Arapçada İşaret İsimleri

Kişi, kavram ya da nesnelere işâret etmek üzere kullanılan isimlerdir. Bu
isimler yakın, orta uzaklık ve uzak için kullanılmak üzere üç çeşittir. Ancak
biz bunlardan en çok kullanılan yakın ve uzağı gösteren ism-i işâretleri ele
alacağız. İşaret isimleri işaret olunan varlığın cinsiyetine ve niceliğine göre
de farklılık arz eder. Şimdi bunları aşağıdaki tablolarda inceleyelim:
Yukarıdaki tabloda görmekte olduğumuz ism-i işâretler, yakınımızda
bulunan nesne veya kavramlara işâret eder. Uzakta bulunan nesne veya
kavramlara işâret etmek için ayrı bir ism-i işâretler tablosu varsa da,
günümüz Arapçasında artık tamamı kullanılmayan bu ism-i işâretlerin hepsi
gösterilmeyerek, sadece yaygın olarak kullanılanlar üzerinde durulacaktır.
Yakın İçin Kullanılan İşâret İsimleri
Cemi
(Çoğul)
Müsenna
(İkil)
Müfred
(Tekil)
هَذَا هَذَانِ – هَذَيْنِ هَؤُلاَءِ
Müzekker/Eril
هَذِهِ هَاتَانِ – هَاتَيْنِ هَؤُلاَءِ
Müennes/Dişil
Bunlar Bu ikisi Bu Anlam
Uzak İçin Kullanılan İşâretler İsimleri
Cemi
(Çoğul)
Müsenna
(İkil)
Müfred
(Tekil)
ذَلِكَ ذَانِكَ – ذَيْنِكَ أُولَئِكَ
Müzekker/Eril
تِلْكَ تَانِكَ- تَيْنِكَ أُولَئِكَ
Müennes/Dişil
Onlar- Şunlar O ikisi- Şu ikisi O-Şu Anlam
150
İŞÂRET İSİMLERİNİN CÜMLEDE KULLANIMI
Gerek isim cümlelerinde gerekse fiil cümlelerinde işâret isminin iki çeşit
kullanımı vardır. Bunlardan biri işâret isminden sonra harf-i tarifli bir ismin
kullanılması diğeri de kullanılmamasıdır. Eğer işâret isminden sonra harf-i
tarifli bir isim kullanılmıyorsa bu işaret ismi tek başına cümlenin bir ögesi
olur. Tersi olduğu durumlarda yani işaret isminden sonra harfi tarifli bir
ismin gelmesi söz konusu ise işaret ismi yine cümlenin bir öğesidir. Peşinden
gelen harf-i tarifli isim de i‘râb bakımından işâret ismine uyar.
İşâret İsminin Tek Başına Kullanılması
1. İşâret İsminin Mübteda Oluşu
İsm-i işâret cümle başında gelip onu takip eden sözcük de nekre veya özel
isim veyahutta isim tamlaması şeklinde gelirse bu durumda işâret ismi
mübteda ve kendisini takibeden sözcük de haber olur.
a. İşâret isminin haberinin nekre bir isim olması:
Yakın İçin Kullanılan İşâret İsimleri
(Bu bir kız öğrencidir). هَذِهِ طَالِبَةٌ (Bu bir öğrencidir). هَذَا طَالِبٌ
(Bu ikisi kız çocuğudur) . هَاتَانِ طِفْلَتَانِ (Bu ikisi çocuktur) . هَذَانِ طِفْلاَنِ
(Bunlar kadınlardır) . هَؤُلاَءِ نِسَاءٌ (Bunlar adamlardır) . هَؤُلاَءِ رِجَالٌ
Uzak İçin Kullanılan İşâret İsimleri
(Şu bir kız öğrencidir). تِلْكَ طَالِبَةٌ (Şu bir öğrencidir). ذَلِكَ طَالِبٌ
(Şu ikisi dergidir) . تَانِكَ مَجَلَّتَانِ (Şu ikisi kitaptır) . ذَانِكَ كِتَابَانِ
(Şunlar müslümanlardır) . أُولَئِكَ مُسْلِمُونَ. /أُولَئِكَ مُسْلِمَاتٌ
Yukarıdaki örneklerin hepsinde başta bulunan ism-i işâretler isim
cümlesinin ilk ögesi olması bakımından mübteda ve onu izleyen nekre
isimler de haberdir. İsm-i işâretler mebnîdir. Yani cümlenin hangi ögesi
olurlarsa olsunlar sonları hiç değişmez. İşaret isimlerinin ikilleri tesniyenin
i‘râbına tabidirler. Merfu‘luk alametleri elif, mansûbluk ve mecrûrluk
alametleri de yâ harfidir.
Aşağıdaki sözcüklerden, ism-i işâretin mübteda ve haberinin de nekre bir isim
olacağı isim cümleleri oluşturunuz.
اَلْمُدَرِّسُونَ، أُولَئِكَ
هَاتَانِ، السَّيَّارَتَانِ
اَلسَّفِينَةُ، هَذِهِ
b. İşâret isminin haberinin özel isim olması:
(Bu Halide’dir) . هَذِهِ خَالِدَةُ (Bu Halit’tir) . هَذَا خَالِدٌ
151
(Bu ikisi Hatice’dir) . هَاتَانِ خَدِيجَتَانِ (Bu ikisi Muhammet’tir) . هَذَانِ مُحَمَّدَانِ
(Bunlar Zeyneplerdir) . هَؤُلاَءِ زَيْنَبَاتٌ (Bunlar Halitlerdir) . هَؤُلاَءِ خَالِدُونَ
Yukarıdaki örneklerde başta bulunan ism-i işâret isim cümlesinin ilk
ögesi olması bakımından mübteda ve onu izleyen özel isim de haberdir.
Tesniyelerdeki هَذَانِ sözcüğü mübteda merfu‘luk alameti de elif harfidir.
Ondan sonra gelen مُحَمَّدَانِ sözcüğü de haberdir, tesniye olduğu için merfu‘luk
alameti elif harfidir.
Aşağıdaki sözcüklerden, ism-i işâretin mübteda ve haberinin de özel isim
olacağı isim cümleleri oluşturunuz.
عَائِشَةُ، هَذِهِ
مَكَّةُ، هَذِهِ
اَلْمُحَمَّدُونَ، أُولَئِكَ
c. İşâret isminin haberinin isim tamlaması olması:
(Bu, Ali’nin arkadaşıdır) . هَذَا صَدِيقُ عَلِيٍّ
(Bu ikisi, Ali’nin oğullarıdır) . هَذَانِ ابْنَا عَلِيٍّ
(Bunlar, Ali’nin arkadaşlarıdır) . هَؤُلاَءِ زُمَلاَءُ عَلِيٍّ
(Bu, kız öğrencinin arkadaşıdır) . هَذِهِ صَدِيقَةُ الطَّالِبَةِ
(Bu ikisi, kız öğrencinin arabalarıdır) . هَاتَانِ سَيَّارَتَا الطَّالِبَةِ
(Bunlar, kız öğrencinin arkadaşlarıdır) . هَؤُلاَءِ صَدِيقَاتُ الطَّالِبَةِ
Yukarıdaki örneklerde başta bulunan ism-i işâret isim cümlesinin ilk
ögesi olması bakımından mübteda ve onu izleyen muzaf durumdaki isim de
haberdir. İsim tamlaması konusunda, tesniye isimler başka bir sözcüğe muzaf
olduklarında sonlarındaki nun harfinin düşmesi gerektiği vurgulanmıştı. Bu
hususa özellikle dikkat edilmelidir.
Aşağıdaki sözcüklerden, mübtedanın ism-i işâret, haberin de isim tamlaması
olduğu cümleler oluşturunuz.
بَابُ الْغُرْفَةِ، هَذَا
سَيَّارَتُهُ، هَذِهِ
طُلاَّبُ كُلِّيَّةِ اْلإِلهَِيَّاتِ، أُولَئِكَ
Mübteda işâret ismi, haberi de insanlar dışındaki varlıkların çoğulu olarak
gelirse (gayr-i âkil çoğul) mübteda olan işâret ismi müfret müennes gelir. İsim
cümlesinde ve sıfat tamlaması konularında, akılsız çoğulların müfred
müennes muamelisi görmesi gerektiği hususu izah edilmişti.
(Bunlar kitaplardır) . هَذِهِ كُتُبٌ
(Şunlar arabalardır) . تِلْكَ سَيَّارَاتٌ
152
(Bunlar babamın kitaplarıdır) . هَذِهِ كُتُبُ أَبِي
(Şunlar dekanın arabalarıdır) . تِلْكَ سَيَّارَاتُ الْعَمِيدِ
Aşağıdaki sözcüklerden, ism-i işâretin mübteda ve haberinin de isim
tamlaması veya nekre kelime olduğu isim cümleleri oluşturunuz.
اَلْأَقْلاَمُ، هَذِهِ
بُيُوتُ عَمِّي، تِلْكَ
دُرُوسُ اللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ، هَذِهِ
1. İşâret İsminin Mübteda Dışında Başka Bir Öge Oluşu
Kendisinden sonra gelen isimde harf-i tarif olmadığında ism-i işâret cümlenin
mübteda dışında başka bir ögesi de olabilir. Örneğin: جَاءَ هَذَا مِنْ سُورِيَا (Bu,
Suriye’den geldi) cümlesinde işâret ismi fâildir. رَأَيْتُ هَذَا فِي السُّوقِ (Bunu çarşıda
gördüm) cümlesinde ise işâret ismi, mef’ûlün bihdir. قُلْتُ لِهَذَا (Buna söyledim)
cümlesinde ise mecrûr konumundadır. سَيَّارَةُ هَذَا جمَِيلَةٌ (Bunun arabası güzel)
cümlesinde de işâret ismi muzâfun ileyh olduğu için mecrûrdur.
Aşağıdaki cümlelerde işâret isimlerinin cümlenin hangi ögesi olduğunu
belirleyiniz.
هَؤُلاَءِ مُهَنْدِسُونَ مِنْ تُرْكِيَا.
سَاعَدْتُ هَذِهِ.
سَلَّمْتُ عَلَى هَذَيْنِ.
İşaret isimleri yukarıda anlatıldığı gibi tek başlarında kullanıldıklarında
Türkçemizdeki işaret zamirlerinin karşılığıdırlar.
İşaret İsminden Sonra Harf-i Tarifli Bir Kelimenin Bulunması
İşaret isminden sonra gelen harf-i tarifli sözcüğe müşârun ileyh (işâret edilen)
denir ve i‘râb yönünden ism-i işârete uyar. Sözgelimi, ism-i işâret fâil veya
mübteda konumunda ise müşârun ileyh de merfû, ism-i işâret mef’ûl
konumunda ise müşârun ileyh de mansûb, keza ism-i işâret harf-i cerle
mecrûr veya muzâfun ileyh konumunda ise müşârun ileyh de mecrûr olur.
1. Müşârun İleyhe Sahip İşâret İsminin Mübteda Oluşu
Cümle başlarında kullanılan ism-i işâretler isim cümlelerinin mübtedası
olurlar. Bu işâret isimlerini takip eden harfi tarifli isimler de onların müşârun
ileyhi olurlar ve onlarla aralarında hem i‘râb bakımından hem de cinsiyet ve
sayı bakımından uyum söz konusudur.
Yakın İçin Kullanılan İşaret İsimlerinin Mübteda Oluşu
(Bu öğrenci çalışkandır) . هَذَا الطَّالِبُ مُجْتَهِدٌ
(Bu iki adam doktordur) . هَذَانِ الرَّجُلاَنِ طَبِيبَانِ
153
(Bu çocuklar dürüsttür) . هَؤُلاَءِ اْلأَوْلاَدُ مُخْلِصُونَ
(Bu kız öğrenci çalışkandır) . هَذِهِ الطَّالِبَةُ مُجْتَهِدَةٌ
(Bu iki otobüs yenidir) . هَاتَانِ الحَْافِلَتَانِ جَدِيدَتَانِ
(Bu bayan mühendisler eskidirler) . هَؤُلاَءِ الْمُهَنْدِسَاتُ قَدِيمَاتٌ
(Bu dergiler ucuzdur) . هَذِهِ الصُّحُفُ رَخِيصَةٌ
Uzak İçin Kullanılan İşâret İsimlerinin Mübteda Oluşu
( Şu öğrenci çalışkandır) . ذَلِكَ الطَّالِبُ مُجْتَهِدٌ
(Şu iki kapı kapalıdır) . ذَانِكَ الْبَابَانِ مُغْلَقَانِ
(Şu işçiler çalışkandır) . أُولَئِكَ الْعُمَّالُ نَشِيطُونَ
( Şu kedi güzeldir) . تِلْكَ الْقِطَّةُ جمَِيلَةٌ
(Şu iki genç kız yenidir) . تَانِكَ الْفَتَاتَانِ جَدِيدَتَانِ
(Şu bayan öğretmenler zengindir) . أُولَئِكَ الْمُدَرِّسَاتُ غَنِيَّاتٌ
(Şu bisikletler pahalıdır) . تِلْكَ الدَّرَّاجَاتُ غَالِيَةٌ
هَذَا الطّالِبُ مُجْتَهِدٌ cümlesinde هَذَا mübtedadır ve onu izleyen harf-i tarifli isim
olan müşârun ileyh mübtedaya nicelik, cinsiyet ve i‘râb bakımından
uymuştur. مُجْتَهِدٌ sözcüğü de isim cümlesinin haberidir. Tesniyesi olan هَذَانِ
الرَّجُلاَنِ طَبِيبَانِ cümlesinde هَذَانِ mübteda olup merfu‘luk alameti tesniye olduğu
için eliftir. الرَّجُلاَنِ sözcüğü de müşârun ileyh olup mübtedaya uymuştur. طَبِيبَانِ
sözcüğü de haberdir ve merfu‘luk alameti tesniye olması sebebiyle eliftir.
Diğer tesniye örnekleri de aynı şekilde i‘râb yapılmalıdır. تِلْكَ الدَّرَّاجَاتُ غَالِيَةٌ
cümlesinde ise تِلْكَ isim cümlesinin mübtedasıdır. Müşârun ileyh gayr-i âkil
çoğul olduğu için müennes gelmiştir. غَالِيَةٌ sözcüğü de haberdir ve zamme ile
merfu‘dur.
Aşağıdaki sözcüklerden müşârun ileyh içeren isim cümleleri oluşturunuz.
اَلسَّيَّارَتَانِ، هَاتَانِ، مُسْرِعَتَانِ
جُنُودٌ، مُدَافِعُونَ عَنِ الْوَطَنِ، هَؤُلاَءِ
تِلْكَ، سَيَّارَةٌ، مِنَ الْيَابَانِ
1. Müşârun ileyhe sahip işâret isminin fâil oluşu
Fiil cümlelerinde eylemi gerçekleştiren unsur olan fâil, ism-i işâret
olabilir. Fâil konumundaki bu işâret isimlerini takip eden harf-i tarifli isimler
de onların müşârun ileyhi olurlar ve onlarla aralarında hem i‘râb bakımından
hem de cinsiyet ve sayı bakımından uyum söz konusudur.
154
Yakın İçin Kullanılan İşâret İsimlerinin Fâil Oluşu
(Bu öğrenci geldi) . جَاءَ هَذَا الطَّالِبُ
(Bu iki çocuk başarılı oldu) . نَجَحَ هَذَانِ الْوَلَدَانِ
(Bu suçlular kaçtılar) . فَرَّ هَؤُلاَءِ الْمُجْرِمُونَ
(Bu otobüs erken geldi geldi) . جَاءَتْ هَذِهِ الحَْافِلَةُ مُبَكِّرًا
(Bu iki uçak zamanında kalktı) . أَقْلَعَتْ هَاتَانِ الطَّائِرَتَانِ فِي مَوْعِدِهِمَا
(Bu kızlar ödülü aldılar) . حَصَلَتْ هَؤُلاَءِ الْبَنَاتُ عَلَى الجَْائِزَةِ
(Bu kitaplar Suriye’den geldi) . وَصَلَتْ هَذِهِ الْكُتُبُ مِنْ سُورِيَا
Uzak İçin Kullanılan İşâret İsimlerinin Fâil Oluşu
(Şu öğrenci başarısız oldu) . فَشِلَ ذَلِكَ الطَّالِبُ
(Şu iki masa kırıldı) . اِنْكَسَرَ ذَانِكَ الْمَكْتَبَانِ
(Şu doktorlar oruç tuttular) . صَامَ أُولَئِكَ اْلأَطِبَّاءُ
(Şu hemşire dün gelmedi) . غَابَتْ تِلْكَ الْمُمَرِّضَةُ أَمْسِ
(Şu iki kadın ezanı duydu) . سمَِعَتْ تَانِكَ الْمَرْأَتَانِ اْلأَذَانَ
(Şu kız öğrenciler beni ziyaret ettiler) . زَارَتْنِي أُولَئِكَ الطَّالِبَاتُ
(Şu bardaklar yere düştü) . سَقَطَتْ تِلْكَ اْلأَكْوَابُ عَلَى اْلأَرْضِ
جَاءَ هَذَا الطَّالِبُ cümlesinde جَاءَ fiil ve ondan sonra gelen işâret ismi, fâil ve
onu izleyen harf-i tarifli isim olan müşârun ileyh fâile nicelik, cinsiyet ve
i‘râb bakımından uymuştur. Diğer örneklerde de benzer durum söz
konusudur.
Aşağıda karışık olarak verilmiş sözcüklerden fâili ism-i işâret olan cümleler
oluşturunuz.
اَلْوَزِيرُ، هَذَا، اِسْتَقَالَ
اَلطُّلاَّبُ، تَرَكَ، هَؤُلاَءِ، كُتُبَهُمْ فِي الْفَصْلِ
الأَزْهَارَ، اَلطِّفْلَةُ، هَذِهِ ، جمََعَتْ
1. Müşârun ileyhe sahip işâret isminin mef’ûlün bih oluşu
Fiil cümlelerinde fâilin yaptığı işten doğrudan etkilenen isim olan
mef’ûlün bih ism-i işâret olabilir. Bu mef’ûlün bih konumundaki işâret
isimlerini takip eden harfi tarifli isimler de onların müşârun ileyhi olurlar ve
onlarla aralarında hem i’râb bakımından hem de cinsiyet ve sayı bakımından
uyum bulunur.
Yakın İçin Kullanılan İşâret İsimlerinin Mef’ûlün bih Oluşu
(Bu öğrenciye yardım ettim) . سَاعَدْتُ هَذَا الطَّالِبَ
(Bu iki öğrenciyi laboratuvarda gördüm) . رَأَيْتُ هَذَيْنِ الطَّالِبَيْنِ فِي الْمُخْتَبَرِ
155
(Bu misafirlere ikramda bulundum) . أَكْرَمْتُ هَؤُلاَءِ الضُّيُوفَ
(Bu yumurtayı ye) . كُلْ هَذِهِ الْبَيْضَةَ
(Bu iki bayan hastayı ziyaret ettim) . زُرْتُ هَاتَيْنِ الْمَرِيضَتَيْنِ
(Bu annelere itaat edin) . أَطِعْنَ هَؤُلاَءِ اْلأُمَّهَاتِ
Uzak İçin Kullanılan İşâret İsimlerinin Mef’ûlün bih Oluşu
(Şu öğrenciyi anladım) . فَهِمْتُ ذَلِكَ الطَّالِبَ
(Şu iki görevliye teşekkür ettim) . شَكَرْتُ ذَيْنِكَ الْمُوَظَّفَيْنِ
(Şu çocuklara nasihat ettim) . نَصَحْتُ أُولَئِكَ اْلأَطْفَالَ
(Şu zirveye tırmandım) . صَعِدْتُ تِلْكَ الْقِمَّةَ
(Şu iki kız öğrenciyi camide gördüm) . شَاهَدْتُ تَيْنِكَ الطَّالِبَتَيْنِ فِي الْمَسْجِدِ
(Anne şu kız çocuklarını evde bıraktı) . تَرَكَتِ اْلأُمُّ أُولَئِكَ الْبَنَاتِ فِي الْبَيْتِ
سَاعَدْتُ هَذَا الطَّالِبَ cümlesinde سَاعَدْتُ fiil ve ona bitişik olan zamir fâilidir.
işâret ismi ise mef’ûlün bihdir ve onu izleyen harf-i tarifli isim olan müşârun
ileyh mef’ûlün bihe nicelik, cinsiyet ve i‘râb bakımından uymuştur. Diğer
örneklerde de benzer durum söz konusudur.
Aşağıda karışık olarak verilmiş sözcüklerden mef’ûlün bihi ism-i işâret olan
cümleler oluşturunuz.
الضُّيُوف، أَكْرَمْتُ، هَؤُلاَءِ
السَّيَّارَة، هَذِهِ، اِشْتَرَيْتُ
هَذَيْنِ، اِسْتَقْبَلْتُ ، الْوَزِيرَيْنِ
1. Müşârun ileyhe sahip işâret isminin mecrûr oluşu
Gerek fiil cümlelerinde gerekse isim cümlelerinde harf-i cerden sonra gelen
isimler mecrûr olurlar. Bu harf-i cerlerden sonra gelen işâret isimleri de
mecrûr konumundadırlar.
Yakın İçin Kullanılan İşaret İsimlerinin Harf-i Cerle Mecrûr Oluşu
(Bu öğrenciye selam verdim) . سَلَّمْتُ عَلَى هَذَا الطَّالِبِ
(Bu iki ödevi yaptım) . َذَيْنِ الْوَاجِبَيْنِ