Yıl: 2014

  • MBSTS Sınav Sonuçları Açıklandı Diyanetten Duyuru

    sonucunu öğrenmek için TIKLAYINIZ

    Not: TC nuraranızı ve şifrenizi girerek sonuçları öğrenebilirsiniz

  • En إِنْ Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri

     

     

    • ( إِنْ ) harfi, şart ve ceza (karşılığı) içindir. İki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”, ikinci fiile “ceza” denir. Yani, birinci fiil işlenir ise, ikinci fiil de biz-zaruri (ister-istemez) meydana gelir. Şöyle de söylenebilir : Şart fiili kesbî’dir ve niçin ile ilgilidir.. Ceza fiili ise, vehbî’dir ve neden ile ilgilidir. Ayrıca ; NİÇİN ? sorusunun cevabı, zamirle ilgilidir. NEDEN ? sorusunun cevabı, sıfatla ilgilidir.
    • ( إِنْ تَتُبْ يُغْفَرْ ذُنُوبُكَ ) “Şayet tövbe edersen, günahların affolunur.” Bu terkibteki ( تَتُبْ ) muzari fiili, ( إِنْ ) şart harfi ile lafzan meczumdur. Fâili, tahtında müstetir ( أَنْتَ ) zamiridir. Fiil ve müstetir fâil ile birlikte bir cümledir ve şart fiili olduğu için irabdan mahalli yoktur.
    • ( يُغْفَرْ ) meçhul_muzari fiil olup, fâili ile birlikte bir cümledir. Şartın, cezası (karşılığı) olduğu için irabdan mahalli yoktur. Şart fiili ile ceza fiilinden oluşan cümleye “şart cümlesi” denir. Nâib-i fâil olan ( ذُنُوبُ ) lafzı, isim tamlamasının muzaftır. ( كَ ) muttasıl zamir, muzafun ileyhdir ve mahallen mecrurdur. (NOT: Muzafun ileyh, muzafun fâilidir. İsim tamlaması, nekre isim hükmündedir.)
    • 2/78 : ( وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَظُنُّونَ … ) “… Onlar yalnızca zannederler.” Ayeti Kerimesinde : ( إِلَّا ) ile gelen ( إِنْ ) edatı, olumsuzluk ifade eden nefy harfidir. Şart edatı olarak görev yapmaz. ( إِلَّا ) istisnâ harfi de, tahsis için gelir.
    • Kâide : Cümlenin sonunda gelen ( وَإِنْ ) … se bile, … sa bile şeklinde tercüme edilir ve cevabı da olmaz.
    • Kâide : Taleb (emir, nehiy ve soru) cümlesinden sonra cevap cümlesi varsa ve önünde ( وَ ) ve ( فَ ) bulunmaz ise, cevap cümlesinin muzari fiili de ona uyumlu olarak gelir. Cümlenin sakladığı anlamlar da farklı olur. Örnek :
    • ( أُدْرُسْ تَنْجَحْ ) “Çalış ki başarırsın.” Bu emir cümlesinde, “Başarıyı elde edinceye kadar çalış” anlamı saklıdır. Tıpkı, Edison’un lambayı buluncaya kadar 1000 adet deney yapması gibi.
    • ( أُدْرُسْ إِنْ تَنْجَحْ ) “Başarsan bile çalış.” Bu cümlede ise, “Kalbin mutmain olana kadar çalış, elinden geleni en iyi şekilde yapmaya çalış” anlamı saklıdır ve bir emir değildir.
  • Li لِ Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri

  • Âvamil,141 ( لِيَعْمَلْ عَمَلاً صَالِحاً ) “Salih bir amelle, amel etsin.” ( لِ ) Emir lâm’ı bir işin yapılmasının talebi içindir. Emrin muhatabı olan “inanan her insan” ifadesi, cümlede saklıdır. Tek bir fiili cezm eder.
  • 1) ( يَعْمَلْ ) muzari fiili, ( لِ )  harfi ile lafzan meczumdur. Fâili, gaibe raci olan tahtında müstetir ( هُوَ ) zamiridir.
  • 2) ( عَمَلاً ) lafzen mensub olup, ( يَعْمَلْ )  fiilinin mefulü mutlağıdır.
  • 3) ( صَالِحاً ) lafzen mensub olup, mevsuf olan ( عَمَلاً ) lafzının sıfatıdır.
  • Lemma لَمَّا Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri

     

  • Tek bir muzari fiili cezm eden ( لَمَّا ) olarak görev yapar. Muzarinin mânasını maziye çevirir ve onu nefy eder. Olumsuzluğun başladığı zamandan, konuşulan zamana kadar olan süreyi kapsar. Önüne şart edatı gelemez.
  • Örnek : ( لَمَّا يَنْفَعْ عُمْرِى ) “Ömrüm, fayda vermedi.” Terkibindeki ( يَنْفَعْ ) muzari fiili, ( لَمَّا )  harfi ile lafzan meczumdur. ( عُمْرِى ) fâil olup, takdiren merfudur. ( ى )  muttasıl zamirdir ve ( عُمْرِ ) lafzının muzafun ileyhi olmak üzere, mahallen mecrurdur.
  • Cezm etmeyen şart edatı ( لَمَّا ) olarak görev yapar. Mazi fiile dahil olduğunda “gelin-ce, -diği vakit” mânasını verir
  • 2/89 : ( … فَلَمَّا جَاءَهُمْ مَا عَرَفُوا كَفَرُوا بِهِ … ) “… kendilerine bildikleri şey gelince onu inkâr ettiler …” Ayet-i Kerimesindeki i’râb :  ( لَمَّا ), şartla ilgili zaman zarfıdır. ( جَاءَ ) : Fi’lü’ş-şart, mazi. ( هُمْ ) : mef’ulün bih, muttasıl zamir NASB mahallinde. ( مَا ) : Fâil, ism-i mevsul REF mahallinde. ( عَرَفُوا ) : sıla, mazi fiil cümlesi. ( كَفَرُوا ) : cevabu’ş-şart, fiili mazi. ( بِهِ ) : car-mecrur.
  • Lem لَمْ Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri

     

  • Âvamil,137 ( لَمْ يَلِدْ وَ لَمْ يُولَدْ ) “(Ellah Teala, başkasını) doğurmadı ve (Ellah Teala, başkansından) doğrulmadı.” Tek bir fiili cezm eder.
  • 1) ( يَلِدْ ) muzari fiili, ( لَمْ )  harfi ile lafzan meczumdur. Fâili, Ellah Lafzına raci olan tahtında müstetir ( هُوَ ) zamiridir.
  • 2) ( يُولَدْ ) meçhul-muzari fiili, ( لَمْ )  harfi ile lafzan meczumdur. Naibi fâili, Ellah Lafzına raci olan tahtında müstetir ( هُوَ ) zamiridir.
  • 3) ( لَمْ ) harfi, sadece bir muzari fiili cezm eder. Mazi fiili nefy eder ve geçmiş zamanın bir bölümünü kapsar, önüne şart edatı gelebilir.
  • İzen إِذَنْ Muzariyi Nasb Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri

  • Âvamil,132: “Ellah Teala’ya itaat ediyorum.” diyen bir kişiye, cevap olarak söylenen
  • ( إِذَنْ تَدْخُلَ الْجَنَّةَ ) “O vakit sen cennete girersin.” sözüne, “izen” ile başlanır.
  • 1) Muzari fiili NASB edici harf olan ( إِذَنْ ), sükun üzere mebnidir ve ( إِذَنْ تَدْخُلَ )  lafzen mensubtur. Fâili, tahtında müstetir ( أَنْتَ ) zamiridir.
  • 2) ( إِذَنْ )harfi; (a) daha önce geçen bir cümleye cevap verir, (b) şart fiilinin yerini tutar (c) muzariyi NASB eder. Bu nedenle; cevap, şart ve nasb edatı denir. “öyle ise, o halde, o takdirde, o vakit ..vb” anlamlarını verir.
  • Key كَىْ Muzariyi Nasb Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri

     

  • Âvamil,130 ( أُحِبُّ طُولَ الْعُمْرِ كَىْ أُحَصِّلَ الْعِلْمَ ) “İlmi tahsil etmem için uzun ömrü seviyorum.”
  • 1) Muzari fiili NASB edici harf olan ( كَىْ ), sükun üzere mebnidir ve ( كَىْ أُحَصِّلَ )  lafzen mensubtur. Fâili, tahtında müstetir ( أَنَا ) zamiridir.
  • 2) ( كَىْ )harfi, sebebiyeti ifade etmek içindir.
  • Len لَنْ Muzariyi Nasb Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri

    • Âvamil,128 ( لَنْ يَغْفِرَ اللهُ تَعَالَى لِلْكَافِرِينَ ) “Elbette Ellah’u Teala kafirleri affetmeyecek.”
    •  
    • 1) Muzari fiili NASB edici harf olan ( لَنْ ), sükun üzere mebnidir ve ( لَنْ يَغْفِرَ )  lafzen mensubtur. Fâili, lafzen merfu olan ( اللهُ ) Lafz-ı celâlidir.
    •  
    • 2) ( لَنْ )harfi, gelecek zamanda tekitlenmiş olan nefyi içindir, nefyin devamlılığı için değildir.
  • En أَنْ Muzariyi Nasb Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri

     

    • Nasb edatı olarak görev yapan ( أَنْ ), fiillerden önce gelir ve kendisi ile beraber olan cümleyi masdara tevil eder. Bu nedenle de cümlede zaman anlamı yoktur. Çünkü masdar, bir isimdir. ( أَنْ )’nin dahil olduğu fiile ait kökün masdarı alınır ve fâile veya mefule izafe edilir.
    • Böylelikle, cümle müfred teviline sokulmuş ve masdar lafzında saklı olan mânalar da bu cümleye yüklenmiş olur. (Bakınız: Emsile sayfası, mimsiz masdar dosyası) 
    •  
    • Âvamil’den örnek : ( اُحِبُّ أَنْ أُطِيعَ اللهَ تَعَالَى ) “Ellah’u Teala’ya itaat etmeyi severim.” 
    • Muzari fiili NASB edici harf olan ( أَنْ ), sükun üzere mebnidir. (أُطِيعَ )  nin fâili, tahtında
    • müstetir ( أَنَا ) zamiridir. Fiil, fâili ile birlikte ( أَنْ ) lafzının sılasıdır. ( أَنْ أُطِيعَ ) ise, müfred tevilindedir ve ( اُحِبُّ ) fiilinin mefulün bihi olmak üzere mahallen mensubtur.
    •  
    • Kaide : Lâmu’l ta’lîl den sonra ( أَنْ ) gelmediği takdirde, bu fiilin mukadder (gizli) ( أَنْ ) ile nasbedilmiş olduğuna hükmedilir. Bu durumda, sakladıkları anlamlar da farklı olur. Örnek
    •  
    • ( شَرَحْتُ الدَّرْسَ لِأَنْ يَفْهَمَ ) “Anlaması için dersi açıkladım.” terkibinde “Fiili işleyen, vazifemi yaparım gerisi Ellah’a kalmıştır.” anlamı saklıdır. Tıpkı, Hz. İbrahim a.s ın müşrik olan misafirlerine verdiği yemekten sonra, onlardan secde etmelerini istemesi ve secdeye gittiklerinde de Ellah Teala’ya “Vazifemi yaptım, gerisi sana kalmıştır” anlamındaki duâ ile iltica etmesi gibi.
    •  
    • ( شَرَحْتُ الدَّرْسَ لِيَفْهَمَ ) “Anlaması için dersi açıkladım.” terkibinde “Fiili işleyen, işi başarırsa sevinir, başaramaz ise sebeblere suç bulur.” anlamı saklıdır.
    •  
    • Tefsir edatı olarak görev yapan ( أَنْ ) ; demek, söylemek, hitap etmek, çağırmak, yazmak vb. anlam ifade eden bir kelime veya cümleden sonra gelir ve söyleniş sebebini izah eder. Bu nedenle de “diye” anlamını taşır. Ancak, tefsir edatından önce ( بِ ) harficerinin mahzuf olduğu takdir edilerek, masdariye edatı olarak kabul edilebilir. (“Kâle” için bu kâide yoktur.)
    •  
    • 23/27 : ( … فَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِ أَنِ اصْنَعِ الْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا ) “O’na gözetimimiz (altın)da vahyimiz ile gemiyi yap diye vahyettik.” Ayet-i Kerimesinin mahzuf ( بِ ) harficeriyle masdara çevrilmiş.
    • Bu durumda saklı anlam : “O’na vahyimiz ve gözetimimiz ile (bildiği) o gemiyi yapmasını vahyettik.” gibi olur. Çünkü Elif-lâm takısı, Hz. Nuh a.s.ın nasıl bir gemi yapılması gerektiğini bildiğini bildirir.

     

  • La لاَ İsmi Ref ve Haberi Nasb Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri

     

  • ( لَيْسَ) ye benzetilen ( لاَ) ‘nın ismi, kendisine haberinin isnad edildiği şeydir. Örnek :
  • Âvamil,117 (لاَ شَيْئٌ مُشَابِهاً لِلهِ تَعَالَى) “Hiç bir şey Ellah’u Teala’ya benzeyici değildir.”
  • ( شَيْئٌ ), lafzı ( لاَ)’nın ismi ve ( مُشَابِهاً ), ise haberidir. ( لَيْسَ) ye benzetilen ( لاَ)’nın isminin hükmü, mübtedanın hükmü gibidir. Haberi de mübtedanın haberi gibidir.
  • Fâili, ( مُشَابِهاً ) ismine raci olan, tahtında müstetir ( هُوَ ) zamiridir.
  • İsim cümlesi üzerinde hareke değişikliği yapabilmesi için, (1) haberinin önce gelmemesi, (2)  olumsuzluğunun ( إِلاَّ ) ile bozulmaması, (3) isminin ve haberini nekre olması, (4) kendisinden sonra zâid ( إِنْ) gelmemesi, (5) ismi ile arasında yabancı bir kelime bulunmaması şarttır. Aksi halde ismini REF ve haberi NASB etmez, yalnız olumsuzluğu (değil anlamı) kalır.
  • Önceki sayfa Sonraki sayfa