Yıl: 2014
-
İzama Arapça Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri
- Âvamil,164 ( إِذَامَا تَعْمَلْ بِعِلْمِكَ تَكُنْ خَيْرَ النَّاسِ ) “Ne zaman ilminle amel edersen, NÂS’ın en hayırlısı olursun.” ( إِذَا ) ismi, cümlede “ne zaman” mânasını verir ve içinde “ön şartlar yerine getirildiğinde” ifadesi saklıdır. Çünkü bir Hadis-i Şerifte mealen: “Tövbe etti ama; (1) ilim öğrenmeye kalkışmadı, (2) ibadeti fazlalaşmadı, (3) akrabası ondan razı olmadı, (4) süslenmesi değişmedi, (5) arkadaşlarını değiştirmedi, (6) teheccüde kalkmadı ve (7) tasadduk etmedi ise, tövbekâr değildir.” tevbenin şartları tanımlanmıştır. İki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”, ikinci fiile “ceza” denir. Yani, birinci fiil işlenir ise, ikinci fiil de biz-zaruri (ister-istemez) meydana gelir.
- 1) ( إِذَا ) şart ismidir, fetha üzere mebnidir. Şart fiilinin mefulün fihi olmak üzere mahallen mensubtur. “ma” zaid harftir. ( تَعْمَلْ ) muzari fiil ( إِذَامَا ) ile lafzen meczumdur. Fâili tahtında müstetir ( أَنْتَ ) zamiridir. Fiil, fâili ile birlikte cümledir ve şart fiili olduğu için irabdan mahalli yoktur.
- 2) ( تَكُنْ ) nakıs muzari fiil olup, “izâmâ” ile lafzen meczumdur. Fâili, tahtında müstetir ( أَنْتَ ) zamiridir. Fiil, fâili ile birlikte bir cümledir. Cezayı Şart fiili olduğu için irabdan mahalli yoktur.
-
İzma Arapça Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri إِذْمَا
- Âvamil,162 ( إِذْمَا تَتُبْ تُقْبَلْ تَوْبَتُكَ ) “Ne zaman tövbe edersen, senin tövben kabul olunur.” ( إِذْمَا ) ismi, cümlede “ne zaman” mânasını verir ve içinde “ön şartlar yerine getirildiğinde” ifadesi saklıdır. Çünkü bir Hadis-i Şerifte mealen: “Tövbe etti ama; (1) ilim öğrenmeye kalkışmadı, (2) ibadeti fazlalaşmadı, (3) akrabası ondan razı olmadı, (4) süslenmesi değişmedi, (5) arkadaşlarını değiştirmedi, (6) teheccüde kalkmadı ve (7) tasadduk etmedi ise, tövbekâr değildir.” tevbenin şartları tanımlanmıştır. İki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”, ikinci fiile “ceza” denir. Yani, birinci fiil işlenir ise, ikinci fiil de biz-zaruri (ister-istemez) meydana gelir.
- 1) ( إِذْ ) şart ismidir, sükun üzere mebnidir. Şart fiilinin mefulün fihi olmak üzere mahallen mensubtur. “ma” zaid harftir. ( تَتُبْ ) muzari fiil ( إِذْمَا ) ile lafzen meczumdur. Fâili tahtında müstetir ( أَنْتَ ) zamiridir. Fiil, fâili ile birlikte cümledir ve şart fiili olduğu için irabdan mahalli yoktur.
- 2) ( تُقْبَلْ ) meçhul muzari fiil olup, “izmâ” ile lafzen meczumdur. Naibu Fâili, ( تَوْبَتُ ) lafzıdır. Fiil, fâili ile birlikte bir cümledir. Cezayı Şart fiili olduğu için irabdan mahalli yoktur.
-
Haysüma Arapça Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri حَيْثُمَا
- ( حَيْثُمَا ) şart ismidir, zamme üzere mebnidir. Şart fiilinin mefulün bihi olmak üzere mahallen mensubtur. “ma” izafetten men edici olan zaid bir harftir. Cümlede “her nerede” mânasını verir ve içinde “Hiç bir kimse, asla tek başına kalamaz. Kendisi görmese de, sürekli olarak gözetlenmektedir.” ifadeleri saklıdır. İki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”, ikinci fiile “ceza” denir. Yani, birinci fiil işlenir ise, ikinci fiil de biz-zaruri (ister-istemez) meydana gelir.
- 2/144 : ( … وَحَيْثُمَا كُنْتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُ … ) “… ve her nerede olursanız olun artık yüzlerinizi onun tarafına çevirin …” Ayet-i Kerimesindeki ( كُنْتُمْ ) fi’lu’ş-şart cezm mahallinde fiil cümlesidir. Burada ( كَانَ )‘nin mazi tam fiili olarak görev yapar. Yani, … nin ismi ve … nin haberi şeklinde ayırım yapmadığımız, nasih olmayan bir fiil olarak görev yapar. Fâili olan ( تُمْ ) muttasıl zamiri REF mahallindedir. ( فَ ) cevabu’ş-şartın başına gelen râbıta harfidir.
- ( وَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُ ) emir fiil cümlesi de cevabu’ş-şarttır.
- Âvamil’den : ( حَيْثُمَا تَفْعَلْ يُكْتَبْ فِعْلُكَ ) “Her nerede bir iş yaparsan, senin için yazılır.”
- ( تَفْعَلْ ) muzari fiil ( حَيْثُ ) ile lafzen meczumdur. Fâili tahtında müstetir ( أَنْتَ ) zamiridir. Fiil, fâili ile birlikte cümledir ve şart fiili olduğu için irabdan mahalli yoktur. ( يُكْتَبْ ) meçhul muzari fiil olup, “eyyu” ile lafzen meczumdur. Naibu Fâili, ( فِعْلُ ) lafzıdır. Fiil, fâili ile birlikte bir cümledir. Cezayı Şart fiili olduğu için irabdan mahalli yoktur.
-
Eyyü Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri أَىُّ
- Âvamil,158 ( أَىُّ عَالِمٍ يَتَكَبَّرْ يُبْغِضْهُ اللهُ ) “Hangi alim kibirlenirse, o alime Ellah Teala buğz eder.” ( أَىُّ ) ismi, cümlede “hangi” mânasını verir ve içinde “kendini devamlı olarak kontrol et, yeterince tanımadığından ilim bile isteme,” ifadeleri saklıdır. İki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”, ikinci fiile “ceza” denir. Yani, birinci fiil işlenir ise, ikinci fiil de biz-zaruri (ister-istemez) meydana gelir.
- 1) ( أَىُّ ) şart ismidir, lafzen merfu olup, mübtedadir. Yani murabdir (REF, NASB, CAR hallerini alabilir). ( عَالِمٍ ) lafzen mecrur olup ( أَىُّ ) lafzının, muzafun ileyhidir.
- 2) ( يَتَكَبَّرْ ) muzari fiil olup, “eyyu” ile lafzen meczumdur. Fâili, mübtedaya râci olan tahtında müstetir ( هُوَ ) zamiridir. Fiil, fâili ile birlikte bir cümledir. Şart fiili olduğu için irabdan mahalli yoktur.
- 3) ( يُبْغِضْ ) muzari fiili “eyyu” ile lafzen meczumdur. ( هُ ) zamiri, fiilin mefulün bihi olmak üzere mahallen mensubtur. ( اللهُ ) lafzen merfu olup, ceza fiilinin fâilidir.
-
Enna أَنَّى Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri
- Âvamil,157 ( أَنَّى تُذْنِبْ يَعْلَمْكَ اللهُ ) “Her nerede günah işlersen Ellah Teala seni bilir.” ( أَنَّى ) ismi, cümlede “hangi yerde” mânasını verir ve içinde “aklınızdan geçenlerden sorumlusunuz, kalbinizi tutkularından kurtarmadan ihlaslı hizmet/ibadet edemezsiniz, İHLAS: Ellah Teala’dan başkasının bilemiyeceği kalbin amelidir.” ifadeleri saklıdır. Çünki akıl ve kalb, hayırların ve günahların mutfakları gibidir. İki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”, ikinci fiile “ceza” denir. Yani, birinci fiil işlenir ise, ikinci fiil de biz-zaruri (ister-istemez) meydana gelir.
- 1) ( أَنَّى ) şart ismidir ve sükun üzere mebnidir. şart veya ceza fiilinin mefulün fihi olarak mahallen mensubtur. ( تُذْنِبْ ) fiili muzaridir ve ( أَنَّى ) ile lafzen meczumdur. Fâili, tahtında müstetir ( أَنْتَ ) zamiridir. Fiil, ve müstetir fâil ile birlikte bir cümledir ve şart fiili olduğu için irabdan mahalli yoktur.
- 2) ( يَعْلَمْ ) muzari fiil olup, “enne” ile lafzen meczumdur. Fâili, tahtında müstetir ( أَنْتَ ) zamiridir. Fiil, fâili ile birlikte bir cümledir. Şartın, cezası (karşılığı) olduğu için irabdan mahalli yoktur. Şart fiili ile ceza fiilinden oluşan cümleye “şart cümlesi” denir.
- 3) ( كَ ) muttasıl zamiri, fiilin mefulün bihi olmak üzere mahallen mesubtur. ( اللهُ ) lafzen merfu olup, ceza fiilinin fâilidir.
-
Meta مَتَى Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri
- Âvamil,155 ( مَتَى تَحْسُدْ تَهْلِكْ ) “Ne zaman hased edersen, helak olursun.” ( مَتَى ) ismi, cümlede “hangi zamanda” mânasını verir ve içinde “buluğdan sonra, mükellef iken” ifadeleri saklıdır. İki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”, ikinci fiile “ceza” denir. Yani, birinci fiil işlenir ise, ikinci fiil de biz-zaruri (ister-istemez) meydana gelir.
- 1) ( مَتَى ) şart ismidir ve sükun üzere mebnidir. şart veya ceza fiilinin mefulün fihi olarak mahallen mensubtur. ( تَحْسُدْ ) fiili muzaridir ve ( مَتَى ) ile lafzen meczumdur. Fâili, tahtında müstetir ( أَنْتَ ) zamiridir. Fiil ve müstetir fâil ile birlikte bir cümledir ve şart fiili olduğu için irabdan mahalli yoktur.
- 2) ( تَهْلِكْ ) muzari fiil olup, “metâ” ile lafzen meczumdur. Fâili, tahtında müstetir ( أَنْتَ ) zamiridir. Fiil fâili ile birlikte bir cümledir. Şartın, cezası (karşılığı) olduğu için irabdan mahalli yoktur. Şart fiili ile ceza fiilinden oluşan cümleye “şart cümlesi” denir.
- 3) Ayrıca ( مَتَى ) zaman zarfı olarak da görev yapar.
-
Eyne أَيْنَ Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri
- ( أَيْنَ ) ismi, cümlede “her nerede” mânasını verir ve içinde “evrenin neresinde” ifadesi saklıdır. İki cümleyi cezm eden ve şart ifade eden mekan zarfıdır. Birincisine “fi’lü’ş-şart“, ikincisine “cevabu’ş-şart (ceza)” denir. Şartın, cezası (karşılığı) olduğu için irabdan mahalli yoktur. Fi’lü’ş-şart ve cevabu’ş-şart oluşan cümleye “şart cümlesi” denir. Şart cümlesinde “Birincisi gerçekleşirse, ikincisi biz-zaruri (ister-istemez) gerçekleşir.” anlamı saklıdır. Ayrıca ( أَيْنَ ) mekan zarfı olarak da görev yapar
- 2/115 : ( وَلِلَّهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ وَاسِعٌ عَلِيمٌ ) “Doğu da Ellah’ındır, batı da. Dolayısıyla her nereye dönerseniz akabinde Ellah’ın yüzü (Zatı) oradadır. Şüphesiz Ellah(‘ın rahmeti ve nimeti) geniştir. O her şeyi bilendir.”
- İ’râbı ; ( وَ ) : Başlangıç harfi. ( لِلَّهِ ) : Haberi mukaddem, car-mecrurdan oluşan şibhi cümle REF mahallinde.( الْمَشْرِقُ ) : Mübtedâ muahhar, merfu. ( وَ ) : Atıf harfi. ( الْمَغْرِبُ ): Matuf, merfu. NOT: “Matuf, mübtedâya tâbi olandır.” kâidesinden dolayı, “Batı, doğu’ya tâbidir. Ama bunun tersi olmaz” anlamı saklıdır. ( فَ ) : Atıf harfi.
- ( أَيْنَمَا ) : cezm eden ve şart ifade eden mekan zarfı, ( مَا ) zaidtir. ( تُوَلُّوا ) : Fi’lü’ş-şart, nun’un düşmesiyle meczum fiili muzari (fiili cümlesi). ( فَ ) : Râbıta, cevabu’ş-şartın başına gelir. ( ثَمَّ وَجْهُ اللَّهِ ) : Cevabu’ş-şart olan isim cümlesi cezm mahallinde. ( ثَمَّ ) : Haberi mukaddem, mekan zarfı (ism-i işâret de denilmiştir), fetha üzere mebni. ( وَجْهُ ) : Mübtedâ muahhar, merfu, muzaf. ( اللَّهِ ) : Muzafun ileyh, mecrur. Burada da “Fiil cümlesi gerçekleşirse, isim cümlesi biz-zaruri gerçekleşir.” anlamı vardır.
- Âvamil’den: ( أَيْنَ تَكُنْ يُدْرِكْكَ الْمَوْتُ ) “Her nerede olursan ölüm sana ulaşır.” İ’râbı : ( أَيْنَ ) şart ismidir ve fetha üzere mebnidir. şart veya ceza fiilinin mefulün fihi olarak mahallen mensubtur. ( تَكُنْ ) fiili muzaridir ve ( أَيْنَ ) ile lafzen meczumdur. Fâili, tahtında müstetir ( أَنْتَ ) zamiridir. Fiil ve müstetir fâil ile birlikte bir şart cümlesi olduğu için irabdan mahalli yoktur. ( يُدْرِكْ ) muzari fiil olup, ( أَيْنَ ) ile lafzen meczumdur. ( كَ ) zamiri, muttasıl zamir olup mahallen mansubtur. Fâili, tahtında müstetir ( هُوَ ) zamiridir. Fiil fâili ile birlikte bir cümledir.
-
Men مَنْ Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri
edatlarından olur. (2) İsm-i mevsûl olur. (3) Akıllılar hakkında soru edatı olur.
- İki fiili cezm eden şart edatı (ismi) olması, sadece akıllılar içindir. Bu tür kullanışlarda (Kim + Fiil + ise) veya (Yap_an kimse)” anlamını verir.
- Örnek 78/39 : ( ذَلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّ فَمَنْ شَاءَ اتَّخَذَ إِلَى رَبِّهِ مَآبًا ) “İşte o gerçek gündür. O halde dileyen (kimse) Rabbine dönen bir yol edinsin.”
- Ayet-i Kerimedeki i’râb; ( ذَلِكَ ) : İsm-i işâret ve mübtedâ, REF mahallinde. ( الْيَوْمُ ) : haber, merfû ve mevsûf. ( الْحَقُّ ) : sıfat, merfû. ( فَ ) : Atıf harfi. ( مَنْ ) : mübtedâ, şart ismi, REF mahallinde. ( شَاءَ ) : fiilüş’şart, fiili mâzi, fâil ( هُوَ ) olarak takdir edilen müstetir zamir. ( اتَّخَذَ ) : cevabuş’şart, fâil ( هُوَ ) olarak takdir edilen müstetir zamir. ( إِلَى ) : Harf-i cer. ( رَبِّ ) : mecrur isim, muzaf. ( هِ ) : muzâfun ileyh ve muttasıl zamir cer mahallinde. Şibh-i ( إِلَى رَبِّهِ ) cümle, NASB mahallinde hâl’dir de denilmiştir. ( مَآبًا ) : mef’ûl, mansub’dur.
- NOT -1: ( مَآبًا dönen bir yol) : mimli masdar, ism-i zaman ve ism-i mekan olduğu için; dönülecek yer, dönülecek zaman ve dönüş yeri anlamlarını kapsamaktadır.
- NOT -2: Şart ve cevab fiillerinin i’râbı hakkında : (1) Her ikiside muzari olduğu zaman meczûm olurlar. (2) Her ikiside mâzi olduğu zaman mebnî olduklarından, mahallen meczûm sayılırlar. (3) Şart mâzi ve cevap muzâri ise, cevap merfû veya meczûm okunabilir. (4) Şartın muzâri ve cevabın mâzi olması nâdirdir. (5) Söz gelişinden anlaşılabileceği için bazan şart, bazan da cevap hafzedilebilir. İkisinin birden hazfedildiği de olur. (6) Cevap olması uygun düşmeyen yerler : (a) isim cümleleri, (b) çekimi yapılamayan (câmid) fiiller, (c) dilek (talep) anlamı ifâde eden fiiller, (d) Başında cevap ( فَ ) olmayan ve ( سَوْفَ س مَا قَدْ لَنْ ) harflerinden biriyle başlayan cümleler.
- Örnek : ( مَنْ يَعْمَلْ سُو ءً يُجْزَ بِهِ ) “Kim bir kötülük yaparsa, ondan dolayı cezalandırılır.”
- 2/81: (… بَلَى مَنْ كَسَبَ سَيِّئَةً وَأَحَاطَتْ بِهِ خَطِيئَتُهُ ) “Evet, kim bir kötülük işledi ise, günahı (kasdi işlediği suç) kendisini kuşattı ….” Ayet-i Kerimesinin i’râbı tefekkür edilirse; “Kasdî işlenen günah, sahibini kuşatır ve ona tövbe edinceye kadar azab eder” bilgisi saklıdır. Çünkü, ( خَطِيئَتُ ) fâil olarak görev yapıyor ve kendisi de, biz-zaruri ( بِهِ ) mecrur oluyor.
- ( بَلَى ) evet : Cevap harfidir.
- ( مَنْ ) kim : İsim cümlesinin mübtedâsı olarak görev yapan şart ismi, REF mahallindedir. Kendisinden sonra gelen, şart ve cevabtan oluşan cümleler REF mahallinde haberidir.
- ( كَسَبَ ) işledi, kazandı : Fi’lu’ş-şart, fiili mazi CEZM mahallinde, fâili ( هُوَ ) olarak takdir edilen müstetir (gizli) zamir.
- ( سَيِّئَةً ) bir günah, bir kötülük : Mef’ulün bih,mansub
- ( وَ ) ve : atıf harfi
- ( أَحَاطَتْ ) kuşattı : Cevabu’ş-şart CEZM nahallinde, fiili mazi ( تْ ) te’nis (mühenneslik) için.
- ( بِهِ ) kendisini : Car- mecrur
- ( خَطِيئَتُهُ ) bilerek ve isteyerek kazandığı günahı, kasdi olarak işlediği suç : Fâil, mefru.
- Âvamil’den: ( مَنْ يَفْعَلْ عَمَلاً صَالِحاً يَكُنْ نَاجِياً ) “Kim salih amel işlerse, o kişi kurtulucu olur.” ( مَنْ ) ismi, cümlede “her kim ki” mânasını verir ve içinde “imandan sonra” ifadesi saklıdır. İki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”, ikinci fiile “ceza” denir. Yani, birinci fiil işlenir ise, ikinci fiil de biz-zaruri (ister-istemez) meydana gelir.
- İ’râbı: ( مَنْ ) şart ismidir ve sükun üzere mebnidir. Mübteda olduğu için mahallen merfudur. ( يَفْعَلْ ) fiili muzaridir ve ( مَنْ ) ile lafzen meczumdur. Fâili,”men” lafzına câri olan tahtında müstetir ( هُوَ ) zamiridir. Fiil ve müstetir fâil ile birlikte bir cümledir ve şart fiili olduğu için irabdan mahalli yoktur. ( يَكُنْ ) nakıs fiilin muzarisi olup, “men” ile lafzen meczumdur. Fâili,”men” lafzına câri olan tahtında müstetir ( هُوَ ) zamiridir. ( يَكُنْ ) nakıs fiili, ismi ve haberi ile birlikte bir cümledir. Şartın, cezası (karşılığı) olduğu için irabdan mahalli yoktur. Şart fiili ile ceza fiilinden oluşan cümleye “şart cümlesi” denir.
-
Ma Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri مَا
( مَا ) ismi iki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”, ikinci fiile “ceza (cevab)” denir. Yani, birinci fiil işlenir ise, ikinci fiil de biz-zaruri (ister-istemez) meydana gelir.
- 2/106 : ( … مَا نَنْسَخْ مِنْ ءَايَةٍ أَوْ نُنْسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا ) “Biz bir ayetten her neyi nesheder veya unutturursak, ondan daha hayırlısını yahut benzerini getiririz …”
- İ’râbı : ( مَا ) : mukaddem mefulün bih, cezm eden şart ismi NASB mahallinde. ( نَنْسَخْ ) : Fi’lü’ş-şart, meczum muzari fiil, fâili ( نَحْنُ ) olarak takdir edilen müstetir zamir. ( مِنْ ءَايَةٍ ) : car- mecrur. ( أَوْ ) : atıf harfi. ( نُنْسِ ) : matuf, illet harfinin düşmesiyle meczum fiili muzari. ( هَا ) : mef’ulü bih, muttasıl zamir NASB mahallinde. ( نَأْتِ ) : Cevabu’ş-şart, illet harfinin düşmesiyle meczum fiili muzari, fâili ( نَحْنُ ) olarak takdir edilen müstetir zamir. ( بِخَيْرٍ ) : car-mecrur. ( مِنْهَا ) : car-mecrur. ( أَوْ ) : atıf harfi ( مِثْلِ ) : muzaf, ( خَيْرٍ ) kelimesine matuf. ( هَا ) : muzafun ileyh muttasıl zamir CER mahallinde.
- Âvamil’den : ( مَا تَفْعَلْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدْهُ عِنْدَ اللهِ تَعَالَى ) “Hayırdan hangi şeyi yaparsan, o şeyi(n karşılığını) Ellah Teala’nın huzurunda bulursun.”
- İ’râbı : ( مَا ) şart ismidir ve sükun üzere mebnidir. kendisinden sonra gelen fiilin mefulün bihi olarak mansubdur. ( تَفْعَلْ ) fiili muzaridir ve ( مَا ) ile lafzen meczumdur. Fâili, tahtında müstetir ( أَنْتَ ) zamiridir. Fiil ve müstetir fâil ile birlikte bir cümledir ve şart fiili olduğu için irabdan mahalli yoktur.
- ( مِنْ خَيْرٍ ) car-mecruru, zarf-ı mustekardır ve ( مَا ) lafzından hâl olmak üzere, mahallen mensubtur.
- ( تَجِدْ ) muzari fiil olup, ( مَا ) ile lafzen meczumdur. Fâili, tahtında müstetir ( أَنْتَ ) zamiridir. Fiil ve müstetir fâil ile birlikte bir cümledir ve şart fiili olduğu için irabdan mahalli yoktur. Şart fiili ile ceza fiilinden oluşan cümleye “şart cümlesi” denir.
- ( هُ ) zamiri. ( تَجِدْ ) fiilinin mefulün bihi olmak üzere, mahallen mensubtur ve ( عِنْدَ ) ise, mefulün fihidir.
-
Mehma مَهْمَا Muzariyi Cezm Eden Edatlar Arapça Gramer Dersleri مَهْمَا
- Âvamil,146 ( مَهْمَا تَفْعَلْ تُسْئَلْ مِنْهُ ) “Hangi şeyi yaparsan, o şeyden sorulursun.” ( مَهْمَا ) ismi, cümlede “şey” mânasını verir ve içinde “hayırdan veya şerden, az olsun veya çok olsun, kıyamet gününde hesab verirsin ifadesi saklıdır. İki fiili cezm eder. Birinci fiile “şart”, ikinci fiile “ceza” denir. Yani, birinci fiil işlenir ise, ikinci fiil de biz-zaruri (ister-istemez) meydana gelir.
- 1) ( مَهْمَا ) şart ismidir ve sükun üzere mebnidir. kendisinden sonra gelen fiilin mefulün bihi olarak mansubdur. ( تَفْعَلْ ) fiili muzaridir ve ( مَهْمَا ) ile lafzen meczumdur. Fâili, tahtında müstetir ( أَنْتَ ) zamiridir. Fiil ve müstetir fâil ile birlikte bir cümledir ve şart fiili olduğu için irabdan mahalli yoktur.
- 2) ( تُسْئَلْ ) meçhul_muzari fiil olup, fâili ile birlikte bir cümledir. Şartın, cezası (karşılığı) olduğu için irabdan mahalli yoktur. ( مَهْمَا ) ile lafzen meczumdur. Şart fiili ile ceza fiilinden oluşan cümleye “şart cümlesi” denir.
- 3) ( هُ ) harfi cerin mecrurdur. ( تُسْئَلْ ) fiilinin zarfı lağvıdır ve ( مَهْمَا )isminden anlaşılan şeye râcidir.