; يَشْمَمْ)

    • Emir Fiil Çekimi (Normalde sonu cezim olanlarda, iki sakin yan yana geldiği için fethalı olur.);

    شَمُّوا

    اِشْمَمْنَ

    شَمّا

    شَمّا

    شَمَّ

    شَمِّي

    (Sonu cezim olanlar fiilin orjinal halinden şu şekilde de emir yapılabilir; اِشْمَمْ)

     

  • Nâkıs Fiiller

    Fiillerin asıl hallerinden ‘Lamel Fiil’i (asli harflerden sonuncusu) “vav“(و) yada “ya”(ى) illet harflerinden biri olan fiillere Nâkıs Fiil denir.

    1) Vav’i Nâkıs Fiiller

    Mazide son harfi ‘elif'(ا), Muzaride son harfi vav'(و) dır.

    دَعَا / يَدْعُو  ،  شَكَا / يَشْكُو  ،  تَلا / يَتْلُو  ،  مَحَا / يَمْحُو  ،  عَفَا / يَعْفُو

    • Mazi Fiil Çekimi;

    دَعوْا

    دَعَوْنَ

    دَعَوْتُمْ

    دَعَوْتُنَّ

     

    دَعَوَا

    دَعَتَا

    دَعَوْتُمَا

    دَعَوْتُمَا

    دَعَوْنَا

    دَعَا

    دَعَتْ

    دَعَوْتَ

    دَعَوْتِ

    دَعَوْتُ

    • Muzari Fiil Çekimi;

    يَدْعُونَ

    يَدْعُونَ

    تَدْعُونَ

    تَدْعُونَ

     

    يَدْعُوَانِ

    تَدْعُوَانِ

    تَدْعُوَانِ

    تَدْعُوَانِ

    نَدْعُو

    يَدْعُو

    تَدْعُو

    تَدْعُو

    تَدْعِينَ

    اَدْعُو

    • Muzari halleri cezim yapılırken bazı zamirlerde sondaki illetli harf düşer.

    يَدْعُوا

    يَدْعُونَ

    تَدْعُوا

    تَدْعُونَ

     

    يَدْعُوَا

    تَدْعُوَا

    تَدْعُوَا

    تَدْعُوَا

    نَدْعُ

    يَدْعُ

    تَدْعُ

    تَدْعُ

    تَدْعِي

    اَدْعُ

    • Emir Fiili Çekimi;

    اُدْعُوا

    اُدْعُونَ

    اُدْعُوَا

    اُدْعُوَا

    اُدْعُ

    اُدْعِي

     

    2) Ya’i Nâkıs Fiiller

    Mazide son harfi ‘ya'(ى), Muzaride son harfi ‘ya'(ي) dır.

    كَوَى / يَكْوِي  ،  مَشَى / يَمْشِي  ،  جَرَى / يَجْرِي  ،  رَمَى / يَرْمِي  ،  بَكَى / يَبْكِي

    • Mazi Fiil Çekimi;

    كَوَوْا

    كَوَيْنَ

    كَوَيْتُمْ

    كَوَيْتُنَّ

     

    كَوَيَا

    كَوَتَا

    كَوَيْتُمَا

    كَوَيْتُمَا

    كَوَيْنَا

    كَوَى

    كَوَتْ

    كَوَيْتَ

    كَوَيْتِ

    كَوَيْتُ

    • Muzari Fiil Çekimi;

    يَكْوُونَ

    يَكْوِينَ

    تَكْوُونَ

    تَكْوِينَ

     

    يَكْوِيَانِ

    تَكْوِيَانِ

    تَكْوِيَانِ

    تَكْوِيَانِ

    نَـكْوِي

    يَكْوِي

    تَكْوِي

    تَكْوِي

    تَكْوِينَ

    أَكْوِي

    • Muzari halleri cezim yapılırken bazı zamirlerde sondaki illetli harf düşer.

    يَكْوُوا

    يَكْوِينَ

    تَكْوُوا

    تَكْوِينَ

     

    يَكْوِيَا

    تَكْوِيَا

    تَكْوِيَا

    تَكْوِيَا

    نَـكْوِ

    يَكْوِ

    تَكْوِ

    تَكْوِ

    تَكْوِي

    أَكْوِ

    • Emir Fiili Çekimi;

    اِكْوُوا

    اِكْوِينَ

    اِكْوِيَا

    اِكْوِيَا

    اِكْوِ

    اِكْوِي

     

    3) Ya’i Nâkıs Fiiller-2

    Mazide son harfi ‘ye'(يَ), Muzaride son harfi ‘ya'(ى) dır.

    نَسِيَ / يَنْسَى  ،  خَشِيَ / يَخْشَى  ،  بَقِيَ / يَبْقَى

    • Mazi Fiil Çekimi;

    نَسُوا

    نَسِينَ

    نَسِيتُمْ

    نَسِيتُنَّ

     

    نَسِيَا

    نَسِيَتَا

    نَسِيتُمَا

    نَسِيتُمَا

    نَسِينَا

    نَسِىَ

    نَسِيَتْ

    نَسِيتَ

    نَسِيتِ

    نَسِيتُ

    • Muzari Fiil Çekimi;

    يَنْسَوْنَ

    يَنْسَيْنَ

    تَنْسَوْنَ

    تَنْسَيْنَ

     

    يَنْسَيَانِ

    تَنْسَيَانِ

    تَنْسَيَانِ

    تَنْسَيَانِ

    نَنْسَى

    يَنْسَى

    تَنْسَى

    تَنْسَى

    تَنْسَيْنَ

    اَنْسَى

    • Muzari halleri cezim yapılırken bazı zamirlerde sondaki illetli harf düşer.

    يَنْسَوْا

    يَنْسَيْنَ

    تَنْسَوْا

    تَنْسَيْنَ

     

    يَنْسَيَا

    تَنْسَيَا

    تَنْسَيَا

    تَنْسَيَا

    نَنْسَ

    يَنْسَ

    تَنْسَ

    تَنْسَ

    تَنْسَىْ

    اَنْسَ

    • Emir Fiili Çekimi;

    اِنْسَوْا

    اِنْسَيْنَ

    اِنْسَيَا

    اِنْسَيَا

    اِنْسَ

    اِنْسَىْ