Yıl: 2014

  • İmam Hatip Okulları Kutlu Doğum Programı

     

    Başbakan Erdoğan: (1) “O kadar bahtiyarım ki imam hatip okuluna gittim, orada okudum, orada Kur’an ve Siyer ile ilim şehrinin havasını teneffüs ettim ve oradan mezun oldum. O kadar gururluyum ki, 4 çocuğumun, iki kızımın ve iki oğlumun imam hatip okullarında Kur’an ve Siyer terbiyesiyle yetişmiş olmaları.
    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, imam hatip okulunda okumak, orada Kur’an ve Siyer ile ilim şehrinin havasını teneffüs etmenin bahtiyarlığını yaşadığını ifade ederek, “Şahsıma 12 yıllık başbakanlığımda yaptıklarımdan, ‘Nedir diye’ sorulursa, ‘Bunu söyle bakalım’ derseler, öyle tahmin ediyorum ki, imam hatip okullarına yeniden can suyu vermiş olmak şerefi yetecektir” dedi.
    Başbakan Erdoğan, ÖNDER İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği tarafından Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlenen “2014 İmam Hatip Okulları Kutlu Doğum Programı”nda konuştu.

    Hz. Muhammed’i alemlere teşrifinin sene-i devriyesinde bir kez daha hürmetle yad ettiğini belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Allah’ın salat ve selamı Efendimiz Hazretleri’nin üzerine olsun. Allah’ın selamı, onun Ehl-i Beyti’nin, raşit halifelerinin, tüm sahabi kiramın üzerine olsun. Osmanlı Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman, yazdığı o güzel nat ile efendilerin efendisine, alemlere rahmet olarak gönderilmiş Hazreti Nebi’ye şöyle sesleniyor. ‘Umarım her bir adın başka şefaat eyleye/Ahmed-ü Mahmud Ebu’l-Kasım Muhammed Mustafa.’

    O, en güzel isimlerin sahibine, O övülmüş insana, rehberimiz, önderimiz, sevgililerin en sevgilisine biz de Yaman dedenin o muhteşem natı ile sesleniyor ve diyoruz ki; ‘Yanan kalbe devasın sen, bulunmaz bir şifasın sen/Muazzam bir sehasın sen, dilersen runumasın sen/Habib-i Kibriyasın sen, Muhammed Mustafa’sın sen/Cemalinle ferehnak et ki yandım ya Resulallah.’ Rabbim bize onun mübarek sancağı altında haşrolmayı nasip etsin. Bize layıkıyla ona ümmet olmayı, onun tertemiz ayak izinden gitmeyi, onun şefaatine nail olmayı, rabbim inşallah hepimize müvesser kılsın.”

    “Hazreti Peygamber kurumuş kalplere yağmur gibi inen rahmetti”

    Başbakan Erdoğan, Fetih Suresi’nin 8. ayetinde Cenab-ı Allah’ın, habibine ve onun ümmetine seslenişini Arapça okudu. Ayetin “Muhakkak ki biz seni şahit olarak, bir müjdeleyici olarak, bir uyarıcı olarak gönderdik” şeklindeki tercümesini de ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

    “Rasulu Ekrem Efendimiz bir müjdeciydi, kurumuş topraklara inen yağmura nasıl rahmet denilirse işte Hazreti Peygamber de kurumuş, çöle dönmüş, çoraklaşmış kalplere bir yağmur gibi inen rahmetti. Hazreti Peygamber, ilmin ete kemiğe bürünmüş, ilmin mücessem, müşahhas haliydi. Oturuşu, kalkışı, yürüyüşü, duruşuyla o mübarek başından mübarek ayağına kadar tavrıyla edasıyla kalbinden ve dilinden terünnüm ettikleriyle her bir sözüyle o tam anlamıyla bir hikmetti.

    Hazreti Peygamber harflerin, kelimelerin, cümlelerin ve beytlerin tarif etmekte aciz kaldıkları, şairlerin dahi ona övgü yazmaktan sakındıkları bir insandı. Yeryüzünde hiç bir insan yoktur ki hayatı, hatta hayatının her bir anı, her bir zerresi, her ibret vesikası olan anı döne döne okunacak bir ilim kitabı, silinmez bir eser olarak insanlığa miras kalsın. Peygamber efendimiz kendisinin, ilmin ve hikmetin şehri olduğunu Hazreti Ali’nin de o hikmet ve hizmet şehrinin kapısı olduğunu buyuruyor.”

    “O kadar bahtiyarım ki; imam hatip okuluna gittim”

    Siyer-i Nebi’nin son derece önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, Siyer-i Nebi’nin ilim ve hikmet şehrini anlama gayesi olduğunu kaydetti.

    Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Siyer-i Nebi, Hazreti Peygamberi anlamak, onun hayatını öğrenme suretiyle ilim şehrine vakıf olabilmektir. İmam hatip öğrencilerini farklı kılan Kur’an-ı Kerim ile birlikle Siyer-i Nebi’yi öğrenmeleri, Hazreti Peygamber’in hayatına vakıf olarak, ilim şehrinin o muhteşem atmosferini teneffüs etmeleridir.

    O kadar bahtiyarım ki; imam hatip okuluna gittim, orada okudum, orada Kur’an ve Siyer ile ilim şehrinin havasını teneffüs ettim ve oradan mezun oldum. O kadar gururluyum ki, 4 çocuğumun, iki kızımın ve iki oğlumun, imam hatip okullarında Kur’an ve Siyer terbiyesiyle yetişmiş olmaları beni mutlu etti. Yine o kadar mutluyuz ki, 28 Şubat ile kat sayı ve başörtüsü yasağıyla kapılarına kilit vurulmuş imam hatip okullarını yeniden açma, onlara eski hürriyetlerini, eski emniyetlerini yeniden kazandırma, imam hatip okullarının yeniden can bulması için hizmetkarlık etme şerefine nail olduk. Yine o kadar mesuduz ki, Kur’an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi derslerini tüm okullarımızda seçmeli ders olarak okutabilme, gençlerimizin, öğrencilerimizin, velilerin önüne o ilim şehrine girebilme imkan ve tercihini sunabildik.

    Eğer şahsıma 12 yıllık başbakanlığımda yaptıklarımdan, ‘Nedir diye’ sorulursa, ‘Bunu söyle bakalım’ derseler, öyle tahmin ediyorum ki imam hatip okullarına yeniden can suyu vermiş olmak şerefi yetecektir.”

  • Arapça Dil Laboratuvarı Açıldı

     

    Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi bünyesinde kurulan Arapça Dil Laboratuvarı, öğrencilerin Arapça öğrenmesini ve daha kaliteli eğitim almasını sağlayacak.

    İlahiyat fakültesinde kurulan 50 öğrenci kapasiteli Arapça Dil Laboratuvarının açılışı yapıldı. Teknolojiyi kullanarak öğrencilerine Arapça başta olmak üzere birçok alanda eğitim imkanı sağlayacak olan laboratuvar, daha kaliteli hizmet için öğrencilere her türlü imkanı sunuyor.

    Laboratuvarın açılış kurdelesini kesen Rektör Prof. Dr. Peyami Battal, sistemin işleyişini oturduğu yerden test ederek, öğrencilerle avantajlarını paylaştı.

    Battal, gazetecilere yaptığı açıklamada, ilahiyat fakültesi öğrencilerinin daha iyi eğitilmesi amacıyla güzel bir sistem kurduklarını belirterek, öğrencilere, dünyadaki en iyi eğitimin verildiği yerlerdeki eğitim imkanını sağlamaya çalıştıklarını söyledi.

    “Öğrencilerimize laboratuvarlarımızda uygulamalı eğitim vermeye çalışıyoruz. Tek amacımız, tek hedefimiz öğrencilerimizi çağdaş eğitim düzeyinde yetiştirmek” diyen Battal, üniversite olarak son üç yıl içerisinde önemli adımlar attıklarını ifade etti.

    İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulbaki Güneş ise laboratuvar sayesinde öğrencilerin okul bitiminde çok rahat şekilde Arapçayı anlama, konuşma ve kendilerine gelen konuşmaları çözebilme yeteneğine kavuşacağını dile getirdi.

  • İtina İle Tez Yazılır / Ücret Tarifesi 1500’den Başlıyor

     

     

    Üniversitelerde yıl sonu yaklaşırken son sınıf öğrencilerini tez telaşı sardı. Lisanstakiler okulu bitirip iş hayatına atılmanın, yüksek lisans vedoktora öğrencileri ise akademik kariyerlerinde bir üst basamağa adım atmanın hayalindeler. Geleceğe dair hayaller farklı olsa da bu dönemde tüm öğrencilerin kabuslarının adı ortak: Tez. İşte bu ortak kabus, Türkiye’de yeni bir sektör yarattı: “Tez yazımı”.

    Her şey profesyonelce

    Tez merkezi adı altında kurulan merkezler, internetteki ilan sitelerine “Tez yazılır” ilanı verenler öğrencilerin yerine tezlerini yazıyorlar. Bu süreçte öğrencilere tek düşen; konu belirlemek, hoca ile görüşmeleri yürütmek ve gerekirse saha araştırmasını yapmak. Fiyatlar lisanstan doktora tezine doğru orantılı yükseliyor.

    Tez aşamasında bir öğrenci olarak ‘merkezler’i aradığımızda ilk dikkatimizi çeken son derece profesyonel yaklaşımları oluyor. Karşı taraf isminizi dahi sormadan talebinizi alıyor. Ardından gelen ilk soru: “Konunuz nedir?” Sonra bunu sırasıyla “Ne kadar süremiz var?”, “Araştırma yöntemi olarak anket mi yoksa derinlemesine mülakat mı kullanacaksınız?”, “Hangi okuldansınız?” soruları takip ediyor.

    ‘Bu konuya 250 sayfa yeter’

    Eğer konunuz, hakkında fazla çalışılmamış bir konuysa biraz endişeyle yaklaşıyor fakat tez yazım kadrolarında bunu halledebilecek yetide kişiler bulunduğunu söylüyorlar. Daha sonra sıradaki soruya geçiyoruz: “Ne kadar süremiz var?” Normalde Türkiye’de toplam doktora süresi dersler ve yeterlilik sınavı ile birlikte 4 yılken, hemen tüm merkezler 1 yılın bir doktora tezini sıfırdan yazmak için yeterli olduğunu vurguluyor.

    Sürede anlaştıktan sonra detaylara giriyoruz. “Tezinizde saha araştırması olacak mı?” sorusu geliyor. “Derinlemesine mülakatlar yapacağım” deyince hepsi saha araştırması kısmını yapmadıklarını belirtiyorlar. ‘Uzmanlaşmış’ merkez yetkilileri kimi zaman akıl da veriyorlar. Bir merkez yetkilisi, “Derinlemesine mülakat yapacağım” yanıtını aldığında, “Neden derinlemesine mülakat? Anket daha kolay. Öyle yapın” diyor. “Hoca istedi” deyince de “Türkiye’de mülakat analizi konusunda uzman pek isim yok, bu süreyi uzatır ama yapabilecek arkadaşlar var ekibimizde” yanıtını veriyor. Aynı kişi araştırma yöntemine müdahale etmekle kalmayıp devamında sayfa sayısında da görüş belirtiyor. “Biliyorsunuz bir doktora tezi yani yaklaşık 300-400 sayfalık bir tezden bahsediyoruz” dediğimizde yanıtı net: “Bu konu için 200 bilemedin 250 sayfa yeter.”

    Tüm bu konuşmaların ardından sıra tezini yazdırmak isteyen öğrencinin sorularına geliyor. İlk soru tabii ki fiyat. Doktora tezi için verilen alt fiyat 7 bin TL civarındayken 10 bin TL’ye kadar çıkabileceği belirtiliyor. Yüksek lisans tezleri içinse ortalama fiyat 1500 TL.

    Tezi yazanla tanışmak yasak

    Öğrenciden gelen, “Tezimi kim yazacak” sorusunun cevabı ise son derece ‘gizemli’. Söz konusu doktora ise tezi, bir yardımcı doçentin yazacağını söylüyorlar. Lisans ya da yüksek lisans tezi söz konusu olduğunda ise yazanlar genellikle yüksek lisans ya da doktora öğrencileri oluyor.

    Fakat söz konusu özellikle doktora tezi olduğunda tezi yazan kişiyle iletişim kurmanız yasak. Çünkü yazanlar akademisyen oldukları için deşifre olmak istemiyorlar. Ne onlar kimin tezini yazdıklarını ne de siz tezinizin kimin tarafından yazıldığını asla bilmiyorsunuz.

    Akademi etiğini baştan sona ihlal edenlerin konuşmalar sırasında yaptıkları ortak etik vurgu ise son derece çarpıcı: “Tezinizde asla kopyala yapıştır olmayacak, bütün alıntıların referansları belirtilecek.”

    ‘Bu durum devleti dolandırmaktır’

    Hukukçular, uygulamanın tamamen hukuka aykırı olduğunu söylüyorlar. Fikir ve sanat eserleri hukuku konusunda uzmanı Avukat Filiz Ceritoğlu Sengel, durumun hem yazan hem de yazdıran için hukuk dışı olduğunu söylüyor. “Eğer tezin başkası tarafından yazıldığı ispatlanırsa kişi aldığı unvanı kaybeder. Ayrıca tezi yazan kişi kendisinin yazdığını ispatlarsa, o tezin kitaplaştırılması durumunda kazanılacak tüm maddi gelir ile manevi her türlü hak yazana ait olur” diyen Sengel, “Ayrıca her iki taraf için de ortaya çıkması durumunda cezai müeyyidesi var. Bu şekilde siz bir devlet kurumunu dolandırmış oluyorsunuz” diyor. Sengel, tezlerin Türkçe’den İngilizce’ye çevrilmesi durumunun ise farklı olduğunu, burada sadece tercüme yapıldığı için konunun yasal ve kabul edilebilir olduğunu belirtiyor.

    Burcu Ünal

    Milliyet

  • İlahiyatta Boş Yok

     

    İlahiyat eğitimi almak isteyen adaylar için sınav süreci sona erdi. Gözler temmuzdaki tercih döneminde. En çok öğrenci alan programlar arasında bulunan ilahiyatta çekişme kıyasıya. Geçen yıl tek boş kontenjan kalmadı. Bu yıl da tabloda değişiklik görülmüyor.

    Adaylar; işletme, iktisat, hukuk, tıp, makine mühendisliği ve Türk dili ve edebiyatının ardından en çok örgün öğretim kontenjanına sahip ilahiyat bölümleri için kıyasıya bir çekişme yaşanıyor. 2013ÖSYS‘de üniversitelerdeki 10 binin üzerinde ilahiyat kontenjanında tek bir boş yer kalmamıştı. Bu yıl da tablonun değişmesi beklenmiyor. Kız öğrencilerin ağırlıkla tercih ettiği ve YGS-4 puan türüyle öğrenci alan ilahiyat bölümleri için sınav süreci tamamlandı. Temmuzdaki tercih dönemi bekleniyor. Ancak henüz lise sonda olan adaylar için gelecek günleri iyi değerlendirmek ve lise mezuniyet notlarını olabildiğince yükseltmek önemli. Bugün Türkiye’de İlahiyat programları ile ilgili detayları sizlerle paylaşıyorum.

    VAKIFLAR İLGİ GÖSTERMİYOR

    – 2013 ÖSYS’de ilahiyat tercih eden adaylar 46’sı devlet, biri vakıf ve biri de Kıbrıs olmak üzere 48 farklı üniversite içinden tercih yaptılar. Bu üniversitelerdeki toplam 10 bin 669 kontenjanın yüzde 99’u devlet üniversitelerinde.

    – Yerleşme istatistikleri ilahiyat programlarının hem devlet hem vakıf hem de Kıbrıs üniversitelerinde oldukça gözde olduğunu gösteriyor. Temmuz 2013’te açıklanan ilk yerleştirmelerde kontenjanların tamamının dolduğunu görüyoruz.

    – İlahiyat programlarına yerleşen adayların büyük bir çoğunluğunun daha sonra kesin kayıt yaptırdığı anlaşılıyor. Kesin kayıt yaptırmayanların oranı yüzde 4.5 seviyesinde. Bu düşük oran, ilahiyat tercihi yapanların bilinçli ve istekli şekilde bu bölümü tercih ettiklerinin bir göstergesi.

    – Kontenjan büyüklükleri incelendiğinde pek çok meslek dalında önemli paya sahip olan vakıf üniversitelerinin ilahiyat alanına ilgi göstermedikleri anlaşılıyor.

    EN YÜKSEK MARMARA ÜNİVERSİTESİ

    -İlahiyat bölümlerinin coğrafi dağılımına göre Türkiye’de 45 farklı şehirde ilahiyat eğitimi almak mümkün. Vakıf üniversitelerinde ilahiyat okumak için tek seçenek İstanbul ve Kıbrıs.

    – İlahiyat okumak isteyen adaylar için ikinci öğretim seçenekleri de mevcut. İkinci öğretim kontenjanı 4 bin 976 toplamın yüzde 47’sini oluşturuyor. İlahiyat’ta uzaktan eğitim almak mümkün değil.

    – Ankara, İstanbul ve Marmara üniversitelerinde İngilizce ilahiyat programlarının da olduğunu belirtmek isterim.

    – Marmara Üniversitesi İngilizce İlahiyat, 443.725 puanla en yüksek taban puana sahip program. Bunu aynı üniversitenin Türkçe programı ile İstanbul ve Ankara üniversitelerinin İngilizce programları izliyor.

    – İlahiyat bölümü olan tek vakıf üniversitesi olan Fatih Üniversitesi’nin tam burslu programının taban puanı, tüm ilahiyat programları arasındaki en yüksek taban puana sahip (454.816).

    YÜKSEK PUANLI ÖĞRENCİ ALIYOR

    Büyük şehirlerdekine kıyasla ülkenin doğusundaki taban puanlar düşük gözükse de diğer pek çok meslekle kıyaslandığında ilahiyat bölümlerinin görece daha yüksek puanlarla öğrenci aldığı dikkat çekiyor. Bu sayısal üstünlükte, ilahiyat bölümlerine ek puan ile (0.18 katsayı ile) yerleşen imam hatip lisesi mezunlarının varlığı önemli bir rol oynuyor.

    Akşam

     

    BURAK KILANÇ

    burak.kilanc@aksam.com.tr

  • Fasih Arapça Videoları İndir-İzle

     

    Bu dersleri hazırlayan ve anlatan kullanıma açan Darul Hikme Ekibinden de Allah Razı olsun..

     TÜM  DERSLERİ İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

    Ders Listesi

     

    Devamını Oku »

  • Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesine Dekan Ataması Yapıldı

     

    YÖK’ten yapılan açıklamaya göre, dün gerçekleştiren Genel Kurul toplantısında, eğitim, kadro, mevzuat ve vakıf üniversiteleri komisyonları raporlarının yanı sıra diğer gündem maddeleri görüşülerek karara bağlandı.

    Toplantıda devlet üniversitelerine ait 29 fakülteye yeni dekan ataması yapıldı.

    Buna göre, üniversiteler, fakülteleri ve dekanları şöyle:

    Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesine Prof. Dr. İbrahim Gençsoylu, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesine Prof. Dr. Coşkun Bayrak, Ardahan Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesine Prof. Dr. Alpaslan Ceylan, Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesine Prof. Dr. Mehmet Kavukçu, Bartın Üniversitesi Eğitim Fakültesine Prof. Dr. Firdevs Güneş, Bayburt Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesine Prof. Dr. Bener Güngör, Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesine Prof. Dr. Taylan Akdoğan, Dumlupınar Üniversitesi Simav Teknik Eğitim Fakültesine Prof. Dr. Hasan Göçmez, Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesine Prof. Dr. Sultan Taşçı, Galatasaray Üniversitesi Mühendislik ve Teknoloji Fakültesine Prof. Dr. Hakkı Ziya Ulukan, Gazi Üniversitesi Polatlı Fen Edebiyat Fakültesine Prof. Dr. Selçuk Kervan, Teknik Eğitim Fakültesine Prof. Dr. Ahmet Özdemir, Gaziantep Nizip Eğitim Fakültesine Prof. Dr. Mehmet Özaslan, Hacettepe Üniersitesi İktisadi ve İdari BilimlerFakültesine Prof. Dr. Uğur Ömürgönülşen, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesine Prof. Dr. Ahmet Yeşil, Sağlık Bilimleri Fakültesine Prof. Dr. Halil Koyuncu, Siyasal Bilgiler Fakültesine Prof. Dr. Emrah Cengiz, Karabük Üniversitesi Mühendislik Fakültesine Prof. Dr. Refik Polat, Karadeniz Teknik Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesine Prof. Dr. Sonay Çevik, Kırıkkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesine Prof. Dr. Ali Erişen, Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesine Prof. Dr. İbrahim Bilgin, Necmettin Erbakan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesine Prof. Dr. Bilal Kuşpınar, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesine Prof. Dr. Recep Tapramaz, Trakya Üniversitesi Fen Fakültesine Prof. Dr. Ömer Zaim, Mimarlık Fakültesine Prof. Dr. Hamide Burcu Özgüven, Türk Alman Üniversitesi Hukuk Fakültesine Prof. Dr. Zafer Zeytin,

    Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesine Prof. Dr. Yaşar Aydınlı,

    Tıp Fakültesine Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, Ziraat Fakültesine Prof. Dr. İsmail Filya.

    -Başkent Üniversitesi rektör adayı için olumlu görüş

    Ayrıca Başken Üniversitesi mütevelli heyeti tarafından rektör adayı olarak Yükseköğretim Kuruluna önerilen Prof. Dr. Ali Haberal hakkında olumlu görüş bildirilmesine karar verildi.

    13 vakıf üniversitesinin mütevelli heyeti tarafından dekan adayı olarak Yükseköğretim Kuruluna önerilen kişiler hakkında da olumlu görüş bildirilmesi kararlaştırıldı. Bu dekanların isimleri şöyle:

    Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesine Prof. Dr. Sema Esen Soygeniş, Başkent Üniversitesi Mühendislik Fakültesine Prof. Dr. Berna Dengiz, İpek Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine Prof. Dr. Gökhan Bacık, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesine Prof. Dr. İsmet Vildan Alptekin, KTO Karatay Üniversitesi Mühendislik Fakültesine Prof. Dr. Özcan Tan, MEF Üniversitesi Eğitim Fakültesine Prof. Dr. Mustafa Özcan, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesine Prof. Dr. Recep Erhan Erkut, Mevlana Üniversitesi Eğitim Fakültesine Prof. Dr. Vehbi Çelik, Özyeğin Üniversitesi Mühendislik Fakültesine Prof. Dr. Arif Tanju Erdem, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesine Prof. Dr. Emine Meltem Denizel Karakaya, Sanko Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesine Prof. Dr. Nalan Akbayrak, Tıp Fakültesine Prof. Dr. Salih Murat Akkın, Turgut Özal Üniversitesi Mühendislik Fakültesine Prof. Dr. İsmail Ertürk.

  • Diyanet’in Sözleşmeli alımında minimum puanlar 2014

     

    2014 Yılı 4-B Sözleşmeli Personel Alımı (SÖZPER-2014-I) Sözlü Sınavı Yer ve Tarih Duyurusu

    D U Y U R U

    2014 Yılı 4-B Sözleşmeli Personel Alımı (SÖZPER-2014-I) Sözlü Sınavına başvuran adaylardan sınava katılmaya hak kazananlar “Sınav Giriş Belgesi”ni https://ikys.diyanet.gov.tr/Sinav/KurumDisi adresinden alabileceklerdir.

     

    Adaylar, TC Kimlik No’lu kimlik belgelerinden biri (nüfus cüzdanı, pasaport veya ehliyet) ve sınav giriş belgesiyle saat 08:30’da sınav giriş belgesinde belirtilen sınav tarihi ve sınav merkezinde hazır bulunacaktır. Kimlik belgesi veya sınav giriş belgesi bulunmayan adaylar sınava alınmayacaktır.

    Gruplara Göre Sözlü Sınava Çağrılan En Son Adayın KPSS Taban Puanları

    2014 Yılı 4-B Sözleşmeli Personel Alımı (SÖZPER-2014-I)
    GRUP ADI SÖZLÜ İÇİN KPSS TABAN PUANI
    İlahiyat Fakültesi + Hafız Onaylı başvuru olmadı.
    İlahiyat Fakültesi 40,27846
    İlahiyat Ön Lisans + Diğer Lisans + Hafız Onaylı başvuru olmadı.
    İlahiyat Ön Lisans + Diğer Lisans 47,42299
    İlahiyat Ön Lisans + Hafız 58,41150
    İlahiyat Ön Lisans 52,10248
    İ.H.L. + Diğer Lisans + Hafız 55,43398
    İ.H.L. + Diğer Lisans 42,06443
    İ.H.L. + Diğer Ön Lisans + Hafız Onaylı başvuru olmadı.
    İ.H.L. + Diğer Ön Lisans 55,98656
    İ.H.L. + Hafız 58,04654
    İ.H.L. 73,00178
  • YÖK PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ HAKKINDA DUYURU

     

    PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ HAKKINDA DUYURU
    Yükseköğretim Kurulu tarafından geçtiğimiz haftalarda pedagojik formasyon eğitimi konusunda alınan yeni kararlar, kamuoyuna duyurulmuş; eğitim/eğitim bilimleri fakültesi ve eğitim bilimleri bölümü olan üniversitelerde, lisans mezunları için açılan pedagojik formasyon eğitimi sertifika programları, hayat boyu öğrenme kapsamında bir kişisel gelişim programı olarak değerlendirilmiştir. Üniversitelerimizin imkanları ölçüsünde bu programların, talep edenlere lisans eğitimi sırasında da sunulmasına karar verilmiştir. Kurulumuza konuyla ilgili olarak yöneltilen bazı sorular nedeniyle söz konusu kararlarda yer alan bazı hususlara ilişkin açıklama yapma ihtiyacı duyulmuştur.

    Pedagojik formasyon eğitimi sertifika programları, pedagojik formasyonla ilgili usul ve esaslar çerçevesinde, lisans eğitiminden ayrı olarak YÖK tarafından izin verilen üniversitelerde açılmaktadır. Lisans eğitimine devam eden öğrencilerle ilgili olarak önümüzdeki günlerde eğitim fakültesi bulunan üniversitelere YÖK tarafından gönderilecek bir forma göre programa katılmak isteyen lisans öğrencileri için ön kayıt yapmaları istenecektir. Daha sonra doldurulan bu formlar, YÖK’te değerlendirilecek ve açılması kesinleşen alan ve kontenjanlara bağlı olarak üniversiteler kesin kayıt yapacaklardır. Lisans öğrencilerinden programa başvuruda herhangi bir seçme yöntemi uygulanmamakla birlikte bazı üniversitelerin kapasitelerinin üstünde başvuru olduğunda belirleyecekleri bazı kriterlere göre sıralama yapabileceklerdir.

    Lisans eğitimine paralel olarak yürütülecek programlar, mezunlar için açılan programlarla birlikte aynı usul ve esaslara tabidir. İlgili üniversiteler, programların yürütülmesinde kendi imkanlarına ve öğrenci ihtiyaçlarına göre, gündüz, akşam, hafta sonu gibi farklı alternatifler sunabilecek; bunların dışında yaz okulu uygulaması (uygulamalı dersler hariç), uzaktan öğretim (uygulamalı dersler hariç) ve gerek duyulduğunda açık öğretim fakültesinden yararlanabileceklerdir. Pedagojik formasyon eğitimi programlarıyla ilgili usul ve esaslar güncellenerek önümüzdeki günlerde YÖK’ün Web sayfasından ilan edilecektir. Bu konuda izlenecek süreç, aşağıda kısaca özetlenmiştir.

    Hâlihazırdaki İlgili Lisans Mezunları
    Mezunlar için pedagojik formasyon eğitimi programı açmalarına izin verilen üniversitelerde, kontenjanlar dahilinde Mayıs 2014′te ÖSYM tarafından hazırlanacak kılavuza dayalı olarak, Şubat 2014′te yapılan yerleştirmede herhangi bir üniversiteye yerleşemeyen, yerleştiği halde kayıt yaptıramayanlar, başvurularını ve tercihlerini yenileyeceklerdir. Bu yerleştirmede kayıt hakkı kazanan öğrenciler, ilgili üniversitelere başvurarak 2014-2015 öğretim yılı yaz döneminden itibaren iki dönem olarak düzenlenecek bu programlara başlayacaklardır. Yaz dönemi açılamayan ilgili üniversitelerde programın ilk döneminde yer alan teorik dersler, ilgili üniversiteler ya da işbirliği yapacakları birimler ve kurumlar tarafından uzaktan ve açık öğretim yoluyla sunulacaktır.

    Hâlihazırda Son Sınıfta Olan Lisans Öğrencileri
    Halen üniversitelerin son sınıfında, yani sekizinci dönemde bulunan ve ilgili lisans programlarına devam eden öğrenciler, program açılmasına izin verilen üniversitelerde eğitim/eğitim bilimleri fakültelerine başvurarak açılacak programlara kayıt yaptıracaklardır. Bu öğrenciler için açılacak programlar, 2013-2014 öğretim yılı yaz dönemi ve 2014-2015 öğretim yılı güz dönemi olmak üzere iki dönem halinde düzenlenecektir.

    Halen Üçüncü Sınıf Öğrencileri
    Halen üniversitelerin üçüncü sınıfında, yani altıncı dönemde bulunan ve ilgili lisans programlarına kayıtlı olan öğrenciler, program açılmasına izin verilen üniversitelerde eğitim/eğitim bilimleri fakültelerine 2014-2015 öğretim yılı başında kayıt döneminde başvurarak kayıt yaptıracaklardır. Bu öğrenciler için açılacak programlar, 2014-2015 öğretim yılı güz dönemi ve 2014-2015 öğretim yılı bahar dönemi olmak üzere iki dönem halinde düzenlenecektir.

    Halen İkinci Sınıfta Olan Öğrenciler
    Halen ilgili lisans programlarının ikinci sınıfında, yani dördüncü dönemde bulunan öğrenciler, program açılmasına izin verilen üniversitelerde eğitim/eğitim bilimleri fakültelerine 2014-2015 öğretim yılı başında kayıt döneminde başvurarak kayıt yaptıracaklardır. Bu öğrenciler için açılacak  programlar, 2014-2015 öğretim yılı güz döneminde başlamak üzere dört dönem halinde düzenlenecektir.

    Halen Birinci Sınıfta Olan Öğrenciler
    Halen üniversitelerin birinci sınıfında, yani ikinci dönemde olup ilgili lisans programlarına devam eden öğrenciler, program açılmasına izin verilen üniversitelerde eğitim/eğitim bilimleri fakültelerine, 2014-2015 öğretim yılı başında başvurarak kayıt yaptıracaklardır. Bu öğrenciler için açılacak programlar, 2014-2015 öğretim yılı güz döneminde başlamak üzere altı dönem halinde düzenlenecektir. İzleyen öğretim yıllarında ise ikinci sınıfın üstündeki lisans öğrencilerinden yeni kayıt alınmayacaktır. Bu öğrenciler, istedikleri takdirde mezunlar için açılan programlara başvurabilecektir.

    Açıköğretim ve Uzaktan Öğretim Programlarına Kayıtlı Öğrenciler
    Öğretmenliğe başvurabilecek lisans alanları içinde yer alıp uzaktan ve açık öğretim programlarına (Tarih, Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya, Felsefe vb.) devam eden öğrenciler, örgün eğitim programlarına devam eden öğrencilerle aynı koşullarda kayıtlı bulundukları üniversitelerde pedagojik formasyon programları açılmışsa, bu programlara başvurabilirler.

    Eğitim/Eğitim Bilimleri Fakültesi Bulunmayan İllerdeki ve Üniversitelerdeki Öğrenciler
    Bünyesinde eğitim/eğitim bilimleri fakültesi olmayan ve pedagojik formasyon programı açılmayan üniversitelerin lisans programlarına devam eden öğrenciler, aynı ildeki ya da başka bir ildeki program açılmasına izin verilen üniversitelere başvurabileceklerdir.

                                                                 Özet Tablo

    Nisan 2014 İtibariyle
    Öğrencilerin Durumu
    Programın Başlama
     Dönemi
    Programın Bitiş 
    Dönemi
    Programın Normal 
    Süresi
    Lisans Mezunları 2013-2014
    Yaz Dönemi
    2014-2015
    Güz Dönemi
    Sonu
    İki Yarıyıl
    4. Sınıf Öğrencileri 2013-2014
    Yaz Dönemi
    2014-2015
    Güz Dönemi
    Sonu
    İki Yarıyıl
    3. Sınıf Öğrencileri 2014-2015
    Güz Dönemi
    2014-2015
    Bahar Dönemi Sonu
    İki Yarıyıl
    2. Sınıf Öğrencileri 2014-2015
    Güz Dönemi
    2015-2016
    Bahar Dönemi Sonu
    Dört Yarıyıl
    1. Sınıf Öğrencileri 2014-2015
    Güz Dönemi
    2016-2017
    Bahar Dönemi Sonu
    Altı Yarıyıl

    Formasyona ilişkin güncellenen usul ve esaslar önümüzdeki günlerde Yükseköğretim Kurulu web sitesinde yayınlanacaktır.

  • İnönü Ü. İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emir Kuşçu Vefat Etti

    Malatya İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Emir Kuşçu(35), 4.

    Malatya İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Emir Kuşçu(35), 4. kattaki evinin balkonundan, dengesini kaybederek düştü. Kuşçu hayatını kaybetti.

    İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Emir Kuşçu, üniversite yerleşkesi içindeki personel lojmanları 25. blokta 4. kattaki evinin balkonundan dengesini kaybederek aşağı düştü. Beton zemine çakılan Kuşçu’nun durumunu gören komşuları, 112 acil servis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine gelen acil servis ekipleri akademisyeni İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’ne kaldırdı. Kuşçu, burada yapılan müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.

    Kuşçu’nun cenazesi otopsi Turgut Özal Tıp Merkezi morgundan alınarak Malatya Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Acı olay üzerine şok geçiren eşi Hatice Kuşçu, hastaneye kaldırıldı. Cumhuriyet savcısı olay yerinde incelemelerde bulundu. Kuşçu’nun geçtiğimiz yıl Haziran ayında evlendiği, henüz çocuğu olmadığı belirtildi. Kuşçu’nun cenazesinin memleketi Samsun’da toprağa verileceği öğrenildi.

    Emir Kuşçu’nun ölümü nedeniyle İlahiyat Fakültesi’nde bugün ve yarın yapılacak vize sınavları ileri bir tarihe ertelendi.

    İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Dinler Tarihi ABD Başkan Yardımcısı, Yrd. Doç. Dr. Emir Kuşçu’nun 4. kattaki evinin balkonundan düşerek yaşamını yitirdiği öğrenildi.
    Edinilen bilgiye göre, İnönü Üniversitesi Kampüsü’ndeki olay bugün öğle saatlerinde meydana geldi. Kampüsteki akademik personel lojmanlarında ikamet eden Yrd. Doç. Dr. Emir Kuşçu’nun evinin balkonunda iken dengesini kaybederek yere düştüğü belirtiliyor.
    Samsunlu olan Yrd. Doç. Dr. Emir Kuşçu geçtiğimiz yılın yaz aylarında evlenmişti.
    Dinler Tarihi uzmanı olan Yrd. Doç. Dr. Emir Kuşçu’nun, ‘Dinler Tarihinin Eleştirel Bağlamı: Jeneoloji, Yapıbozum, Post-Kolonyal Eleştiri’, ‘Rudolf Bultmann: Mitoloji ve Hermenötik Sorun’ ve ‘Din Fenomenolojisi, W.C. Smith Örneği’ adlı 3 kitabı bulunuyordu.
    Yrd.Doç.Dr. Kuşçu’nun cenazesinin, Adli Tıp’daki otopsi işlemlerinin ardından Samsun’a götürülerek, toprağa verileceği öğrenildi.
    Ayrıca, Yrd.Doç.Dr. Kuşçu için, İnönü Üniversitesi Camii’nde yarın Cuma namazını müteakip gıyabi cenaze namazı kılınacağı da belirtildi.
    Öğrencileri Sosyal Medyada Üzüntülerini Paylaştı
    Yrd. Doç. Dr. Emir Kuşçu’nun ölümü öğrencileri arasında büyük üzüntü yarattı. Twitter ve Facebook’da başsağlığı mesajları yayınlayan ve üzüntülerini dile getiren öğrenciler ‘Hocamız daha bu yaz evlenmişti’ vurgusunu yaptı.
    Yrd. Doç. Emir Kuşçu Kimdir?
    1978 yılında Samsun -Terme’de doğan Emir Kuşçu, ilkokulu Düzce’de, ortaokulu Samsun’da bitirdi. 1994 yılında Karşıyaka Lisesi’nden, 2001 yılında 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu.
    2003 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Emstitüsü’nde yüksek lisansını tamamlayan Emir Kuşçu, 2010 yılında aynı üniversitede Dinler Tarihi Anabilim Dalı’nda doktora unvanı aldı. Emir Kuşçu, İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Dinler Tarihi ABD Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyordu.

    CİHAN

  • Aşk-ı Nebi Sergisi’ Ayasofya’da açılıyor

     

     

    Hz. Peygamber’in doğumunun 1443. yılında, 2014 yılı Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında, ‘Hicaz’dan İstanbul’a Hz. Peygamber Sevgisi; Aşk-ı Nebi Sergisi’ Topkapı Sarayı Enderun Hazine Koğuşu ve Ayasofya‘da olmak üzere iki aşamalı olarak gerçekleştirilecek. 8 Nisan Salı günü Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Emrullah İşler, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in katılımıyla resmi açılışı yapılacak olan sergiler 15 Temmuz’a kadar açık kalacak.

    EŞŞİSZ HAZİNELERİ GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

    Sergilerin küratörlüğünü Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Prof. Dr. Haluk Dursun, sanat danışmanlığını ise Prof. M. Uğur Derman ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Rıza Özcan yapıyor.

    İslam Kültür Sanat Platformu’nun da düzenleyicileri arasında bulunduğu serginin ana sponsorluğunu Ülker markasını da bünyesinde barındıran Yıldız Holding üstleniyor.

    Topkapı Sarayı’nda kutsal emanetler, Ayasofya’da eşsiz Hilye-i Şerifler

    İki aşamalı planlanan serginin ilk ayağı olan Topkapı Sarayı Enderun Hazine Koğuşu’nda 15. – 16. ve 17. yüzyıllardan kalma Mushaf-ı Şerifler, Siyer-i Nebi kitapları, Muhammediyeler, Delailül Hayratlar, Hilye-i Şerifler, Murakkalardan Hadisler, Hat levhalar, Hazine bölümünden murassa Kuran-ı Kerim muhafazaları, Hırka-i Saadetin altın mahafazalarından örnekler, Osmanlı Hanedanı tarafından vakfedilen ve Fahrettin Paşa tarafından Medine’den İstanbul’a getirilen eserler, gülabdan, buhurdan, murassa askı kandiller, Sakal-ı Şerif mahfazaları, Hz. Peygamber’in su içtiği tas, Hz. Peygamber’in Mukavkıs’a göndermiş olduğu mektup sergilenecek.

    Ayasofya’da ise yaşayan hattatların Hz. Peygamber temalı eserlerinden oluşan bir seçki sanat severlerle buluşacak. Sergiye eserleriyle katkı sağlayacak bazı hattaların isimleri şöyle; Fuad Başar, Hasan Çelebi, Hüseyin Kutlu, Hüseyin Öksüz, Abdurrahman Depeler, Adem Sakal, Ali Toy, Cevad Horan, Davud Bektaş, Erol Dönmez, Fatih Özkafa, Ferhat Kurlu, Mehmed Özçay, Mehmet Memiş, Muhammed Yaman, Mustafa Parildar, Osman Özçay, Ömer Faruk Özoğul, Savaş Çevik, Seyit Ahmed Depeler, Tahsin Kurt, Yılmaz Turan, Nuria Garcia Masip.

    İlk kez gün yüzüne çıkacak eserlerle değerli bir hazine

    Aşk-ı Nebi Sergisi bugüne kadar gerçekleştirilen en önemli Klasik İslam Sanatları çalışması olma özelliğine sahip. Yurt dışından yabancı hattatların eserlerinin de yer alacağı sergide ilk kez gün yüzüne çıkacak eserler sergilenecek.