Yıl: 2013

  • Şemsi ve Kameri Harf Lamı – Arap Hocadan Arapça Gramer Video 13

     

    Arap Hocadan Arapça Gramer Dersleri İlahiyat Arapçası

    Arap bir hoca tarafından anlatılan arapçanın gramer konularının

     yer aldığı kategoridesiniz. Sitemizin bu kategorisinde yer alan dersler daha çok İlahiyat ve Aöf ilahiyat öğrencilerine yöneliktir. Ayrıca bu dersler sayesinde arapça dinleme anlama yeteneğinizi de geliştirebilirsiniz.

    Arap Hocadan Arapça Gramer Dersleri İlahiyat Arapçası

    Dikkat Ders Anlatım Dili Arapçadır

     

    Şemsi ve Kameri Harf Lamı – Arap Hocadan Arapça Gramer Video 13

  • Elifi Maksure ve Elifi Memdude – Arap Hocadan Arapça Gramer Video 12

     

    Arap Hocadan Arapça Gramer Dersleri İlahiyat Arapçası

    Arap bir hoca tarafından anlatılan arapçanın gramer konularının

     yer aldığı kategoridesiniz. Sitemizin bu kategorisinde yer alan dersler daha çok İlahiyat ve Aöf ilahiyat öğrencilerine yöneliktir. Ayrıca bu dersler sayesinde arapça dinleme anlama yeteneğinizi de geliştirebilirsiniz.

    Arap Hocadan Arapça Gramer Dersleri İlahiyat Arapçası

    Dikkat Ders Anlatım Dili Arapçadır

     

    Elifi Maksure ve Elifi Memdude – Arap Hocadan Arapça Gramer Video 12

  • Hemzei Vasıl ve Hemzei Katı – Arap Hocadan Arapça Gramer Video 11

     

    Arap Hocadan Arapça Gramer Dersleri İlahiyat Arapçası

    Arap bir hoca tarafından anlatılan arapçanın gramer konularının

     yer aldığı kategoridesiniz. Sitemizin bu kategorisinde yer alan dersler daha çok İlahiyat ve Aöf ilahiyat öğrencilerine yöneliktir. Ayrıca bu dersler sayesinde arapça dinleme anlama yeteneğinizi de geliştirebilirsiniz.

    Arap Hocadan Arapça Gramer Dersleri İlahiyat Arapçası

    Dikkat Ders Anlatım Dili Arapçadır

     

     

    Hemzei Vasıl ve Hemzei Katı – Arap Hocadan Arapça Gramer Video 11

  • Son Dakika:Erdoğan: Şubatta 10 bin öğretmen alacağız

    Başbakan’ın açıklamalarından satır başları

    Başbakan Erdoğan, programında 10 bin öğretmen alınacağını açıkladı

    DERSHANELER

    – Dersanelerle ilgili yapılan çalışmalar uzun zamandır planlanıyordu. Elimizde çok eski tarihli gazete kupürleri var. Bakın Bu şahıs (Abbas Güçlü’nün olduğu bir tabela gösteriyor) daha önceden kapaılsın derken bugün dershaneleri destekliyor.

    – Dersanelerin dönüşümü konusunda elimizden geleni yapacağız dedi.

    – Fen Lisesi ve Anadolu Lisesi Öğrencilerinin büyük çoğunluğu dershaneye gidiyor. Bu aileler zaten zengin. Fakir ailelerin çocuklarını yolladıkları meslek liselerinde dersaneye gitme oranı çok düşük.

  • BARBAROSOĞLU: İsimlerimiz satılık değil!

     

    Zaman ve mekânın isimler üzerinden kaydı tutulur.

    Unutuşun çağında, hafızaya bir darbe de biz vurmayalım.

    Nereden mi icap etti bu cümleler.

    Hafta sonuna dönelim. ‘İstanbul hem koştu hem coştu’ yarışmasına…

    Ne vakittir Avrasya Maratonu olarak bilinen yarışma -ki bu isimle tam 34 defa yarışma düzenlendi- parayı veren düdüğü çalar hükmünce Vodafone Koşusu oldu.

    Dedem Korkut zamanında değiliz. Boy boylayıp soy soylayıp isim kazanmıyoruz. Ama isimlerin hayata geçmesi yani parlak bir imaj eşliğinde algılanması çok da kolay olmuyor.

    Avrasya Maratonu mesela. Bütün dünyaya iki kıta arasında yapılan maraton olarak lanse edeceksiniz maraton tam da ismi üzerinden cazibe alanı oluşturmuşken; sponsor firmanın arzusu/ isteği/kaprisi doğrultusunda bilmem kaç yıllık isim anında olacak bir marka temsilcisi.

    Madem ismi değişti o halde neden Asya’dan Avrupa’ya koşuluyor? İsmi değişmişken şehir de rahatlasın, köprü de rahatlasın iki yakası bir araya gelmeyen bir koşu olsun.

    Yarışmanın sadece ismine değil itirazım. Ödüllerin miktarına da tepki koymaktan yanayım. Ayakları ile koşanlar 50 bin dolar alırken tekerlekli sandalye ile koşanlar niye onların onda bir miktarınca ödüle layık görülüyor?

    Adı üstünde ikinciler engellerine rağmen hedef çizgisine varıyor, birinciler hiç engelsiz.

    Engelli vatandaşlarımızı sosyal hayatın her safhasında daha çok görmek istiyorsak yaptığımız yarışmalarda ödül konusunda daha adil olmamız yetmiyor, pozitif ayrımcılıkla özendirici olmamız da gerekiyor. Ama verilen ödüllere bakınca; engelli sporculara ağabeyinin/ablasının oyununa dahil edilen ‘fasulyeden oyuncu’ muamelesinin yapıldığını görmek mümkün.(Oyuna çorbadan, fasulyeden dahil olmayı yaşı kırkın üzerinde olanlar hatırlayacaktır.)

    Son yıllarda isim değiştirme anlayışımız had safhaya vardı. İsimler tıpkı kokular gibi hafızayı besleyen en önemli damarlardır. Bir insanın sürekli isminin değiştiğini düşünün. Onun sizin hafızanızda yer etmesi mümkün mü?

    İsimler ve hatırlama, isimler ve unutma arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Bir insan hatırlamak istemediği hayatının bütün izlerini silmeye önce ismini değiştirerek başlar.

    Toplumsal değişimin izlerini de isimler üzerinden okumak mümkün. İsim aidiyet zincirinin ilk halkasıdır çünkü. Olmak istediğimize önce isim üzerinden yaklaşırız. Çocuklarımıza atalarımızın ismini vermek nasıl bir bağlanma ise, hiç duyulmamış ismi vermek çabası da o denli bir kopma isteğini barındırır.

    Laf lafı açıyor… İsim bahsi derin bir konudur.

    Başa geri dönecek olursak…

    Dijital devrimin etkisi ile yeni kuşağın bir hafıza sorunu olacağı kesin. Onların bu sorununa, ticari firmaların negatif katkı sunmasını bu kadar kolay hale getirmememiz gerekiyor.

    Bir okuldan mezun oluyorsunuz. Yıllarca özgeçmişinize o okulun adını yazıyorsunuz. Sonra… Sonra bir gün bir âdemoğlu okulun tamir edilmesine (yıkılıp yeniden yapılmasına) üç beş kuruş katkıda bulunuyor diye onun atasının /dedesinin/ninesinin/eşinin/aşiyanın ismi konuluyor.

    Bizim geçmişimizi silmeye ne hakkı var o yardımı yapan kişinin. Yaptığım yardımı isim üzerinden yaşatanlar bir mazinin üzerine değil boş bir araziye inşa etsinler okullarını hastanelerini.

    Yazıyı bitirirken şunu da sormadan edemeyeceğim. İsim olarak Asya kelimesinden tamamen kopma isteğimizi mi barındırıyor Avrasya kelimesinin yarışma ismi olarak bile hayatımızda kalamaması?

    Çok Avrupalı olduk öyle ya…
    FATMA BARBAROSOĞLU

  • Yakut: Kızlar ve Erkeklerin Birlikte Eğitim Görmesi Yanlış

    , “Maalesef şimdiye kadar kız ve erkek öğrencilerin birlikte eğitim yaptırılmasını büyük bir yanlışlık olarak değerlendiriyorum. İnşallah bu yanlış önümüzdeki dönem içinde düzeltilecek” dedi.

    20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü kapsamında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve UNICEF işbirliğiyle düzenlenen 14. Ulusal Çocuk Forumu’nun Meclis Oturumu, 81 ilden gelen 1 kız ve 1 erkek Çocuk Hakları Komitesi temsilcisi çocukların katılımıyla, TBMM Tören Salonu’nda yapıldı.

    SADIK YAKUT’TAN AÇIKLAMA

    Bakan Şahin’in ardından söz alan TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, “Milletlerin en büyük zenginliği ve gücü yetiştirmekte oldukları nesillerdir. Ülkeler çocuklarını iyi yetiştirirlerse, devleti yönetenler çocukları her türlü olumsuzluktan korumayı başarabilirlerse, dünya sağlam temeller üzerine oturtulmuş demektir” dedi.

    “ÇOCUKLAR TEHLİKELİ DURUMDA”

    İnsanlığın silah için harcadığı paranın küçük bir kısmını çocuklar için harcaması durumunda bazı sorunların çözüleceğinin altını çizen Yakut, şunları söyledi: “Salgın hastalıklar yüzünden hayatını kaybeden çocuk sayısı vahim durumda. Her yıl dünyada 1 milyon 300 bin çocuk kaybolmakta, çalınmakta, ya da kaçırılmaktadır. Maalesef bu olaylar bizim ülkemizde de yaşanmaktadır. Bu durum, çocuklarımızın ne kadar tehlikeli bir durumda olduklarını göstermesi bakımından oldukça çarpıcıdır. Bütün bu sorunlar karşısında sessiz kalınmaması gerektiği herkesin ortak düşüncesi olması lazım”

    “1990 yılında dünyada 5 yaşın altında 12.5 milyon çocuk hayatını kaybederken, bu rakam son yıllarda 9 milyonun altına düşmüştür” diyen Yakut, çocukların belli bir dönemde mutlaka anne sütü almalarıyla ilgili ve diğer çalışmalarla ilgili UNİCEF’e teşekkür etti.

    “KIZ VE ERKEKLERİN BİRLİKTE OKUMASI YANLIŞ, DÜZELTECEĞİZ”

    Yakut konuşmasının sonunda kız ve erkek öğrencilerin birlikte okutulması konusunda şu ifadeleri kullandı: “Eğitimle ilgili kız ve erkek çocuklarının ayrı ayrı okullarda okutulması adına Türkiye’de maalesef geçmişten bu tarafa yapılan bir yanlışlık, batıcılık adına çocukların aynı okullarda okutulması. Fakat Türkiye’de batıdan gelip okul açanlara baktığınız zaman örnek olarak Galatasaray Erkek Lisesi, İtalyan Kız Lisesi, Alman Kız Lisesi diye kendileri kız ve erkek öğrenciler için ayrı ayrı özellikle Türkiye’de okullar açıp eğitim yaptırırken, maalesef şimdiye kadar kız ve erkek öğrencilerin birlikte eğitim yaptırılması da büyük bir yanlışlık olarak değerlendirdi.

    “ÇOCUKLAR İÇİN ÇOCUKLARLA BERABER”

    “TBMM, Türkiye’nin nabzının attığı yerdir, dolayısıyla bu nabza çocuk bakışıyla bakmak ve sizlerin bakışını sorunun değil, çözümün bir parçası haline getirmek için buradayız” diyerek konuşmasına başlayan Bakan Fatma Şahin, “çocuklar için çocuklarla beraber” sloganını hatırlatarak çocuğun yaşam kalitesini artıran bir anlayışla yola başladıklarının altını çizdi.

    “SORUN ÇOCUKLARDA DEĞİL BÜYÜKLERDE”

    Anayasa çalışmalarına değinen Fatma Şahin, şöyle konuştu: “Sizin gözünüzle, aklınızla sorunu çözebilmek bizim için çok önemli. Aslında büyüklere de çok önemli ders veriyorsunuz. İş çocuklara kalsaydı bu anayasa çıkmıştı, sorun çocuklarda değil büyüklerde. Büyüklerin sizden öğrenmesi gereken çok şey var.”

    “ÇOCUKLAR ARTIK SİGORTALI DOĞUYOR”

    Doğumdan gelen hakların çocuklar tarafından kullanılması gerektiğini ve eğitim hakkı ile sağlık hakkı insanın en temel hakkı olduğunu belirten Bakan Şahin, şunları söyledi: “Her türlü ayrımcılığı yok etmemiz lazım. Bizim ülkemizde artık doğan çocuk sigortalı doğuyor. 18 yaşına kadar bütün sağlık imkanlarından istifade edebiliyor. Bizim ülkemizde artık çocuklar yüzde 99 gibi önemli bir oranla eğitim hayatına başlıyor. Güneydoğudan gelenler çok iyi bilir, katı gelenek göreneklerin getirdiği bakış, kız çocuklarının başka bir şehirde üniversiteyi okutmama gibi bir anlayışı getiriyor. Ama artık her şehirde üniversitemiz var”

    “BAYRAĞIMIZI DAHA İLERİYE TAŞIYACAKSINIZ”

    “Sizin bizden istediğiniz şeyler bizim için ödevdir” ifadelerini kullanan Şahin, en önemli şeyin insanlık değerlerinin yürekte hissedilmesi olduğunu söyledi. Şahin; herkesin birbirinin fikrine saygılı olduğu Türkiye hedefinin önemini anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Sizlere güveniyoruz, bizim en büyük gücümüz sizin kalbiniz. Beşeri sermayemizsiniz, geleceğimizsiniz. Dünyanın 10, büyük ülkesini siz bize göstereceksiniz. Bizden aldığınız bayrak ile Alparslan’ın Anadolu’ya girdiği gibi bayrağımızı çok daha ileriye taşıyacaksınız

  • Diyanet Teheccüt Namazı Programı Başlattı

    ” projesi doğrultusunda 2 yıl önce Seyhan’da hayata geçirdiği “Hatimli Sabah Namazı” yeniden başladı.

    Diyanet İşleri Başkanlığının “Sabah Namazında Buluşalım” projesi doğrultusunda 2 yıl önce Seyhan’da hayata geçirdiği “Hatimli Sabah Namazı” yeniden başladı.

    Cami imamları ve cemaatin yaptığı müracatlar sonucu Seyhan Müftüsü Halil Uzun cami görevlileriyle beraber Hatimli Sabah Namazı kıldıran hafızların da bulunduğu bir yemekli istişare toplantısı yaptı.

    Tepebağ Yatılı Hafızlık Kuran Kursunda yapılan istişare toplantısında konuşan Seyhan Müftüsü Halil Uzun, sabahın seher vakitlerini canlı tutan hafızların cemaatin hayır duasını aldıklarını belirtti.

    Konuşmalardan sonra hafızlara yemek ikramında bulunulurken tüm katılımcıların ayrı ayrı görüşleri alındı.

    Ayrıca bu yıl ilk defa gerek görevlilerin ve gerekse Cemaatin talepleri üzerine Teheccüd Namazı Programı başlatıldı. Geçen sene 24 camide kılınan Hatimli Sabah Namazı yapılan istişare sonucu bu sene değişik semtlerde olmak üzere 14 camide kılınmaya karar verildi.

    Hatimli Sabah Namazı kılınan camiler şöyle:

    “Ulu Camii, Karabucak Camii, Küçükdikili Çınarlı Camii, Makam Camii, Hacı Cumali Öztürk Camii, Mahmudiye Külliyesi Camii, Güzel Camii, Yeşilbağlar Camii, Sarı Hamzalı Yeni Camii, Yeşilevler Camii, Gülek Camii, Darüşşifa Camii, Tahtalı Camii ve Sabancı Merkez Camii.”

    Daruşşifa Camii, Yeşilbağlar Camii ve Sarıhamzalı Mahallesi Yeni Camii’nde de Teheccüd Namazı kılınacak.

  • Diyanet’ten yalan haber fetvası

    Bir vatandaşın, “dini sorular” kapsamında “Yalan haber günah mıdır” şeklindeki sorusuna bir ayet ile cevap veren DİB, Hucuret Suresi’nden “Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırınız” ayetini paylaştı. 

    Ayette “güvenilmez kimselerin getirdikleri haberleri, doğruluğunu araştırmadan kabul etmenin uygun olmadığı” yönündeki mananın ve hükmün her zaman geçerli olduğunu belirten Diyanet, bu talimatın sosyal ve hukuki düzenin yürümesi, haksızlık ve huzursuzlukların önüne geçilmesi bakımından önemli olduğunu vurguladı.

    PEYGAMBER ZAMANINDAN ÖRNEK VERDİ

    Başkanlık, Hz. Muhammed zamanında yaşanan bir olayı da şu şekilde aktardı: 

    “Velid b. Ukbe, Beni Mustalık kabilesinin zekat vergisini toplamak üzere gönderilir. Velid yolda iken birisi, bu kabileden silahlı bir grubun yola çıktığı haberini getirir. Velid, onların savaşmak için çıktıklarını düşünerek geri dönüp Peygamberimize durumu anlatır. O da haberin doğru olup olmadığını araştırmak ve gereğini yapmak üzere Halid b. Velid’i gönderir.

    Halid kabileye yakın bir yerde konaklayarak durumu araştırır; söz konusu grubun ezan okuyup namaz kıldıklarını, İslam’a bağlılıklarının devam ettiğini tesbit eder ve Medine’ye döner. Sonunda onların, zekat tahsildarı geciktiği için durumu öğrenmek veya zekatı kendi elleriyle Hz. Peygamber’e teslim etmek üzere yola çıktıkları anlaşılır.” 

    Diyanet İşleri, yalan haber taşıma anlamında şu görüşleri ifade etti: 

    “Yoldan çıkmış’ diye çevirdiğimiz fasık, “dinin emirlerine uymayan” demektir; yalan haber taşıyan kimse de bu kavrama dahildir. Hz. Peygamber’in ashabı genel olarak doğru, dürüst, takva sahibi insanlar olarak kabul edilmişlerdir. Buna göre ayette geçen fasık kelimesi, Velid’in değil, ona yalan haberi taşıyan meçhul kişinin niteliğidir. Ayetten çıkan genel hüküm, durumu bilinmeyen veya yalancı, günahtan çekinmez olarak tanınan kimselerin verdikleri haberlere ve bilgilere güvenilmemesi, bunlara göre hüküm verilmemesi, harekete geçilmemesidir.”

  • Son Dakika: Bakanlar Kurulundan Dershane Kararı

    Başbakanlık Merkez Bina’da yapılan toplantı, yaklaşık 7 saat sürdü.

    Arınç’ın açıklamalarından satırbaşları:

    – “Adalet Bakanımız sayın Sadullah Ergin YSK’nın yeniden düzenlenmesine ilişkin bir kanun teklifini teslim etti. Avrupa Birliği bildiğiniz gibi her Bakanlar Kurulu toplantısında üzerinde durulan bir konu.

    – Sayın Egemen Bağış, bazı fasılların konuşulmaya başlanması ve Türkiye’nin üyelik sürecinde daha iyimser ifadelerin kullanılmasıyla ilgili konuları gündeme getirdi.

    – Diyarbakır ve ilçelerinde yapılan ziyaretlerle ilgili sayın Başbakan ve ilgili Bakanlar çok olumlu izlenimler edindiklerini, halkın büyük bir teveccüh gösterdiğini ifade ettiler. Bölge insanının çözüm sürecine ve Hükümetimize bakışının çok olumlu olduğu belirtildi.”

    DERSHANE KONUSU

    Halkımızın, dershenelerde okuyan öğrencilerimizin, öğretmenlerin görüşleri alınıp yeniden ele alınmasını karara bağladık.

    GENEL AF GÜNDEMDE YOK

    “Genel af bugünün gündeminde yok. Sayın Başbakanımız o konuşmasında geleceğe dair bir perspektif çiziyor. Yasaklar kalksın, kucaklaşma olsun, dağlarda ve cezaevinde kimse kalmasın diyor. Bu kadar güzel bir konuşmanın ardından lütfen genel af çıkacak ve bunlar ertesi gün dışarı çıkacaklar gibi bir anlam çıkarmayın. Cezaevlerini boşaltacak olan biz değiliz, Türkiye’de bir yargı var. Terör biterse, silahlar susarsa Türkiye gelecekte şöyle güzel günler görecektir dedi sayın Başbakanımız ve herkesi duygulandırdı.”

    ÖĞRENCİ EVİ TARTIŞMASI

    “Bugün belki karşınızda farklı bir hükümet sözcüsü görmeyi umut ediyordunuz ama ben yine karşınızdayım. Benim hiçbir sözüm, hiçbir eylemim hükümetime, başbakanıma zarar vermemeli. Ben kendi fikirlerimi ifade ederim ama bunların başbakanı, hükümeti yıpratacak noktaya gelmesine izin vermem. Gerekli her şeyi konuştuk. Biz aramızda her sorunu gerçekten çözen ve bu yola böyle devam eden insanlarız. Partimize, hükümetimize zarar verecek bir sözün sahibiysek kendimizi feda ederiz. Sayın Başbakanla bu konuyu kendi aramızda gayet güzel konuştuk ve karar verdik. Martin Luther King’in ‘benim bir rüyam var’ sözü vardı. Bizim de yeni Türkiye için böyle rüyalarımız var. Büyük tabloya bakın. 

  • Akademide Felsefe, Hikmet ve Din Sempozyumu Düzenleniyor

    12-13 Aralık 2013 tarihlerinde Bülent Ecevit Üniversitesi’nin ev sahipliğinde “Akademide Felsefe, Hikmet ve Din Sempozyumu” Zonguldak’ta düzenlenecek.

    – 12-13 Aralık 2013 tarihlerinde Bülent Ecevit Üniversitesi’nin ev sahipliğinde “Akademide Felsefe, Hikmet ve Din Sempozyumu” Zonguldak’ta düzenlenecek.

    Sempozyumda Felsefe ve Din, Felsefe ve Hikmet, Felsefe ve Kelam, Akıl ve İnanç, Hakikate Ulaşmada Felsefe ve Dinin Birlikteliği, Tefekkür, Akademi ve Eğitimde Felsefe ve Din Birlikteliği gibi konular akademik ve entelektüel bir üslup ve ilahiyat, felsefe, tarih, eğitim gibi farklı disiplinlerin metot ve bakış açıları ile ele alınacak.

    Açılış ve değerlendirme oturumları ile birlikte sempozyumda toplam on oturum gerçekleştirilecek. Bildiri sunumları ve değerlendirmeler İslam Düşüncesi ve Felsefe, Bilimlerin Tasnifi ve Yüksek Din Öğretimi, Felsefe Mantık ve Kelamın Özgünlüğü, Hikmet ve Hukuk, Deneyimler’in Felsefesi, Medeniyet ve Tefekkürün İnşası, Sosyolojide Hikmet ve Hikmette Sosyoloji, Felsefe ve Hikmetin Aydınlığında başlıkları altındaki oturumlarda gerçekleştirilecek.

    Felsefe, hikmet ve din arasındaki ilişkiyi güncelin parçalayıcı, ötekileştirici ve dışlayıcı tartışmalarından uzak kalarak; yüksek tefekkürle müzakere etmeyi amaçlayan sempozyuma Türkiye’nin farklı üniversitelerinden kırkın üzerinde felsefe, ilahiyat ve eğitim alanında önde gelen akademisyen ve aydın davetli olarak katılacak.

    Konu ile ilgili olarak bir açıklama yapan Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer, sempozyumun son dönemde yapılan bazı tartışmalara yön tayin edeceğine inandığını belirterek “Bülent Ecevit Üniversitesi ulusal ve uluslararası alanlarda önemli akademik ve bilimsel organizasyonlara ev sahipliği yapma geleneğini sürdürüyor. Ülkemizdeki İlahiyat fakültelerinin çalışmalarına yön verecek tartışma ve değerlendirmelere ev sahipliği yapacak Akademide Felsefe, Hikmet ve Din Sempozyumunun Üniversitemiz tarafından gerçekleştirilecek olmasını son derece önemsiyorum. Ülkemizde yükseköğretimin özel ve/veya genel bir çok meselesi ile ilgili vizyon tayini noktasında önemli bir merkez halini alan Üniversitemizde bu kez de “İlahiyat ve Felsefe” başlığında devam eden bazı tartışmalara katkı sunmaya çalışacağız. Son derece önemli bilim insanlarını ve konunun muhataplarını bir araya getirecek olan sempozyumun verimli geçmesini diliyorum” şeklinde konuştu.