Para Bizim Neyimize, Harçlığımız Olsun Yeter!

44028

Vakfımız iş adamlarına yönelik bir iftar vermişti. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez diye mi düşündüler yöneticiler artık her neyse yemekten sonra adet olduğu üzere konuşmalar yapıldı. Aklımda kalan konuşmayı Emin Işık hoca yapmıştı.

Emin Işık bilenler bilir, kalender meşrep, bilge, hoş sohbet, şık giyinir, yakışıklı ve harika Kur’an ve kaside de okuyan deli dolu bir hoca. Allah kendisine uzun ömür versin. Emekli olmadan sohbetlerinden çokça istifade ediyorduk.

O konuşmasında şöyle demişti: Bizim hocalar olarak para ile işimiz olmaz. Para sizin işiniz. Biz parayı ne yapalım ki. Ama siz yatırım yaparsınız, istihdam oluşturursunuz, üretimi sağlarsınız… Doğrusu para size lâzım. Ama hocalar olarak bizim de hiç olmazsa harçlığımız cebimizden eksik olmasın. O kadarcık fazla değil hani…

 
Emin Işık Hoca
 
Hoca hikmet sahibi, güzel tespit etmişti. Bir üniversite hocası olarak bir yere gidiyorken önüne gelen bir taksiyi çevirip binebiliyorsan, yanına gelmiş birkaç arkadaşına yemek ısmarlayacak kadar cebinde harçlığın varsa gerçekten Allah’a şükretmek düşer. Para bizim neyimize ki! Harçlığımız olsun yeter!

Ben şimdiye kadar Fakülte ya da eve gitmek için hiç taksi çevirmedim. Evde ve fakültede çıkan yemekler dışında keyfim istedi diye neredeyse dışarıda hiç yemek yemedim desem yanlış olmaz. Olmuşsa bile çok nadir olmuştur. Hem benim yerime para harcayacaklar hanede nasıl olsa bulunuyor. O zaman neden ben de ille harcama yapacağım diyeyim ki? Valla geçinip gidiyoruz.

Emin Işık hocanın yolunu tutarsam ne olur onu da bilmiyorum. Bu yaştan sonra denemek ve istikrar bulmuş hayatımı değiştirmek de istemiyorum.

Ben bir ilmî meliste “Üniversite hocaları olarak bizim zekat vermemiz lâzım gelir” demiştim de bir hocamız itiraz etmiş ve “Üniversite hocası olarak benim bilgisayarım olmasın mı?” demişti. Ben de “Olsun, elbette olsun ve olmalı da. Ama bodrum katlarda ya da çatı aralarında yaşamak zorunda olan komşularımızın çocuklarının elinde de hiç olmazsa bir kurşun kalem olsun” diye cevap vermiştim. Vermeden biz nimetlerimizin kadrini kıymetini öğrenemeyeceğiz galiba.

Bereket nedir! Gören, duyan, bilen var mı?

Ağzımızın tadı sahi niye yok!

Yoksulluk sınırındaki soframızda açlık sınırının altındaki fakirin hakkı mı var?

Kamu harcamalarında israf sayılabilecek hususlar var mı?

Üretimdeki başarı bölüşümde de gerçekleşebiliyor mu?

Memur maaşlarının azlığı gerçekten yokluktan mı?

Galiba bu konuda sorulacak ve cevabı bulunamayacak çok soru var.

Ne diyelim harçlığınız cebinizden eksik olmasın. Güle güle harcayın! İş adamı değilsiniz ki parayla işiniz olsun.

Sevgi ve saygı ile!
 

GARİBCE