Nakıs Fiil
Ek anlatım: Nakıs Fiil
NÂKIS FİİL
Lâme’l-fiili (yani son harfi) illet harfi olan fiildir.
Son harfi vâvdan (و) kaynaklanan uzun elif ise nâkıs-i vâvî,
|
دَعَوَ |
den |
دَعَا |
dua etti, çağırdı |
Son harfi yâ (ي ) den kaynaklanan maksûre elif ise nâkıs-i yâî olur. Fiilde ي yazılmasına rağmen elif gibi çekerek okunur. Bu tip üstünden sonra gelen (ى) ler noktasız yazılır.
|
رَمَىَ |
den |
رَمَى |
attı |
Ecvef fiilin üç çeşit çekimi olmasına karşılık nâkıs fiilin mâzî ve muzârilerinin ayne’l-fiilindeki durumu itibariyle dört çeşit fiil vardır:
|
غَزَا يَغْزُو |
savaştı |
رَمَى يَرْمِي |
attı |
|
رَضِيَ يَرْضَى |
razı oldu |
سَعَى يَسْعَى |
çalıştı |
Şimdi sırayla, sabır ve dikkatle bunların çekimini işleyelim.
a)1. Babdan gelen Nâkıs-i vâvî
غَزَا يَغْزُو savaştı (Aslı birinci babdan غَزَوَ يَغْزُوُ)
|
Muzâri Çekimi |
Mâzî Çekimi |
|
يَغْزُو يَغْزُوَانِ يَغْزُونَ |
غَزَا غَزَواَ غَزَوْا |
|
تَغْزُو تَغْزُواَنِ يَغْزُونَ |
غَزَتْ غَزَتَا غَزَوْنَ |
|
|
|
|
تَغْزُو تَغْزُواَنِ تَغْزُونَ |
غَزَوْتَ غَزَوْتُماَ غَزَوْتُمْ |
|
تَغْزِينَ تَغْزُواَنِ تَغْزُونَ |
غَزَوْتِ غَزَوْتُماَ غَزَوْتُنَّ |
|
أَغْزُو نَغْزُو نَغْزُو |
غَزَوْتُ غَزَوْناَ غَزَوْناَ |
Görüldüğü gibi, nâkıs-i vâvî fiil, mâzi çekiminde; müfred gâibde (غَزَا) olarak gelmişken tesniye gâibde tesniye elifi kolay söylenebilmesi için fiilin aslı olan (غَزَوَ)’ye birleşmiş ve (غَزَواَ) olmuştur. Cemi gâibde vâvu’l-cemâa’ya (وا) bitişince (غَزَوُوا) olması gerekirken dile ağır geldiğinden, yanyana gelen iki sükûnun birisinden kurtulmak için şahsı gösteren vâvü’l-cemâa atılamayacağından fiilin illet harfi olan vâv düşürülmüş, vâv’dan önceki üstün harekeyle cemi vâvı bağlanıp (غَزَوْا) haline getirilmiştir. Müfred gâibi (غَزَا) olan fiilin müfred gâibesini yapmak için (تْ) eklenmesi yeterlidir. Fakat burada da “uzatmadan sonra cezm gelince uzatma düşer” kaidesi devreye girmiş ve fiil (غَزاَتْ) halinden aradaki elifin düşmesiyle (غَزَتْ) haline getirilmiştir. Fiil bu hale geldikten sonra müennes tesniyesini yapmak için elif koymak yeterli olmuştur (غَزَتَا). Gâibe cemi müennesde ise nûnu’n-nisve’ye (-ْنَ) bağlanırken illet harfi yine aslına dönmüş ve (غَزَوْنَ) olmuştur. Bundan sonrası ise diğer üçlü mâzî fiillerde olduğu gibidir (غَزَوْتَ غَزَوْتُماَ غَزَوْتُمْ ..). Bu fiile benzeyen bütün fiillerde aynı formül uygulanacağından kitabın burasına kadar gelip anlayan kimse için umutsuzluğa düşmek abestir. Bol tekrarla anlaşılmayacak konu yoktur.
Nâkıs-ı vâvî muzâri çekiminde tesniye gâiblerde fiil aslına dönmüş (يَغْزُوَانِ), cemi gâibte vâvu’l-cemâa’ya birleşince yukarıda bahsedilen kaideler gereği kendi illet harfini düşürüp (يَغْزُوُونَ) yerine (يَغْزُونَ) olmuştur. Gâibe cemi müenneste de aynı şekilde fiilin son harfine nûnu’n-nisve dil kolaylığı açısından cezmi atılıp (يَغْزُونَ) olarak gelmiştir. Müennes muhâtaba’da ayne’l-fiilin ötresi, kendisinden sonra gelen ve ses uyumu gereği esreli okunan harf sebebiyle (تَغْزُوِينَ) olarak telaffuzda ağırlık teşkil ettiği için düşürülmüştür. Bundan sonra harfi illetin esre harekesi, ayne’l-fiile aktarılarak (تَغْزِوِينَ) olmuştur. Bu defa yanyana gelen iki sükûnludan illetlisi düşürülmüş, böylece daha rahat kullanılan (تَغْزِينَ) şekli ortaya çıkmıştır.
b) 2. Babdan gelen Nâkıs-ı yâî
رَمَى يَرْمِيattı (aslı ikinci babdan (رَمَىَ يَرْمِيُ
|
Muzâri Çekimi |
Mâzî Çekimi |
|
يَرْمِي يَرْمِيَانِ يَرْمُونَ |
رَمَى رَمَيَا رَمَوْا |
|
تَرْمِى تَرْمِيَانِ يَرْمِيْنَ |
رَمَتْ رَمَتَا رَمَيْنَ |
|
تَرْمِى تَرْمِيَانِ تَرْمُونَ |
رَمَيْتَ رَمَيْتُماَ رَمَيْتُمْ |
|
تَرْمِينَ تَرْمِيَانِ تَرْمِيْنَ |
رَمَيْتِ رَمَيْتُماَ رَمَيْتُنَّ |
|
أَرْمِى نَرْمِي نَرْمِي |
رَمَيْتُ رَمَيْناَ رَمَيْناَ |
Görüldüğü gibi mâzî çekimde iki illet yanyana sakin halde (رَمَيُوا) olarak gelemeyeceği için gâib cemide nâkıs-i yâî düşmüş (رَمَوْا) olmuştur, müfred gâibede uzatmadan sonra cezim gelince (elif-i maksûre) düşmüş (رَمَتْ), tesniye gâibede buna yalnızca tesniye elifi eklenmiş (رَمَتَا), bunların dışında asıldaki yâ geri gelmiştir.
Nâkıs-i yâî muzâride vâvu’l-cemâaya bitişince fiilin illet harfi düşmüştür. Vâvu’l-cemâayla ses uyumunun sağlanması için de ayne’l-fiilin esresi ötreye çevrilmiştir. Böylece aslı olan (يَرْمِيُونَ) den (يَرْمُونَ) haline gelmiştir.
c) 4. Bâb’dan gelen Nâkıs-ı yâî
رَضِيَ يَرْضَىrazı oldu (Aslı dördüncü babdan رَضِيَ يَرْضَىُ)
|
Muzâri Çekimi |
Mâzî Çekimi |
|
يَرْضَى يَرْضَياَنِ يَرْضَوْنَ |
رَضِيَ رَضِياَ رَضُوا |
|
تَرْضَى تَرْضَيَانِ يَرْضَيْنَ |
رَضِيَتْ رَضِيَتَا رَضِيْنَ |
|
تَرْضَى تَرْضَيَانِ تَرْضَوْنَ |
رَضِيْتَ رَضِيْتُماَ رَضِيْتُمْ |
|
تَرْضَيْنَ تَرْضَيَانِ تَرْضَيْنَ |
رَضِيْتِ رَضِيْتُماَ رَضِيْتُنَّ |
|
أَرْضَى نَرْضَى نَرْضَى |
رَضِيْتُ رَضِيْناَ رَضِيْناَ |
Bu babdaki nâkıs-i yâî mâzî çekimde vâvu’l-cemâa’ya bitişirse fiilin illet harfi düşer. Ayne’l-fiilin esresi (aslındakiرَضِيُوا ) vâvu’l-cemâaya ses uyumu gereği ötreli bağlanır[1].
Nâkıs-i yâî, muzâri çekimde vâvu’l-cemâa’ya veya yâu’l-muhâtaba’ya bitişirse aynı şekilde fiilin illet harfi düşer[2].
d) 3. Bâb’dan gelen Nâkıs-ı yâî
سَعَى يَسْعَى çalıştı (aslı üçüncü babdan سَعَىَ يَسْعَىُ)
|
Muzâri Çekimi |
Mâzî Çekimi |
|
يَسْعَى يَسْعَياَنِ يَسْعَوْنَ |
سَعَى سَعَياَ سَعَوْا |
|
تَسْعَى تَسْعَياَنِ يَسْعَيْنَ |
سَعَتْ سَعَتاَ سَعَيْنَ |
|
تَسْعَى تَسْعَياَنِ تَسْعَوْنَ |
سَعَيْتَ سَعَيْتُماَ سَعَيْتُمْ |
|
تَسْعَيْنَ تَسْعَياَنِ تَسْعَيْنَ |
سَعَيْتِ سَعَيْتُماَ سَعَيْتُنَّ |
|
أَسْعَى نَسْعَى نَسْعَى |
سَعَيْتُ سَعَيْناَ سَعَيْناَ |
Görüldüğü gibi (سَعَى) (رَمَى) benzeri, (يَسْعَى) da (يَرْضَى) benzeri olarak çekilmiştir. Yukarıda çekimi yapılan (غَزَا) (رَمَى) ve (رَضِيَ) fiillerini ezberleyerek benzerlerinin çekimini bunlara göre yapmak da öğrenmenin bir başka yoludur.
Emr-i Hâzırları
Nâkıs-ı vâvî اُغْزُ يَغْزُو savaş
|
Nâkıs-ı vâvî emir çekimi |
|
|
اُغْزُ اُغْزُواَ اُغْزُوا |
Muhâtab |
|
اُغْزِي اُغْزُوَا اُغْزُونَ |
Muhâtaba |
Nâkıs-i yâî
|
اِرْضَ dan يَرْضَى |
razı ol |
اِرْمِ den يَرْمِي |
at | |
|
اِسْعَ dan يَسْعَى |
çalış | |||
|
Nâkıs-i yâî emir çekimi |
|||||
|
اِرْضَ اِرْضَيَا اِرْضَوْا |
Muhâtab |
اِرْمِ اِرْمِيَا اِرْمُوا |
Muhâtab | ||
|
اِرْضَىْ[3] اِرْضَيَا اِرْضَيْنَ |
Muhâtaba |
اِرْمِى اِرْمِيَا اِرْمِينَ |
Muhâtaba | ||
|
اِسْعَ اِسْعَياَ اِسْعَوْا |
Muhâtab |
|
اِسْعَىْ اِسْعَياَ اِسْعَيْنَ |
Muhâtaba |
İsm-i Fâilleri
|
غَازٍ غَزَى |
savaşan |
رَامٍ رَمَى |
atan | |
|
رَاضٍ رَضِيَ |
razı olan |
ساَعٍ سَعَى |
çalışan | |
*Nâkıs fiillerde ism-i fâil ma’rife olduğunda (اَلْفاَعِلُ) kalıbındadır. Nekre olduğunda ise 3. kök harfi düşer ve kesre tenvin alır:
|
اَلْهاَدِي هاَدٍ |
yol gösteren (ref ve cer hâli) |
|
اَلْهاَدِيَ هاَدِياً |
(nasb hali) |
Cemi müzekkerler de müfredlere benzer bozulmalara uğrar:
|
هاَدُونَ (هاَدِيُونَ) |
ref hali |
|
هاَدِينَ (هاَدِيِينَ) |
nasb ve cer hâli |
هاَدٍ kalıbındaki çekim bozuklukları sadece ism-i fâile ait değildir. Sonu (و) veya (ي) ile biten pek çok çoğulda aynı durumu gösterir.
İsm-i Mef’ûlleri
|
مَغْزُوٌّ غَزَى |
savaşılan, savaşılmış |
|
مَرْمِىٌّ رَمىَ |
atılmış, atılan |
|
مَرْضِىٌّ رَضِىَ |
razı olunmuş, razı olunan |
|
مَسْعِىٌّ سَعَى |
çalışılmış, çalışılan |