İslamdan Batıya düşüncenin yol alışı

41331

Bu durum en çok müslümanları incitmiş olmalı. Bir zamanlar Batı’ya her türlü kültürel katkıyı sunmuş olan İslam dünyası, şimdilerde onun kazancını devşirme yerine sadece geçmişin gerçeklerini gözler önüne sermekle yetinmek zorunda!

İzzet Tanju, “İslam’dan Batı’ya Düşüncenin Yol Alışı” isimli özgün kitabında, geçmişte İslam dünyasının, Batı kültür dünyasına neler kattığını, karşılıklı etkileşimin felsefeye olan katkısını anlatıyor. İslam öncesi Batı kültürünün içinde bulunduğu duruma kısaca değinen kitap, ilerleyen bölümlerde ise İslam kültürünün Batı felsefesi ve Batı düşüncesiyle ilişkisini adım adım, bu konudaki yetkin kişilerin tebliğlerinden de yararlanarak bölümler halinde gösteriyor.

DİNSEL ELEŞTİRİ BATIDAN ÖNCE ARAP DÜNYASINDA VARDI

Tanju, ilk olarak kültürel katkının çevirilerle başladığına dikkat çekiyor. Batı dünyasında yazılanlar İslam dünyasında, İslam dünyasında yazılanlar ise Batı dünyasında çevrilerek kültürler arasında akışkanlık sağlanmış ve böylece kültürler birbirini etkilemiştir. Düşünce tarihi kendi içerisinde karşılaştırıldığında dönemsel olarak bir farklılık göze çarpar. İzzet Tanju, Batı dünyasının, dini eleştiriler konusunda İslam dünyasının çok gerisinde olduğuna ancak hızlı merhale kat ettiğine vurgu yapıyor: “Batı dünyasında din eleştirisi geç ortaya çıkmış, çok çabuk ağırlığını göstermiştir.” Dinsel eleştiri Arap dünyasında Batı’dan çok önce baş göstermiş ancak Batı’da hızlı yol alırken, İslam dünyasında bir duraksama, hatta gerileme meydana gelmiş. Batı kültürü denince her ne kadar akla Ortaçağ etkili bir kültür gibi gelse de, sadece İslam kültürünün de Yunan kültüründen yararlanarak yol aldığını belirtmek gerekiyor.

Kitabın orta bölümlerinden itibaren Yunan felsefesiyle karşılaşan İslam filozoflarının Yunan filozoflarının düşünceleri karşısındaki durumlarına yer veriliyor. İlk dönemlerde kendisinden en çok etkilenilen Yunan filozofu Aristo. İslam düşüncesi birçok kabul ve eleştirilerini onun üzerinden yürütür. Çünkü Aristo çağında Batı dünyasını etkileyen en önemli isimlerden biridir. Aristo etkisinin yanı sıra Eflatun’un öğretileri de İslam düşünürlerini etkisi altına alır, ancak süreç içerisinde İslam düşünürleri özgün bir düşünce sistematiği oluştururlar. Zamanla artık bir İslam felsefesinin doğuşu ve kökleşmesi söz konusu olur. Her siyasi dönemde bu düşünce akımlarıyla yükselen kelam ve felsefelerin etkisiyle devletler yönetim yapılarını pekiştirir. İslam tarihi incelendiğinde, idari farklılıkların İslam’ın anlaşılması ve yorumlanmasındaki farklılıklardan kaynaklandığı, devletten devlete önemli farklılıklar oluşturduğu görülür.

ARNALDEZ’DEN İLGİNÇ YORUMLAR

İzzet Tanju, İslam’dan Batı’ya Düşüncenin Yol Alışı’nda Batı’yla köprü kurmuş, düşünce tarihine damgasını vuran kimi İslam düşünürlerinin görüşlerine ve Roger Arnaldez’in “Kültür’de Çöküş” konulu Bordeaux Symposiumu’ndaki iki önemli bildirisine de yer vermiş. Batı felsefesinin tıkanma noktasında olduğu bir dönemde İslam düşünürlerinin Aristo ve Eflatun’un görüşlerini şerh ettikleri gibi onlara eleştirel yaklaşımda bulunarak, felsefeye yaptığı katkılara da dikkat çekiliyor bu bölümde. Ana görüş olarak İslam felsefesinin donuk ve kötürüm olduğunu düşünen ünlü oryantalist Arnaldez, bu tebliğlerinde Batı felsefesiyle, İslam felsefesi arasındaki ilişkilere de değiniyor. Arnaldez, İslam felsefecileri El Kindi, Farabi ve İbn-i Rüşd’ün Aristo ve Eflatun felsefelerini nasıl ve ne şekilde değerlendirdiklerini ele alırken bu düşünürlerin usül bakımından farklı yöntemler izlediğine dikkat çekiyor: “Farabi, Aristo’nun birçok eserini şerh etti. -El Kindi’den bu bakıma ayrılır. Felsefi geleneğin teknik ayrıntılarını çok daha iyi bilmektedir. Arapça yazan Farabi, hem Aristo’nun eldeki bütün yazılarını, hem de onun Yunanlı büyük yorumcularını çok iyi bilen ilk filozoftur.”

KÖKLERİ EL-KİNDİ’DE DALLARI İBN-İ SİNA’DA OLAN GELENEK

İslam’dan Batı’ya Düşüncenin Yol Alışı’nda en çarpıcı örnek ise şu: “İbn Rüşd-Aguinolu Tommasa Köprüsü’dür” diyen Arnaldez, İbn Rüşd’e Batı’da “yorumcu” denmesinin nedenlerini de bu ilişkide arıyor, onu akılcı geleneğin en üst temsilcilerinden sayıyor. “İslam diyarında klasik akılcı geleneğin vardığı son noktadır İbn Rüşd. Bu geleneğin kökleri el-Kindi’de, gövdesi el-Farabi’de, dalları İbn Sina’dadır. İbn Rüşd, Aristo akılcılığına dönüşü gerçekleştirerek geleneği tamamlar.”

Arnaldez İslam felsefecilerinin en önemli ismi Gazali’ye de bu bağlamda tebliğinde önemli bir yer vererek; “Gazali ile İbn Rüşd, İslam’da felsefenin donuklaşmasını durdurabilecek iki büyük düşünürdü.”diyor. “Kültürde Donuklaşmanın Ekonomik ve Toplumsal Etmenleri ve Bizans İmparatorluğu Konusunda Çöküş Kavramı” başlığı altında ele alınan iki değerlendirme yazısıyla son bulan kitapta ayrıca bu tebliğlerle ilgili kısa tartışma bölümlerine de yer verilmiş. İslam felsefesinin tarihsel ve güncel sorunlarına, bugün İslam felsefesinin neden sonlandığına ve bu çerçevede düşünülebilecek sorulara aranacak cevaplarda bizlere işaretler sunan kitap,  Batı kültürünün İslam kültürüyle temel farklılıklarını anlamaya da yardımcı olacak türden.

 

 

İslam’dan Batı’ya Düşüncenin Yol Alışı

İzzet Tanju

Ötüken Yayınları