Hayrettin Karamana Sorulur: Bu vatan nasıl kurtulur?

44002

Vaktiyle birkaç asistan arkadaş Edebiyat Fakültesine Muhammed Hamidullah hocayı ziyarete gitmişler. O zamanlar tabii hocalar vatan kurtarmaya çok hevesliler ve ne gerekiyorsa yapmaya da çok azimliler. O kadar azimlilerdi ki onların ateşi arkadan gelen birkaç nesli de tutuşturmaya yetmişti (İyi anlamda hani).

Neyse Hoca’ya sormuşlar ve ondan bir kurtuluş reçetesi istemişler. Demişler “Hocam, ne olacak bu ülkenin hali?!”.

Muhtemelen bu soru tüm dünyanın kaderini kendilerine dert edinenlerin rahatlıkla kastedeceği gibi bütün İslam dünyasının hatta yerkürenin halini de içine alacak kadar geniş olmalıydı. Hoca bunlara demiş ki:

-Söyleyin bakalım siz kimsiniz ve ne yaparsınız.

-Hocam biz İslam Enstitüsünde asistanlarız. Orada kendimizi yetiştirmek üzere çalışmalarımız sürdürüyoruz.

-Güzel, ben de burada hocalık yapıyorum. Ülkenin kurtulmasına gelince siz orada en iyi asistanlık yapın, hakkı ne ise onu tam olarak yerine getirin. Ben de burada en iyi hocalık yapayım. İşte o zaman ülke kurtuldu demektir.
 

Yoruma hacet var mı?

Allah rahmet etsin ben de Hoca’dan Erzurum’a misafir öğretim üyesi olarak birkaç dönem gelmesi sebebiyle konferans şeklindeki derslerine katılmış ve çok istifade etmiştim. Dünya çapında bir hocaydı. Kısa bir Suriye tecrübem dolayısıyla da gördüm ki Hamidullah Hoca’yı en iyi takdir eden ve ondan azami derecede istifade eden Türkiye olmuştur. Ben Fıkıh ve Siyer dersimde Hocanın İslam Peygamberi’nin ikinci cildini mukarrar kitap olarak Yüksek Lisans öğrencilerime okutuyor ve bunu o dersten başarılı olmanın ön şartı olarak sayıyorum. Öğrencilerimizden de okuyup da buna sebep bana kızgın olanı görmedim. Geri bildirimlerde hep “-İyi ki okuttunuz hocam, çok istifadeli ve ufuk açıcı oldu” değerlendirme ve takdirlerini aldım. Allah değerli hocamıza rahmet etsin.

Hayrettin Hocam ise ülkemizin medarı iftiharları arasındadır. Demek ki asistanlığını çok iyi yapmış.

Eeee! Sonuç: Demek ki ülke kurtulmuş!

Kurtulmuş mu? Kurtulmamış mı?

Ben iyimser olanlardanım. Bana göre bugün dünümüzden çok daha iyi. Ben hocamdan daha iyiyim diyemem, ama talebelerimin benden daha iyi olduklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Hocam birinci kuşaktı. Önlerinde kimse yoktu. Hem yol açtılar hem yol aldılar. Biz onların açtıkları yolda yol aldık. Biz ikinci kuşağız. Üçüncü kuşak yetişti ve dördüncü kuşak yolda. Ebu Hanife; Hz. Peygamber,  İbn Mesud – Alkame – İbrahim en-Nehaî – Hammad silsilesinin altıncı kuşağı. Acele etmeğe de gerek yok. Bence gidişat iyi. Her ne kadar ilmî anlamda yapılanları kapı pencere diye nitelemek yerinde ise de o nitelemenin de üzerinden epey bir zaman geçti.  Eldeki malzemeler iplik yapılacak kıvama ulaştı. Geriye ne kaldı. Üç nal ile bir at! (Şaka şaka!)

 
Haydi boş durma, bu mirasa sen de bir şeyler kat.

Hocalarımıza saygı, öğrencilerimize sevgi ile.

Hak söyleriz, yoktur bilerek sözümüzde yanlış

Cümle okuyucularımızdan bekleriz alkış

 

Garibce